T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/3323
Karar No : 2023/328
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Sondaj Sanayi A. Ş.
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Sekizinci Dairesinin 22/04/2022 tarih ve E:2022/809, K:2022/2985 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Mardin ve Batman illeri sınırları içerisinde bulunan … paftası için petrol arama ruhsatı verilmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin Petrol İşleri Genel Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı Petrol Hakkına Müteallik Kararına karşı 6491 sayılı Türk Petrol Kanunu'nun 20. maddesinin 1. fıkrası uyarınca yapılan itiraz başvurusunun reddine ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 22/04/2022 tarih ve E:2022/809, K:2022/2985 sayılı kararıyla;
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 25/11/2021 tarih ve E:2020/2113, K:2021/2644 sayılı bozma kararına uyularak;
Petrol arama ruhsatı verilmesi istemiyle yapılan başvurunun değerlendirilme usulünün 6491 sayılı Kanun'un 7. maddesinde düzenlendiği, anılan düzenlemede, petrol hakkının elde edilmesi için yapılan başvurunun değerlendirilmesinde; başvurunun mevzuata uygunluğunun, başvuranın mali yeterliliğinin ve taahhüt edilen iş ve yatırım programının bu Kanun'un amacını diğer başvurulara nazaran daha kısa sürede yerine getirme özelliğinin dikkate alınacağının belirtildiği, mali yeterlilik ile iş ve yatırım programının değerlendirilmesine ilişkin usul ve esasların yönetmelikle düzenleneceğinin öngörüldüğü,
Türk Petrol Kanunu Uygulama Yönetmeliği'nin 9. maddesinde ise, başvurularda öncelikle ruhsat sahasında taahhüt edilen iş ve yatırım programı ve bu programın yıllar bazında gerçekleştirme planının dikkate alınacağı, verilen iş ve yatırım programının petrol endüstrisinin gereklerine uygunluğunun aranacağı, başvurunun değerlendirilmesinde şirketin; mali gücünün, teknik kapasitesinin, insan kaynakları yeterliliğinin, sektördeki tecrübesinin, varsa faaliyet gösterilen diğer sektörlerdeki başarısının dikkate alınacağının belirtildiği,
Uyuşmazlıkta; Petrol İşleri Genel Müdürlüğünce davacı şirketin ruhsat başvurusu değerlendirilirken, Türk Petrol Kanunu Uygulama Yönetmeliği'nin 9. maddesinde verilen yetki uyarınca taahhüt edilen iş ve yatırım programının içeriğine yönelik bir inceleme yapılmaksızın şirketin sektördeki tecrübesinin dikkate alınması suretiyle söz konusu iş ve yatırım programı hakkında değerlendirme yapıldığı ve bundan önceki dönemde sahip olduğu petrol arama ruhsatları için taahhüt etmiş olduğu iş ve yatırım programlarını yerine getirmediği hususu göz önünde bulundurularak dava konusu arama ruhsatı başvurusu ile ilgili sunduğu iş ve yatırım programını gerçekleştireceği konusunda olumlu bir kanaate varılamadığı gerekçesiyle davacı şirketin başvurusunun reddine karar verildiği,
Bu karara itiraz edilmesi üzerine Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından ise, ruhsat sahası için taahhüt edilen iş ve yatırım programının içeriğinin değerlendiridiği ve bu değerlendirme sonucunda; ruhsat süresinin ilk dört yılında ciddi bir çalışma programı verilmediği, bu sürede yapılması planlanan yüzey saha jeolojisi ve değerlendirme çalışmalarının ise, daha önceki yıllarda bu alanda yapılan saha çalışmalarının yeterli düzeyde olmaması ve hiç kuyu açılmamış olması nedeniyle tek başına sahanın hidrokarbon potansiyelini belirlemede yetersiz kalacağı, kuyu lokasyonu belirlenmesinde petrol aramacılığının olmazsa olmazı olan sahadan ileri düzey teknikleri de kullanarak sismik, gravite vb. jeofizik yöntemlerle saha verisi toplayacak ve bu verileri yorumlayacak şekilde iş ve yatırım programı verilmediği, taahhüt edilen iş ve yatırım programı bir bütünüyle değerlendirildiğinde, sondaj öncesi araştırma ve değerlendirme çalışmalarının ruhsatın ilk yılında tamamlanacak nitelikte çalışmalar olduğu, taahhüt edilen 2.795.000 ABD Doları tutarındaki yatırımın sahanın hidrokarbon potansiyelinin tespitinde yetersiz kalacağı hususlarının tespit edildiği,
Bu tespitlerden hareketle, ruhsat sahası için taahhüt edilen iş ve yatırım programının petrol arama endüstrisinin gereklerine uygun olmadığı, 6491 sayılı Kanun'un petrol kaynaklarının millî menfaatlere uygun olarak hızlı, sürekli ve etkili bir şekilde aranmasını, geliştirilmesini ve üretilmesini sağlamak amacı ile örtüşmediği, beşinci yılda açılması planlanan bir adet arama kuyusunun açılmasına kadar geçecek ruhsat süresinin ilk dört yılında hiçbir saha çalışmasının öngörülmediği, böylece ruhsatın verilmesinden itibaren yaklaşık dört yıllık bir sürenin boşa geçirileceği, söz konusu başvurunun sonuç odaklı olmadığı gerekçesiyle davacı şirketin itirazının reddine karar verildiği,
Bu durumda, ruhsat başvuru alanında daha önceki yıllarda yapılan saha çalışmalarının yeterli düzeyde olmadığı ve hiç kuyu açılmadığı, davacı şirket tarafından taahhüt edilen iş ve yatırım programında beş yıllık ruhsat süresinin son yılında açılması planlanan arama kuyusu öncesinde sahadan sismik veri toplanması ve bu verilerin değerlendirilmesine yönelik herhangi bir program verilmediği, ruhsat süresinin ilk dört yılında planlanan sondaj öncesi araştırma ve değerlendirme çalışmalarının ise ruhsatın ilk yılında tamamlanması gereken büro çalışmaları niteliğinde olduğu anlaşıldığından, ruhsat sahası için taahhüt edilen iş ve yatırım programının petrol arama endüstrisinin gereklerine uygun olmadığı, 6491 sayılı Kanun'un petrol kaynaklarının millî menfaatlere uygun olarak hızlı, sürekli ve etkili bir şekilde aranmasını, geliştirilmesini ve üretilmesini sağlamak amacı ile örtüşmediği ve sonuç odaklı olmadığı gerekçesiyle tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, petrol arama ruhsatı verilmesi istemiyle yapılan başvurusunun reddine ilişkin işlemin gerekçesinin 6491 sayılı Kanun'un 1. maddesindeki amaca uygun iş ve yatırım programının sunulmayışı olarak belirtildiği, ancak sunulan iş ve yatırım programının yalnızca son yılında kuyu açma faaliyeti öngörülmesinin sebebinin önceki dört yılda detaylı analiz ve çalışmaların yapılarak veriler toplanması, böylece doğru zamanda en yüksek olasılık görülen noktada kuyu/kuyular açılmasının hedeflenmesi olduğu, kaldı ki mevzuatta yalnızca ruhsat süresinin 5 yıl olarak düzenlendiği, bu süreçteki kuyu açma faaliyeti için bir zaman öngörülmediği ve bu durumun ruhsat sahibinin inisiyatifinde olduğunun izah edildiği, petrol arama işinin gerekli coğrafi analiz ve incelemeyi yapmadan bir an evvel kuyular açmak şeklinde algılanamayacağı, arazi çalışmasının hayati önem arz ettiği, detaylı bir araştırma sonrasında harekete geçmenin 6491 sayılı Kanun'da da belirtilen amaç gibi Türkiye Cumhuriyeti petrol kaynaklarının millî menfaatlere uygun olarak hızlı, sürekli ve etkili bir şekilde aranmasını, geliştirilmesini ve üretilmesini sağlamaya hizmet edeceği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, davacı şirketin 5 yıllık ruhsat süresi için yıllar bazında vermesi gereken taahhüt ettiği çalışma programı irdelendiğinde; ilk 4 yıl süre ile sadece arşivlerdeki önceki yıllarda başvuru alanında yapılan çalışmaların temin edilerek bu veriler üzerinden büro çalışmalarının yapılmasının, ruhsatın son yılı olan 5. yılda 1 adet arama kuyusunun açılmasının planlandığı ve 5 yıllık süreçte toplam 2.795.000 ABD Doları tutarında yatırım yapılacağının beyan edildiği, davacı şirketin ruhsat sahasında 4 yıl gibi uzun bir sürede açacağı sondaj öncesinde, sahadan sismik veri toplanması ve bu sismik verilerin değerlendirilmesine yönelik herhangi bir program vermemiş olmasının petrol arama ve üretim endüstrisinin gereklerine uygun düşmediği, ruhsatın kanuni süresi olan 5 yıllık sürede davacı şirket tarafından taahhüt edilen yatırımın tamamına yakınının 5. yılda açılacak sondaj için verildiği göz önüne alındığında, ilk 4 yılda yapılacak büro çalışmalarının ölçülebilir kriterlere dayalı olmadığı, bu nedenlerle 6491 sayılı Kanun’un 1. maddesinde yer alan, davacı şirketin petrol arama ruhsatı verilmesi istemiyle yaptığı başvuruya ilişkin dosyanın “Türkiye Cumhuriyeti petrol kaynaklarının millî menfaatlere uygun olarak hızlı, sürekli ve etkili bir şekilde aranmasını, geliştirilmesini ve üretilmesini sağlamak” amacına uygun olmadığından başvurusunun reddine karar verildiği belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 2. fıkrasında, Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulmasının;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkün olduğu belirtilmiş; 4. fıkrasında, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50. madde hükümleri kıyasen uygulanır." denilmiş; 50. maddesinin dördüncü fıkrasında ise, Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesinin, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılacağı hükme bağlanmıştır.
Danıştay Sekizinci Dairesinin temyize konu kararı; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 25/11/2021 tarih ve E:2020/2113, K:2021/2644 sayılı bozma kararında belirtilen gerekçeler göz önüne alınarak verilmiş bir karar olduğundan, usul ve hukuka uygun bulunmakta ve bozulmasını gerektirecek bir hukuka aykırılık taşımamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Sekizinci Dairesinin temyize konu 22/04/2022 tarih ve E:2022/809, K:2022/2985 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 23/02/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.