T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/319
Karar No : 2023/967
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU: Danıştay Beşinci Dairesinin 26/10/2021 tarih ve E:2016/58318, K:2021/3271 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 26/10/2021 tarih ve E:2016/58318, K:2021/3271 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş,
"Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraatine karar verildiği ve bu kararın istinaftan feragat nedeniyle 22/03/2018 tarihinde kesinleştiğinin görüldüğü,
Davacının kendi beyanı yönünden, davacının, üniversite sınavlarına hazırlık döneminde örgüte müzahir dershaneye gittiğinin kendi beyanı ile sabit olduğu,
HTS kayıtları ve davacının arabasında bulunan kitaplar yönünden, dosyada mevcut 01/08/2017 tarihli Bilirkişi HTS İnceleme Raporu incelendiğinde, davacının hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olma suçundan işlem yapılan ve ByLock abonelik bilgileri bulunan İ.K. ile 31/12/2014-31/10/2016 tarihleri arasında 987 kez görüşme kaydının bulunduğunun anlaşıldığı,
UYAP üzerinden yapılan incelemede ise, davacı ile İ.K.'nin 22/06/2019 tarihinde evlendiklerinin görüldüğü,
Öte yandan davalı idare tarafından dosyaya sunulan 17/07/2016 tarihli Araç Arama Tutanağı içeriğine göre davacının aracında 17/07/2016 tarihinde yapılan aramada terör örgütü lideri Fethullah Gülen'in yazdığı "Yenilenme Cehdi", "Sohbet Atmosferi", "El-Gulubu'd Dariz" isimli kitapların bulunduğunun anlaşıldığı,
Davacı tarafından, aracında bulunan kitaplara ilişkin olarak Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 18/07/2016 tarihli şüpheli sorgulama tutanağında; ".... ... plakalı araç bana aittir. Sürmene hakimi arkadaşım İ.K. ile birlikte Ordu iline arkadaşının düğününe benim arabam ile birlikte gidecektik. İ. kendisine ait valizi arabanın bagajına koydu. İçerisinde neler olduğunu bilmiyorum. Bu valiz içerisinde çıkan Fethullah Gülen’in yazdığı sohbet Atmosferi, El-kulubüd Daria, Yenilenme Cehdi isimli kitaplar ile Bediüzzaman Said Nursi’nin yazdığı Asayı Musa isimli kitap ...’nun Karargah isimli kitabı, ...’ın Terörün Matruşkası KCK kitapları ve yine valiz içerisinde bulunan Kuran-ı Kerim meali isimli kitaplar bana ait değildir. Arkadaşım olan hakim İ.K.’ya aittir. İ. valizi yanına aldığında ben valizde kıyafetleri olduğunu zannediyordum. Kendisi Ordu’ludur. Zaten bizim düğüne gideceğimiz gün Cumartesiydi. Trabzonda bir süre oyalandığımız için gidip gitmemede tereddüt ettik. Ardından olaylar nedeniyle vazgeçtik ve Sürmene’ye geri döndük. Akşamda hakkımızda açığa alınma kararını öğrendik. Polisler Sürmenedeki hakimleri almaya geldiklerinde bende kapının önünde duruyordum. Bende hakkımda açığa alınma kararı olduğunu söyleyip rızam ile teslim oldum. Arabamda böyle bir şey olduğunu bilsem bunları zaten imha eder öyle teslim olurdum..." şeklinde beyanda bulunulduğu,
Dairelerinin karar tarihinde evli olduğu İ.K. tarafından ise davacının aracında bulunan kitaplara ilişkin olarak Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 19/07/2016 tarihli şüpheli sorgulama tutanağında; "...Ayrıca 5-6 ay kadar önce vefat eden öz dayım M.K.'in evinde bulunan birçok dini kitap içerisinden okumak için aldığım ve 17/07/2016 günü memleketimde katılacağım bir düğün için kendisini fırsattan istifade daha önce verdiğim söze de binaen Ordu ilini gezdireceğimden birlikte kendisine ait araçla Ordu iline doğru yola çıktığımız Hakim ...'in aracına koyduğum çanta içerisinde de yapılan aramada bulunan Fethullah GÜLEN tarafından kaleme alınmış kitaplar ile lise yıllarında okuduğum Akit gazetesinin 'Üstad' seri yazısı ile ilgi duyup kendim aldığım Risale-i Nur'lardan birkaç kitabı Ordu iline götürüyordum. Bizim yola çıkmamız malum darbeye teşebbüs olayı sonrasında verilen karar ile değil o gün memleketimde C.Ç. isimli arkadaşımın düğününe katılmak amacıyla oldu. Yoldayken HSYK'nın 2735 Hakim ve Savcıyı açığa aldığına dair haberi alınca bir ihtiyaç doğabilir düşüncesiyle düğüne gitmekten vazgeçip görev yerimiz Sürmene'ye geri döndük ve kitaplar hakime hanımın aracının bagajında bana ait çanta içerisinde çanta ile birlikte kaldı..." şeklinde beyanda bulunulduğu,
Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla davacının eşi İ.K. tarafından, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ...tarih ve ...sayılı kararının iptali ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük ve parasal haklarının iadesi talebiyle açılan davada, Dairelerinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla davanın reddine karar verildiği, ayrıca davacının eşinin, ceza yargılaması sonucunda ...Ağır Ceza Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 6 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediğinin anlaşıldığı,
Bu durumda; HTS kayıtlarına göre davacının İ.K. ile sürekli ve yoğun bir iletişim içinde oldukları, anılan şahsın terör örgütü üyeliğinden mahkum olmasından sonraki bir tarihte de evlendikleri hususu birlikte değerlendirildiğinde, örgütle iltisak ve irtibat değerlendirilmesinde önemli bir unsur olan örgüt liderine ait kitapların 17/07/2016 tarihinde davacının arabasında bulunması ile ilgili olarak davacının valizin içerisinde kitapların olduğunu bilmediğine ilişkin beyanlarına itibar edilmeyerek, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olduğu sonucuna varıldığı,
Dijital materyallere ilişkin inceleme ve tespit tutanağı yönünden, davalı idare tarafından dosyaya davacının ev aramasında ele geçirilen materyallere ilişkin 07/06/2017 tarihli dijital inceleme raporunun sunulduğu, anılan raporda, FETÖ/PDY lideri Fethullah Gülen' in yazdığı Asrın Getirdiği Tereddütler-1, Fasıldan Fasıla-4, Çağ ve Nesil-1, Çağ ve Nesil-3, Hitap Çiçekleri, Kalbin Zümrüt Tepeleri-1, Prizma-1 kitaplarına ait kapak resimlerinin dijital halde bulunduğu tespitlerine yer verildiğinin görüldüğü,
Dijital inceleme raporunun diğer tespit ve beyanlarla birlikte değerlendirilmesinden, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararlarla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden, davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesine yönelik isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, 2004 yılında gittiği dershanenin aleyhine delil olarak kullanılamayacağı, aracında bulunan kitapların İ.K.'ye ait olduğu, kendisi ile bir ilgisinin bulunmadığı, adil yargılanma ilkesinin, idari tasarruflarda da uygulanan bir ilke olması nedeniyle, ihraç kararlarında da bu ilkenin öncelikle uygulanması gerektiği, hakkında kesinleşmiş bir beraat kararı olmasına rağmen, usuli güvenceler hiçe sayılarak ihraç işleminin gerçekleştirilmesinin ve ihraca karşı açılan davanın reddedilmesinin masumiyet karinesinin ihlali olduğu, benzer durumda olan birçok kişi meslekten ihraç olmazken ya da açığa alınıp soruşturması devam ederken aleyhine uygulamaya gidilmesinin ayrımcılık yasağının pasif anlamda da eşitlik ilkesinin ihlali olduğu, hakkındaki isnatların hepsinin 672 sayılı KHK öncesi eylemlere ilişkin olduğundan suç ve cezaların geriye yürümezliği ilkesinin ihlal edildiği, şüpheden sanık yararlanır ilkesi ve masumiyet ilkesi ihlal edilerek açığa alma gibi tedbirler değerlendirilmeden ihraç işleminin gerçekleştirilmesinin yerleşik uygulamalara ve evrensel ilkelere aykırı olduğu, ihraç gibi kişiler üzerinde ağır sonuçlar doğuran yaptırımların uygulanmasından önce kişilerin rutin olarak savunmalarının alınmasınin, disiplin kurullarınca son savunmaların da alınmasının adil yargılanma ilkesinin ve silahların eşitliği ilkesinin gereği olduğu, 2802 sayılı Kanun'un 69. maddesinde aranan şartların hiçbiri somut olay kapsamında ve ihraç zamanında olmamasına karşın hâkimlik teminatına aykırı olarak haksız bir şekilde ihraç edildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Davacının ceza yargılaması sonucunda ...Ağır Ceza Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraatine karar verildiği ve bu kararın istinaftan feragat nedeniyle 22/03/2018 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.
667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlemler de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda, kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.
Bu itibarla, davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan beraatine karar verilmiş ise de, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçu yönünden delil olarak değerlendirilemeyecek bir kısım fiil ve davranışlar ile bunlara ilişkin bilgi ve belgeler, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecektir.
Bu çerçevede, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin işbu dava dosyasında yer verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığından bahisle verilen Danıştay Beşinci Dairesi kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 26/10/2021 tarih ve E:2016/58318, K:2021/3271 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 08/05/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.