T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/2980
Karar No : 2023/1305
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Elektrik Üretim Anonim Şirketi
VEKİLİ : Av. …L
KARŞI TARAF (DAVALI) : …Kurumu
VEKİLLERİ : Av. …, Av. …
İSTEMİN KONUSU :Danıştay Onüçüncü Dairesinin 24/05/2022 tarih ve E:2020/1776, K:2022/2165 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 04/04/2020 tarih ve 31089 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan … tarih ve …sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (Kurul) kararı ile belirlenen 2007 yılı Türkiye Ortalama Elektrik Toptan Satış Fiyatı'nın (TORETOSAF) iptaline karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti:Danıştay Onüçüncü Dairesinin 24/05/2022 tarih ve E:2020/1776, K:2022/2165 sayılı kararıyla;
Davacı şirketin lisanssız elektrik üretimi yaptığı; EÜ/…no.lu üretim lisansı kapsamında Aslancık Barajı ve HES üretim tesisinde elektrik üretimi gerçekleştiren davacı şirketin, 21/02/2007 tarihinde Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (DSİ) tarafından gerçekleştirilen katkı payı toplantısına katılarak sonrasında 17/01/2008 tarihinde Su Kullanım Hakkı ve İşletme Esaslarına İlişkin Anlaşma'yı (SKHA) imzaladığı,
SKHA’nın 28. maddesinde, davacı şirketin, kWh başına 6,05 kuruş katkı payı ödeyeceğinin, bu katkı payının K güncelleştirme katsayısı ile güncelleneceğinin, K katsayısının K=K1/K2 olarak hesaplanacağının, K1 değerinin ödemeye esas üretim yılındaki TORETOSAF değeri olduğunun, K2 değerinin ise teklif yılındaki TORETOSAF değeri olduğunun kurala bağlandığı,
DSİ Genel Müdürlüğünün 20/01/2015, 20/01/2016 ve 17/01/2017 tarihli yazıları ile talep edilen hidroelektrik kaynak katkı payı tutarına ilişkin işlemler ile bu işlemlere dayanak K2 değerine esas 2007 yılı TORETOSAF belirlenmesine yönelik 26/12/2007 tarih ve 26738 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan …tarih ve … sayılı Kurul kararının iptali istemiyle açılan davalarda; Dairelerinin 17/12/2019 tarih ve E:2016/653, K:2019/4365 sayılı; E:2017/386, K:2019/4367 sayılı ve E:2016/3542, K:2019/4366 sayılı kararlarıyla 2007 yılı TORETOSAF'ın belirlenmesine yönelik … tarih ve …sayılı Kurul kararının iptaline karar verildiği, anılan kararların Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 15/09/2021 tarih ve E:2020/1534, K:2021/1472; E:2020/2188, K2021/1474; E:2020/1142, K:2021/1473 sayılı kararları ile onandığı, bilahare davalı idarece, iptal kararlarının uygulanmasına yönelik olarak yeniden hesaplama yapıldığı ve dava konusu …tarih ve …sayılı Kurul kararıyla 2007 yılına ait TORETOSAF'ın 10,07 kr/KWH olarak belirlenmesi üzerine davacı tarafından 20/04/2020 tarihli dilekçeyle değerin hatalı hesaplandığı gerekçesi ile yapılan itirazın reddi üzerine bakılan davanın açıldığının anlaşıldığı belirtilerek,
Davalı idarenin usûle ilişkin itirazları geçerli görülmemiş,
Anayasa'nın 2. maddesi ile 138. maddesinin 4. fıkrasına ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Kararların sonuçları" başlıklı 28. maddesinin 1. fıkrasına yer verilerek,
Aktarılan mevzuat uyarınca, idarenin, bir işlemin iptali yolundaki yargı kararının gereklerini aynen ve geciktirmeden yerine getirmesinin zorunlu olduğu konusunda kuşku bulunmadığı; her türlü işlem ve eylemi yargı denetimine tâbi olan idarenin yargı kararlarına uymasının ve bu kararların gereklerine göre işlem tesis etmek ya da eylemde bulunmak zorunda olmasının aynı zamanda Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan "hukuk devleti" ilkesinin de bir gereği olduğu,
İdarenin, iptal kararının amaç ve kapsamına göre yeni bir işlem yapmak ve iptal edilen işlemden doğan sonuçları ortadan kaldırmak ve önceki hukukî durumun geçerliğini sağlamak zorunda olduğu; bu nedenle, idarenin, idarî yargı yerlerince verilen kararların uygulanıp uygulanmaması konusunda "takdir yetkisi"ne sahip olmadığı, bu kararların doğruluğunu tartışma ve buna göre uygulama yetkisinin bulunmadığı, idarenin bu alandaki yetkisinin "bağlı yetki" niteliğinde olduğu,
Diğer yandan yargı kararlarının uygulanması zorunluluğunu, kararların tam olarak yerine getirilmesini sağlamaya yönelik olarak değerlendirmek gerektiği; idarî yargı kararlarının uygulanması sırasında, kararın hüküm fıkrasıyla birlikte gerekçelerinin de gözetilerek işlem tesis edilmesi zorunluluğu bulunduğu,
Dairelerinin uyuşmazlığa ilişkin iptal kararlarında, Kanun'da yer alan tanım incelendiğinde, "yılı içerisinde uygulanan toptan satış fiyatlarının ortalaması" ifadesinden, TORETOSAF'ın belirlendiği dönemden ileriye doğru gerçekleşmesi muhtemel tahmini bir değer olmadığı, yıl içerisinde gerçekleşen bir değeri ifade ettiği, bunun dışında TORETOSAF'ın hesaplanmasında dikkate alınacak veriler ve bu verilerin hesaplama ağırlıkları açısından EPDK'ya takdir yetkisi verildiği, bu durumda, hesaplamaya dâhil edilen verilerin bir kısmının fiilen gerçekleşen, bir kısmının ise tahmini değerler olarak dikkate alınması suretiyle tespit edilemeyeceği gerekçelerine yer verildiği,
Dairelerinin iptal kararları üzerine, davalı EPDK tarafından, 2007 yılında dikkate alınan verilerin değerlendirilerek, serbest tüketicilere yapılan satışların, toptan satış faaliyeti olarak değil, nihai tüketiciye satış olarak değerIendirildiği, söz konusu satışların, şirketler arasında yer alan ikili anlaşma hükümleri ve alış miktarları ve şirket ikili ilişkileri çerçevesinde değişebilmesi nedeniyle, yapılan hesaplamada kullanılmasının yerinde olmayacağı, diğer taraftan toptan satış faaliyeti kapsamında değerlendirilebilecek dengeleme ve uzlaştırma piyasası kapsamındaki faaliyetlerin dikkate alınması gerektiği sonucuna varılarak ilgili fiili gerçekleşme verilerinin EÜAŞ ve TEİAŞ 'tan talep edildiği, buna göre;
EÜAŞ tarafından TETAŞ'a yapılan satışların TETAŞ'ın dağıtım şirketlerine veya doğrudan tüketicilere yaptığı satışlarda kullandığı enerji olduğu değerlendirilerek hesaplamada oluşabilecek mükerrerliği engellemek amacıyla dikkate alınmaması gerektiği,
TETAŞ'ın Yap İşlet, Yap-İşlet-Devret ve İşletme Hakkı Devri (Yİ, YİD, İHD) kapsamında yaptığı alımların, piyasa koşullarından farklı olarak dönemin koşullarıyla yapılan alım garantili anlaşmalar olması ve alım fiyatlarının olması gereken piyasa fiyatlarından farklılaşması nedeniyle söz konusu miktar ve tutarların toptan satış fiyatı hesaplamasında baz alınmaması gerektiği,
TETAŞ'ın iletimden bağlı tüketicilere yaptığı satışların nihai tüketicilere yapılan satışlar olması nedeniyle toptan satış faaliyeti kapsamında olmadığı, söz konusu miktar ve tutarların toptan satış fiyatı hesaplamasında baz alınmaması gerektiği,
TETAŞ tarafından yapılan elektrik ithalat ve ihracat faaliyetinin "yılı içerisinde ülkede uygulanan" tanımına girmediği, milli sınırlar içerisinde oluşan arz ve talep ile doğrudan ilişkili bir fiyat olmaması ve ülke ortalama elektrik toptan satış fiyatına ilişkin sinyal niteliğinde bir fiyat teşkil etmeyeceği düşünüldüğünden hesaplamada dikkate alınmaması gerektiği,
KCETAŞ dâhil 21 dağıtım şirketinin EÜAŞ ve TETAŞ'tan yaptığı alımların toptan satış faaliyeti olduğu ve hesaplamaya dâhil edilebileceği,
TETAŞ tarafından Piyasa Mali Uzlaştırma Merkezi (PMUM)'nde yapılan satışların toptan satış niteliği teşkil etmesi sebebiyle dikkate alınabileceği,
Dengeleme ve Uzlaştırma Piyasasında (DUP) yapılan 0 ve 1 kodlu Yük Alma (YAL) ve Yük Atma (YAT) talimatlarının, sistemi dengede tutmak gayesiyle yapılan faaliyetlerin toptan satış faaliyeti olarak değerlendirilmesi nedeniyle hesaplamada dikkate alınabileceği,
DUP'ta yapılan alış ve satışlar çerçevesinde dengesizliğe esas enerji ve bunlara ilişkin tutarların toptan satış faaliyeti olarak değerIendirilmesi nedeniyle hesaplamada dikkate alınabileceği" sonucuna varılarak daha önce 2007 yılı hesaplamasında dikkate alınmayan DUP'ta gerçekleşen YAL ve YAT işlemleri ile dengesizlik borç ve alacak tutarlarının, TETAŞ'ın PMUM'da yaptığı satış işlemlerinin toptan satış faaliyetine esas olduğu değerlendirilerek hesaplamada dikkate alındığının anlaşıldığı,
Gerek 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nda (6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ile başlığı Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun şeklinde değiştirilmiştir.) gerekse 6446 sayılı Kanun'da toptan satışı, "elektriğin tekrar satış için satışı" şeklinde tanımlandığından, hesaplamada kullanılan verilerde serbest tüketicilere yapılan satışların da dikkate alınması gerektiği yönündeki iddia geçerli görülmediği,
Kullanılan diğer veriler açısından ise, yukarıda anılan iptal kararlarında da vurgulandığı üzere, TORETOSAF'ın, yalnızca hidroelektrik katkı payının güncellenmesinde katsayı olarak kullanılmak için değil elektrik piyasasında farklı işlevleri bulunması nedeniyle de hesaplandığı dikkate alındığında, EÜAŞ ve TEİAŞ'tan talep edilen ve fiilen gerçekleşen verilere dayanılarak yapılan hesaplamanın; elektriğin yeterli, kaliteli, sürekli, düşük maliyetli ve çevreyle uyumlu bir şekilde tüketicilerin kullanımına sunulması için, rekabet ortamında özel hukuk hükümlerine göre faaliyet gösteren, malî açıdan güçlü, istikrarlı ve şeffaf bir elektrik enerjisi piyasasının oluşturulmasında düzenleme ve denetleme yapmakla görevli davalı EPDK'nın kendisine Kanun ile verilen takdir yetkisi sınırları içinde kaldığı,
Öte yandan, 26/04/2021 Yıldız Teknik Üniversitesi Elektrik-Elektronik Fakültesi Elektrik Mühendisliği Bölümü iki öğretim üyesi tarafından hazırlanan ve 26/04/2021 tarihinde dosyaya sunulan 13/04/2021 tarihli "Teknik Rapor" başlıklı uzman görüşü incelendiğinde, raporda davacının iddiaları doğrultusunda piyasa işlemleri ve fiyat oluşumuna yönelik görüşlerin olduğunun görüldüğü; elektrik piyasasının, birden fazla faaliyetin farklı aktörler tarafından yürütüldüğü çok taraflı bir piyasa olduğu; piyasada yer alan tarafların, kendi kuruluş amaçları doğrultusunda faydalarını en yüksek seviyede tutma çabası içinde olmalarının ekonomik ilkelerle uyumlu olduğu ancak, Teknik Rapor'da ileri sürülen görüşlerin, davalı EPDK'nın kendisine kanunla verilen elektriğin yeterli, kaliteli, sürekli, düşük maliyetli ve çevreyle uyumlu bir şekilde tüketicilerin kullanımına sunulması için, rekabet ortamında özel hukuk hükümlerine göre faaliyet gösteren, malî açıdan güçlü, istikrarlı ve şeffaf bir elektrik enerjisi piyasasının oluşturulmasında düzenleme ve denetleme yapma görevi kapsamındaki takdir yetkisi içinde kalan konulardan oluştuğu görüldüğünden, Kurul kararını hukuken kusurlandıracak mahiyette olmadığının anlaşıldığı,
Bu itibarla, dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, TORETOSAF değeri ve dönemi ile ilgili EPDK'nın kendi keyfiyetine göre işlem tesis ettiği; idarenin takdir yetkisinin sınırsız olmadığı, takdir yetkisinin kamu yararını sağlama amacı dışında kullanılmasının işlemin keyfiliği tehlikesini doğuracağı; dava dilekçelerinde belirttikleri sorulara EPDK tarafından cevap verilmediği ve bu durumun da Daire tarafından değerlendirmeye alınmadığı; EPDK'nın aynı yıla ilişkin yaptığı hesaplamalarda farklı kriterleri dikkate aldığı ve çelişkiye düştüğü; serbest tüketicilere yapılan satışların revize 2007 yılı TORETOSAF hesaplamasında dikkate alınması gerektiği; EPDK tarafından, revize 2007 yılı TOREFOSAF hesaplamasında, Dengeleme ve Uzlaştırma Piyasası kapsamındaki faaliyetlerin de dikkate alınması gerektiği beyan edilmesine rağmen 2007 yılı TORETOSAF hesabında belirlenen içerikten uzaklaşarak ve sanki iptal edilen 2007 TORETOSAF hesaplama yılında Dengeleme ve Uzlaştırma Piyasası yokmuş gibi ve bu piyasanın olduğu 2020 yılında fark edilmiş gibi bir yaklaşım sergilenerek, EPDK tarafından bu hususta eski hesaplama metodolojisinden dönüldüğü; anılan değerin hesaplanmasında ikili anlaşma ile satılan enerji miktarının ve tutarının, külliyen hesaplamada dikkate alınmadığı; 2007 yılında üretilen elektrik enerjisinin %43,4'ünün EPDK tarafından dikkate alınmadığı; Yıldız Teknik Üniversitesinden alınan mütalaaya ilişkin Daire tarafından yapılan yorumun kabul edilebilir olmadığı; karar verilmeden önce bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiği, hukuka aykırılıkların ancak konunun uzmanları tarafından yapılan değerlendirme ve oluşturulacak bilirkişi raporu ile tespit edilebileceği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Onüçüncü Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davacının yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Onüçüncü Dairesinin temyize konu 24/05/2022 tarih ve E:2020/1776, K:2022/2165 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kullanılmayan 133,00-TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davacıya iadesine,
4. Kesin olarak, 08/06/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.