T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/3421
Karar No : 2023/1489
TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVALI): ...Genel Müdürlüğü
VEKİLİ: Av. ...
2- (DAVALI YANINDA MÜDAHİL): ...Maden Nakliye İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi
VEKİLİ: Av. ...
KARŞI TARAF : (DAVACI): ...Madencilik ve Ticaret Limited Şirketi VEKİLİ: Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ...Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Denizli ili, Tavas ilçesi sınırları dahilinde davacı şirket uhdesinde bulunan ...sicil sayılı ve IV. grup manganez işletme ruhsatının, 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 13. maddesinin 1. fıkrası gereğince 11/11/2016 tarihi itibarıyla iptal edilmesine ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden İşleri Genel Müdürlüğünün ...tarih ve E....sayılı işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ...İdare Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla;
Olayda, davacı şirket tarafından 2016 yılı ruhsat bedelinin yatırılmaması üzerine, 11/08/2016 tarihinde tebliğ edilen ...tarih ve E....sayılı yazı ile ruhsat bedelinin 3 ay içinde yatırılmasının istenildiği ve yatırılmadığı takdirde ruhsatının iptal edileceği hususunun bildirildiği, fakat buna rağmen davacı şirket tarafından verilen 3 aylık süre içerisinde ruhsat bedelinin yatırılmadığı anlaşıldığından, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu,
Öte yandan, dava dilekçesinde 11/08/2016 tarihinde yapılan tebligatın usulsüz olduğu, tebligatın içeriğinin 2017 yılının Şubat ayında şifahen öğrenildiği belirtilmekte ise de, söz konusu tebligat içeriği ıttılasına girmiş olan davacı şirket tarafından ruhsat bedeli yatırılmak yerine davalı idareye 16/02/2017 tarihinde başvurularak kendilerine usulüne uygun tebligat yapıldıktan sonra ödeneceğinin bildirildiği, bu nedenle davacı şirket yetkililerinin asıl amacının borcu ödemek değil de süreci uzatmak olduğu, kaldı ki tebligat içeriğinin öğrenildiği iddia edilen 16/02/2017 tarihinden dava konusu işlemin tesis edildiği 20/05/2017 tarihine kadar mevzuatta öngörülen 3 aylık sürenin geçmesine rağmen ruhsat bedelinin ödenmediği görüldüğünden, tebligatın usulsüz olduğuna ilişkin itirazın iyi niyetli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ...Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla;
İstinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 30/06/2020 tarih ve E:2018/6033, K:2020/2921 sayılı kararıyla;
Uyuşmazlıkta, İdare Mahkemesinin ...tarih ve E:...sayılı ara kararıyla Denizli Sosyal Güvenlik Kurumu İl Müdürlüğünden, davacı şirket nezdinde L.İ isimli bir çalışan olup olmadığının sorulmasına, buna ilişkin kayıtların onaylı bir suretinin gönderilmesinin istenilmesine karar verildiği, Denizli Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün 28/07/2017 tarihinde kayda giren dilekçesiyle davacı şirketin L.İ. isimli bir çalışanı olmadığının tespit edildiğinin bildirildiği,
3213 sayılı Maden Kanunu'nun 13. maddesine göre ruhsat bedelinin yatırılmaması veya eksik yatırılması hâlinde 20.000 TL idari para cezası verileceği ve ruhsat bedelinin üç ay içinde tamamlanmasının istenileceği, bu süre içinde ruhsat bedelinin yatırılmaması durumunda ruhsatın iptal edileceği düzenlemesine yer verildiği, bu madde uyarınca düzenlenen yaptırımın ağırlığı dikkate alınarak yapılan tebligatın usulüne uygun olup olmadığının önem arz ettiği,
Buna göre, İdare Mahkemesince 07/07/2017 tarihinde yapılan ara karar ile davacı şirkete yapılan tebligatın şirket çalışanı olmayan bir kişiye yapıldığı anlaşılmakla birlikte; Mahkeme tarafından, davacı şirket tarafından ileri sürülen tebligatın şirket çalışanı olmayan bir kişiye yapıldığından tebligattan sonradan haberdar olduklarına yönelik iddiaya itibar edilmeyerek, davacı şirketin usulsüz tebligatın içeriğini öğrendiğini belirttiği 16/02/2017 tarihinden dava konusu işlemin tesis edildiği 20/05/2017 tarihine kadar mevzuatta öngörülen üç aylık süre geçmesine rağmen ruhsat bedelinin yatırılmadığı ve davacı şirketin asıl amacının borcu ödemek değil süreci uzatmak olduğu yönünde kanaate varılmış ise de, dava konusu ruhsatın 11/08/2016 tarihli usulsüz tebligatın usulüne uygun kabul edilerek 3 aylık sürenin dolduğu tarih olan 11/11/2016 tarihinden geçerli olmak üzere 20/05/2017 tarihli işlem ile iptal edildiği, bu tarihten sonra yapılacak ödemenin ruhsatı canlandırıcı bir etkisinin olmayacağı, usulsüz yapılan tebligatın içeriği öğrenildikten sonra yapılacak ödemenin maddi olayda kurucu bir etkisinin olmadığının açık olduğu,
Bu itibarla, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle ...Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ...Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla;
Bozma kararına uyularak, istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 29/04/2022 tarih ve E:2021/1761, K:2022/3262 sayılı kararıyla;
Uyuşmazlıkta, davacı şirket tarafından 2016 yılı ruhsat bedelinin yatırılmaması üzerine, 11/08/2016 tarihinde tebliğ edilen ...tarih ve E....sayılı yazı ile ruhsat bedelinin 3 ay içinde yatırılmasının istenildiği ve yatırılmadığı takdirde ruhsatının iptal edileceği hususunun bildirildiği, fakat buna rağmen davacı şirket tarafından verilen 3 aylık süre içerisinde ruhsat bedelinin yatırılmadığı anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı,
Öte yandan, dava dilekçesinde, 11/08/2016 tarihinde yapılan tebligatın usulsüz olduğu, tebligatın içeriğinin 2017 yılının Şubat ayında şifahen öğrenildiği iddia edilmekte ise de; tebliğ mazbatasının incelenmesinden davacı şirket adına tebliğ evrakını almaya yetkili "L.İ." adına tebligatın yapıldığı, "L.İ." adlı kişinin SGK kaydı bulunmasa da, davacı şirketin davalı idareye vermiş olduğu tebligat adresinde şirkette çalışmayan bir kişinin tebligat esnasında şirketin ticaret adresinde bulunmasının ve tebligatı almasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu göz önüne alındığında, davacının bu iddiasına itibar edilmediği,
Bu itibarla, davanın reddine yönelik istinaf başvurusunun kabulüne, istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava konusu işlemin iptaline ilişkin temyize konu Bölge Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle ...Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararının özeti: ...Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla;
İdarelerin; hukuka uygun işlem tesis etmek, işlemlerindeki hukuka aykırılıkları düzeltmek, bu tür işlemlerle ortaya çıkan hukuk ihlallerini ortadan kaldırarak hukuka uygun bir düzen sağlamak zorunda oldukları, davacı şirket tarafından, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğüne sunulan 16/02/2017 tarihli dilekçede, usulsüz tebligatın içeriğinin öğrenildiği ve yeniden usule uygun tebligat yapılması durumunda ruhsat bedelini ödemeye hazır olunduğunun bildirilmesine rağmen, davacı şirketin ruhsatının iptal edilmesinin hak ve nefaset kurallarına uygun olmadığı sonucuna varıldığı gerekçesi eklenmek suretiyle, bozma kararına uyularak verilen istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılması ve dava konusu işlemin iptali yolundaki kararda ısrar edilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, davacı şirket tarafından 2016 yılı ruhsat bedelinin yatırılmaması üzerine, 11/08/2016 tarihinde tebliğ edilen ...tarihli ve E....sayılı yazı ile ruhsat bedelinin 3 ay içinde yatırılmasının istenildiği, davacı şirket tarafından 3 ay süre verilen tebligatın içeriğinin 2017 yılının Şubat ayında şifahen öğrenildiği belirtilmekte ise de, söz konusu tebligat içeriği ıttılasına girmiş olan davacı şirket tarafından ruhsat bedeli yatırılmak yerine davalı idareye 16/02/2017 tarihinde başvurularak kendilerine usulüne uygun tebligat yapıldıktan sonra ruhsat bedelinin ödeneceğini bildirmesi nedeniyle davacı tarafın asıl amacının borcu ödemek değil de süreci uzatmak olduğu, kaldı ki tebligat içeriğinin öğrenildiği iddia edilen 16/02/2017 tarihinden dava konusu işlemin tesis edildiği 20/05/2017 tarihine kadar da mevzuatta öngörülen 3 aylık sürenin geçmesine rağmen ruhsat bedelinin ödenmediği görüldüğünden tebligatın usulsüz olduğuna ilişkin itirazın iyi niyetli olmadığı, öte yandan, dosya kapsamında yer alan davacı şirkete yapılan tebliğ mazbatalarında açıkça görüleceği üzere, şirket yetkilisi/işçisi olduğunu beyan eden ve “L.İ." beyanı ile tebliği teslim alan kişinin şirket çalışanı olup olmadığını takip etmenin taraflarının ya da posta memurunun işi olmadığı, adı geçen kişinin şirket yetkilisi olduğunu beyan etmesi ve mesai saatleri içinde şirket adresinde bulunmasının da orada çalıştığı yönünde kuvvetli bir karine yarattığı belirtilerek ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmüştür.
Davalı yanında müdahil tarafından, davacı şirket tarafından 2016 yılı ruhsat bedelinin yatırılmaması üzerine, 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 13. maddesinin 1. fıkrası gereğince ruhsat bedelinin 3 ay içinde yatırılmasının istenilmesine ve yatırılmadığı takdirde ruhsatın iptal edileceğine ilişkin 23/06/2016 tarihli yazının, davacı şirket adına evrakı almaya yetkili "L.İ." adlı şahsa yapıldığı, dolayısıyla tebligatın usulüne uygun olduğu, davalı şirket tarafından adı geçen şahsın şirket çalışanı olmadığı ileri sürülmüş ise de, şirket adına gönderilen birden fazla tebligatı daimi çalışan sıfatı ile anılan şahsın tebellüğ ettiği, bu durumun ilgili şahsın sigorta bildirimlerinin yapılmadığı sonucunu doğurduğu belirtilerek ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmüştür.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, ısrar kararının hukuka ve
usule uygun olduğu, davalı idare ve davalı yanında müdahil tarafından temyiz dilekçelerinde ileri sürülen sebeplerin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile İzmir Bölge İdare Mahkemesi 7. İdari Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davalı idare yanında müdahilin duruşma istemi yerinde görülmeyerek ve dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Denizli ili, Tavas ilçesi sınırları dahilinde yer alan maden sahası için ...sicil sayılı ve IV. grup manganez işletme ruhsatına sahip olan davacı şirket tarafından, 2016 yılına ait işletme ruhsat bedelinin ödenmediğinin tespit edilmesi üzerine, 2016 yılına ait 42.232,00-TL tutarındaki ruhsat bedelinin 3 ay içinde içerisinde yatırılması gerektiği, anılan bedelin yatırılmaması halinde ruhsatın iptal edileceği hususunu içeren ...tarih ve E....sayılı davalı idare yazısı, davacı şirketin adresinde ve "şirket adına tebliğ evrakını almaya yetkili "L.İ." kaşesiyle ve anılan şahsın imzasına 11/08/2016 tarihinde tebliğ edilmiş, sonrasında davacı şirket tarafından 16/02/2017 tarihinde davalı idareye yapılan başvuruda, anılan yazıdan şifahi olarak haberdar oldukları, yapılan tebligatın usulüne uygun olmadığı, usulüne uygun tebligat yapıldıktan sonra ruhsat bedelinin yatırılacağı belirtilmiş, devam eden süreçte, davalı idare tarafından, ruhsat bedelinin yatırılması için verilen üç aylık sürenin sonu olan 11/11/2016 tarihinden geçerli olmak üzere davacı şirkete ait ruhsat ...tarih ve E....sayılı dava konusu işlem ile iptal edilmiş, anılan işlemin ...tarih ve E....sayılı işlem ile davacı şirkete bildirilmesi üzerine temyizen incelenen davanın açıldığı anlaşılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT :
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun "Hükmi şahıslara ve ticarethanelere tebligat" başlıklı 12. maddesinde, hükmi şahıslara tebliğin, salahiyetli mümessillerine, bunlar birden ziyade ise, yalnız birine yapılacağı, bir ticarethanenin muamelelerinden doğan ihtilaflarda, ticari mümessiline yapılan tebliğin muteber olduğu; "Hükmi şahısların memur ve müstahdemlerine tebligat" başlıklı 13. maddesinde, hükmi şahıslar namına kendilerine tebliğ yapılacak kimseler her hangi bir sebeple mutat iş saatlerinde iş yerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde tebliğin, orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerinden birine yapılacağı düzenlenmiştir.
3213 sayılı Maden Kanunu'nun (dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan haliyle) 13. maddesinin 1. fıkrasında, "Yürürlükteki ruhsatlar için her yıl ocak ayının sonuna kadar ruhsat bedelinin tamamının yatırılması zorunludur. İşletme ruhsat bedelinin %70’i genel bütçeye gelir kaydedilmek üzere ilgili muhasebe birimi hesabına, %30’u çevre ile uyum planı çalışmalarını gerçekleştirmek üzere ruhsatı veren idarenin muhasebe birimi hesabına aktarılmak üzere Bakanlığın belirlediği bankada açılacak teminat hesabına yatırılır. I. Grup (a) bendi madenlerin ruhsat bedelleri ise, büyükşehir belediyesi dışındaki illerde il özel idaresi hesabına yatırılır. Ruhsat bedelinin yatırılmaması veya eksik yatırılması hâlinde 20.000 TL idari para cezası verilir ve ruhsat bedelinin üç ay içinde tamamlanması istenir. Bu süre içinde ruhsat bedelinin yatırılmaması durumunda ruhsat iptal edilir..." hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Temyizen incelenen dosyada, yargılamanın geldiği aşama dikkate alındığında, öncelikli olarak usuli müktesep hak kavramının ve istisnalarının değerlendirilmesi gerekmektedir.
Yargıtay'ın 04/02/1959 tarih ve E:1957/13, K:1959/5 sayılı ve 09/05/1960 tarih ve E:1960/21, K:1960/9 sayılı içtihadı birleştirme kararlarıyla, hukukta uygulamaya giren usuli kazanılmış hak kavramı, bir davada, mahkemenin veya tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine (diğeri aleyhine) doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hak olarak tanımlanmaktadır. İlk derece mahkemesinin doğru bularak uyduğu bozma kararı üzerine, temyiz yerinin bozma kararı ile benimsediği esaslara aykırı şekilde bozma kararı verememesi olarak tanımlanan bu ilkenin, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12/07/2006 tarih ve E:2006/4-519, K:2006/527 sayılı kararında da belirtildiği üzere, kimi istisnaları da bulunmaktadır. (Aynı doğrultuda, HGK’nun 21/01/2004 tarih ve E:2004/10-44, K:2004/19, 03/02/2010 tarih ve E:2010/4-40, K:2010/54 sayılı kararları bulunmaktadır.)
Usuli müktesep hak ilkesine göre; mahkemenin, bozmaya uymasından sonra, yeni bir içtihadı birleştirme kararı ya da geçmişe etkili bir kanun çıkması; uygulanması gereken bir kanun hükmünün, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilmesi hallerinde, usuli kazanılmış hakka göre değil, ortaya çıkan yeni hukuki durumlara göre karar verilmesi gerekmektedir.
Ayrıca, görev konusu, hak düşürücü süre, kesin hüküm itirazı, harç ve maddi hataya dayanan bozma kararına uyulmasında olduğu gibi, kamu düzeni ile ilgili konularda usuli kazanılmış hakkın uygulanması mümkün değildir.
Öğretide, istisnaların bunlarla sınırlı olmadığı, bugüne kadar artarak geldiği gibi bundan sonra da yeni istisnaların olabileceği savunulmaktadır.
Usuli kazanılmış hak ilkesinin idari yargıda uygulanabilirliğine gelince;
Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunun muhtelif kararlarında, usuli kazanılmış hak ilkesi ayrıntılı olarak incelenmek suretiyle bir sonuca varılmıştır. (03/03/2000 tarih ve E:1999/1126, K:2000/394 sayılı, 23/10/2003 tarih ve E:2001/864, K:2003/744 sayılı) Anılan Kurulunun 24/12/2009 tarih ve E:2006/149, K:2009/3386 sayılı kararında ise, " ...usuli kazanılmış hak ilkesinin Yargıtay'ın belirlediği istisnalarıyla birlikte ve idarenin yargısal denetiminin yerine getirilmesini sınırlandırmadan, idari yargılama usulünün özelliklerine uygun olmak ve genel kabul gören içtihat değişikliklerinin uygulanmasını engellemeyecek nitelikte olması kaydıyla idari yargıda da uygulanabileceği sonucuna varılmaktadır... " denilerek ilkenin istisnalarına yönelik belirlemeler yapılmıştır.
Benzer şekilde, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 22/04/2015 tarih ve E:2014/3383, K:2015/1543 sayılı kararlarında da "...Bu durumda, konuya ilişkin olarak genel kabul gören bir içtihat değişikliği ortaya çıktığından, olayda "usuli kazanılmış hak" ilkesinin uygulanma olanağı bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır... " denilerek genel kabul gören içtihat değişikliğinin ortaya çıkması ilkenin istisnası olarak kabul edilmiştir.
Bu açıdan uyuşmazlık ele alındığında; Denizli İdare Mahkemesinin 23/11/2017 tarih ve E:2017/999, K:2017/2179 sayılı kararıyla, davacı şirket tarafından 2016 yılı ruhsat bedelinin yatırılmaması üzerine, 11/08/2016 tarihinde tebliğ edilen ...tarih ve E....sayılı yazı ile ruhsat bedelinin 3 ay içinde yatırılmasının istenildiği ve yatırılmadığı takdirde ruhsatının iptal edileceği hususunun bildirildiği, fakat buna rağmen davacı şirket tarafından verilen 3 aylık süre içerisinde ruhsat bedelinin yatırılmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş, anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusu ...Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla reddedilmiştir.
Bu kararın temyiz edilmesi üzerine, Danıştay Sekizinci Dairesinin 30/06/2020 tarih ve E:2018/6033, K:2020/2921 sayılı kararıyla, davacı şirketin L.İ. isimli bir çalışanı olmadığının tespit edildiğinin bildirildiği, dolayısıyla davacı şirket çalışanı olmayan L.İ. adlı şahsa yapılan tebligatın usulsüz olduğu, buna göre usulsüz tebligata istinaden davacı şirket tarafından ruhsat bedelinin 3 ay içinde içerisinde yatırılmadığından bahisle ruhsatının iptal edilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle ...Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:...,K:...sayılı kararı bozulmuştur.
Bunun üzerine, ...Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla, bozma kararına aynen uyularak istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş, bu kararın temyiz edilmesi üzerine, Danıştay Sekizinci Dairesinin 29/04/2022 tarih ve E:2021/1761, K:2022/3262 sayılı kararıyla, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun "Hükmi şahıslara ve ticarethanelere tebligat" hakkındaki içtihatları doğrultusunda (Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun E:2021/2910, K:2022/523 sayılı kararı) ve Dairenin istikrar kazanan ve müstekar hale gelen görüşü (E:2019/10251, K:2023/3527; E:2020/1925, K:2023/441) çerçevesinde, "davacı şirket tarafından, 11/08/2016 tarihinde yapılan tebligatın usulsüz olduğu, tebligatın içeriğinin 2017 yılının Şubat ayında şifahen öğrenildiği iddia edilmekte ise de; tebliğ mazbatasının incelenmesinden davacı şirket adına tebliğ evrakını almaya yetkili "L.İ." adına tebligatın yapıldığı, "L.İ." adlı kişinin SGK kaydı bulunmasa da, davacı şirketin davalı idareye vermiş olduğu tebligat adresinde şirkette çalışmayan bir kişinin tebligat esnasında şirketin ticaret adresinde bulunmasının ve tebligatı almasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu göz önüne alındığında, davacının bu iddiasına itibar edilmediği" gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Buna göre, her ne kadar Bölge İdare Mahkemesince, Dairenin verdiği bozma kararına uyularak dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş ise de, bu kararın temyizen incelenmesi aşamasında Dairece, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun uyuşmazlık hakkındaki genel kabul gören içtihatları (Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun E:2021/2910, K:2022/523 sayılı kararı) ile Dairenin istikrar kazanan ve müstekar hale gelen görüşü (E:2019/10251, K:2023/3527; E:2020/1925, K:2023/441) çerçevesinde bozma kararı verildiği anlaşıldığından, davacı lehine usuli müktesep hak oluşmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla; temyize konu karar açısından, işin esası incelendiğinde;
Yukarıda yer verilen mevzuatın değerlendirilmesinden; tüzel kişilere ve ticari işletmelere yapılacak tebliğin yetkili temsilcilere yapılacağı, tebligatı almaya yetkili kişilerin, herhangi bir sebeple mutat iş saatlerinde iş yerinde bulunmamaları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde olmaları durumunda tebliğin, tüzel kişinin o yerdeki sürekli çalışan memur veya müstahdemlerinden birine yapılacağı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta, davacı şirkete, 2016 yılına ait 42.232,00-TL tutarındaki ruhsat bedelinin 3 ay içerisinde yatırılması gerektiği, anılan bedelin yatırılmaması halinde ruhsatın iptal edileceği hususunu içeren ...tarih ve E....sayılı davalı idare yazısının, davacı şirketin gösterdiği adreste ve şirket adına tebliğ evrakını almaya yetkili "L.İ." adlı şahsın imzasına 11/08/2016 tarihinde tebliğ edildiği, dolayısıyla tebligatın muhatabı olan davacı şirketin gösterdiği adreste tebligat yapılması halinde, yapılan tebligatın hüküm ve sonuçlarından davacı şirketin sorumlu olacağı, bu kapsamda, davacı şirket tarafından hak kayıplarını veya meydana gelecek olumsuz durumları bertaraf edecek önlemlerin alınarak faaliyette bulunulması gerektiği açık olup yapılan tebligatın geçerli olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Bu itibarla; dava konusu işlemin, tebligatın usulsüz olduğu gerekçesiyle iptali yolunda verilen ısrar kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idare ve davalı idare yanında müdahilin temyiz isteminin kabulüne;
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun yukarıda özetlenen gerekçeyle kabulü, kararın kaldırılması, dava konusu işlemin iptali yolundaki ...Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı ısrar kararının BOZULMASINA,
3. Kullanılmayan ...-TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde müdahile iadesine,
4.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ...Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine,
5. Kesin olarak, 19/06/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.