T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/3325
Karar No : 2023/1178
TEMYİZ EDENLER :I- (DAVACI): ... Enerji İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş.
VEKİLİ : Av. ...
II-(DAVALILAR): 1- ... Kurumu
VEKİLİ : Av. ...
2- ... Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi
VEKİLİ: Av. ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onüçüncü Dairesinin 24/05/2022 tarih ve E:2020/2656, K:2022/2164 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 12/05/2019 tarih ve 30772 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretim Yönetmeliği'nin 37. maddesinin 7. fıkrasının son cümlesinin, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının, ... Elektrik Dağıtım A.Ş.'nin ... tarih ve ... ile ... sayılı işlemlerinin iptaline karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Onüçüncü Dairesinin 24/05/2022 tarih ve E:2020/2656, K:2022/2164 sayılı kararıyla;
Davacı şirket tarafından lisanssız elektrik enerjisi üretimi yapan ... Enerji Üretim Danışmanlık San. ve Tic. Ltd. Şti. ile ... Enerji Üretim Danışmanlık San. ve Tic. Ltd. Şti. isimli şirketlerin birleşme yoluyla devralındığı, bu hususun 03/04/2020 tarihinde ticaret siciline tescil edildiği; söz konusu birleşme işleminin, ... Enerji Üretim Tesisi için ... tarih ve ... sayılı yazı ile, ... Üretim Tesisi için ise ... tarih ve ... sayılı yazılar ile ... Elektrik Dağıtım A.Ş.'ye bildirildiği;
Davalılardan ... Elektrik Dağıtım A.Ş. tarafından, davacı şirkete gönderilen dava konusu ... tarih ve ... ile ... sayılı işlemlerle; birleşme işlemine ait bildirimin, "birleşme işlemi gerçekleşmeden önce ilgili ayın ilk on günü içerisinde" gerçekleşmediğinden bahisle, Elektrik Piyasasında Lisansız Elektrik Üretim Yönetmeliği'nin 37. maddesinin 7. fıkrası uyarınca, 2020 yılı Nisan ayında üretilen enerji ile ilgili olarak, piyasa işletmecisi ve görevli tedarik şirketi tarafından herhangi bir ödeme yapılmayacağı yönünde işlem tesis edilmesi üzerine, davacı şirket tarafından, Yönetmelik'te belirtilen bildirimlerin Covid-19 salgını sebebiyle yapılamadığı belirtilerek, 02/04/2020 tarih ve 5276 sayılı Kurul kararı uyarınca taraflarına ek süre verilmesi ve Yönetmeliğin 37. maddesinin 7. fıkrasının son cümlesinin uygulanmaması talebinde bulunulduğu;
Davacı şirketin söz konusu talebinin, "EPDK kararında, Covid-19 sebebiyle yalnızca bağlantı anlaşmaları için ek süre verildiği" gerekçesiyle reddedilmesi üzerine, davacı şirket tarafından, Yönetmeliğin 37. maddesinin 7. fıkrasının son cümlesi ile bu kurala dayanılarak tesis edilen 2020 yılı Nisan ayında üretilen enerji ile ilgili olarak piyasa işletmecisi ve görevli tedarik şirketi tarafından herhangi bir ödeme yapılmayacağına dair işlemlerin ve eksik düzenleme içerdiğinden bahisle ... tarih ve ... sayılı Kurul kararının iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı;
Davalıların usûle ilişkin itirazlarının geçerli görülmediği;
6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun 14. maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları, 5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun'un dava konusu Yönetmeliğin yayımlandığı tarih itibarıyla yürürlükteki hâliyle 6/A maddesi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 136., 140. ve 153. maddeleri, dava konusu işlemlerin tesis edildiği tarih itibarıyla yürürlükteki hâliyle Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretim Yönetmeliği'nin 37. maddesinin 7. fıkrasına yer verilerek;
Dava konusu Yönetmelik düzenlemesi ile bu düzenlemeye dayanılarak tesis edilen ... Elektrik Dağıtım A.Ş.'nin ... tarih ve ... ile ... sayılı işlemleri yönünden;
6446 sayılı Kanun'un 14. maddesine göre lisans alma yükümlülüğünden muaf olan yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik enerjisi üreten kişilerin kendi ihtiyaçlarının üzerinde ürettikleri elektriği sisteme vermeleri hȃlinde 5346 sayılı Kanun kapsamındaki fiyatlardan yararlanma imkȃnlarının bulunduğu, söz konusu kişilerin sisteme bağlanmasına ilişkin teknik usul ve esaslar ile satış, başvuru ve denetim yapılmasına ilişkin usul ve esasların Kurum tarafından yönetmelikle düzenleneceği;
6102 sayılı Kanun'un yukarıda yer verilen ilgili hükümlerinden, ticaret şirketlerinde bir yapı değişikliği türü olan birleşmenin, birden fazla şirketin, akdolunan birleşme sözleşmesine istinaden, birleşmeye katılan bir şirket bünyesinde veya yeni kurulan bir şirket bünyesinde bir araya gelmelerini ve yeni kurulan veya bünyesinde birleşilen şirket dışında kalan şirket ya da şirketlerin tasfiyesiz olarak sona ermesi sonucunu doğuran bir hukuki müessese olduğu; devralma şeklinde birleşmede, birleşmeye katılan şirketlerden birinin bünyesinde, diğer şirket ya da şirketlerin bir araya geldiği; birleşmenin türüne göre yapılacak işlemlerin bazı farklılıklar içermekle birlikte, doğurdukları sonuçların benzerlik arz ettiği; devrolunan şirketin, birleşmeyle birlikte sona erdiği ve ticaret sicilinden silindiği, (birleşmenin, devrolunan şirket açısından bir sona erme nedeni olmasına rağmen, bu şirketin tasfiyesine gidilmediği); birleşmeyle, devralan şirketin, devrolunan şirketin mal varlığını (alacak, borç, taşınır, taşınmaz vs.) bir bütün hâlinde devralacağı; dolayısıyla birleşmenin, devrolunan şirket açısından tasfiyesiz sona erme hâli oluşturduğu; devrolunan şirkete ait hak sahipliği, borçlu gibi sıfatların, kendiliğinden devralan şirkete geçeceği;
Dava konusu kuralda, lisanssız elektrik üretim tesisi sahibi tüzel kişinin, kendi tüzel kişiliği altında veya diğer bir tüzel kişi bünyesinde, tüm aktif ve pasifleri ile birlikte birleşmek istemesi hâlinde, ilgili üretim tesisi veya tesislerinin tamamının kabulünün yapılmış olması kaydıyla, birleşme işleminin mer’i mevzuat kapsamında gerçekleştirileceği, lisanssız üretim tesisi sahibi tüzel kişinin aynı kalması ve pay oranlarının değişmemesi kaydıyla kabul şartının aranmayacağı, birleşme işlemi gerçekleşmeden önce ilgili ayın ilk on günü içerisinde ilgili şebeke işletmecisine ilgili mevzuat kapsamındaki iş ve işlemler için başvuruda bulunulacağı, birleşme talebi kapsamında sunulması gereken belgelerin tam ve eksiksiz olması hâlinde, birleşme işlemi ve ilgili mevzuat kapsamında yapılması gereken iş ve işlemlerin ilgili taraflarca eş zamanlı olarak ve fatura dönemi sonu itibarıyla sonuçlandırılarak tamamlanacağı, tam ve eksiksiz olarak başvuruda bulunulmaması hâlinde ise ilgili şebeke işletmecilerince talebin değerlendirmeye alınmayacağı ve beş iş günü içerisinde muhataplarına eksikliklere ilişkin bildirimde bulunulacağı, birleşme işleminin ilgili tüzel kişilerce yukarıda yer alan hususlara uygun olarak tamamlanmaması hâlinde ilgili ayda üretilen enerjinin görevli tedarik şirketi tarafından üretilerek sisteme verilmiş olduğunun kabul edileceği ve bu enerji ile ilgili olarak piyasa işletmecisi ve görevli tedarik şirketi tarafından herhangi bir ödeme yapılmayacağı, bu kapsamda sisteme verilen enerjinin YEKDEM’e bedelsiz katkı olarak dikkate alınacağının öngörüldüğü;
İptali istenen düzenleme ile lisanssız elektrik üretim tesisi sahibi şirketlerin, birleşme usûllerine uymaması hâlinde ilgili ayda üretilen enerji bedelinin ödenmemesi öngörülmüş olup, kuralın muhataplarını cezalandırma amacı bulunduğu, ilgili şirketlerin lisanssız elektrik üretim tesisi statüsü dışına çıkmadıkları, yalnızca Yönetmelik'te belirtilen birleşmeye ilişkin kurallara uymamış oldukları dikkate alındığında, dava konusu düzenlemenin mevzuata aykırılık nedeniyle idarî yaptırım uygulanmasını öngören nitelikte bir içeriğe sahip olduğu;
Bu nedenle, öncelikle birleşme işleminin Yönetmelik'te belirtilen kurallara uyulmadan gerçekleşmesi durumunda, ilgili ayda üretilen enerji için lisanssız elektrik üretim tesisi sahibi tüzel kişilere herhangi bir ödeme yapılmamasına yönelik kuralın düzenleyici işlemlerle belirlenip belirlenemeyeceğinin ortaya konulması gerektiği;
Kanunilik ilkesinin, suç ve cezaların kanunla konulması ve açıklık ilkesi gereğince herkes tarafından bilinebilirliğinin sağlanması olduğu, Anayasa'nın 38. maddesinde yer verilen "suç ve cezaların kanuniliği" ilkesinin idarî yaptırımlar için de geçerli olduğu kabul edilmekle birlikte, yasama organının ağır işleyen yapısı ile ekonomik ve teknik hayatın hızla değişen ve gelişen şartları gözetilerek kanunilik ilkesinin idarî yaptırım gerektiren fiillerin belirlenmesinde daha esnek uygulanması gerektiğinin kabul edildiği; nitekim, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun "Kanunîlik ilkesi" başlıklı 4. maddesinde, hangi fiillerin kabahat oluşturduğu kanunda açıkça tanımlanabileceği gibi, kapsam ve koşulları bakımından kanunun belirlediği çerçeve hükmün içeriğinin idarenin genel ve düzenleyici idarî işlemleriyle de doldurulabileceği ve fakat kabahat karşılığı olan yaptırımların türünün, süresinin ve miktarının ise sadece Kanunla belirlenebileceğinin kurala bağlandığı; çerçeve kanunlarda kapsam ve koşulları gösterilmek suretiyle kabahatin tipe dâhil unsurlarının idarenin genel ve düzenleyici işlemleriyle düzenlenmesine olanak tanınmışken, kabahat karşılığında uygulanacak idarî yaptırımlar bakımından aynı imkânın bulunmadığı;
Bu çerçevede, davacının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'ndan doğan bir hakkın kullanımı için iş ve işlemler gerçekleştirdiği ve davalı EPDK'nın bu iş ve işlemlerin lisanssız elektrik üretimi açısından elektrik piyasasına etkileri yönünden düzenlemeler yapabileceği açık olmakla birlikte, dava konusu Yönetmelik kuralının birleşme işleminin öngörülen sürede gerçekleşmediğinin tespiti hâlinde, ilgili ayda üretilerek sisteme verilen enerjiye dair herhangi bir ödeme yapılmaması ve bu kapsamda sisteme verilen enerjinin YEKDEM'e bedelsiz katkı olarak dikkate alınmasına ilişkin idarî bir yaptırım olduğu, dolayısıyla idarî yaptırım niteliğindeki kuralın düzenleyici bir işlem olan yönetmelikle ihdas edilmesinin Anayasa'nın 38. maddesi uyarınca yaptırımda kanunilik ilkesine aykırılık teşkil ettiği anlaşıldığından, dava konusu Yönetmelik maddesinde hukuka uygunluk bulunmadığı;
Davacı şirkete Nisan 2020 döneminde gerçekleşen enerji üretimi ile ilgili olarak ödeme yapılmaması yönünde Yönetmeliğin 37. maddesinin 7. fıkrasının son cümlesi uyarınca tesis edilen işlemler bakımından da, yukarıda açıklanan nedenlerle 7. fıkranın dava konusu son cümlesi hukuka aykırı bulunduğundan, anılan işlemlerde hukuka uygunluk bulunmadığı;
... tarih ve ... sayılı Kurul kararı yönünden;
Dava konusu Kurul kararı ile, Corona Virüsü (COVİD-19) salgınının, Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği'nin 35. maddesi ile Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretim Yönetmeliği'nin 19. maddesi kapsamında, mücbir sebep olarak kabul edilmesine, bu kapsamda; A- Önlisans veya üretim lisansı sahibi tüzel kişilerin süreli yükümlülükleri açısından 10/03/2020 tarihinde veya sonrasında; B- Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretim Yönetmeliği kapsamında kurulması öngörülen üretim tesislerinden bağlantı anlaşması süresi 10/03/2020 tarihinde veya sonrasında sona eren veya sona erecek gerçek veya tüzel kişilerin, sona erme tarihinden itibaren geçerli olmak ve bir defaya mahsus olmak üzere, söz konusu sürelerinin, herhangi bir işleme gerek kalmaksızın 3(üç) ay süreyle uzamış olarak değerlendirilmesine karar verildiği;
Lisanslı üretim tesisleri ile ilgili sürecin Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği, lisanssız üretim tesisleri ile ilgili sürecin ise, Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretim Yönetmeliği kapsamında yürütüldüğü, dolayısıyla lisanslı üretim faaliyeti süreci ile lisanssız üretim faaliyeti sürecinde, hak ve yükümlülüklerin farklı olması itibarıyla, dava konusu Kurul kararının her iki faaliyet için ayrı düzenlemeler içermesinde eşitlik ilkesine aykırılık bulunmadığı, öte yandan davacı şirketin, bu süreçte, dağıtım şirketine yapması gereken bildirimi, posta yoluyla da yapabileceği dikkate alındığında, dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle,
Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretim Yönetmeliği'nin 37. maddesinin 7. fıkrasının son cümlesi ile bu kurala dayanılarak tesis edilen ... Elektrik Dağıtım A.Ş.'nin ... tarih, ... ve ... sayılı işlemlerinin iptaline, Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararı yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
Davacı tarafından, aynı durumda olanlar için farklı uygulamalara neden olan 02/04/2020 tarih ve 9276 sayılı EPDK kararının eşitlik ilkesine aykırı olduğu ve iptaline karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idarelerden EPDK tarafından; dava konusu mevzuat hükümlerinin mevzuat hazırlama usulüne, Anayasa'ya ve yasaya uygun olduğu, dava konusu hükmün uygulanması sonrasında ortaya çıkan “YEKDEM'e bedelsiz katkı" hususunun bir ceza olmadığı ve düzenleyici bir işlem olduğu ileri sürülmektedir.
Davalı idarelerden ... Elektrik Dağıtım A.Ş. tarafından; davacının iddialarının olduğu gibi kabul edilerek, eksik incelemeye dayalı olarak iptal kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğu; dava konusu Yönetmelik düzenlemesinin, kendi tüketim ihtiyacını karşılamaya yönelik olarak elektrik enerjisi üreten şirketlerin birleşme/bölünme halinde yerine getirmeleri gereken bildirim yükümlülüğünü süresi içerisinde yerine getirmemeleri nedeniyle oluşan fazladan üretilen elektriğin bedelinin faturalandırılması sorununu çözmeye yönelik olduğu ve cezadan ziyade düzenleyici bir işlem olduğu ve mevzuata uygun işlem tesis edildiği, temyiz talebinin reddi halinde ödeme yükümlülüğüne tabi bırakılmalarının hakkaniyete aykırı olacağı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI :
Davacı tarafından; Danıştay Onüçüncü Dairesince verilen kararın iptale ilişkin kısmının usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçelerinde öne sürülen nedenlerin, kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek davalı idarelerin temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Davalı idarelerden ... Elektrik Dağıtım A.Ş. tarafından; Danıştay Onüçüncü Dairesince verilen kararın davanın reddine ilişkin kısmının usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Davalı idarelerden EPDK tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ... 'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve hukuka uygun olan Daire kararının aynen onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacı şirket tarafından lisanssız elektrik enerjisi üretimi yapan ... Enerji Üretim Danışmanlık San. ve Tic. Ltd. Şti. ile ... Enerji Üretim Danışmanlık San. ve Tic. Ltd. Şti. isimli şirketler birleşme yoluyla devralınmış, bu husus 03/04/2020 tarihinde ticaret siciline tescil edilmiştir. Söz konusu birleşme işlemi, ... Enerji Üretim Tesisi için 17/04/2020 tarih ve ... sayılı yazı ile, ... Üretim Tesisi için ise 17/04/2020 tarih ve ... sayılı yazılar ile ... Elektrik Dağıtım A.Ş.'ye bildirilmiştir.
Davalılardan ... Elektrik Dağıtım A.Ş. tarafından, davacı şirkete gönderilen dava konusu ... tarihli, ... ve ... sayılı işlemlerle; birleşme işlemine ait bildirimin, "birleşme işlemi gerçekleşmeden önce ilgili ayın ilk on günü içerisinde" gerçekleşmediğinden bahisle, Elektrik Piyasasında Lisansız Elektrik Üretim Yönetmeliği'nin 37. maddesinin 7. fıkrası uyarınca, 2020 yılı Nisan ayında üretilen enerji ile ilgili olarak, piyasa işletmecisi ve görevli tedarik şirketi tarafından herhangi bir ödeme yapılmayacağı yönünde işlem tesis edilmesi üzerine, davacı şirket tarafından, yönetmelikte belirtilen bildirimlerin Covid-19 salgını sebebiyle yapılamadığı belirtilerek, 02/04/2020 tarih ve 5276 sayılı Kurul kararı uyarınca taraflarına ek süre verilmesi ve Yönetmeliğin 37. maddesinin 7. fıkrasının son cümlesinin uygulanmaması talebinde bulunulmuştur.
Davacı şirketin söz konusu talebinin, "EPDK kararında, Covid-19 sebebiyle yalnızca bağlantı anlaşmaları için ek süre verildiği" gerekçesiyle reddedilmesi üzerine, davacı şirket tarafından, Yönetmeliğin 37. maddesinin 7. fıkrasının son cümlesi ile bu kurala dayanılarak tesis edilen 2020 yılı Nisan ayında üretilen enerji ile ilgili olarak piyasa işletmecisi ve görevli tedarik şirketi tarafından herhangi bir ödeme yapılmayacağına dair işlemlerin ve eksik düzenleme içerdiğinden bahisle ... tarih ve ... sayılı Kurul kararının iptali istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT :
6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun 14. maddesinin 1. fıkrasında, lisans alma ve şirket kurma yükümlülüğünden muaf faaliyetler sayılmış; 3. fıkrasında, lisans alma yükümlülüğünden muaf olan yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik enerjisi üreten kişilerin ihtiyacının üzerinde ürettiği elektrik enerjisinin sisteme verilmesi hâlinde elektrik enerjisinin son kaynak tedarik şirketince, 10/05/2005 tarih ve 5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun kapsamında belirlenen fiyatlardan alınacağı; 4. fıkrasında, bu kişilerin sisteme bağlanmasına ilişkin teknik usul ve esaslar ile satışa, başvuru yapılmasına ve denetim yapılmasına ilişkin usul ve esasların Kurum tarafından çıkarılan yönetmelikle düzenleneceği kurala bağlanmıştır.
5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun'un dava konusu Yönetmeliğin yayımlandığı tarih itibarıyla yürürlükteki hâli olan 6/A maddesinde, "4628 sayılı Kanun'un 3. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında kurulacak yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı üretim tesisleri için başvuru yapılması, izin verilmesi, denetim yapılması ile teknik ve mali usul ve esaslar, Bakanlık, İçişleri Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve DSİ’nin görüşleri alınarak EPDK tarafından çıkartılacak bir yönetmelikle düzenlenir. Hidroelektrik üretim tesisleri için su kullanım hakkının verilmesine, DSİ’nin ilgili taşra teşkilatının su rejimi açısından üretim tesisinin yapımında sakınca bulunmadığına ve bağlantının yapılacağı dağıtım şirketinden dağıtım sistemine bağlantı yapılabileceğine dair görüş alınmak kaydıyla, tesisin kurulacağı yerdeki il özel idareleri yetkilidir. Bu madde kapsamında yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik enerjisi üreten gerçek ve tüzel kişiler; ihtiyaçlarının üzerinde ürettikleri elektrik enerjisini dağıtım sistemine vermeleri hâlinde, I sayılı Cetveldeki fiyatlardan on yıl süre ile faydalanabilir. Bu kapsamda dağıtım sistemine verilen elektrik enerjisinin perakende satış lisansını haiz ilgili dağıtım şirketi tarafından satın alınması zorunludur. İlgili şirketlerin bu madde gereğince satın aldıkları elektrik enerjisi, söz konusu dağıtım şirketlerince YEK Destekleme Mekanizması kapsamında üretilmiş ve sisteme verilmiş kabul edilir." kuralına yer verilmiştir.
Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretim Yönetmeliği'nin 37. maddesinin 7. fıkrasının dava konusu halinde; "Lisanssız üretim tesisi sahibi tüzel kişinin; kendi tüzel kişiliği altında veya diğer bir tüzel kişi bünyesinde, tüm aktif ve pasifleri ile birlikte birleşmek istemesi halinde, ilgili üretim tesisi veya tesislerinin tamamının geçici kabulünün yapılmış olması kaydıyla, birleşme işlemi mer’i mevzuat kapsamında gerçekleştirilir. Birleşme işlemi gerçekleşmeden önce ilgili ayın ilk on günü içerisinde ilgili şebeke işletmecisine ilgili mevzuat kapsamındaki iş ve işlemler için başvuruda bulunulur. Birleşme talebi kapsamında sunulması gereken belgelerin tam ve eksiksiz olması halinde, birleşme işlemi ve ilgili mevzuat kapsamında yapılması gereken iş ve işlemler ilgili taraflarca eş zamanlı olarak ve fatura dönemi sonu itibarıyla sonuçlandırılarak tamamlanır. Tam ve eksiksiz olarak başvuruda bulunulmaması halinde ilgili şebeke işletmecilerince talep değerlendirmeye alınmaz ve 5 işgünü içerisinde muhataplara eksikliklere ilişkin bildirimde bulunulur. Birleşme işleminin ilgili tüzel kişilerce yukarıda yer alan hususlara uygun olarak tamamlanmaması halinde ilgili ayda üretilen enerjinin görevli tedarik şirketi tarafından üretilerek sisteme verilmiş olduğu kabul edilir ve bu enerji ile ilgili olarak piyasa işletmecisi ve görevli tedarik şirketi tarafından herhangi bir ödeme yapılmaz ve bu kapsamda sisteme verilen enerji YEKDEM'e bedelsiz katkı olarak dikkate alınır." kuralı düzenlenmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Daire kararının Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararına ilişkin kısmı yönünden;
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı bir karar verilmesi
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçesi yukarıda belirtilen Danıştay Onüçüncü Dairesi kararının davanın reddine ilişkin kısmı, aynı gerekçe ile Kurulumuzca da uygun bulunmuş olup davacı tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, kararın anılan kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Daire kararının diğer (iptale ilişkin) kısmı yönünden;
Dava konusu düzenlemede, lisanssız üretim tesisi sahibi tüzel kişinin; kendi tüzel kişiliği altında veya diğer bir tüzel kişi bünyesinde, tüm aktif ve pasifleri ile birlikte birleşmek istemesi hâlinde, ilgili üretim tesisi veya tesislerinin tamamının kabulünün yapılmış olması kaydıyla, birleşme işleminin mer’i mevzuat kapsamında gerçekleştirileceği, lisanssız üretim tesisi sahibi tüzel kişinin aynı kalması ve pay oranlarının değişmemesi kaydıyla kabul şartının aranmayacağı, birleşme işlemi gerçekleşmeden önce ilgili ayın ilk on günü içerisinde ilgili şebeke işletmecisine ilgili mevzuat kapsamındaki iş ve işlemler için başvuruda bulunulacağı, birleşme talebi kapsamında sunulması gereken belgelerin tam ve eksiksiz olması hâlinde, birleşme işlemi ve ilgili mevzuat kapsamında yapılması gereken iş ve işlemlerin ilgili taraflarca eş zamanlı olarak ve fatura dönemi sonu itibarıyla sonuçlandırılarak tamamlanacağı, tam ve eksiksiz olarak başvuruda bulunulmaması hâlinde ise ilgili şebeke işletmecilerince talebin değerlendirmeye alınmayacağı ve beş iş günü içerisinde muhataplarına eksikliklere ilişkin bildirimde bulunulacağı, birleşme işleminin ilgili tüzel kişilerce yukarıda yer alan hususlara uygun olarak tamamlanmaması hâlinde ilgili ayda üretilen enerjinin görevli tedarik şirketi tarafından üretilerek sisteme verilmiş olduğunun kabul edileceği ve bu enerji ile ilgili olarak piyasa işletmecisi ve görevli tedarik şirketi tarafından herhangi bir ödeme yapılmayacağı ve bu kapsamda sisteme verilen enerjinin YEKDEM’e bedelsiz katkı olarak dikkate alınacağı öngörülmüştür.
Bu düzenleme ile lisanssız üretim tesisi sahibi şirketlerin, birleşme usûllerine uymaması hâlinde ilgili ayda üretilen enerji bedelinin ödenmemesi öngörülmüş olup, ilgili şirketlerin lisanssız üretim tesisi statüsü dışına çıkarak lisanssız elektrik üretmiş duruma düşmedikleri, yalnızca mevzuatta belirlenen birleşme usûllerine uymadıkları hususu dikkate alındığında, dava konusu düzenlemenin mevzuata aykırılık nedeniyle idarî yaptırım uygulanmasını öngören nitelikte bir içeriğe sahip olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.
İdari yaptırımlardan "idari cezalar"da muhatabın cezalandırılması amacı, "idari tedbirler"de ise kamu hizmetinin aksamadan ve kamu düzeninin bozulmadan işleyişine devam etme amacı ağır basmakta olup, hizmetin düzgün işlemesini olumsuz etkileyebilecek ihlâlleri engelleyici ve durdurucu nitelik taşıyanlar "idari tedbir"; idari tedbir boyutunu aşıp tedip etme ve cezalandırma boyutuna varan yaptırımlar ise "idari ceza" olarak görülmektedir. Dava konusu işlemin dayanağı olan düzenlemenin ise lisanssız elektrik üretim faaliyetinin düzenlenmesi ve iyi işlemesinin sağlanması amacına yönelik idari bir tedbir niteliği taşıdığı anlaşılmaktadır.
İtiraza konu Daire kararında, dava konusu düzenlemenin yaptırımda kanunilik ilkesine uygun olmadığı sonucuna varıldığı görüldüğünden, dava konusu idari tedbirin, kanunla düzenlenmesinin zorunlu olup olmadığı, idarenin düzenleyici işlemiyle belirlenip belirlenemeyeceğinin ortaya konulması gerekmektedir.
İdarelerin genel olarak düzenleyici işlem yapabilme yetkisi, Anayasa'nın 124. maddesine dayanan anayasal bir yetki olup, mevzuatla verilen görevlerin yerine getirilmesi amacıyla idareler tarafından düzenleyici işlemler yapılabileceği kuşkusuzdur.
Düzenleyici ve denetleyici kurumlar ise, ilgili bulundukları sektörde düzenleme ve denetleme görevi üstlenmekte olup, bu kuruluşların temel işlevi, toplumsal ve ekonomik hayatın temel hak ve özgürlükler ile yakından ilişkili alanlardaki kamusal ve özel kesim etkinliklerini birtakım kurallar koyarak düzenlemek, konulan kurallara uyulup uyulmadığını izlemek ve denetlemektir. Kamu hizmetlerinin değişen koşullara uyarlanması ve geliştirilmesi ihtiyacı, idarelere, kamu hizmetinin sunumuna ilişkin düzenleyici işlemlerin değiştirilebilmesi ya da yürürlükten kaldırılabilmesi imkanını tanımakta olup, diğer idareler ile karşılaştırıldığında, bağımsız idari otoritelerin düzenleme yapma ve mevcut düzenlemelerde değişiklik yapma yetkisinin, düzenlemeye tabi sektörün dinamik ve teknik yapısı gereği daha kapsamlı olduğu konusunda tereddüt bulunmamaktadır.
Bu bağlamda, Anayasa Mahkemesinin E:2019/110, K:2021/85 sayılı kararında; "(...) 33. (...) İdari cezalardan farklı olarak idari tedbirlerin temel amacı cezalandırmak değil belirli bir kamu hizmeti alanında kurulan düzeni korumak, onun bozulmasını engellemek ve işleyişine yönelik muhtemel tehlikeleri önlemektir. Dolayısıyla idari yaptırım kapsamındaki tedbirler, ceza niteliğinde değildir. Bu itibarla idari cezalardan farklı olarak idari tedbirler bakımından ceza hukukunun temel ilke ve güvencelerinin uygulanma zorunluluğu bulunmamaktadır (AYM, E.2007/68, K.2010/2, 14/1/2010)(...) 44. İdari tedbirlerin çok çeşitli olduğu ve değişen koşullar karşısında her zaman yeni tedbirlerin belirlenme ihtiyacının ortaya çıkabileceği düşünüldüğünde tüm idari tedbirlerin kanunla sınırlı olarak sayılmasının mümkün olmadığı açıktır. Diğer yandan hukuk kurallarının belirliliğinin sağlanması yalnızca kanunla düzenleme yapılması anlamına gelmemektedir. Belirlilik ilkesi, yalnızca yasal belirliliği değil, daha geniş anlamda hukuki belirliliği de ifade etmektedir. Yasal dayanağının bulunması ve erişilebilir, bilinebilir ve öngörülebilir olması gibi gereklilikleri karşılaması koşuluyla yürütmenin düzenleyici işlemleriyle de hukuki belirlilik sağlanabilir. Asıl olan muhtemel muhataplarının mevcut şartlar altında belirli bir işlemin ne tür sonuçlar doğurabileceğini öngörmelerini mümkün kılacak bir normun varlığıdır.(...)" denilmek suretiyle idari yaptırım kapsamındaki idari tedbirlerin idari ceza niteliğinde olmadığına vurgu yapılmış, idari tedbirler yönünden ceza hukukunun temel ilke ve güvencelerinin uygulanma zorunluluğu bulunmadığı belirtildikten sonra, kanunilik şartının ne şekilde yorumlanması gerektiğine açıklık getirilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin bu kararı ışığında bir değerlendirme yapıldığında; kamu tüzel kişiliğini haiz, idarî ve mali özerkliğe sahip bir kamu kurumu olan Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu, 6446 ve 5346 sayılı Kanunlar uyarınca elektriğin tüketicilere kaliteli ve güvenli şekilde ulaştırılması amacıyla bu alandaki faaliyetlerin regüle edilmesine yönelik tedbirler alma, bu bağlamda bazı yükümlülüklerin ihlali durumunda yaptırımlar uygulama, bu yaptırımların türünü ve miktarını belirleme konusunda yetkili olup, sözü edilen görev alanıyla ilgili olarak ikincil mevzuatla idari tedbir getirme yetkisine de sahiptir.
Her ne kadar Danıştay Onüçüncü Dairesince, dava konusu uyuşmazlıkta idarî yaptırım niteliğindeki yeni bir türün düzenleyici işlem olan yönetmelikle ihdas edilmesinin Anayasa'nın 38. maddesi uyarınca yaptırımda kanunilik ilkesine aykırılık teşkil ettiği sonucuna varılmış ise de, yukarıda belirtilen Anayasa Mahkemesi kararında da vurgulandığı üzere, her türlü idari tedbirin kanunda sayılması hukuken mümkün olmadığından ve yasal dayanağın bulunması şartıyla idarenin düzenleyici işlemleriyle de idari tedbir öngörülebileceğinden ve dava konusu düzenlemenin yine anılan Anayasa Mahkemesi kararında belirtilen idari tedbirler yönünden kanunilik ilkesinin görünümü olan hukuki belirliliğin gereklerinden erişilebilir, bilinebilir ve öngörülebilir olma gerekliliklerini de taşıdığı anlaşıldığından, kanunilik ilkesi yönünden hukuka uygun olduğu sonucuna varılmıştır.
Dava konusu düzenlemenin "ölçülülük ilkesi" yönünden değerlendirilmesine gelince;
İdari yargı denetiminde ölçü norm olarak kullanılan temel ilkelerin birini de ölçülülük ilkesi teşkil etmektedir. Hukuki temelinde Anayasa'nın 2. maddesinde ifade edilen hukuk devleti ilkesi ile temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması rejimini düzenleyen Anayasa'nın 13. maddesinde yer alan ölçülülük ilkesi, literatür ve yargısal içtihatlarda, bireylere tanınan hakları sınırlandıran idari işlemlerin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olması, tanınan bir hakkı sınırlandıran idari işlemin ulaşılmak istenen amaç için gerekli olması ve amaç ile hakkı sınırlandıran idari işlemin orantılı olması şeklinde tanımlanmaktadır. Belirtilen tanımlamadan hareket edildiğinde, ölçülülük ilkesinin elverişlilik, gereklilik ve orantılılık şeklinde alt ilkeleri bünyesinde barındırdığı anlaşılmaktadır. Konumuz açısından önem arz eden orantılılık ilkesi, bir özgürlük ya da hakkı sınırlandırmada başvurulan araç ile sınırlandırmayla ulaşılmak istenen amaç arasında kabul edilebilir bir oran bulunması durumuyla ilgilidir. Dolayısıyla idare, bir yaptırım/tedbir öngörürken yaptırım uygulanmasına neden olan fiilin ağırlığı ile yaptırım/tedbir uygulamakla ulaşılmak istenen amacı gözetmelidir. Bu çerçevede, öngörülen amaç ile sınırlanan hak arasında makul, kabul edilebilir bir oranın bulunmaması ölçülülük ilkesine aykırılık oluşturacaktır.
Dava konusu düzenleme ile şirket birleşmelerine ilişkin tüm sorumluluk birleşme talebinde bulunan şirketler üzerine bırakılmıştır. Düzenlemede, ilgililerin elinde olmayan sistemin getirdiği aksaklıklar açısından ya da oluşabilecek mücbir sebepler yönünden bir ayrıntıya yer verilmediği gibi yükümlülüğün yerine getirilememesi durumunda, "sisteme verilen enerjinin YEKDEM’e bedelsiz katkı olarak kabul edilmesi" işlemine yönelik bir itiraz yolu da öngörülmemiştir. Tedbir amaçlı getirilen düzenlemede fiilin ağırlığı ile yaptırım arasındaki ilişkiye bakıldığında ise herhangi bir oranlama ya da derecelendirme yapılmadan, ilgili ayda üretilen enerjinin bedelsiz olarak doğrudan YEKDEM'e kaydının kabul edildiği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, daha hafif tedbirler ile düzenlenebilecek iken doğrudan herhangi bir oranlama ya da derecelendirme öngörülmeden, şirketlerin, gelirleri arasında sayılabilecek tüm aya ilişkin YEKDEM gelirinden mahrum bırakılmasına yönelik düzenlemede "ölçülülük" ilkesine uygunluk bulunmamaktadır.
Dava konusu Yönetmelik düzenlemesinin "ölçülülük ilesine" uygun olmadığından bahisle hukuka aykırı olduğu sonucuna varıldığından, anılan düzenlemeye dayanılarak tesis edilen dava konusu işlemlerde de hukuka uygunluk görülmemiştir.
Bu durumda, Daire kararının dava konusu düzenlemenin ve bu düzenlemeye dayanılarak tesis edilen ... Elektrik Dağıtım A.Ş.'nin 24/04/2020 tarih, 109698 ve 109699 sayılı işlemlerinin iptaline ilişkin kısmında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının ve davalı idarelerin temyiz istemlerinin reddine,
2. Danıştay Onüçüncü Dairesinin temyize konu 24/05/2022 tarih ve E:2020/2656, K:2022/2164 sayılı kararının ... tarih ve ... sayılı Kurul kararı yönünden davanın reddine ilişkin kısmının oybirliği ile ONANMASINA,
3. Anılan kararın diğer kısımlarının oyçokluğu ile yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA
4. 31/05/2023 tarihinde, kesin olarak karar verildi.
KARŞI OY
X- Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelemesinden; Danıştay Onüçüncü Dairesince verilen kararın dava konusu Yönetmelik düzenlemesi ile bu düzenlemeye dayanılarak tesis edilen ... Elektrik Dağıtım A.Ş.'nin ... tarih ve ... ile ... sayılı işlemlerinin iptaline ilişkin kısmının usul ve hukuka uygun olduğu, davalı idarelerin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenlerin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, temyiz istemlerinin reddi ile Danıştay Onüçüncü Dairesinin temyize konu 24/05/2022 tarih ve E:2020/2656, K:2022/2164 sayılı kararının iptale ilişkin kısmının gerekçesi değiştirilmeksizin aynen onanması gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına gerekçe yönünden katılmıyoruz.
KARŞI OY
XX- Elektrik piyasası faaliyetleri, 4628 sayılı Kanun ve diğer ilgili mevzuat ile ayrıntılı olarak düzenlenmiş, 4628 sayılı Kanun'un mülga 2. maddesi, elektrik piyasası faaliyetlerini: “piyasada faaliyet gösterecek tüzel kişilerin üretim, iletim, dağıtım, toptan satış, perakende satış, perakende satış hizmeti, ticaret, ithalat ve ihracat faaliyetleri” olarak sıralamıştır. Kanun'da elektrik enerjisi “iletim” faaliyetinin ancak tekel niteliğinde ve ... Elektrik İletim Anonim Şirketi tarafından yürütülebileceği düzenlenmiş, diğer faaliyetlerde ise kamu tüzel kişilerinin yanında, özel hukuk tüzel kişilerinin de hizmetlerin yürütülmesine katılabileceği öngörülmüştür. Elektrik piyasası faaliyetlerinin yürütülmesinde kamu-özel ayrımı yapılmaksızın, kural olarak, lisans alınması zorunluluğu getirilmiştir. Belirtilen yaklaşım, 30/03/2013 tarih ve 28603 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ile de sürdürülmüştür.
Öte yandan, 6446 sayılı Kanun'un yukarıda da yer verildiği üzere "Lisanssız yürütülebilecek faaliyetler" başlıklı 14. maddesinde, lisans alma yükümlülüğünden muaf faaliyetler belirlenmiş, anılan maddenin 4. fıkrasında, lisanssız üretim yapabileceklerin sisteme bağlanmasına ilişkin teknik usul ve esaslar ile satışa, başvuru yapılmasına ve denetim yapılmasına ilişkin usul ve esasların Kurum tarafından çıkarılan yönetmelikle düzenleneceği kurala bağlanmıştır.
Kurum tarafından kendisine tanınan bu yetkinin dava konusu kuralın yer aldığı Yönetmeliğin yayımlanması suretiyle kullanıldığı görülmektedir. Buna göre, lisans alma yükümlülüğü olmaksızın elektrik enerjisi üretebilecek, gerçek veya tüzel kişilere uygulanacak usûl ve esaslar Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretim Yönetmeliği'nde belirlenmiş, katılımcıların hak ve yükümlülükleri ile sistem işletmecisi olarak dağıtım şirketlerinin ve görevli tedarik şirketlerinin yetki ve sorumluluğu ile her aşamada hangi işlemlerin nasıl tesis edileceği ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Yönetmeliğin amacının tüketicilerin elektrik ihtiyaçlarını tüketim noktasına en yakın kendi üretim tesisinden karşılaması, arz güvenliğinin sağlanmasında küçük ölçekli üretim tesislerinin ülke ekonomisine kazandırılması ve küçük ölçekli üretim kaynaklarının etkin kullanımının sağlanması ile elektrik şebekesinde meydana gelen kayıp miktarlarının düşürülmesi olduğu vurgulanmıştır.
Davacı tarafından; dava konusu Yönetmelik maddesi uyarınca süresinde bildirim yapılmaması nedeniyle tedarik şirketi tarafından, enerjiyi gerçekte üretmiş olan şirkete herhangi bir ödeme yapılmamasının mülkiyet hakkının gaspı anlamına geldiği, söz konusu bildirim işleminin Covid-19 salgını sebebiyle süresinde yapılamadığı, mücbir sebebe dayanan bu durum nedeniyle idari yaptırım uygulanmasının hukuka aykırı olduğu, söz konusu idari yaptırımın yönetmelik maddesi ile de düzenlenemeyeceği, ayrıca yasaklanmış davranış ile uygulanacak yaptırım arasında makul bir orantının bulunmasının gerektiği ileri sürülürken; davalı idareler tarafından; Elektrik Piyasasında Lisanssız Üretim Yönetmeliği'nin 37. maddesinin 7. fıkrasının, daha önce mülga Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretimine İlişkin Yönetmeliğin 31. maddesinin 18. fıkrasında; "Lisanssız üretim tesisi sahibi tüzel kişinin, kendi tüzel kişiliği altında veya diğer tüzel kişi bünyesinde, tüm aktif ve pasifleri ile birlikte birleşmek istemesi halinde, ilgili üretim tesisi veya tesislerinin tamamının geçici kabulünün yapılmış olması kaydıyla, birleşme işlemi mer'i mevzuat kapsamında gerçekleştirilir. Birleşme işlemi gerçekleşmeden bir ay önce ilgili şebeke işletmecisine ilgili mevzuat kapsamındaki iş ve işlemler için başvuruda bulunulur. Birleşme işlemi ve ilgili mevzuat kapsamında yapılması gereken iş ve işlemler ilgili taraflarca eş zamanlı olarak tamamlanır" şeklinde yer aldığı, ancak anılan düzenlemenin, süreç içerisinde, şirketlerin birleşme veya bölünme işlemlerinde aksaklıklar yaşanmasına ve ilgililerce bildirim yapılmaması nedeniyle, şebeke işletmecisince yapılan işlemlerde tereddüt yaşanmasına neden olduğu, ödemelerin, kimlere/hangi şirkete yapılacağı hususunda belirsizliklerin oluştuğu, lisanssız üretim faaliyetlerinin, saatlik yapılan işlemler neticesinde aylık olarak faturalandırılmasına karşın, birleşme/bölünme faaliyetlerinin ay ortasında sonuçlanması durumunda faturalandırmaya yönelik sıkıntılar yaşandığı, bu itibarla, uygulamanın takibinin kolaylaşması açısından, anılan düzenlemeye, dava konusu son cümlenin eklenerek yaşanan sıkıntıların giderilmesinin amaçlandığı savunulmuştur.
Davacı tarafından; Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretim Yönetmeliği'nin 37. maddesinin 7. fıkrasının dava konusu son cümlesinde yer alan; "..Birleşme işleminin ilgili tüzel kişilerce yukarıda yer alan hususlara uygun olarak tamamlamaması halinde ilgili ayda üretilen enerjinin görevli tedarik şirketi tarafından üretilerek sisteme verilmiş olduğu kabul edilir ve bu enerji ile ilgili olarak piyasa işletmecisi ve görevli tedarik şirketi tarafından herhangi bir ödeme yapılmaz ve bu kapsamda sisteme verilen enerji YEKDEM'e bedelsiz katkı olarak dikkate alınır" düzenlemesinin idari bir yaptırım olduğu ve yönetmelikle düzenlenemeyeceği ileri sürülmekte ise de; davalı idarenin yukarıda belirtilen savunması da dikkate alındığında, anılan düzenlemenin, kendi tüketim ihtiyacını karşılamaya yönelik olarak elektrik enerjisi üreten şirketlerin birleşme/bölünme halinde yerine getirmeleri gereken bildirim yükümlülüğünü süresi içerisinde yerine getirmemeleri nedeniyle oluşan "fazladan üretilen elektriğinin bedelinin faturalandırılması" sorununu çözmeye yönelik bir düzenleme olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim, elektrik piyasasında düzenleme ve denetleme yapmakla görevli bulunan davalı EPDK'nın, sorun yaşandığını beyan ettiği bu alanda düzenlemeler yapabileceği açıktır.
Bu itibarla; dava konusu düzenlemenin, idari düzeni ihlal eden gerçekleşmiş bir fiile ilişkin olmayıp, lisanssız elektrik üretim şirketlerinin birleşme/bölünme halinde, bu durumun süresinde bildirimini sağlamaya yönelik, yani ileriye dönük bir ihlal yapılmaması amacına matuf uyarıcı bir işlem (düzenleme) olduğu anlaşıldığından, idari yaptırım olarak nitelendirilemeyeceği açık olup dava konusu düzenlemede hukuka ve kanunilik ilkesine aykırılık bulunmamaktadır.
Bu doğrultuda, ... tarih ve ... ile ... sayılı işlemler Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretimine İlişkin Yönetmeliğin 37. maddesinin 7. fıkrası uyarınca tesis edilmiş olup, yukarıda açıklanan nedenlerle 7. fıkranın dava konusu son cümlesinde hukuka aykırılık görülmediğinden, davacı şirketin Nisan 2020 döneminde gerçekleştirdiği enerji üretimi ile ilgili olarak herhangi bir ödeme yapılmayacağına ilişkin işlemlerde de hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davalı idarelerin temyiz istemlerinin kabulü ile temyize konu Daire kararının iptale ilişkin kısmının bozulması gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyoruz.