T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/2967
Karar No : 2022/3684
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı-ANKARA
VEKİLİ : Av…
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 26/10/2021 tarih ve E:2017/6804, K:2021/3281 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin, 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 4(8)b maddesi ile değişik 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin aynı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca oluşturulan Komisyonun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali ile bu karar nedeniyle yoksun kaldığı tüm haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 26/10/2021 tarih ve E:2017/6804, K:2021/3281 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş,
"Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "667 sayılı KHK Uyarınca Oluşturulan Komisyonun Bağımsızlığı ve Tarafsızlığı", "FETÖ'nün Askeri Yargı Yapılanmasına İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucunda anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediğinin görüldüğü,
Sıkıyönetim mahkemesi görevlendirmeleri yönünden, 6. MKNZ. P. TÜM K.LIĞI Askeri Müşavirliğinde Adli Müşavir olarak görevlendirilmiş olmasının, örgüt ile olan iltisakı ve irtibatını ortaya koyduğunun değerlendirildiği,
Ankesörlü/sabit hat telefon görüşmesi kaydı yönünden, kararda yer verilen iletişime dair kayıtların incelenmesinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı ve irtibatlı olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı tüm haklarının iadesine karar verilmesi isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği; uygulanan tedbirin sivil ölüm oluşturduğu ve ceza hukuku anlamında ceza niteliğinde bulunduğu, bu nedenle ceza hukuku güvencelerinin sağlanması gerektiği; Yargıtayın 2008 tarihli kararına göre bu örgütün suç örgütü olmadığının kesin hükümle saptanması nedeniyle bu kapsamdaki faaliyet ve eylemlerin tekrar yargılama konusu yapılamayacağı; daha sonra 2016 yılında örgütün suç örgütü ilan edildiği ve bu tarihten önceki kanuni faaliyetlerin terör suçlamalarına dayanak yapılamayacağı; Danıştay Savcısının görüşünün temel haklarını ihlal ettiği, iddialarının somut delillerle desteklenmediği; irtibat ve iltisak kavramlarının öngörülebilir ve ulaşılabilir olmadığı, tam tersine muğlak ve geniş kavramlar oldukları, dolayısıyla bu düzenlemelerin kanun niteliği taşımadığı; kanun hükmünde kararname ile ceza ihdas edilemeyeceği; olağanüstü hal döneminde alınan tedbirlerin bu süreçle ve bu hale neden olan olaylarla sınırlı olarak alınabileceği ve bunların da ancak geçici tedbirler olabileceği; söz konusu örgütün terör örgütü olarak nitelendirilmesine ilişkin Yargıtay kararlarının hukuka uygun olmadığı; disiplin soruşturması yapılarak savunmasının alınması gerektiği; bu eksikliğin sonradan muhakeme safhasında ikmal edilemeyeceği; anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği gerekçesine işlemde yer verilmediği ve bu konuda bir delil gösterilmediği; suç ve cezaların geçmişe yürümezliği ilkesinin çiğnendiği; sözde sıkıyönetim mahkemelerinde görevlendirme listesinde ismine neden yer verildiğini, bu listenin kim tarafından hazırlandığını bilmediği; bu kişilerle herhangi bir ilgisinin bulunmadığı; listenin oluşumunda katkısının olmadığı; bu hususlara ilişkin kendisi hakkında somut bir tespit bulunmadığı; ceza soruşturmasının eksik ve hukuka aykırı yapıldığı, bilirkişilerin objektif olmadığı; aynı listede ismi bulunan başka kişiler hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, aynı hususun neden kendisi için suç delili gösterildiğinin izah edilmediği; sırf bu listede isminin yer almasının tek başına silahlı terör örgütü üyeliği suçunun delili olamayacağı; yine bu listede olup halen görevine devam eden askeri hâkimler bulunduğu; ankesörlü/sabit hat telefon görüşmesi kaydına ilişkin delilin ihraç kararında mevcut olmadığı ve sonradan dosyaya girdiği; mevcut arama kayıtlarının ne şekilde irtibat ve iltisakı oluşturduğunun açıklanmadığı, suç unsuru bulunup bulunmadığının açıklığa kavuşturulmadığı, bu delilin teknik ve hukuki yönlerden kabul edilebilir olmadığı, mevzuata aykırı olarak elde edildiği, hâlbuki iletişim verilerinin hukuki güvence altında ve kişisel veri niteliğinde bulunduğu; aynı suçtan yapılan ceza yargılaması neticesinde verilen kararın kesinleşmediği, ayrıca bu durumun aynı suçtan iki kez ceza verilemeyeceğine yönelik ilkeye aykırı olduğu; meslekten çıkarılması suretiyle yapılan müdahalenin Anayasa ve milletlerarası hukuk sınırlarını aştığı; alınan tedbirlerin ölçülü olmadığı; çekirdek haklarına müdahale edildiği; masumiyet karinesinin çiğnendiği; fişlemeye dayalı işlem tesis edildiği; özel hayata ve aile hayatına, şeref ve itibara saygı, eğitim, mülkiyet, gerekçeli karar, adil yargılanma haklarının, çekişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerinin ihlal edildiği; Danıştayın tarafsızlığını kaybettiği belirtilerek, Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Öte yandan, UYAP kayıtlarının incelenmesinden, Daire kararının "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" kısmının "Davacıya İlişkin Süreç" bölümünde sözü edilen ve hükme esas alınmayan, davacının “silahlı terör örgütüne üyelik” suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:.. sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun, … Bölge Adliye Mahkemesi …. Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla reddedildiği ve dosyanın temyiz incelemesinin devam ettiği anlaşılmıştır.
668 sayılı KHK ile değişik 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca, askeri hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.
Bu itibarla, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçunun tespitinde delil olarak değerlendirilecek bir kısım fiil ve davranışlar, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecek nitelikte olduğundan, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin bu davada, ''silahlı terör örgütüne üye olmak'' isnadıyla açılan ceza davasında verilen kararın kesinleşmesinin beklenmesi gerekmemektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 26/10/2021 tarih ve E:2017/6804, K:2021/3281 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 19/12/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.