T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2022/2990
Karar No:2023/1891
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … A.Ş.
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:.., K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı şirkete ait, "…" logosuyla yayın yapan televizyon kanalında … tarihinde saat …'te yayınlanan "…" isimli programda 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un 8. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde yer verilen "Irk, dil, din, cinsiyet, sınıf, bölge ve mezhep fakı gözeterek toplumu kin ve düşmanlığa tahrik edemez veya toplumda nefret duyguları oluşturamaz." ilkesinin ihlâli nedeniyle aynı Kanun'un 32. maddesinin 1. fıkrası uyarınca idari tedbir olarak ihlale konu program yayınının 5 (beş) kez durdurulmasına ve 25.881,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin Radyo ve Televizyon Üst Kurulu'nun (Üst Kurul) … tarih ve … sayılı kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davacı şirketin sahibi olduğu "…" logosuyla yayın yapan televizyon kanalında … tarihinde saat …'te yayınlanan "…" isimli programın sunucusu tarafından, Kovid-19 virüsü nedeniyle alınan tedbirler kapsamında eğitim ve öğretim faaliyeti durdurulan öğrencilere yönelik olarak Milli Eğitim Bakanlığı'nca televizyon üzerinden başlatılan uzaktan eğitim programlarında görev alan başörtülü bir öğretmen hakkında kullanılan ifadelerin toplumu kin ve düşmanlığa tahrik ettiği veya toplumda nefret duyguları uyandırdığından bahisle, davalı idarece 6112 sayılı Kanun'un 8. maddesinin (b) bendi uyarınca yaptırım uygulanmasına karar verildiğinin görüldüğü; söz konusu yayın üzerine ve bu yayının etkisiyle belli kişi veya gruplar tarafından başörtülü kamu görevlilerine veya diğer kişilere karşı cephe alındığına veya bu kişilerin hedef gösterildiğine dair herhangi bir somut bilgi veya belgenin bulunmadığı, bunun aksine davaya konu programın yayınlandığı güne dair 3149 vatandaş tarafından söz konusu ayrıştırıcı ifadeleri kınayan şikâyet bildirimi yapıldığı ve yayındaki ifadelerin toplumun geniş bir kesimi tarafından da tepki gördüğü, kaldı ki davaya konu kararın dayanağı uzman raporunda da ilgili yayında 6112 sayılı Kanun'un 8. maddesinin (e) ve (f) bendinin ihlâl edildiğinin değerlendirildiği, buna karşın dava konusu kararda söz konusu uzman raporundan farklı olarak fiilin (b) bendinin ihlâli olarak değerlendirilmesinin somut gerekçesinin daha açık bir ifadeyle toplumun kin ve düşmanlığa tahrik edildiğini veya toplumda nefret duyguları uyandırıldığını ortaya koyan açık ve yakın tehlikenin ne olduğunun belirtilmediği dikkate alındığında, ayrımcılık yasağını ihlâl eden ifadelerin Kanun'un 8. maddesinin (e) bendi kapsamında değerlendirilmesi ve buna göre işlem tesis edilmesi gerektiğinden, Kanun'un 8. maddesinin (b) bendinin ihlâl edildiğinden bahisle 5 (beş) kez durdurma ve 25.881,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin dava konusu Üst Kurul kararında hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nce Dairemizin … tarih ve E:…, K:… sayılı bozma kararına uyularak verilen kararda; davacının basın ve ifade özgürlüğüne yapılan müdahale, AYM ve AİHM karalarında tespit edilen ilkeler ve ortaya konulan kıstaslar çerçevesinde ele alındığında; kullanılan ifadelerin nefret söylemi niteliğinde olduğu, bu ifadelerin kamuoyunu ilgilendiren genel yarara ilişkin güncel bir tartışmaya katkı sağlayacak nitelikte olmadığı, ifadelerin verilen haberin veya haber verme faaliyetinin bir parçası olmayıp doğrudan program sunucusu tarafından kullanıldığı, hedef alınan bireylerin manevi varlıkları üzerinde ciddi bir etki doğuracağı göz önünde bulundurulduğunda, davacı şirkete idari para cezası verilmesi ve yalnızca ihlâle konu programın yayının geçici olarak durdurulması yolundaki söz konusu müdahalenin "demokratik bir toplumda gerekli ve ölçülü'' olduğu, öte yandan, davacının Anayasa'da güvence altına alınan ifade ve basın özgürlüğünün ihlal edilmediği sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davalı tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi'nce verilen kararın kaldırılmasına ve 2577 sayılı Kanun'un 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca esastan incelenen davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, maddi vakıanın tespitinde hata yapıldığı, kararın ifade özgürlüğünü daraltıcı nitelikte olduğu, dava konusu yayında başörtülü kadınlara yönelik ayrımcılığın yapıldığı ancak toplumun kin ve düşmanlığa tahrik edildiğinin veya toplumda nefret duygularının oluşturulmaya çalışıldığının kabul edilemeyeceği, dava konusu işlemin şekil unsuru bakımından hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Yargıtayın yerleşik içtihatlarında ifade özgürlüğünün sınırı için belirlediği aleniyet ve tehlike sınırının dava konusu yayındaki ifadelerle aşıldığı, seçilen konu hedef kitle ve kullanılan üslup nazara alındığında, söz konusu yayının, kamu düzeni için tehlikeli olabilecek şekilde düşmanlığa ve kin beslemeye alenen tahrik edeceği ve bu anlamda nefret duygularının oluştuğunun kabulünde zorunluluk olduğu, Bölge İdare Mahkemesi kararının içtihatlara uygun olduğu, dava konusu yayında davacı tarafın iddiasının aksine 6112 sayılı Kanun'un 8/1-b maddesi ihlâl edildiğinin açık olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Anılan Kanun'un 50. maddesinin 4. fıkrasında, "Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesi, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılır." hükmü bulunmaktadır.
Aktarılan kurallar göz önünde bulundurulduğunda, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri, Dairemizin bozma kararındaki esaslara uyularak verilen temyize konu Mahkeme kararının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun yukarıda özetlenen gerekçeyle kabulü ile davanın reddi yolundaki … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan Bölge İdare Mahkemesi kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine,
5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine, … tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.