T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/3258
Karar No : 2023/1155
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 15/11/2021 tarih ve E:2017/2080, K:2021/3662 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun … tarih ve … sayılı kararının iptaline, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine ve dayanak 667 sayılı KHK'nın iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 15/11/2021 tarih ve E:2017/2080, K:2021/3662 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde, davacının 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 3. maddesinde yer alan "mensubiyeti veya iltisakı yakut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen" ibaresi ile "meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilir" ibaresinin ve "Yürürlüğün Durdurulması" başlıklı 10. maddesinin Anayasa'ya aykırılık iddiası ise ciddi görülmeyerek işin esasına geçilmiş,
"Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda Yargıtay ... Ceza Dairesinin (ilk derece) … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 11 yıl 21 ay 27 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediğinin görüldüğü,
ByLock delili yönünden, davacı hakkında düzenlenen "ByLock CBS Sorgu Sonucu Raporları" ve "ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanakları" ile Ceza Mahkemesi kararında yapılan tespitlerin birlikte değerlendirilmesinden; davacının "…" ve "…" ID numaralarıyla ve bir kullanıcı adı ve şifre almak suretiyle bu ağa dâhil olduğunun anlaşıldığı,
Davacının, ByLock kullanıcı adına (servet), soyadına (Berberoğlu) ve görevi (HSK Üyeliği) ile görev yerine (HSK) açıkça yer verilen ve örgüt içerisinde aktif bir konumda olduğunu gösteren karardaki yazışma içerikleri, davacı hakkında işbu dosya kapsamında aktarılan diğer tespitler ile ceza yargılamasındaki tespitlerle bir arada değerlendirildiğinde, davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olarak değerlendirildiği,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, öğrencilik yıllarında örgüte ait evlerde kaldığına, örgüt sohbetlerine katıldığına, örgütten gelen talimatlar doğrultusunda ve sürekli örgüt mensuplarıyla birlikte hareket ettiğine, yargıdaki FETÖ planlamalarını yapan örgüt içerisindeki yargı mensuplarına yardımcı olan kişilerden biri olduğuna, 2010-2014 dönemi HSK yapılanmasının örgüt ayağından olduğuna, 2014 yılı HSK seçimlerinde örgütün sözde ''bağımsız'' adayı olduğuna, örgütün diğer sözde "bağımsız" adayları lehine çalışmalar yaptığına, oy istediğine ve örgüt mensuplarından bunlar için çalışma yapmalarını istediğine, Yargıtay ve Danıştay Üyesi olarak seçilecek kişilerin isimlerinin belirlenmesi için örgüt mensuplarınca yapılan çalışma toplantılarına katıldığına ve bu isimlerin belirlenmesinde etkin olan şahıslardan biri olduğuna, örgüt elebaşının talimatlarını sahiplenip bunları ilettiğine ve diğer hususlara yönelik kararda yer verilen ifadelerin değerlendirilmesi sonucunda, davacının FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
Unvanlı görev yönünden, davacının FETÖ/PDY terör örgütünün HSK'da etkin olduğu dönemde, HSK üyeliği görevinde bulunmasının, kararda yer verilen diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararlarla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir yaptırım olduğu anlaşıldığından, dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden, davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesine yönelik isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, makul sürede yargılama yapılmadığı; matbu genel gerekçelerle karar verildiği; 22 yıllık meslek hayatı, aldığı yüksek sicil fişleri, meslek başarısı, hal kağıtları, mümtazen geçen meslek hayatının dikkate alınmadan karar verildiği; 22 yıllık meslek hayatının değil de bir kısım delil niteliği taşımayan soyut ifadelerin karara gerekçe alınmasının tek taraflı yargılamanın örneği olduğu; 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 3. maddesinde yer alan "mensubiyeti veya iltisakı yakut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen" ibaresi ile "meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilir" ibaresinin ve "Yürürlüğün Durdurulması" başlıklı 10. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğu; disiplin hukukuna aykırı olarak soruşturma yapılmadan, savunması alınmadan meslekten çıkarma kararının tesis edildiği; davalı idare tarafından, adil yargılanma hakkının unsurları olan silahların eşitliği, çelişmeli yargılama, duruşmada bulunma ve sözlü savunma, savunma hazırlanması için zaman ve kolaylıklara sahip olma, masumiyet karinesi ve gerekçeli karar hakkının açık ve bilinçli bir şekilde ihlal edildiği, ilan edilen OHAL ve çıkarılan KHK'ların yapılan açık hukuksuzluğa perde ve gerekçe yapıldığı; suç ve cezaların şahsiliği ilkesinin, ifade özgürlüğünün, ayrımcılık yasağı ve özel yaşamın gizliliğinin ihlal edildiği; hakkında isnat edilen suç ile ilgili bilgi ve belge bulunmadığı, suçlamanın asılsız olduğu; idare hukukunun en temel ilkesinin, idari işlemin tesis edildiği tarihteki hukuki durumun incelenmesi ve buna göre karar verilmesi olduğu, dava konusu işlem tesis edildiği tarihte bir satır bile aleyhine işlem tesisine gerekçe olabilecek bir delilin bulunmadığı; dava dilekçesinde detaylı ve gerekçeli olarak delillendirdiği hemen hiçbir iddianın temyize konu kararda karşılanmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Öte yandan, UYAP kayıtlarının incelenmesinden, Daire kararının "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" kısmının "Davacıya İlişkin Süreç" bölümünde sözü edilen ve hükme esas alınmayan, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 11 yıl 21 ay 27 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Yargıtay ... Ceza Dairesinin (ilk derece) … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30/03/2022 tarih ve E:2020/9.MD-193, K:2022/215 sayılı kararı ile, sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün tanıkların usulüne uygun olarak dinlenmemesi ve hesap hatası sonucu eksik ceza tayin edilmesi isabetsizliklerinden diğer yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verildiği; bozma üzerine yeniden yapılan yargılamada, davacının, Yargıtay ... Ceza Dairesinin (ilk derece) … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.
Bu itibarla, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçunun tespitinde delil olarak değerlendirilecek bir kısım fiil ve davranışlar, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecek nitelikte olduğundan, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin bu davada, ''silahlı terör örgütüne üye olmak'' isnadıyla açılan ceza davasında verilen kararın kesinleşmesinin beklenmesi gerekmemektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 15/11/2021 tarih ve E:2017/2080, K:2021/3662 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 29/05/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.