T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/3123
Karar No : 2023/1504
TEMYİZ EDENLER : I- (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
II- (DAVALILAR) :
1- ... Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...
2- ... Rektörlüğü
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay İkinci Dairesinin 26/04/2022 tarih ve E:2018/1845, K:2022/2190 sayılı kararının; davacı tarafından redde ilişkin kısımları yönünden, davalı Hacettepe Üniversitesi Rektörlüğü tarafından kısmen kabule ilişkin kısmı yönünden, diğer davalı Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı tarafından ise aleyhine hükmedilen vekâlet ücreti ve yargılama giderine ilişkin kısmı yönünden temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 12/04/2014 tarih ve 28970 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Yükseköğretim Üst Kuruluşları ile Yükseköğretim Kurumları Personeli Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Yönetmeliği'nin (Yönetmelik) değişik 5, 7 ve 8. maddeleri ile Hacettepe Üniversitesi Personel Daire Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali ve 18/01/2007-04/01/2018 tarihleri arasına ilişkin olarak şube müdürü kadrosuna atanmamasından doğan maddi kayıplarının ödenmesine hükmedilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay İkinci Dairesinin 26/04/2022 tarih ve E:2018/1845, K:2022/2190 sayılı kararıyla;
Yönetmeliğin 8. maddesi yönünden;
Dava konusu Yönetmelik maddesinde yer alan kuralın, unvan değişikliği suretiyle atanacaklarda aranacak genel şartlara ilişkin olduğu, ayniyat saymanı kadrosunda görev yapan davacının, dilekçe ve beyanlarında yer alan iddia ve talepleri doğrultusunda herhangi bir düzenleme içermediği görüldüğünden, anılan maddenin iptali istemine ilişkin olarak davacının hukuki menfaatinin bulunmadığı,
Yönetmeliğin 5. ve 7. maddeleri yönünden;
1050 sayılı Muhasebe-i Umumiye Kanunu'nun 95 ve 97. maddelerinde ayniyat muhasebesi ve ayniyat saymanlığının, 134. maddesinde de ayniyat saymanlarının nasıl atanacaklarının düzenlendiği, 1939 tarihli Ayniyat Talimatnamesi'nde de ayniyat saymanının tarifi yapılarak görevlerinin belirtildiği,
5018 sayılı Kanun'un 81. maddesi ile 1050 sayılı Kanun yürürlükten kaldırılarak yeni bir malî yönetim ve kontrol sisteminin oluşturulduğu, 5018 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinin ardından Ayniyat Talimatnamesi'nin yerine Taşınır Mal Yönetmeliği'nin 18/01/2007 tarih ve 26407 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdiği, anılan Yönetmelik'te, eski düzenlemede ayniyat saymanı tarafından yürütüleceği belirtilen görevlerden söz edilirken “taşınır kayıt yetkilisi ve taşınır kontrol yetkilisi” kavramının kullanıldığı,
5018 sayılı Kanun'un Geçici 5. maddesi ile Maliye Bakanlığı kadrolarında olan personel bakımından, bu yasadan önce hangi görevde ve unvanda çalışan personelin hangi kadrolara atanabileceğine ilişkin yasal düzenleme yapılmış olduğu, bu kapsamda Maliye Bakanlığı Personeli Görevde Yükselme, Unvan Değişikliği ve Atama Yönetmeliği'nin Geçici 1. maddesinde “…Ayniyat Saymanı (Bakanlık merkezinde) görev yaptığı birimin Şube Müdürü unvanına, Ayniyat Saymanı (Taşra) görev yaptıkları birimin Şef unvanına … atanırlar.” düzenlemesine yer verildiği ve Bakanlık bünyesinde “ayniyat saymanı” kadro unvanının kaldırıldığı,
Diğer kurumlar yönünden ise bu konuda Yasada açık bir düzenlemeye yer verilmediği, davalı Kurum tarafından yapılan düzenlemelerde de ayniyat saymanlarının hangi kadrolara atanabileceği hususunda bir değişiklik yapılmadığı,
15/03/1999 tarih ve 99/12647 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Genel Yönetmelik'te "şube müdürü" kadrosunun görevde yükselmeye tabi kadrolar arasında sayıldığı, anılan kadroya atanabilmek için genel şartlar ile birlikte görevde yükselme yazılı ve sözlü sınavında başarılı olma koşuluna yer verildiği,
Görevde yükselme usul ve esaslarının, Genel Yönetmelik ile ve bu Yönetmeliğe dayanılarak yürürlüğe konulan kurum yönetmelikleri ile düzenlenmesindeki amacın, personelin önceden belirlenmiş somut ve objektif kurallara göre hangi kadro ve pozisyonlar için görevde yükselmeye tabi olduğunu, bu kadro ve pozisyonlar için hangi koşulların arandığını bilmesini ve buna göre kendisini hazırlamasını sağlamak olduğu,
Maliye Bakanlığı dışındaki kurumlar yönünden "ayniyat saymanı" kadrosunun özel yönetmeliklerden kaldırılmasını şart koşacak yasal düzenleme yapılmadığı, bu doğrultuda Kurum Yönetmeliği'nde "ayniyat saymanı" kadrosunun varlığını koruduğu görüldüğünden, şube müdürlüğü kadrosuna atanmaya ilişkin özel şartların Kurum Yönetmeliği'nde yer verildiği şekilde uygulanmasının üst normlara aykırılık teşkil etmediği,
Kurum Yönetmeliği'nin, kendisinden daha üst konumda bulunan ve dayanağını oluşturan norma aykırı veya bunu değiştirici, daraltıcı nitelikte bir hüküm getirmediği; idarenin, mevzuat yapma konusunda sahip olduğu takdir yetkisini, kamu yararı ve hizmet gereklerini gözeterek üst hukuk normlarına aykırı olmayacak şekilde kullandığı sonucuna varıldığından, dava konusu düzenlemelerde hukuka aykırılık bulunmadığı,
Bireysel işlemin iptali ve 18/01/2007-04/01/2018 tarihleri arasına ilişkin olarak şube müdürü kadrosuna atanmamasından doğan maddi kayıplarının ödenmesi istemi yönünden;
Davacının, durumuna uygun kadro değişikliği talebiyle davalı idareye yaptığı 04/01/2018 tarihli başvurusunun, davalı idarece, Yönetmeliğin ilgili maddeleri gereğince açılacak sınava girip, başarılı olması halinde kadro değişikliğinin yapılabileceği gerekçesiyle reddine ilişkin işlemin iptalini istediği; davacı tarafından dosyaya sunulan 01/03/2019 evrak kayıt tarihli dilekçe ve dilekçe ekinde yer alan maaş bordrosundan, davalı idare tarafından Kasım/2018 tarihinde şube müdürlüğü kadrosuna atandığı anlaşıldığından, durumuna uygun kadro değişikliği yapılması talebinin reddine ilişkin işlem yönünden davanın konusuz kalması nedeniyle bu kısım hakkında karar verilmesine yer bulunmadığı,
Öte yandan; durumuna uygun kadro değişikliği talebiyle davalı idareye başvurduğu ve böylece dava konusu bireysel işlemin tesisine yol açtığı tarihin (04/01/2018), şube müdürlüğü kadrosuna ilişkin parasal hak kayıplarının hesaplanmasına başlangıç teşkil edeceği,
Bu itibarla davacının, dava konusu bireysel işlem nedeniyle oluşan maddi kayıplarının, idareye başvuru tarihi olan 04/01/2018 tarihinden, davalı idarece şube müdürlüğü kadrosuna atandığı tarihe kadar olan kısmının davacıya ödenmesinin gerektiği gerekçesiyle,
Yönetmeliğin, 8. maddesinin iptali istemi yönünden davanın ehliyet yönünden reddine, 5. ve 7. maddesinin iptali istemi yönünden davanın reddine; davacının, durumuna uygun kadro değişikliği talebiyle davalı idareye yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlem hakkında karar verilmesine yer olmadığına; dava konusu bireysel işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı parasal haklarının davalı idareye başvuru tarihi olan 04/01/2018 tarihinden, davalı idarece şube müdürlüğüne atandığı tarihe kadar olan kısmının davacıya ödenmesine, istemin başvuru tarihinden öncesine yönelik kısmının reddine, yargılama giderinin, davadaki haklılık oranına göre 171,65-TL'lik kısmının davacı üzerinde bırakılmasına, geriye kalan 171,65-TL yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 4.500.00-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine; 4.500.00-TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Yönetmeliğin 8.maddesinde unvan değişikliğine tabi kadrolara atanabilme şartlarının düzenlendiği, bireysel işlem ile ayniyat saymanlığı kadrosuna denk düşen kadro olan şube müdürü kadrosuna atanabilmesi için sınava girmesinin gerekli olduğu yolunda değerlendirme yapıldığından bu işlemin dayanağını oluşturduğu, dolayısıyla menfaatinin ihlal edilmiş olduğu; Maliye Bakanlığı dışındaki kurumlar yönünden ayniyat saymanları için bir düzenlemenin yapılmasının “unutulmuş” olduğu, bu yönüyle genel düzenlemeye, üst norma aykırı şekilde uygulamanın devam ettirildiği, bu yönüyle dava konusu Yönetmeliğin 5. ve 7. maddesinin, 5018 sayılı Kanun'un geçici 5. maddesine aykırı olduğu; davanın açılmasından yaklaşık 10 ay sonra "şube müdürü" olarak atandığı, davalı idarenin bu yönüyle iddia ve taleplerin haklılığını beyan ve ikrar ettiği, böylece davalı idarenin 5018 sayılı Kanun çerçevesinde "ayniyat saymanlığı" kadrosunun şube müdürü seviyesinde olduğunu kabul ettiği, kararın, yoksun kalınan parasal hakların başlangıç tarihi bakımından kanun ve hukuka aykırı olduğu, 18/01/2007 tarih ve 26407 sayılı Resmî Gazetede yayınlanan Taşınır Mal Yönetmeliği'nin 6. maddesine istinaden, 18/01/2007 tarihinin resen şube müdürü atama yapılması bakımından başlangıç tarihi olarak kabulünün gerektiği, davalı idarenin 5018 sayılı Kanun kapsamında gerekli düzenlemeleri yapmamak suretiyle 2007 yılı itibarıyla şube müdürü olarak atanma yeterliliğine sahip iken mülkiyet hakkı ihlal ederek ayniyat saymanı kadrosunda tutulmasının da Anayasa'nın 10. maddesine aykırılık teşkil ettiği ileri sürülmektedir.
Davalı Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı tarafından, düzenleyici işlemler yönünden davanın reddine karar verildiğine göre hukuka aykırı işlemi olmayan Kurulları aleyhine vekâlet ücreti ve yargılama gideri hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
Davalı Hacettepe Üniversitesi Rektörlüğü tarafından, Üniversitelerince Yönetmelik hükümleri uyarınca işlem tesis edildiği, herhangi bir hukuka aykırılıktan söz edilmesinin mümkün olmadığı, temyiz konusu kararın parasal hakların davacıya ödenmesine ilişkin kısmının hukuka aykırı olduğu, Dairece, davacının talebi dışında karar verildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.
Davalı Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı tarafından, davacının Yönetmeliğin 5, 7 ve 8. maddelerinin tamamının iptalini talep etmekte menfaatinin olmadığı; anılan maddelerin iptali ve dava tarihinden 60 gün öncesine kadar olan kısım dışındaki maddi hak talepleri yönünden süre aşımı bulunduğu; Yönetmelik hükümlerinin ve bireysel işlemin hukuka uygun olduğu savunulmuştur.
Davalı Hacettepe Üniversitesi Rektörlüğü tarafından, davacının Yönetmeliğin 8. maddesinin iptalini istemede, maddede taleplerine ilişkin herhangi bir düzenlemeye yer verilmediğinden menfaatinin bulunmadığı; 5018 sayılı Kanun'da "ayniyat saymanı" kadrosunun kaldırılmasını zorunlu kılacak bir hükmün mevcut olmadığından bu kadronun varlığını sürdürmesinin Yasa'ya aykırılık olarak değerlendirilemeyeceği; Yönetmeliğe uygun işlem tesis edilmiş olması nedeniyle Daire kararının parasal hakların davacıya ödenmesine ilişkin kısmının tamamen hukuka aykırı olduğu savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Davacının temyiz isteminin reddi; davalı idarelerin temyiz istemlerinin kabulü ile Daire kararının, dava konusu bireysel işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı parasal haklarının davalı idareye başvuru tarihi olan 04/01/2018 tarihinden, davalı idarece şube müdürlüğüne atandığı tarihe kadar olan kısmının davacıya ödenmesine ilişkin kısmının ve davalı Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı aleyhine hükme- dilen vekâlet ücreti ve yargılama giderine ilişkin kısmının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
İLGİLİ MEVZUAT :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerine uyulmamış olunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkün olduğu belirtilmiştir.
Öte yandan, 2577 sayılı Kanun'un "Kararlarda bulunacak hususlar" başlıklı 24. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinde, kararlarda, yargılama giderlerinin hangi tarafa yükletildiğinin belirtileceği hüküm altına alınmış, aynı Kanun'un 31. maddesinin yargılama giderleri konusunda yollamada bulunduğu 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun yerine yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 323. maddesinde; avukatlık ücretinin yargılama giderlerine dahil olduğu hükmüne yer verilmiş, Kanun'un 326. maddesinde ise; yargılama giderlerinin aleyhinde hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği hüküm altına alınmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Davacının temyiz istemi yönünden;
Danıştay İkinci Dairesi kararının temyize konu, Yönetmeliğin, 8. maddesinin iptali istemi yönünden davanın ehliyet yönünden reddine, 5. ve 7. maddesinin iptali istemi yönünden davanın reddine; dava konusu bireysel işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı parasal haklarının davalı idareye başvuru tarihi olan 04/01/2018 tarihinden öncesine yönelik kısmının reddine ilişkin kısımları usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bu kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Davalı Hacettepe Üniversitesi Rektörlüğünün temyiz istemi yönünden;
Taraflarca, Daire kararının, "davacının, durumuna uygun kadro değişikliği talebiyle davalı idareye yaptığı başvurunun reddine dair işlemin iptali istemi" hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısmına karşı temyiz talebinde bulunulmadığından, kararın bu kısmı kesinleşmiştir.
Anayasa'nın 125/7. maddesi uyarınca idare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı karşılamakla yükümlüdür. Bu bağlamda idarenin hukuka aykırı eylem ve işlemleri dolayısıyla, maddi ve/veya manevi zarara uğrayan kişilerin, bunların tazmini amacıyla tam yargı davası açması mümkündür. Bu durumda, yargı yerince, idarenin hukuka aykırı eylem ve işleminin tespit edilmesi koşuluyla tazmin talebinin kabulünün gerekeceği açıktır.
Temyizen incelenen Daire kararında, davacının, davalı idare tarafından Kasım/2018 tarihinde şube müdürlüğü kadrosuna atandığı anlaşıldığından bahisle, durumuna uygun kadro değişikliği yapılması talebinin reddine ilişkin işlem yönünden davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına; durumuna uygun kadro değişikliği talebiyle davalı idareye başvurduğu ve böylece dava konusu bireysel işlemin tesisine yol açtığı tarihin (04/01/2018), şube müdürlüğü kadrosuna ilişkin parasal hak kayıplarının hesaplanmasına başlangıç teşkil edeceği kabulüyle, dava konusu bireysel işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı parasal haklarının davalı idareye başvuru tarihinden, davalı idarece şube müdürlüğüne atandığı tarihe kadar olan kısmının davacıya ödenmesine hükmedildiği, böylece bireysel işlemin hukuka uygunluk denetimi yapılmaksızın parasal hak talebi yönünden karar verildiği görülmektedir.
Bu durumda, Kararın, Daire tarafından bireysel işlemin hukuka uygunluk denetimi yapılmaksızın verildiği anlaşılan, "bireysel işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı parasal haklarının davalı idareye başvuru tarihi olan 04/01/2018 tarihinden, davalı idarece şube müdürlüğüne atandığı tarihe kadar olan kısmının davacıya ödenmesine" ilişkin kısmında eksik inceleme nedeniyle hukuki isabet bulunmamaktadır.
Davalı Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının temyiz istemi yönünden;
Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı tarafından, 12/04/2014 tarih ve 28970 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan, Yükseköğretim Üst Kuruluşları ile Yükseköğretim Kurumları Personeli Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Yönetmeliği'nin dava konusu hükümleri yönünden davanın reddine karar verildiği, diğer dava konusu bireysel işlemde ise Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının işlemin tarafı olmadığı anlaşıldığından, aleyhine hüküm verilen konumda bulunmayan Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı aleyhine Daire kararında vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesinde usul hükümlerine uygunluk bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine;
2. Danıştay İkinci Dairesinin temyize konu 26/04/2022 tarih ve E:2018/1845, K:2022/2190 sayılı kararının, Yönetmeliğin, 8. maddesinin iptali istemi yönünden davanın ehliyet yönünden reddine, 5. ve 7. maddelerinin iptali istemi yönünden davanın reddine; dava konusu bireysel işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı parasal haklarının davalı idareye başvuru tarihi olan 04/01/2018 tarihinden öncesine yönelik kısmının reddine ilişkin kısımlarının ONANMASINA,
3. Davalı idarelerin temyiz istemlerinin kabulüne,
4. Anılan kararın dava konusu bireysel işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı parasal haklarının davalı idareye başvuru tarihi olan 04/01/2018 tarihinden, davalı idarece şube müdürlüğüne atandığı tarihe kadar olan kısmının davacıya ödenmesine ilişkin kısmının BOZULMASINA,
5. Anılan kararın davalı Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı aleyhine hükmedilen vekâlet ücreti ve yargılama giderine ilişkin kısmının BOZULMASINA,
6. Bozulan kısımlar yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine,
7. Kesin olarak, 21/06/2023 tarihinde, Yönetmeliğin 5. ve 7. maddeleri yönünden gerekçede, Yönetmeliğin 8. maddesi ile dava konusu bireysel işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı parasal haklarının davalı idareye başvuru tarihi olan 04/01/2018 tarihinden, davalı idarece şube müdürlüğüne atandığı tarihe kadar olan kısmının davacıya ödenmesine ilişkin kısmı yönünden esasta oyçokluğu ile; diğer yönlerden oybirliği ile karar verildi.
KARŞI OY
X- Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; davacının, Taşınır Mal Yönetmeliği ile Ayniyat Talimatnamesinin yürürlükten kaldırıldığından bahisle davalı idareye "durumuna uygun" kadro değişikliği yapılması talebinde bulunduğu, bu talebin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Yönetmeliğinin ilgili maddeleri gereğince açılacak "sınava girip başarılı olması" hâlinde kadrosunun değiştirilebileceği yolundaki cevapla reddedildiği, bunun üzerine davacı tarafından temyizen incelenen davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Yükseköğretim Üst Kuruluşları ile Yükseköğretim Kurumları Personeli Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Yönetmeliği'nin (Yönetmelik) 8. maddesi yönünden;
Bir iptal davasının açılabilmesi ve idari yargı mercilerinin bu davayı ön koşullar yönünden kabul edebilmesi için 2577 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca dava dilekçeleri "ehliyet" yönünden de incelenmektedir. Dolayısıyla, iptal davası açılabilmesinin ön koşullarından biri davacının objektif ve subjektif dava ehliyetinin olmasıdır.
Subjektif ehliyet koşulu olan "menfaat ihlali", içtihatlarda dava konusu işlemle davacı arasında kurulan kişisel, meşru, güncel bir menfaat ilişkisi olarak tanımlanmaktadır. Menfaatin kişisel olması idari işlemin mutlaka davacı hakkında uygulanmış olmasını gerektirmemektedir. Sözü edilen menfaat ilişkisinin varlığı ve sınırları davacının statüsü dikkate alınmak suretiyle ve her olayda yargı yerince uyuşmazlığın niteliği de göz önünde tutularak belirlenmektedir.
Dava konusu uyuşmazlıkta, ayniyat saymanı olarak görev yapmakta olan davacının iptalini istediği Yönetmeliğin "Unvan değişikliği suretiyle atanacaklarda aranacak genel şartlar" başlıklı 8. maddesinde yer alan kural, unvan değişikliği suretiyle atanacaklarda aranacak genel şartları düzenlemekte, "unvan değişikliği sınavında başarılı olmak" da bu şartlar arasında yer almakta olup, davacının, durumuna uygun bir kadroya doğrudan (sınavsız) atanma isteğinde bulunması üzerine, davalı idarece, Yönetmeliğin "ilgili maddeleri" gereğince açılacak "sınava girip başarılı olması" hâlinde kadrosunun değiştirilebileceği yolundaki işlemle reddedilmiş olması ve söz konusu maddeye yönelik davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü iddialar göz önüne alındığında, davacının söz konusu maddenin iptali istemi yönünden hukuki menfaatinin bulunduğunun kabulü gerekmektedir.
Bu itibarla, ayniyat saymanı olarak görev yapan davacının, Yönetmeliğin 8. maddesinin iptalini istemede menfaatinin bulunduğu sonucuna varıldığından, Daire kararında bu yönden hukuka uyarlık görülmemiştir.
Yönetmeliğin 5. ve 7. maddesi yönünden;
Bir hiyerarşik normlar sistemi olan hukuk düzeninde, alt düzeydeki normların, yürürlüklerini üst düzeydeki normlardan aldığı kuşkusuzdur. Normlar hiyerarşisinin en üstünde evrensel hukuk ilkeleri ve Anayasa bulunmakta ve daha sonra gelen kanunlar yürürlüğünü Anayasa'dan, yönetmelikler ise yürürlüğünü kanunlardan almaktadır.
Kamu hizmetinin etkin ve verimli şekilde yürütülebilmesi için gerekli önlemleri almakla yükümlü olan idareler, değişen koşullara ve oluşan hizmet ihtiyacına göre normlar hiyerarşisine aykırı olmayacak şekilde, hizmette etkinliğin sağlanması için gerekli önlemleri alma, bu kapsamda mevzuat değişikliği yapma hususunda takdir yetkisine sahiptirler.
Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Genel Yönetmelikte, kadroların grup veya alt grup içindeki yerlerini belirleme hususu Kurumların tasarrufuna bırakıldığı, kurumların bu belirlemeyi yaparken dikkate alması gereken kriterlerin hiyerarşi, görev, yetki ve sorumluluk olarak belirtildiği, bunun dışında Genel Yönetmelik'te görevde yükselmeye tabi kadroların her birinin hizmet grupları içindeki yerlerini işaret eden herhangi bir hükme yer verilmediği, esas alınacak ölçütler belirtilmek suretiyle bu hususun kurumların kendi Yönetmelikleri ile yapacakları düzenlemeye bırakıldığı açık olmakla Yönetmeliğin dava konusu "Görev grupları" 5. maddesinde ve Genel Yönetmelik esasları çerçevesinde düzenlendiği anlaşılan "Görevde yükselme sınavı sonucu atanacaklarda aranacak özel şartlar" başlıklı 7. maddesinde üst hukuk normlarına, kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, temyize konu kararın Yönetmeliğin 8. maddesi yönünden davanın ehliyet yönünden reddine ilişkin kısmının bozulması; Yönetmeliğin 5. ve 7. maddeleri yönünden davanın reddine ilişkin kısmının ise yukarıda belirtilen gerekçeyle onanması gerektiği oyuyla, kararın belirtilen kısımlarına katılmıyoruz.
KARŞI OY
XX- Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; Danıştay İkinci Dairesince verilen kararın dava konusu bireysel işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı parasal haklarının davalı idareye başvuru tarihi olan 04/01/2018 tarihinden, davalı idarece şube müdürlüğüne atandığı tarihe kadar olan kısmının davacıya ödenmesine ilişkin kısmının usul ve hukuka aykırı bulunmadığı, davalı Hacettepe Üniversitesi Rektörlüğünün temyiz dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, temyiz isteminin reddi ile temyize konu kararın bu kısmının onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.