T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/2912
Karar No : 2023/805
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Kurumu
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Unlu Mamüller Enerji Danışmanlık Gıda Turizm İnş. Catering İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti.
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onüçüncü Dairesinin 24/05/2022 tarih ve E:2021/3404, K:2022/2163 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 26/06/2012 tarih ve 28335 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 06/06/2012 tarih ve 3860/43/(1) sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu kararı ile kabul edilen Lisanssız Elektrik Üreticileri İçin Dağıtım Sistemine Bağlantı Anlaşması'nın cezai şartlara ilişkin 16. maddesinin (1) fıkrasının (a) bendinin iptaline karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Onüçüncü Dairesinin 24/05/2022 tarih ve E:2021/3404, K:2022/2163 sayılı kararıyla;
Davacı şirketin lisanssız elektrik üretimi yaptığı, 06/06/2012 tarih ve 3860/43 (1) sayılı Kurul kararı ile kabul edilen tip anlaşma niteliğinde Lisanssız Elektrik Üreticileri İçin Dağıtım Sistemine Bağlantı Anlaşması'nı 12/07/2016 tarihinde Başkent Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi ile imzaladığı, adı geçen dağıtım şirketi tarafından, taraflar arasında imzalanan Bağlantı Anlaşması'nın "Cezai Şartlar" başlıklı 16. maddesinde yer verilen "a) Üreticinin bağlantı noktasına anlaşma gücü üzerinde elektrik enerjisi vermesi" şartının gerçekleştiğinden bahisle 148.281,97-TL tutarında 09/02/2021 tarihli güç aşım bedeli faturası gönderilmesi üzerine, davacı tarafından 06/06/2012 tarih ve 3860/43 (1) sayılı Kurul kararıyla kabul edilen tip anlaşma niteliğinde Lisanssız Elektrik Üreticileri İçin Dağıtım Sistemine Bağlantı Anlaşması’nın cezai şartlara ilişkin 16. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazının geçerli görülmediği;
Dava konusu Kurul kararının tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun (6446 sayılı Kanun'la başlığı Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun şeklinde değiştirilmiştir.) 1. maddesinde yer alan "Bağlantı ve sistem kullanım anlaşmaları" tanımı, 5. maddesinin (c), (g) ve (o) bentleri, dava konusu Kurul kararının tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mülga Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretim Yönetmeliği'nin 10. maddesinin 2. fıkrasına yer verilerek;
Aktarılan mevzuat uyarınca, dağıtım sistemine bağlanacak lisanssız elektrik üreticileriyle yapılacak bağlantı ve sistem kullanım anlaşmalarında yer alacak genel hükümlerin, dağıtım şirketlerinin görüşü alınarak Kurul tarafından belirleneceği, bu kapsamda 26/06/2012 tarih ve 28335 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 06/06/2012 tarih ve 3860/43(1) sayılı Kurul kararı ile kabul edilen Lisanssız Elektrik Üreticileri İçin Dağıtım Sistemine Bağlantı Anlaşması (Tip Anlaşma)nın yayımlandığı;
Tip Anlaşma'nın cezaî şartlara ilişkin 16. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, üreticinin bağlantı noktasına anlaşma gücü üzerinde elektrik enerjisi vermesi durumunda, "Her takvim yılında; üreticinin sisteme verdiği gücün anlaşma gücünü aşması halinde, sisteme verilen gücün anlaşma gücünü aştığı değerlerin en yükseği dikkate alınarak, ilk aşımın gerçekleştiği aydan itibaren ilgili takvim yılı sonu veya ilgili takvim yılı sonundan önce ise bu anlaşmanın yürürlükte olduğu dönem sonuna kadar ceza uygulanır. Bu ceza, anlaşma gücünü aşan kısım için (kW), ilgili takvim yılının en yüksek Sistem Kullanım Fiyatı üzerinden hesaplanan bedelin dört misli olarak hesaplanır. Anlaşma gücü üzerinde sisteme verilen enerji miktarı, destek ödemesi hesabında dikkate alınmaz." kuralına yer verildiği;
Hayatın her alanında ihtiyaç duyulan, maliyeti, sürekliliği ve kalitesi ile ekonomik ve sosyal hayatı önemli ölçüde etkileyen, depolanması mümkün olmadığından kendine özgü bir piyasa yapısı sergileyen elektrik piyasasında, faaliyetlerin arz güvenliğini ve kamu hizmeti gerekliliklerini sağlayacak bir uyum içinde yürütülmesi gerektiği;
Kurul tarafından kendisine Kanun'la verilen yetki kapsamında tarafların sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini tam ve gereği gibi ifa etmeleri amacıyla Tip Anlaşma'ya cezaî hükümler konulmasına engel olan bir yasal düzenleme bulunmadığı;
Bununla birlikte, Tip Anlaşma'nın cezai şartlara ilişkin 16. maddesinde sözleşmenin her iki tarafı için de cezaî şart öngörüldüğü, idari bir otorite tarafından belirlenen tip anlaşma da olsa özel hukuk kişileri arasında imzalanan sözleşmedeki cezanın uygulanmasının ve sonrasında tahsil edilmesinin tamamen tarafların iradesinde olduğu, tahsil edilen cezanın EPDK'ya aktarılması gibi bir durumun söz konusu olmadığı;
Bu nedenle, davacı tarafın cezaî şartın idarî yaptırım niteliğinde olduğu, kanunî dayanağının bulunmadığı, EPDK'nın böyle bir belirleme yapma yetkisinin bulunmadığı iddialarının geçerli görülmediği;
Öte yandan, davalı idarenin cezaî şartın içeriğini belirlemeye yetkisi olmakla birlikte, bu belirlemedeki takdir yetkisinin mutlak ve sınırsız olmadığı, bu yetki kullanılırken, cezaî şartın getirilmesi amacına matuf hukuken geçerli seçenekler arasından tercihte bulunulması, hukuken eşit durumda olanlar arasında farklı sonuçlara yol açmaycak ve makûl ve meşru sebeplere dayanarak düzenleme yapılması gerektiği;
Tip Anlaşma'da yer verilen cezaî şart incelendiğinde, davalı idare tarafından cezaî şartın takvim yılı şeklinde hesaplanmasının öngörüldüğü, takvim yılı içerisinde ilk aşımın gerçekleştiği aydan itibaren ilgili takvim yılı sonuna (veya ilgili takvim yılı sonundan önce ise bu anlaşmanın yürürlükte olduğu dönem sonuna) kadar cezanın uygulanacağının kurala bağlandığı; buna göre, bir takvim yılı içerisinde gücün aşıldığı ay sonrasında kalan ayların cezanın hesaplanmasında çarpan olarak belirlendiği, ocak ayında güç aşımı yapan birisi için hesaplanacak tutar 12 ile çarpılırken, haziran ayında güç aşımında bulunan için 7 ile çarpılmasının öngörüldüğünün anlaşıldığı;
Bir takvim yılı içesinde, cezaî şartın uygulanmasını gerektiren fiilin yılın başında gerçekleştirilmesiyle yılın sonuna doğru gerçekleştirilmesinin cezanın hesaplanmasında dikkate alınması gerekliliğine ilişkin olarak davalı idarenin, cezanın caydırıcı olması gerektiği yönündeki savunmasının; caydırıcı bir cezanın pek çok farklı şekilde belirlenmesi mümkün iken takvim yılının başında sözleşmedeki ihlâli gerçekleştiren ile yılın sonuna doğru gerçekleştiren arasında aynı hukukî durumda olmalarına karşın, makul ve meşru bir sebep olmaksızın farklı tutarların cezaî şart olarak hesaplanmasının eşitliğe aykırı olması nedeniyle geçerli görülmediği;
Bu itibarla 06/06/2012 tarih ve 3860/43(1) sayılı Kurul kararı ile kabul edilen Lisanssız Elektrik Üreticileri İçin Dağıtım Sistemine Bağlantı Anlaşması’nın cezai şartlara ilişkin 16. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde yer alan dava konusu düzenlemesinde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, dava konusu düzenlemenin mevzuata uygun olduğu, lisanslı elektrik üretimi yapanların amacının kâr elde etmek olmasına karşılık lisanssız elektrik üretimi yapmanın amacının öncelikle ihtiyaçlarının karşılanması olduğu, bu nedenle bağlantı anlaşmalarında öngörülen düzenlemelerin sisteme fazladan güç vererek fazladan kâr elde etme amacını engellemeye ve lisanssız elektrik üretiminin amacını sağlamaya yönelik olduğu, piyasada dengenin sağlanabilmesi için fazla sayıdaki lisanssız elektrik üretim tesisinin anlaşma gücünden fazla güçle elektrik üretmesinin önüne geçilmesi gerektiği, lisanslı ve lisanssız üreticiler arasında bir rekabetten söz edilemeyeceği, dava konusu düzenlemeye göre bedelin ilgili takvim yılının en yüksek sistem kullanım fiyatı üzerinden hesaplanması gerektiğinden söz konusu bedelin ihlalin gerçekleştiği ay değil, yılın tamamlanmasından sonra hesaplandığı, mevzuata uygun davranarak sisteme belirlenen güçte elektrik vermek yerine dağıtım şirketlerinin ek maliyet gerektiren sistemler kurarak gücü kontrol etmesinin beklenemeyeceği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, Danıştay Onüçüncü Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,
2. Dava konusu düzenlemenin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin Danıştay Onüçüncü Dairesinin temyize konu 24/05/2022 tarih ve E:2021/3404, K:2022/2163 sayılı kararının ONANMASINA,
3. 25/04/2023 tarihinde oybirliği ile kesin olarak karar verildi.