T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/3257
Karar No : 2023/1302
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 01/02/2022 tarih ve E:2020/1106, K:2022/106 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapmakta iken, "meslekten çıkarma cezası" ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesinin ... tarih ve E:... , K:.. sayılı kararının yeniden incelenmesi talebinin reddine ilişkin aynı Dairenin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddi yolundaki Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptali ile karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte tazmin edilmesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti:Danıştay Beşinci Dairesinin 01/02/2022 tarih ve E:2020/1106, K:2022/106 sayılı kararıyla,
Danıştay (Kapatılan) Onaltıncı Dairesinin 17/05/2016 tarih ve E:2015/19328, K:2016/3340 sayılı kararının, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 04/06/2018 tarih ve E:2017/577, K:2018/2895 sayılı kararı ile bozulması üzerine bu bozma kararına uyularak;
2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. Maddesi hükmüne yer verilmiş,
Dosyanın incelenmesinden; davacının, Antalya Cumhuriyet Savcısı olarak görev yaptığı döneme ilişkin olarak hakkında yapılan soruşturma sonucu düzenlenen 17/08/2009 tarihli soruşturma raporunda A-1 başlığı altında "uygunsuz hareket ve ilişkileriyle, mesleğin şeref ve nüfuzu ile şahsi onur ve saygınlığını yitirdiği", bu kapsamda; ... Asliye Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında suç eşyasının alınması veya kabul edilmesi ve resmi belgede sahtecilik suçlarından tutuklu bulunan sanık ...'nın tahliyesini sağlama karşılığında adı geçenin eşi ...'dan önce 100.000,00-TL, daha sonra 100.000 Euro talep ederek menfaat teminine çalıştığı belirtilerek meslekten çıkarma cezasının teklif edildiği, Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSYK) ikinci Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacının, soruşturmanın A-1 maddesine konu eyleminden dolayı "icbar suretiyle irtikapa teşebbüs" suçundan yargılandığı ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararıyla; "...her ne kadar sanık savunmalarında katılanın hamile ve eşinin cezaevinde olması nedeniyle kendisine yardımcı olduğunu, kadın doğum uzmanı olan ağabeyi ve diğer bir doktor arkadaşına doğum konusunda yardımcı olmak için katılanla görüştüğünü, hatta katılanın maddi durumunun çok kötü olması nedeniyle ona maddi yardımda bulunduğunu, böyle birinden 100.000 Euro para istemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu söylemiş ise de; aracının bakımı vesilesiyle tanıdığı bir kişiye yardım etmek için bu kadar sık telefon ve mesaj trafiği ile irtibat kurmanın gereksiz oluşu, iletişim trafiğinin para talebinin reddedilmesinden sonra devam etmemesi, ailece yardımda bulunan ve dosya kapsamına göre aralarında iftirayı gerektiren bir husumet bulunmayan katılanın sanığa yüz kızartıcı bir ithamda bulunulması için geçerli ciddi bir nedenin bulunmaması, sanık ... 'un yargılandığı dosyada 07/10/2008 tarihli celsede kimlik tespiti sırasında aylık gelirinin 8-10 bin olduğunu beyan etmesi, ortağı olduğu iki tane şirket bulunması ve bu şirketlerde birçok kişiye istihdam sağladığına dair sigorta kayıtları nazara alındığında katılanın bu parayı ödeme gücünün bulunması, nakit para bulunmaması halinde dahi şirket çekleriyle paranın ödenebilecek olması, hakim ...'nın beyanlarına göre sanığın tahliye için kendisiyle görüştüğünün anlaşılması karşısında savunmalarına itibar edilmediği..." ve eylemin yetkili olmadığı bir iş için yarar sağlamaya teşebbüs suçunu oluşturduğundan bahisle TCK'nın 255/1, 35, 62/1 maddeleri gereğince verilen beş ay hapis ve otuz üç gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, verilen cezanın TCK'nın 51/1 maddesi gereğince ertelenmesine karar verildiği, temyiz edilen kararın Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15/11/2011 tarihli kararı ile onanarak kesinleştiği belirtilerek, 2802 sayılı Kanun'un 8. maddesinin (h) bendinde sayılan ve yüz kızartıcı suçlar arasında belirtilen, mesleğe kabule engel nitelikteki irtikap suçundan yargılanan ve ... Ceza Dairesi tarafından ilgilinin, yargılamanın yapıldığı mahkemede görevli ve yetkili olmaması nedeniyle yetkili olmadığı bir iş için menfaat sağlamak olarak kabul edilen ve mahkumiyetine karar verilen eylemi gerçekleştirdiğinin mahkeme kararı ile sabit olduğu belirtilerek, Kurulun 2006 yılında kabul ettiği Bangalor Yargı Etiği İlkeleri'nde, yargı görevini yerine getiren kişilerin, adaleti gerçek anlamda gerçekleştirdikleri kadar, gerçekleştirildiğini görüntü olarak da sağlamaları, kendilerinden sadır olan tüm etkinliklerde yakışıksız ve yakışık almayan görüntü içerisinde olmaktan kaçınmaları, özellikle yargı mesleğinin onuru ile uyumlu davranmaları ve mesleğin prestijini kendi veya herhangi bir kimse lehine kullanmamaları ve kullandırmamaları gerektiğinin belirtildiği de dikkate alınarak; ilgilinin, yaptığı mesleğin niteliği gereği, yargıya karşı olan güveni en üst seviyede tutma gayreti içerisinde bulunması gerekirken, tam aksine menfaat karşılığında iş yapmaya çalışmak suretiyle, yargının kamuoyu nezdinde itibar kaybına neden olacak şekilde mesleğin şeref ve onurunu bozan ve mesleğe olan genel saygı ve güveni giderecek şekilde davrandığı ve mahkum olduğu belirtilerek, bu eylemi nedeniyle 2802 sayılı Kanun'un 69. maddesi gereğince meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verildiğinin anlaşıldığı,
Hâkimlik ve savcılık mesleğini ifa eden yargı mensuplarının, toplum nezdinde güvenilir ve saygın kişiler olması gerektiği, toplumun yargı kurumlarına, yargı kararlarına ve yargı mensuplarına saygı duymalarının sebebi, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı yanında yargı mensuplarının kişiliklerine olan saygı ve güvenden de kaynaklandığı, yargı görevini yerine getiren kişilerin, adaleti gerçekleştirdikleri kadar bunu görüntü olarak da sağlamaları gerektiği, yargı kurumlarının itibarı ve güvenilirliğinin, hâkimlik ve savcılık mesleğini icra eden yargı mensuplarının kamuoyu nezdindeki itibarı ve saygınlığı ile doğru orantılı olduğu, hakimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu, nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte fiilleri işleyen hâkim ve savcıların meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmaları ile korunan hukuki değerin, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının toplum nazarındaki saygınlıkları ve itibarlarından kaynaklandığı, bu mesleğin saygınlığı ve onurunun hem yargı mensuplarının öncelikle kendi kişiliklerine yönelik özel saygınlığı ve hem de toplumun yargı kurumlarına ve yargı mensuplarına duyduğu genel güven ve saygınlığı ifade ettiği,
Hukuk Devletinin, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının kamuoyundaki güven ve itibarını (saygınlığını) korumak ve buna aykırı her türlü tutum ve davranışları suç sayarak cezalandırmakla görevli ve sorumlu olduğu, bu nedenle, yasa koyucunun, yargı mesleğinin onur ve şerefini bozucu eylem ve davranışlarda bulunan yargı mensuplarını disiplin hukuku açısından, meslekten çıkarma cezası yaptırımına bağladığı,
Uyuşmazlık konusu olayda, dava dosyasında yer alan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, davacının üzerine atılı eylemleri nedeniyle, Türk Ceza Kanunun'un 255. maddesinin 1. fıkrası uyarınca "yetkili olmadığı bir iş için yarar sağlamaya teşebbüs" suçundan mahkum olduğu ve anılan mahkumiyet kararının onanarak kesinleştiği anlaşılmakta olup, söz konusu eylemin, 2802 sayılı Kanun'un69. maddesinde yer alan mesleğin şeref ve onurunu bozan ve mesleğe olan genel saygı ve güveni giderecek nitelikte olduğu sonucuna varıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, hakkında FETÖ/PDY terör örgütüne mensup bazı yargı ve emniyet personeli tarafından hukuka aykırı bir şekilde ve özel hayatına ağır müdahalede bulunularak dinleme, fiziki ve teknik takip kararı verildiği, bunun üzerine hakkında idari soruşturma başlatılıp meslekten çıkarılma kararı verildiği belirtilerek temyize konu Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin ikinci fıkrasında, Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulmasının;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkün olduğu belirtilmiş; dördüncü fıkrasında, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50. madde hükümleri kıyasen uygulanır." denilmiş; 50. maddesinin dördüncü fıkrasında ise Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesinin, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılacağı hükme bağlanmıştır.
Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu kararı; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 04/06/2018 tarih ve E:2017/577, K:2018/2895 sayılı bozma kararında belirtilen gerekçeler göz önüne alınarak verilmiş bir karar olduğundan, usul ve hukuka uygun bulunmakta ve bozulmasını gerektirecek bir hukuka aykırılık taşımamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 01/02/2022 tarih ve E:2020/1106, K:2022/106 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 07/06/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.