T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2022/310
Karar No:2023/3219
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Müdürlüğü
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacının % 50 oranında hissedarı ve yetkili müdürü olduğu ... Madeni Yağ Sanayi Tic. Ltd. Şti.'ne … tarih ve … sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu kararıyla verilen 714.460,00-TL tutarındaki idari para cezasının muhtelif tarihlerdeki tahsilatlar düşüldükten sonra anılan şirketten tahsil edilemeyen 708.174,71-TL tutarındaki bakiye kamu alacağının 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un mükerrer 35. maddesi uyarınca tahsili amacıyla düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emrinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 18/04/2019 tarih ve E:2017/825, K:2019/1846 sayılı bozma kararına uyularak verilen kararda; Anayasa Mahkemesi'nin 19/03/2015 tarih ve E:2014/144, K:2015/29 sayılı kararıyla, 6183 sayılı Kanun'un ''Kanuni Temsilcilerin Sorumluluğu'' başlıklı mükerrer 35. maddesinin 5. fıkrasındaki, ''Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda kanuni temsilci veya teşekkülü idare edenlerin farklı şahıslar olmaları hâlinde bu şahıslar, amme alacağının ödenmesinden müteselsilen sorumlu tutulur.'' kuralı ile 6. fıkrasındaki ''Kanuni temsilcilerin sorumluluklarına dair 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nda yer alan hükümler, bu maddede düzenlenen sorumluluğu ortadan kaldırmaz.'' kuralının vergi ve diğer mali ödev ve sorumluluklarını zamanında ve eksiksiz olarak yerine getiren kanuni temsilcilerin, sonradan kendilerinin görevde olmadığı ve müdahale şanslarının bulunmadığı bir dönemde gerçekleşen bir eylemden müteselsilen sorumlu tutulmaları sonucunu doğurduğu; adalet ve hakkaniyet ilkeleri gereği, bireyin bu şekilde belirsiz ve güvencesiz bir biçimde kendi kusurundan kaynaklanmayan bir nedenle, başkalarının eylem veya ihmali sonucu oluşacak sorumluluğa ortak olmasının adalet ve hakkaniyetle bağdaşmayacağı, hukuk devleti ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verildiği;
Kamu alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlardaki kanuni temsilcilerin farklı kişiler olması durumunda, kanuni temsilcilerin kendilerinden önceki dönemde işlenen fiillerden sorumlu tutulmalarına sebep olacak şekilde kamu alacağının takip edilmesi hâlinin doğabileceği, bu durumun hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmayacağının Anayasa Mahkemesi kararında açıkça belirtildiği; olayda, davacının, idarî yaptırıma konu fiilin işlendiği tarihten sonraki bir tarihte şirkete ortak olduğu ve şirket müdürlüğüne seçildiği, idarî yaptırıma konu fiilin davacının şirkette temsil yetkisinin olmadığı bir dönemde gerçekleştiği, dolayısıyla davacının hukuken ve fiilen şirketin temsilcisi olmadığı dönemde işlenen fiillerden kaynaklanan kamu alacağından şahsi malvarlığıyla sorumlu tutulmasının hukuken mümkün olmadığı anlaşıldığından, dava konusu ödeme emrinde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, ödeme emrine karşı açılan davada idari para cezası verilmesine neden olan fiilin, davacının böyle bir borcunun bulunmadığı iddiası kapsamında değerlendirilmemesi gerektiği, içeriği aynı olan bir önceki ödeme emrinin tebliği üzerine davacının itirazda bulunmadığı ve söz konusu ödeme emrine karşı dava açmadığı, 6183 sayılı Kanun’un 35. maddesinde düzenlenen sorumluluğun, kanuni temsilcinin görevde olduğu dönemde ödemesi gereken kamu borcu bakımından kusursuz bir sorumluluk olduğu, ilgilinin sorumluluğuna gidilebilmesi için borcun doğum anında değil, borcun şirketten tahsil imkânı bulunmadığının tespiti anında temsilcilik sıfatının taşınmasının yeterli olduğu, tahsiline karar verilen karar harcının karşı tarafa yükletilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKÎ DEĞERLENDİRME :
İdare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Anılan Kanun'un 50. maddesinin 4. fıkrasında "Danıştay'ın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesi, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılır." hükmü bulunmaktadır.
Aktarılan kurallar göz önünde bulundurulduğunda, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri, bozma kararındaki esaslara uyularak verilen temyize konu Mahkeme kararının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalının temyiz isteminin reddine,
2. Dava konusu işlemin iptali yolundaki ... İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından anılan Mahkeme kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Dosyanın anılan Mahkeme'ye gönderilmesine,
5. 2577 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi uyarınca, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (on beş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 21/06/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.