T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/3412
Karar No : 2023/1595
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : ...
DİĞER DAVALI: ... Bakanlığı
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Gıda ve Konsantre Sanayi ve Ticaret A.Ş.
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 16/03/2022 tarih ve E:2019/2579, K:2022/3148 sayılı kararının yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden temyizen incelenerek düzeltilerek onanması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacının atıksu deşarj izninin yenilenmesi talebinin reddine ilişkin 08/05/2008 tarihli Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü işlemi ile bu işleme dayanak teşkil eden 25/07/2005 tarih ve 2005/23 sayılı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü Genelgesi'nin drenaj kanallarına atıksu deşarjının yasaklanmasına ilişkin paragrafının; 13/02/2008 tarih ve 26786 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 2. maddesinin, 31/12/2004 tarih ve 25687 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği'nin 3. maddesinde yer alan "alıcı su ortamı" tanımının değiştirilmesine ilişkin bölümünün; 18. maddesinin esas Yönetmelik'in 26. maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendinin değiştirilmesine ilişkin bölümünün ve esas Yönetmelik'in 40. maddesinin değiştirilmesine ilişkin 31. maddesinin iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 16/03/2022 tarih ve E:2019/2579, K:2022/3148 sayılı kararıyla;
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 04/06/2015 tarih ve E:2013/4448, K:2015/2441 sayılı bozma kararına uyularak;
2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 1. ve 2. maddeleri, 9. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları ile (g) ve (h) bentleri; dava konusu işlemler tarihinde yürürlükte bulunan 4856 sayılı Çevre ve Orman Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'un 9. maddesinin (j) ve (k) bentleri ile dava konusu Yönetmelik'in 3. maddesi ve 26. maddesinin 2. fıkrasının (g) bendinde yer alan kurallar aktarılarak,
Dava konusu Yönetmelik'in 2. maddesinde yer alan, esas Yönetmelik'in 3. maddesindeki "alıcı su ortamı" tanımına ilişkin değişiklik yönünden,
Dava konusu düzenlemeyle, esas Yönetmelik'in 3. maddesinde yer alan "alıcı su ortamı" ifadesinin "alıcı ortam" olarak değiştirildiği, tanım içeriğine ilişkin olarak ise herhangi bir değişiklik yapılmadığı; söz konusu düzenlemede, alıcı ortamın, atık suların deşarj edildiği veya dolaylı olarak karıştığı göl, akarsu, kıyı ve deniz suları ile yer altı suları gibi yakın veya uzak çevre olarak tanımlandığı; bu tanımlamada, 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun kararda yer verilen "Tanımlar" başlıklı 2. maddesindeki "Alıcı ortam" tanımına ve hukuka aykırılık görülmediği,
18. maddenin, esas Yönetmelik'in 26. maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendinin değiştirilmesine ilişkin kısmı yönünden,
13/02/2008 tarih ve 26786 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 18. maddesiyle Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği'nin dava konusu 26. maddesinin, başlığıyla birlikte değiştirildiği; yeni düzenlemenin ikinci fıkrasının (g) bendinde, esas Yönetmelik'te yer verilen "ve drenaj" ifadesine yer verilmediği; davacı tarafından, söz konusu değişiklik nedeniyle drenaj kanallarının alıcı ortam kapsamından çıkarıldığı ileri sürülerek, değişiklik maddesinin anılan bendi içeren kısmının iptalinin istenildiği; tarım arazilerinin korunması amacıyla yapılan mühendislik yapılarından olan ve derinlik, kanal şevi, taban genişliği ve kapasite gibi özellikleri, arazi gözlemleri ve laboratuar çalışmalarıyla ortaya konulan drenaj kanallarının, tarım alanlarının taban suyunu istenilen seviyede tutmak için yapıldığı; söz konusu kanalların, tarımsal sulama ve yağış kaynaklı fazla suyu topraktan uzaklaştırarak topraktaki taban suyunun bitki kök bölgesine yükselmesini engelleyerek sağlıklı bitki gelişimine imkan veren hava-su dengesini kurduğu; drenaj kanallarına atık su deşarjının, toprakta geri besleme ile taban suyunda kontrolsüz bir yükselmeye sebep olabildiği, taban suyunun kontrolsüz bir şekilde bitki kök bölgesine yükselmesinin ise, bitkinin gelişimini olumsuz etkilediği gibi, toprak yapısında bozulmalar da meydana getirebildiği; bu itibarla drenaj kanallarının, 2872 sayılı Kanun'un kararda yer verilen 1. maddesine uygun olarak, bütün canlıların ortak varlığı olan çevrenin, sürdürülebilir çevre ve sürdürülebilir kalkınma ilkeleri doğrultusunda korunması amacıyla alıcı ortam kapsamından çıkarıldığı sonucuna varıldığından, söz konusu düzenlemede, hukuka ve kamu yararına aykırılık görülmediği,
Yönetmelik'in 40. maddesi ile 25/07/2005 tarih ve 2005/23 sayılı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü Genelgesi yönünden,
Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği'nin, dava konusu Yönetmelik'in 31. maddesiyle değiştirilen 40. maddesinin, 30/03/2010 tarih ve 27537 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 11. maddesiyle; 2005/23 sayılı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü Genelgesi'nin ise, 29/12/2016 tarih ve 2016/17 sayılı Genelge ile yürürlükten kaldırıldığı; bu itibarla anılan düzenleyici işlem hakkında, davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer bulunmadığı,
08/05/2008 tarihli DSİ Genel Müdürlüğü işlemi yönünden,
Davacı tarafından, Bursa, Karacabey, ... Köyü mevkiinde kurulu fabrikanın arıtılmış atıksu deşarj izninin yenilenmesi istemiyle 03/04/2008 tarihinde yapılan başvurunun, davalılardan Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün 08/05/2008 tarihli işlemiyle, olumsuz etkileri dolayısıyla drenaj kanallarına atıksu deşarjının 25/07/2005 tarih ve 2005/23 sayılı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü Genelgesi ile yasaklandığı, bu Genelge'yi destekleyici olarak Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği'nin 26. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendinin, 13/02/2008 tarih ve 26786 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile değiştirilerek drenaj kanallarının doğal alıcı ortamlar olmaktan çıkarıldığı gerekçeleriyle reddedildiği; drenaj kanallarının 1. maddede izah edilen özellikleri de dikkate alındığında, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün 08/05/2008 tarihli işleminde Çevre Kanunu ve Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği'nin kararda yer verilen hükümlerine, işlem tarihinde yürürlükte bulunan 2005/23 sayılı Genelge'ye ve kamu yararına aykırılık görülmediği gerekçesiyle,
13/02/2008 tarih ve 26786 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 2. maddesinin, Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği'nin 3. maddesindeki "alıcı su ortamı" tanımının değiştirilmesine ve 18. maddesinin, 26. maddenin ikinci fıkrasının (g) bendinin değiştirilmesine ilişkin kısımları ile 08/05/2008 tarihli Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü işlemi yönünden davanın reddine, aynı Yönetmelik'in, esas Yönetmelik'in 40. maddesini değiştiren 31. maddesi ile 25/07/2005 tarih ve 2005/23 sayılı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü Genelgesi yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, karar kısmen iptal, kısmen karar verilmesine yer olmadığıyla sonuçlandığından, ayrıntısı kararda gösterilen toplam 785,30 TL yargılama giderinin 392,65 TL'sinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına; toplam 99,60 TL yargılama giderinin 49,80 TL'sinin davacıdan alınarak davalı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğüne verilmesine, kalan kısmın belirtilen davalı üzerinde bırakılmasına; karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı davalar için belirlenen 7.425,00 TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya, 7.425,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine hükmedilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idarelerden Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından, hukuka aykırı bir işlem tespit edilmemesine ve dava kısmen ret, kısmen karar verilmesine yer olmadığı şeklinde sonuçlanmasına rağmen hüküm fıkrasında davanın kısmen iptal, kısmen karar verilmesine yer olmadığı şeklinde sonuçlandığının belirtildiği; davacı şirket lehine avukatlık ücretine hükmedildiği ve yargılama giderlerinin paylaştırıldığı; davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, idareleri tarafından yapılan yargılama giderinin davacıdan alınarak idarelerine verilmesine, avukatlık ücretinin de davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine karar verilmesi şeklinde Daire kararının düzeltilerek onanması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın düzeltilmesini gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Daire kararının düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde; temyiz incelemesi sonunda Danıştayın, kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayacağı kuralına yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, Daire kararı davanın kısmen reddi, kısmen karar verilmesine yer olmadığı şeklinde sonuçlanmasına rağmen, kararın (3) numaralı hüküm fıkrasında, "Karar kısmen iptal, kısmen karar verilmesine yer olmadığıyla sonuçlandığından" ibaresine yer verildiği; öte yandan, davacı vekili duruşmaya katılmamasına rağmen Daire kararında, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen 7.425,00-TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine hükmedildiği anlaşılmaktadır.
Buna göre, Daire kararının (3) numaralı hüküm fıkrasındaki "Karar kısmen iptal, kısmen karar verilmesine yer olmadığıyla sonuçlandığından" ibaresinin karar sonucuyla uyumlu olmadığı; sehven yapıldığı değerlendirilen bu maddi hatanın yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği anlaşıldığından, bu ibarenin "Karar kısmen ret, kısmen karar verilmesine yer olmadığıyla sonuçlandığından" şeklinde düzeltilerek onanması gerekmektedir.
Diğer taraftan, karar tarihinde yürürlükte bulunan 20/11/2021 tarih ve 31665 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 2022 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin İkinci Kısım İkinci Bölümün 20/b satırında; Danıştayda ilk derecede görülen duruşmasız davalar için 4.500,00-TL ücretin belirlendiği, bununla birlikte Daire kararının (4) numaralı hüküm fıkrasında davacı vekili lehine, duruşmaya katılmadığı halde duruşmalı işler için öngörülen 7.425,00-TL vekâlet ücretine hükmedildiği görüldüğünden, Daire kararının vekalet ücretine ilişkin (4) numaralı hüküm fıkrasındaki "4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı davalar için belirlenen 7.425,00 TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya, 7.425,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine," ibaresinin, "4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmasız davalar için belirlenen 4.500,00 TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya, duruşmalı davalar için belirlenen 7.425,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine," şeklinde düzeltilerek onanması gerekmektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen reddi, kısmen karar verilmesine yer olmadığı yolundaki Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 16/03/2022 tarih ve E:2019/2579, K:2022/3148 sayılı kararının (3) numaralı hüküm fıkrasındaki "Karar kısmen iptal, kısmen karar verilmesine yer olmadığıyla sonuçlandığından" ibaresinin, "Karar kısmen ret, kısmen karar verilmesine yer olmadığıyla sonuçlandığından" şeklinde; kararın (4) numaralı hüküm fıkrasındaki "4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı davalar için belirlenen 7.425,00 TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya, 7.425,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine," ibaresinin, "4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmasız davalar için belirlenen 4.500,00 TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya, duruşmalı davalar için belirlenen 7.425,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine," şeklinde düzeltilerek ONANMASINA,
2. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 05/07/2023 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinde, bu Kanun'da hüküm bulunmayan ve madde metninde sayılan hallerde 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun uygulanacağı belirtilmiş, sözü edilen haller arasında “yargılama giderlerine” de yer verilmiş, 04/02/2011 tarih ve 27836 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 450. maddesiyle 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu yürürlükten kaldırılmış, aynı Kanun’un 447. maddesinin ikinci fıkrasında ise; “Mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 18/6/1927 tarih ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa yapılan yollamalar, Hukuk Muhakemeleri Kanununun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılır.” hükmüne yer verilmiştir.
6100 sayılı Kanun'un “Yargılama giderinin kapsamı” başlıklı 331. maddesinde yargılama giderlerini oluşturan unsurlar sayılmış, maddenin 1/ğ bendinde; vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücretinin yargılama giderleri arasında olduğu belirtilmiş, Kanun’un “Esastan sonuçlanmayan davada yargılama gideri” başlıklı 331. maddesinin birinci fıkrasında da; “Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder.” kuralına yer verilmiştir.
Temyiz başvurusuna konu kararda, dava konusu düzenlemelerin bir kısmının yürürlükten kaldırıldığından söz edilerek, davanın bu kısmının konusunun kalmadığı gerekçesiyle, işin esasına girilerek haklılık/haksızlık değerlendirmesi yapılmaksızın karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesine rağmen kısmen yargılama giderleri ve bu giderler arasında yer alan vekalet ücretinin davalı idarece davacıya ödenmesine hükmedildiği görülmektedir.
2577 sayılı Kanun'un 31. maddesinde yer alan atıf hükmü uyarınca yargılama giderleri konusunda 6100 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerektiğinde kuşku bulunmamaktadır. 6100 sayılı Kanun’un 331. maddesinin birinci fıkrasında, davanın konusuz kalması nedeniyle esası hakkında karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde yargılama giderlerinin ne şekilde takdir edileceği hususu düzenlenmiştir. Temyiz başvurusuna konu kararda, dava konusu düzenlemelerin bir kısmının yürürlükten kaldırıldığından bahisle uyuşmazlık hakkında kısmen “karar verilmesine yer olmadığına” karar verilmiş olması nedeniyle, bu kısım yönünden, başvuruya konu kararın hüküm fıkrasında yer alan yargılama giderlerine 6100 sayılı Kanun’un metnine yer verilen 331. maddesinin birinci fıkrasındaki kural çerçevesinde hükmedilmesi gerekir.
Bu durumda; kısmen ret, kısmen konusu kalmadığından bahisle karar verilmesine yer olmadığı kararıyla neticelenen davada, tarafların davanın açıldığı tarihteki haklılık durumları belirlenip buna göre yargılama giderleri konusunda hüküm kurulması gerekirken, böyle bir değerlendirme yapılmaksızın, kısmen yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı idareye yükletilmesine hükmedilmiş olduğundan, temyiz başvurusuna konu kararın bozulması gerektiği oyuyla çoğunluk kararına katılmıyoruz.