T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/3020
Karar No : 2022/3688
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 26/01/2022 tarih ve E:2017/6788, K:2022/50 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin, 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 4(8)b maddesi ile değişik 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin, aynı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca oluşturulan Komisyonun 02/09/2016 tarih ve 2016/1 sayılı kararının iptali ve 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (6749 sayılı Kanun) 10. maddesi ile 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (6755 sayılı Kanun) 38. maddesinin iptali talebiyle Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 26/01/2022 tarih ve E:2017/6788, K:2022/50 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmemiş; davacının Anayasa'ya aykırılık iddiasının ise, ilgili maddeler Anayasa Mahkemesinin 24/07/2019 tarih ve E:2016/205, K:2019/63 sayılı ve 24/12/2020 tarih ve E:2017/21, K:2020/77 sayılı kararları ile iptal edildiğinden karşılanmasına gerek olmadığı belirtilerek işin esasına geçilmiş,
"Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "667 sayılı KHK Uyarınca Oluşturulan Komisyonun Bağımsızlığı ve Tarafsızlığı", "FETÖ'nün Askeri Yargı Yapılanmasına İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ise ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile esastan reddedildiği, Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucunda anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediğinin görüldüğü,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, ifadeler değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile irtibat ve iltisak içerisinde olduğunun anlaşıldığı,
Sıkıyönetim mahkemesi görevlendirmeleri yönünden, 2. KOR. K.LIĞI Askeri Mahkemesi ve Çanakkale Sıkıyönetim Askeri Mahkemesinde Askeri Hâkim olarak görevlendirilmiş olmasının, örgüt ile olan iltisakı ve irtibatını ortaya koyduğunun değerlendirildiği,
Ankesörlü/sabit hat telefon görüşmesi kaydı yönünden, kararda yer verilen iletişime dair kayıtların incelenmesinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı ve irtibatlı olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, işlem tesis edildiğinde karara esas alınan tanık beyanlarının mevcut olmadığı, tanıkların ceza yargılamalarında etkin pişmanlıktan yararlandığı; savunmasının alınmadığı; tanık ...’nin usulüne uygun ifade vermediği ve beyanlarının soyut olduğu; tanık ...’nin ifadesinin de usule uygun bir şekilde alınmadığından delil niteliğinin bulunmadığı ve verdiği bilgileri bilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, baskı ve etki altında bırakılmış olabileceği, anlatımlarının maddi gerçekliğe uyup uymadığının yargı yerlerince araştırılması gerektiği; tanık ...’nin beyanının etkin pişmanlık kapsamında soruşturma aşamasında alınmış olduğu; tanık ...’nin de aynı durumda olduğu ve suç işlediğine dair bir beyanının bulunmadığı; tanık ifadelerinin usul ve kanuna aykırı alındığı ve peşinen doğruymuş gibi kabul edilerek irtibat ve iltisak için yeterli kabul edildiği; sıkıyönetim mahkemesinde görevlendirilmeye ilişkin listenin kendi bilgisi dışında olduğu ve muvafakatinin bulunmadığı; bilgisi dışında hazırlanan bu listeye adının yazılmasını engellemesinin mümkün olmadığı; bu listenin delil değerinin bulunmadığı; konuyla ilgili emsal yargı kararları bulunduğu; aynı listede olup görevine devam edenlerin de olduğu; darbe girişiminin yapıldığı tarihte izinde olduğu; ankesörlü/sabit hat görüşme kayıtları delilinin Yargıtay kriterlerine uygun olmadığı ve bu kriterlerin tartışılmadığı; staj döneminde kardeşiyle birlikte kaldığı ve o tarihlerde ankesörlü telefonla iletişim kurdukları; Komisyonun bağımsız ve tarafsız olmadığı; olağanüstü hal dönemini aşan kalıcı ve sürekli tedbirler alınamayacağı; suç ve cezaların geriye yürümeyeceği, bir suçtan iki ceza olmayacağı, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiği; mahkumiyetine ilişkin ceza yargılaması kararının işlemden sonra verildiği ve diğer delillerin de işlemden sonra elde edildiği; dava konusu işlemin ceza hukuku anlamında cezalandırma olduğu ve ceza hukuku teminatlarının tatbik edilmesi gerektiği; 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’de ya da işlemde anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğine dair bir gerekçeye yer verilmediği halde kararda bu hususa yer verildiği; sivil ölüm oluşturur şekilde meslekten çıkarıldığı; masumiyet karinesinin, makul sürede yargılanma, suç ve cezaların kanuniliği, özel hayat ve aile hayatına, şeref ve itibara saygı, adil yargılanma, lekelenmeme, mülkiyet, eğitim ve gerekçeli karar haklarının, ayrımcılık yasağının ihlal edildiği; Danıştayın bağımsız ve tarafsız olmadığı belirtilerek, Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ... 'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Öte yandan, UYAP kayıtlarının incelenmesinden, Daire kararının "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" kısmının "Davacıya İlişkin Süreç" bölümünde sözü edilen ve hükme esas alınmayan, davacının “silahlı terör örgütüne üyelik” suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:.., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla reddedildiği; bu karara karşı yapılan temyiz başvurusunun ise ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla kabul edilerek kararın bozulduğu ve davacı hakkındaki ceza yargılamasının devam ettiği anlaşılmıştır.
668 sayılı KHK ile değişik 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca, askeri hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.
Bu itibarla, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçunun tespitinde delil olarak değerlendirilecek bir kısım fiil ve davranışlar, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecek nitelikte olduğundan, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin bu davada, ''silahlı terör örgütüne üye olmak'' isnadıyla açılan ceza davasında verilecek kararın beklenmesi gerekmemektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 26/01/2022 tarih ve E:2017/6788, K:2022/50 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına,
4. Kesin olarak, 19/12/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.