T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/3001
Karar No : 2023/655
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Başkanlığı
VEKİLLERİ : Av. …, Av. …
KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- … Birliği
VEKİLİ: Av. …
2- … Bakanlığı
VEKİLİ: Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Sekizinci Dairesinin 05/04/2022 tarih ve E:2018/850, K:2022/2408 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 30/12/2017 tarih ve 30286 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 2018 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin; "Genel Hükümler" bölümünde yer alan; 11. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "Ancak, bu ücret asıl alacağı geçemez." ibaresinin, 16. maddesinin 2. fıkrasının (ç) bendinde yer alan "(c) bendine göre ödediği maktu ücret mahsup edilerek" ibaresinin, "Avukatlık Ücret Tarifesi" bölümünde yer alan; Birinci Kısım, Birinci Bölümünün 5. maddesinin (c) bendinin, İkinci Kısım, İkinci Bölümünün 4. maddesinin ve İkinci Kısım, İkinci Bölümünün 23. maddesinin (b) bendinde yer alan, "Duruşmalı işlerde 3.300,00 TL" ibaresinin iptaline karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 05/04/2022 tarih ve E:2018/850, K:2022/2408 sayılı kararıyla;
1- 2018 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin; "Genel Hükümler" bölümünde yer alan 11. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "Ancak, bu ücret asıl alacağı geçemez." ibaresi yönünden;
2006 yılı Tarifesi'nin aynı başlıklı 11. maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde, "Konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, bu Tarife'nin ikinci kısmının ikinci bölümünde icra dairelerindeki takipler için öngörülen ücretten az olamaz." hükmü yer almakta iken; 2007 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 11. maddesinin birinci fıkrasında, "Konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. Şu kadar ki asıl alacak miktarı 1.250,00 YTL'ye kadar olan icra takiplerinde avukatlık ücreti Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde icra dairelerindeki takipler için öngörülen maktu ücrettir. Ancak bu ücret asıl alacağı geçemez." hükmü getirilerek önceki tarife kuralından farklı olarak icra takiplerinde maktu vekalet ücreti uygulamasına son verildiği, bazı kurum ve kuruluşların yalnızca karşı taraf vekalet ücretine dayanan sözleşmeler yapmaları ve bu şekilde 1, 5, 10, 20, 50 TL gibi küçük miktarlı asıl alacak nedeniyle yapılan takiplerde maktu olarak belirlenen vekalet ücretine hak kazanmaları üzerine, bu durumun adalet ve hakkaniyetle bağdaşmaması, tüketicinin ve avukatlık mesleğinin korunması amacıyla söz konusu düzenlemenin yapıldığının anlaşıldığı,
Dava konusu Tarife kuralında da aynı gerekçelerle belirtilen düzenlemeye yer verilmiş olup, ülkenin ekonomik ve sosyal durumu, avukatların davanın görümü sırasında harcadığı çaba, gayret ve emeğinin karşılığı, uyuşmazlığa konu alacağın değeri, taraflara ölçüsüz bir yükümlülük getirmemesi ve çeşitli sözleşmeler yoluyla avukatlık mesleğinin zarar görmesinin engellenmesi hususları dikkate alındığında dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı,
Nitekim Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 10/12/2009 tarih ve E:2008/1132 K:2009/2788 sayılı kararının da aynı yönde olduğu,
2- 2018 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin; "Genel Hükümler" bölümünde yer alan 16. maddesinin 2. fıkrasının (ç) bendinde yer alan "(c) bendine göre ödediği maktu ücret mahsup edilerek" ibaresi yönünden;
6235 sayılı Kanun'un 18/A maddesinin ikinci fıkrasındaki düzenlemelerin, tarafların ihtiyari olarak arabulucuya başvurduğu hallerden oldukça farklı, arabuluculuğun dava şartı olarak öngörüldüğü hallere özgü, spesifik hükümler içerdiği, şöyle ki; tarafların ihtiyari olarak arabulucuya başvurduğu hallerde, arabuluculuk faaliyetinin olumsuz sonuçlanması üzerine açılan davalarda, taraflar yargılama giderlerinden sorumluluk yönünden 6235 sayılı Kanun'un 18/A maddesinin onbirinci fıkrasında belirtilen yaptırımlara maruz kalmazken; zorunlu arabuluculuk olarak ifade edilen ve birtakım davalar için dava şartı olarak öngörülen arabuluculuk faaliyetlerinde ise, tarafların özen yükümlülüğüne aykırı davranışlarına birtakım yaptırımların bağlandığının görüldüğü, bu durumun, zorunlu arabuluculuk aşamasına ilişkin yürütülen faaliyetlerin sonraki aşama olan dava safhasında ortaya çıkan etkilerini göstermesi ve aynı zamanda her iki aşamanın birbirinden tamamen ayrı ve bağımsız faaliyetler olmadığını da ortaya koyması bakımından önem arz ettiği,
Dava konusu Tarife kuralı bu çerçevede değerlendirildiğinde ise, tarafların ve vekillerinin karşılıklı olarak görüştüğü, tartıştığı ve uyuşmazlık konusu hakkında çözüm için seçeneklerin üretildiği arabuluculuk aşamasında anlaşma sağlanamadığı durumlarda, sonraki aşama olan dava safhasında aynı uyuşmazlıkla ilgili yargısal bir süreç işlemeye başlayacağından, belirtilen sürecin bir bütün olarak dikkate alınıp avukatın gösterdiği emek ve mesaisi ile müvekkilinin hak arama özgürlüğü arasında denge gözeten dava konusu Tarife kuralında hukuka ve hakkaniyete aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı,
3- 2018 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin "Avukatlık Ücret Tarifesi" bölümünde yer alan; Birinci Kısım, Birinci Bölümünün 5. maddesinin (c) bendi yönünden;
Dava konusu Tarife maddesinde, şirket ana sözleşmesi, şirketlerin devir ve birleşmesi vb. ticari işlerle ilgili sözleşmeler için belirlenen 880,00 TL maktu ücretin; asgari ücret olduğu, taraflarca işin önemi ve mahiyetine göre serbestçe daha yüksek bir ücret belirlenmesinin önünde engel bulunmadığı, ülkemizde faaliyet gösteren şirket büyüklüklerinin birbirinden farklı olması nedeniyle standart bir ücret belirlenmesinin işin yapısı gereği mümkün olmadığı hususları göz önünde bulundurulduğunda, dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı,
4- 2018 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin "Avukatlık Ücret Tarifesi" bölümünde yer alan İkinci Kısım, İkinci Bölümünün 4. maddesi yönünden;
Dava konusu 2018 yılı Tarifesi'nde tahliyeye ilişkin icra takipleri için belirlenen ücretin, benzer işler olan, icra mahkemelerinde takip edilen dava ve duruşmalı işler için belirlenen ücrete eşitlendiği, icra dairelerinde yapılan takipler için belirlenen ücretin iki katı ücret öngörüldüğü, 2017 yılı Tarifesi'nde öngörülen ücrete de %9,84 oranında artış yapılmak suretiyle belirlenen dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı,
5- 2018 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin "Avukatlık Ücret Tarifesi" bölümünde yer alan İkinci Kısım, İkinci Bölümünün 23. maddesinin (b) bendinde yer alan, "Duruşmalı işlerde 3.300,00 TL" ibaresi yönünden;
2016 yılı Tarifesindeki benzer hükme karşı açılan davada, Dairelerince 20/04/2016 tarih ve E:2015/15049 sayılı karar ile yürütmenin durdurulmasına karar verilmiş olup, karar gerekçesinde, 2016 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin İkinci Kısım İkinci Bölümünde yer alan 19. bendi ile 24. bendinin (b) alt bendi bir arada incelenerek; Anayasa Mahkemesinin 13/11/2014 tarih ve E:2014/172, K:2014/170 sayılı kararında Sayıştay'ın "Mahkeme" sıfatını haiz bulunduğu ve yaptığı hesap yargılamasının "dava" niteliğinde olduğunun vurgulandığı, Anayasa'da yüksek mahkemeler arasında sayılmasa da Anayasa Mahkemesinin tespitlerinden hareketle niteliği itibarıyla Sayıştayı bir mahkeme gördüğü, hesap yargılamasını da dava olarak değerlendirmenin doğru olacağı, 2016 yılı Tarifesi'nde, Sayıştay dahil olmak üzere Anayasa'nın "Yargı" başlıklı üçüncü bölümünde yüksek mahkemeler arasında zikredilen Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Askeri Yargıtay, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi ve Uyuşmazlık Mahkemesinde görülen dava ve işlere ilişkin ayrı ayrı avukatlık ücreti belirlenmiş ise de, esasen nitelikleri itibarıyla vekalet ücretini farklı kılacak bir nedenin bulunmadığı, belirtilen yargı mercilerinin gördüğü davaların, yargısal niteliği itibarıyla farksız olduğu, dolayısıyla vekalet ücreti belirlenirken bir önceki yıla ilişkin enflasyon oranı da dikkate alınarak bu merciler arasında bir denge kurulmasının zorunlu olduğunun belirtildiği,
Dairelerinin mezkur kararı doğrultusunda 30/11/2016 tarih ve 29904 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tarife'nin 10. maddesi ile 2016 yılı Tarifesi'nin 19. satırı “19. Sayıştay’da görülen hesap yargılamaları için 3.000,00 TL” şeklinde; 12. maddesiyle de 2016 yılı Tarifesi'nin 24. maddesinin (b) alt bendi, " b) Bireysel başvuru Duruşmalı işlerde 3.500,00 TL; Duruşmasız işlerde 1.750,00 TL” şeklinde değiştirildiği,
Adalet Bakanlığı tarafından, 30/11/2016 tarih ve 29904 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tarife'nin muhtelif maddelerine karşı açılan davada, Dairelerinin 02/10/2018 tarih ve E:2016/15202 K:2018/5105 sayılı kararı ile "Avukatlık Ücret Tarifesi" Bölümünün İkinci Kısım, İkinci Bölümünde yer alan 19. maddesi ile 24. maddesinin (b) bendinde yapılan değişiklik yönünden, davalı Türkiye Barolar Birliği tarafından, yüksek mahkemeler arasında denge kurulması amacıyla, avukatın emeği gözetilmek suretiyle ve maktu olarak belirlenen ücrette orantısızlık ve hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, kararın temyiz edilmesi üzerine de Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 02/12/2020 tarih ve E:2019/463 K:2020/2812 sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği,
Dava konusu 2018 yılı Tarifesi'nde de, Dairelerinin anılan kararı doğrultusunda Sayıştay da dahil olmak üzere yüksek mahkemelere ilişkin ayrı vekalet ücreti belirlenmesinden vazgeçilerek Tarife'de yer alan tüm yüksek mahkemelerin duruşmalı işleri için aynı ücretin tespit edildiği görüldüğünden düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, 2018 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin; "Genel Hükümler" bölümünde yer alan 11. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "Ancak, bu ücret asıl alacağı geçemez." ibaresi yönünden, dava konusu düzenlemenin avukatın emek ve mesaisinin göz ardı edilmesine yol açtığı, zira avukatların icra takibi yaparken harcadıkları emek ve mesainin icra takibine konu asıl alacağın miktarına göre değişmediği, 16. maddesinin 2. fıkrasının (ç) bendinde yer alan "(c) bendine göre ödediği maktu ücret mahsup edilerek" ibaresi yönünden, avukatın arabuluculuk faaliyetini başarıyla sonuçlandırma yükümlülüğünün bulunmadığı, bu nedenle dava yoluna gidilmesi halinde vekalet ücretinden mahsuba yönelik düzenlemenin hukuki dayanağının bulunmadığı, arabuluculuk ve yargı aşaması iki ayrı mercide temsil olmakla beraber bu iki işin birbirinin devamında olması durumunun, mahsup için geçerli bir sebep oluşturmadığı, "Avukatlık Ücret Tarifesi" bölümünde yer alan; Birinci Kısım, Birinci Bölümünün 5. maddesinin (c) bendi yönünden, 2016 yılı Tarifesi'nde aynı iş için 1.500,00 TL ücret belirlenmiş iken; 2017 yılı Tarifesine geçişte dava dışı diğer kalemler yönünden ortalama %10 oranında zam yapıldığı halde 2017 yılı Tarifesi'nde %50’ye yakın indirim yapılarak 800,00 TL ücret belirlendiği, 2018 yılı Tarifesi'nde de bu miktar üzerinden %10 artış yapılarak 880,00 TL ücret belirlenmesinin hukuka aykırı olduğu, 2017 yılı Tarifesi'ndeki düzenlemeye karşı açılan davada Danıştay Sekizinci Dairesince verilen yürütmenin durdurulması isteminin reddine ilişkin kararın yeniden karar verilmek üzere İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından kaldırıldığı, öngörülen miktarın ekonomik gerçeklere uygun olmadığı, İkinci Kısım, İkinci Bölümünün 4. maddesi yönünden, 2016 yılı Tarifesi'nde aynı iş için 1.800,00 TL ücret belirlenmiş iken; Adalet Bakanlığının 2016 yılı Tarifesi'ne karşı açtığı davada Danıştay Sekizinci Dairesinin 20/04/2016 tarih ve E:2015/15049 sayılı yürütmenin durdurulması kararı uyarınca 30/11/2016 tarih ve 29904 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren değişiklik Tarifesi ile tahliyeye ilişkin icra takipleri için 600,00 TL ücret belirlendiği; 2017 yılı Tarifesi'ne geçişte bu ücret üzerinden %10 artış yapılarak 660,00 TL olarak belirlendiği, Danıştay Sekizinci Dairesinin 20/04/2016 tarih ve E:2015/15049 sayılı kararı gereği yapılacak düzenlemede en azından ücretin artış yapılmadan önceki seviyesine çekilmesi gerekirken %50’den fazla indirildiği; hukuka aykırı bu indirim sonrası çıkarılan 2017 yılı Tarifesi'nde ise ücretin 600,00 TL üzerinden %10 artırılması ve 2018 yılında da bu miktar üzerinden artırım yapılarak 725,00 TL olarak belirlenmesinin hukuka aykırılığın devamı niteliğinde olduğu, yapılan bu düzenlemenin hukuki ve ekonomik dayanağının olmadığı, İkinci Kısım, İkinci Bölümünün 23. maddesinin (b) bendinde yer alan, "Duruşmalı işlerde 3.300,00 TL" ibaresi yönünden, 2016 yılı Tarifesi'nde aynı iş için 3.600,00 TL ücret belirlenmiş iken; Bakanlık tarafından 2016 yılı Tarifesi için açılan iptal davasında Danıştay Sekizinci Dairesince verilen 20/04/2016 tarih ve E:2015/15049 sayılı yürütmenin durdurulması kararı uyarınca, 30/11/2016 tarih ve 29904 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Tarife'nin ilgili maddesi ile bireysel başvurularda duruşmalı işler için 3.500,00 TL ücret belirlendiği; 2017 yılı Tarifesi'nde bu miktarın altında olarak 3.000,00 TL ücret belirlendiği, 2018 yılı Tarifesi'nde ise 3.300,00 TL olarak belirleme yapıldığı, Danıştay Sekizinci Dairesince verilen 20/04/2016 tarih ve E:2015/15049 sayılı karar sonrasında 3.500,00 TL olarak belirlenen ücret yine avukatın harcadığı emek ve mesaisi ile ekonomik koşullarda bir değişiklik olmamasına rağmen hiçbir dayanak olmadan 3.000,00 TL’ye düşürüldüğü, 2018 yılı Tarifesi'nde de bu miktar üzerinden artırım yapılarak 3.300,00 TL olarak belirlendiği, Danıştay Sekizinci Dairesince verilen E:2015/15049 sayılı kararda belirtildiği gibi, çok kısa aralıklarla yayımlanan iki tarifede artış yapılması gibi gerekçe olmadan indirim yapılmasının da hukuka uygun olmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFLARIN SAVUNMALARI : Davalı idareler tarafından, Danıştay Sekizinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Sekizinci Dairesinin temyize konu 05/04/2022 tarih ve E:2018/850, K:2022/2408 sayılı kararının ONANMASINA,
3. 05/04/2023 tarihinde oybirliği ile kesin olarak karar verildi.