T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/2922
Karar No : 2023/442
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Üniversitesi Rektörlüğü
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Sekizinci Dairesinin 26/05/2022 tarih ve E:2021/7831, K:2022/3464 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Üniversitelerin tıp veya diş hekimliği fakültelerinin bulunduğu il merkezlerinin dışında açılmış olan ve sağlık hizmeti sunumu da yapılan uygulama ve araştırma merkezlerinin en geç bir yıl içinde kapatılmasına ilişkin … tarih ve … sayılı Yükseköğretim Kurulu Yürütme Kurulu kararının iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 26/05/2022 tarih ve E:2021/7831, K:2022/3464 sayılı kararıyla;
Dairelerinin … tarih ve E:…,K:… sayılı iptal kararının, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 21/06/2021 tarih ve E:2020/1424, K:2021/1253 sayılı kararıyla bozulması üzerine bozma kararına uyularak;
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 130 ve 131. maddeleri, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 3. maddesinin (j) bendi, 6. maddesi ile 7. maddesinin (d) bendinde yer alan hükümler ile 26/06/2001 tarih ve 4689 sayılı Yükseköğretim Kanunu ile Yükseköğretim Personel Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 3. maddesiyle değiştirilen 04/11/1981 tarih ve 2547 sayılı Kanun'un Ek 18. maddesinin 2. fıkrasının ikinci cümlesi ile aynı maddede önceden bulunan "Vakıf üniversiteleri, merkezleri dışındaki illerde yükseköğretim kurumları kurabilirler" kuralının yer almamasının Anayasa'ya aykırı olduğu ileri sürülerek açılan iptal davasında; Anayasa Mahkemesinin 28/12/2002 tarih ve 24977 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 15/07/2002 tarih ve E:2001/380, K:2002/69 sayılı kararıyla, vakıf üniversitelerinin bulundukları merkez dışında uygulama ve araştırma merkezi açmalarına ilgili kanunda bir yasaklama hükmü yoksa herhangi bir engel bulunmadığı belirtilerek, bu merkezlerin açılma imkanına Kanun'da yer verilmemesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve anılan Kanun'un iptali isteminin reddine karar verildiği belirtilerek;
2547 sayılı Kanun'da yer alan uygulama ve araştırma merkezi tanımına ve anılan Kanun'a bir bütün olarak bakıldığında; bu merkezlerin, yükseköğretim kurumunun bulunduğu merkez dışında açılamayacağına ilişkin bir yasak bulunmadığının görüldüğü;
Bu durumda, yükseköğretim kurumlarından olan vakıf üniversiteleri tarafından bulundukları merkez dışında araştırma ve uygulama merkezi açılmasına bir engel bulunmadığı;
Ancak anılan Kanun'un 3. maddesinin (j) bendinde de vurgulandığı üzere, bu merkezlerin, yükseköğretim kurumlarında eğitim öğretimin desteklenmesi amacıyla çeşitli alanların uygulama ihtiyacı ve bazı meslek dallarının hazırlık ve destek faaliyetleri için açılması ve bu amaçla eğitim-öğretim, uygulama ve araştırmaların sürdürülmesi gerektiği;
Dosyanın incelenmesinden, 2547 sayılı Kanun'un 7. maddesinde, uygulama ve araştırma merkezlerinin açılması ve kapatılması konusunda açıkça yetkili kılınan Yükseköğretim Kurulu tarafından yukarıda da belirtildiği üzere muhtelif tarihli Yürütme Kurulu kararlarında, tıp veya diş hekimliği lisans ve uzmanlık öğrencilerinin eğitimine yönelik olmayan ve sadece sağlık hizmeti sunumu amacıyla faaliyet gösteren uygulama ve araştırma merkezlerinin kapatılması yönünde kararlar alındığı, dava konusu karar ile de tıp ve diş hekimliği fakültelerinin bulunduğu il merkezleri dışında bulunan ve sağlık hizmeti sunan merkezlerin kapatılmasına karar verildiğinin anlaşıldığı;
Aktarılan süreç ve mevzuat birlikte değerlendirildiğinde; bir birimin, 2547 sayılı Kanun'un 3. maddesinin (j) bendinde tanımlanan ve kanunen korunan anlamda uygulama ve araştırma merkezi olarak kabul edilebilmesi için, bu yerde fiilen eğitim-öğretim faaliyetinde bulunulması, bu faaliyetin desteklenmesi ve uygulama ihtiyacının giderilmesi amacıyla bu merkezlerin açılarak uygulama ve araştırmaların devam ettirilmesi gerektiği; somut uyuşmazlığa konu olduğu haliyle tıp veya diş hekimliği fakültelerinin bulunduğu illerde bu yükseköğretim kurumlarında öğrenim gören öğrencilerin uygulamaya yönelik ihtiyacının karşılanması amacıyla uygulama ve araştırma merkezlerinin açılabileceği sonucuna varıldığı;
Aksi halde, bir vakıf üniversitesi tarafından, eğitim-öğretim faaliyetinde bulunulmaksızın 2547 sayılı Kanun'da verilen imkandan yararlanılarak 'uygulama ve araştırma merkezi' adıyla fiilen yalnızca sağlık hizmeti sunan kuruluşlar açılması, anılan Kanun'da öngörülen uygulama ve araştırma merkezlerinin 'eğitim-öğretimi destekleme amacı'na aykırı olacağı gibi Anayasa'nın 130. maddesinde yer alan vakıf üniversitelerinin kazanç amacına yönelik olmama şartına da aykırılık oluşturacağı;
Bu durumda, eğitim-öğretim faaliyetinde bulunmak amacıyla ve kazanç sağlama amacı olmamak kaydıyla kurulan vakıf üniversitelerinin, mevcut eğitimin desteklenmesi amacıyla uygulama ve araştırma merkezi açmaları mümkün olmakla birlikte eğitim-öğretim faaliyeti bulunmayan ve yalnızca sağlık hizmeti veren uygulama ve araştırma merkezlerinin kapatılmasına ilişkin dava konusu kararda hukuka aykırılık bulunmadığı;
Ayrıca, bir vakıf üniversitesinin tıp veya diş hekimliği fakültesinde lisans veya uzmanlık düzeyinde öğrenim gören ve ilgili mevzuatı kapsamında uygulama/staj yapması gereken öğrencilerin, fakültenin bulunduğu il dışındaki farklı bir ilde bulunan uygulama ve araştırma merkezinde bu uygulamayı sürdürmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, bu haliyle, dava konusu kararda, kamu yararı ve hizmet gereklerine de aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, önceki iptal kararının usuli kazanılmış hak olarak değerlendirilmesi gerektiği, temyize konu kararın iptal kararının gerekçelerini karşılamadığı, dava konusu karar kapsamındaki yerlerde staj yapanlar olduğu, dolayısıyla eğitim öğretimin desteklenmesi amacına da hizmet ettiği, uygulama ve araştırma merkezlerinde kuruluş amaçlarına aykırı faaliyet gösterildiğinde ilişkin hiçbir somut veri bulunmadığı, Danıştayın benzer konudaki onama kararlarıyla çelişki doğurduğu ve eşitlik ilkesine aykırı olduğu, temyize konu kararda hukuki isabet bulunmadığı ve bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Sekizinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin ikinci fıkrasında, Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulmasının;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkün olduğu belirtilmiş; dördüncü fıkrasında, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50. madde hükümleri kıyasen uygulanır." hükmüne yer verilmiş; 50. maddesinin dördüncü fıkrasında ise, Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesinin, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılacağı hükme bağlanmıştır.
Danıştay Sekizinci Dairesinin temyize konu kararı; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 21/06/2021 tarih ve E:2020/1424, K:2021/1253 sayılı kararında belirtilen bozma gerekçesi göz önüne alınarak verilmiş bir karar olduğundan, usul ve hukuka uygun bulunmakta ve bozulmasını gerektirecek bir hukuka aykırılık taşımamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Sekizinci Dairesinin temyize konu 26/05/2022 tarih ve E:2021/7831, K:2022/3464 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 09/03/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.