T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/3193
Karar No : 2022/3469
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- ...Bakanlığı
(... Genel Müdürlüğü)
VEKİLİ: Av. ...
2-...Defterdarlığı - ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onuncu Dairesinin 16/11/2021 tarih ve E:2016/11725, K:2021/5569 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 31/05/2013 tarih ve 28663 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 355 sıra nolu Milli Emlak Genel Tebliği'nin 15. maddesinin 5. fıkrasının son cümlesinin, ayrıca yargı kararıyla yapılan tespit ile idare tarafından yapılan tespitin çelişmesi halinde ne yolda işlem yapılacağını içermemesi nedeniyle eksik düzenleme yönünden Tebliğ'in tümünün iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 16/11/2021 tarih ve E:2016/11725, K:2021/5569 sayılı kararıyla;
Davacının, 05/10/2014 tarihinde vefat eden babası tarafından tarımsal amaçla kullanıldığından bahisle Adana ili, Ceyhan ilçesi, ...köyünde bulunan ...ve ...parsel sayılı taşınmazların ailesince fiilen kullanıldığını iddia ettiği bölümlerinin, 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun hükümleri uyarınca doğrudan, bu mümkün olmadığı takdirde diğer mevzuata göre satılması talebiyle Ceyhan Kaymakamlığı Milli Emlak Müdürlüğüne 21/06/2015 tarihli dilekçeyle başvuruda bulunulduğu, satın alma başvurusunun davalı idarenin 13/08/2015 tarihli işlemiyle reddi üzerine, Adana İdare Mahkemesi nezdinde satın alma talebinin reddi işleminin ve 355 sayılı Milli Emlak Genel Tebliği'nin 15. maddesinin 5. fıkrasının iptali istemiyle dava açıldığı, ...İdare Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla, Tebliğ maddesinin de iptali istendiği gerekçesiyle davanın görev yönünden reddi ile Danıştaya gönderilmesine karar verildiği, Danıştay (Kapatılan) Onyedinci Dairesi tarafından, İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 3. maddesine uygun olmadığı gerekçesiyle dava dilekçesinin reddine karar verildiği, davacı tarafından verilen 28/04/2016 havale tarihli yenileme dilekçesi ile 31/05/2013 tarih ve 28663 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 355 sıra nolu Milli Emlak Genel Tebliği'nin 15. maddesinin 5. fıkrasının son cümlesinin, ayrıca yargı kararıyla yapılan tespit ile idare tarafından yapılan tespitin çelişmesi halinde ne yolda işlem yapılacağını içermemesi nedeniyle eksik düzenleme yönünden Genel Tebliğ'in tümünün iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı,
355 sıra nolu Milli Emlak Genel Tebliği'nin 15. maddesinin 5. fıkrasının son cümlesinde yer alan "Kadastro gören yerlerden iken tescil harici bırakılan yerler" ibaresi yönünden;
İptal istemine konu Tebliğ'in, 31/05/2013 tarih ve 28663 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdiği, bakılan davanın ise 30/09/2015 tarihinde açıldığı,
Her ne kadar, davacının 21/06/2015 tarihli başvurusu, Ceyhan Milli Emlak Müdürlüğünün 13/08/2015 tarih ve 2039 sayılı işlemi ile dava konusu Tebliğ'in 15. maddesinin 5. fıkrasının son cümlesi dayanak gösterilmek suretiyle reddedilmiş ise de; esasen son cümlede yer alan "Kadastro gören yerlerden iken tescil harici bırakılan yerler" kısmının, uygulama işleminde yalnızca hükmün bir bütün olarak tırnak içinde aktarılmasından kaynaklandığı, söz konusu ibarenin davacıya herhangi bir şekilde uygulanmadığı, zira, davacının tarafına satışını talep ettiği taşınmazların, kadastro sırasında tescil harici bırakılan yerlerden olmayıp davacı ve yakınları tarafından Hazine aleyhine açılan kadastro tespitine itiraz davasının sonucunda Hazine adına tescil edilen yerlerden olduğu,
Bu itibarla, dava konusu ibareye yönelik olarak davacı hakkında uygulama işlemi tesis edilmiş olduğundan söz etmeye hukuki olanak bulunmadığı,
Belirtilen nedenle, "Kadastro gören yerlerden iken tescil harici bırakılan yerler" ibaresinin iptali istemi yönünden, Tebliğ'in Resmi Gazete'de yayımlandığı tarihten itibaren 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesi uyarınca 60 gün içinde açılmayan davanın esastan incelenmesinin mümkün olmadığı sonucuna varıldığı,
355 sıra nolu Milli Emlak Genel Tebliği'nin 15. maddesinin 5. fıkrasının son cümlesinin "Kadastro gören yerlerden iken tescil harici bırakılan yerler" ibaresi haricindeki kısmı yönünden;
355 sıra nolu Milli Emlak Genel Tebliği'nin "Amaç" başlıklı 1. maddesinde, bu Genel Tebliğ'in amacının, 19/04/2012 tarih ve 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun hükümlerine göre Hazineye ait tarım arazilerinin satışına ilişkin usul ve esasların belirlenmesi olduğu; "Kapsam" başlıklı 2. maddesinde, bu Genel Tebliğ'in, 6292 sayılı Kanun'un 12. maddesi uyarınca Hazineye ait tarım arazilerinin satışına ilişkin işlemleri kapsadığı belirtildikten sonra, "Diğer işlemler" başlıklı 15. maddesinin 5. fıkrasının son cümlesinde, kadastro gören yerlerden iken tescil harici bırakılan yerler ile Hazine veya şahıslar tarafından kadastro tespitine yapılan itiraz ve açılan davalar sonucunda Hazine adına tescil edilecek taşınmazların da Kanun'un 12. maddesi ile bu Genel Tebliğ kapsamında değerlendirileceği kuralına yer verildiği,
6292 sayılı Kanun uyarınca, davalı idarenin, anılan Kanun'un, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (B) bendine veya kesinleşmiş mahkeme kararlarına göre Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerler ile Hazineye ait tarım arazileri hakkındaki hükümlerinin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemeye yetkili olduğu,
6292 sayılı Kanun'un 12. maddesinin 3. fıkrasının son cümlesinde yer alan "Hazineye ait tarım arazilerinden kadastrosu yapılmayan yerler kadastrosu yapıldıktan, tescil harici olanlar ise Hazine adına tapuya tescil edildikten sonra bu maddeye göre değerlendirilir." hükmünün, Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihte Hazine mülkiyetinde olmayıp kadastro davalarının sonuçlanmasından sonra Hazine adına tescil edilecek olan veya tescil harici olup da bilahare Hazine adına tescil edilen ve ancak bu karar veya işlemler üzerine Hazinenin mülkiyetine geçmek suretiyle Kanun'un 12. maddesinin 1. fıkrası kapsamına giren tarım arazilerinin de tarımsal amaçla kullanan kişilere satışına imkan tanıması, böylece söz konusu tarım arazilerinin işlenip üretime katılması amacıyla getirildiğinin anlaşıldığı,
Dava konusu düzenleme incelendiğinde; söz konusu kuralın da belirtilen Kanun hükmünün tamamlayıcısı olmak üzere aynı amaçla getirildiği, daha açık bir ifadeyle, dayanak Kanun'da "kadastrosu hiç yapılmamış olan" yerlerin dahi kadastrosunun yapılmasını takiben hak sahiplerine satışına olanak tanındığı gözetildiğinde, dava konusu Genel Tebliğ'le, kadastrosu yapılmış olmakla birlikte itiraz ve dava süreçleri Kanun'un yürürlük tarihi itibarıyla tamamlanmayan ve bu süreçler sonunda Hazine adına tescil edilecek olan tarım arazilerinin de Hazineye tescili üzerine tarımsal amaçla kullanan kişilere satışına imkan tanınmasının evleviyetle (çoğun içinde az da vardır) mümkün olduğu gibi satış sonrası mülkiyet ihtilaflarının ortaya çıkmaması ihtilaf giderilinceye kadar fıkrada öngörülen hak düşürücü süreden ilgililerin etkilenmemeleri amacına da hizmet ettiği anlaşıldığından, bu haliyle düzenlemede dayanağı Kanun'a ve kamu yararı amacına aykırılık bulunmadığı,
355 sıra nolu Milli Emlak Genel Tebliği'nin eksik düzenleme nedeniyle tümünün iptali istemi yönünden;
Davacı tarafından, davalı idareden satışını talep ettiği taşımazlarla ilgili olarak Maliye Hazinesi aleyhine açmış olduğu davada, ...Kadastro Mahkemesince verilen ve 27/05/2013 tarihinde kesinleşen ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararla, anılan taşınmazların kendisi ve ailesince çekişmeli de olsa kullanıldığının (zilyedi olduklarının) tespit edilmiş olduğu, satış talebi üzerine, Ceyhan Milli Emlak Müdürlüğünce mahallinde yapılan tespitte ise 6292 sayılı Kanun'da öngörülen kullanım şartını yerine getirmediğinden bahisle başvurusunun reddedildiği, buna göre aynı konuda mahkeme ve idare tarafından yapılan tespitlerin çeliştiği ve dava konusu Genel Tebliğ'de bu gibi durumlarda ne yönde işlem yapılacağına dair herhangi bir düzenleme öngörülmediği, bu nedenle söz konusu eksik düzenlemenin hukuka aykırı olduğunun ileri sürüldüğü,
Buna göre, mahkeme kararlarına aynen uymak zorunda bulunan idarenin yargı kararına aykırı şekilde işlem tesis etmesi söz konusu olamayacağından ve olası bir aykırılık halinde üstünlük tanınacak kararın yargı kararı olacağı Anayasa'yla hükme bağlandığından, dava konusu Genel Tebliğ'de yargı kararı ile idari karar arasında aynı konuda ihtilaf olması halinde ne yönde işlem tesis edileceğinin gösterilmemiş olmasının bir eksik düzenleme olarak kabulüne olanak bulunmadığı gerekçesiyle,
Dava konusu Tebliğ'in 15. maddesinin 5. fıkrasının son cümlesinde yer alan "Kadastro gören yerlerden iken tescil harici bırakılan yerler" ibaresi yönünden davanın süre aşımı nedeniyle reddine, Tebliğ'in 15. maddesinin 5. fıkrasının son cümlesinin "Kadastro gören yerlerden iken tescil harici bırakılan yerler" ibaresi dışındaki diğer kısımları ile tümünün eksik düzenleme nedeniyle iptali istemi yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, temyize konu Daire kararında uyuşmazlığın sadece 355 nolu Tebliğ'in iptali istemi yönünden değerlendirildiği, ... İdare Mahkemesinde hangi nedenle adalet aradığı hususunun hiç ele alınmadığı; Ceyhan Milli Emlak Müdürlüğünün başvurusunun reddine ilişkin işleminin hukuki değerlendirmesinin yapılmamasının hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı idareler tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Öte yandan, davacı tarafından, Ceyhan Milli Emlak Müdürlüğünün başvurusunun reddine ilişkin işleminin hukuki değerlendirmesinin yapılmamasının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek Daire kararının bozulması talep edilmişse de, davacının satın alma başvurusunun davalı idarenin 13/08/2015 tarihli işlemiyle reddi üzerine, ...İdare Mahkemesi nezdinde satın alma talebinin reddi işleminin ve 355 sayılı Milli Emlak Genel Tebliği'nin 15. maddesinin 5. fıkrasının iptali ile kendisine ve diğer talep sahiplerine ait satın alma talebinin davalı idarece aynı derecede değerlendirilmesi ve bu parsellerin satış işlemine 6292 sayılı Kanun'un 12. maddesinin değil, genel hükümlerin uygulanması için 6292 sayılı Kanun'un uygulanmayacağının hükme bağlanmasına karar verilmesi istemiyle 30/09/2015 havale tarihli dilekçeyle dava açıldığı, ...İdare Mahkemesinin ...tarihli ve E:..., K:...sayılı kararıyla, davanın görev yönünden reddi ile Danıştaya gönderilmesine karar verildiği, Danıştay (Kapatılan) Onyedinci Dairesi tarafından, dava dilekçesinin "Konu" kısmında bireysel işlem ve düzenleyici işlemin iptali isteminde bulunulmuşsa da, "Sonuç" kısmında iptal istemi yanında taşınmazların satış talebinin yeniden değerlendirilmesi ve bu işlemlere 6292 sayılı Kanun'un uygulanmayacağının hükme bağlanmasına karar verilmesinin istenildiği, bu hususun İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 3. maddesine uygun olmadığı gerekçesiyle dava dilekçesinin reddine karar verildiği ve davacı tarafından verilen 28/04/2016 havale tarihli yenileme dilekçesi ile 31/05/2013 tarih ve 28663 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 355 sıra nolu Milli Emlak Genel Tebliği'nin 15. maddesinin 5. fıkrasının son cümlesinin, ayrıca yargı kararıyla yapılan tespit ile idare tarafından yapılan tespitin çelişmesi halinde ne yolda işlem yapılacağını içermemesi nedeniyle eksik düzenleme yönünden Genel Tebliğ'in tümünün iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşıldığından, bu iddiaya itibar edilmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen reddine, kısmen süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin Danıştay Onuncu Dairesinin temyize konu 16/11/2021 tarih ve E:2016/11725, K:2021/5569 sayılı kararının ONANMASINA,
3.Kesin olarak, 01/12/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.