T.C.
D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/3632
Karar No : 2023/2980
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
KARŞI TARAF (DAVALI) : …Bakanlığı
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri …
İSTEMİN KONUSU : …İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından; tasarrufu teşvik hesabında biriken ve kendisine ödenen 19.351,39-TL'nin zamanında ödenmemesi nedeniyle, 15/10/2008 tarihine kadar ödeme yapılmayan günler için 5.664,61-TL temerrüt faiziyle, bu tarihten 15/10/2010 tarihine kadar kanuni faiz oranları üzerinden hesapladığı 9.869,21-TL'nin ve ayrıca, daha önce … İdare Mahkemesinde açmış olduğu davada vekil ile temsil edilmediğinden, kişisel emeğinden dolayı 2007 yılında yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde belirlenen ücretin karşılığı olan 350,00-TL tazminat ile 180,95-TL yargı ve inkar tazminatı olmak üzere toplam 16.064,77-TL maddi ve 5.000,00-TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …İdare Mahkemesince; davacının imzalamaktan çekindiği ibarenin idare tarafından davacıya fazla miktarda ödeme yapılmasının tespit edilmesi halinde söz konusu miktarın ödendiği tarihten itibaren 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun'un 51. maddesinde belirtilen usul ve oranlar dahilinde davacıdan geri alınmasına ilişkin olduğu, bu ibarenin davacının hakettiği miktarı almasını engelleyici bir husus olmadığı, aksine hak ettiğinden fazla miktarda ödeme yapılması halinde bunun kendisinden tahsil edileceğine ilişkin olduğu anlaşıldığından, davacının hak ettiği miktarın geç elde edilmesi nedeniyle uğradığı zararları talep etmesinde hukuka uyarlık görülmediği; bunun dışında, … İdare Mahkemesinde açmış olduğu davada vekil ile temsil edilmediğinden, kişisel emeğinden dolayı 2007 yılında yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde belirlenen ücretin karşılığı olan 350,00-TL tazminat talebinin yasal dayanağı bulunmadığı gibi aynı Mahkeme kararında kendisine ödenmesine hükmedildiği halde ödenmediğini belirttiği yargılama giderine ilişkin olarak ise, söz konusu Mahkeme kararında hükmedilen tutarın ilamlı icra yoluyla tahsili yoluna gidilmesi mümkün iken bu hususun tazminata konu edinilmesinin de yerinde olmadığı görüldüğünden, davacının maddi tazminat talebinin reddi gerektiği; 5.000,00-TL manevi tazminat istemine gelince; manevi tazminatın patrimuanda meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı olmayıp, manevi tatmin aracı olduğu, başka türlü giderim yollarının bulunmayışı ve yetersiz kalışı, manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesi zorunlu hale getirdiği, manevi tazminata hükmedilebilmesi için kişinin fizik yapısını zedeleyen, yaşama ve kazanma gücünün azalması sonucunu doğuran olayların meydana gelmesi veya idarenin hukuka aykırı bir işlem veya eylemi sonucunda ağır bir elem ve üzüntünün duyulmuş olması veya şeref ve haysiyetin rencide edilmiş olması gerektiği, idarelerin her işleminin maddi ve manevi tazminat ödenmesi sonucunu doğurmayacağı tabii olmakla birlikte olayda davacıya manevi tazminatın ödenmesini gerektirecek koşullar oluşmadığından, davacının manevi tazminat talebinin de reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : … İdare Mahkemesinde, taahhütnamenin Anayasa ve kanunlara aykırı cümlesinin iptali için açtığı davayı kazanmasının ve bu kararın kesinleşmesinin haklılığının ispatı olduğu, avukatla davayı takip etmediği için avukatlık ücreti ve manevi tazminat talebinin kabul edilmediği, Mahkeme kararında hesap hataları olduğu ve fazlaya ilişkin haklarının iadesi konusunda karar alınmadığından kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacıya tasarrufu teşvik kesintilerinin, Kanun ile tanınan yetki çerçevesinde ve kamusal yarar gözetilerek belirlenen ödeme usul ve esasları dahilinde ödendiği, meydana gelen gecikmelerin de davacıdan kaynaklandığı, usul ve esas bakımından kanun ve mevzuat hükümlerine aykırı temyiz talebinin reddi ve Mahkeme kararının onanması gerektiği belirtilerek, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacı tarafından; tasarrufu teşvik hesabında biriken ve kendisine ödenen 19.351,39-TL'nin zamanında ödenmemesi nedeniyle, 15/10/2008 tarihine kadar ödeme yapılmayan günler için 5.664,61-TL temerrüt faiziyle, bu tarihten 15/10/2010 tarihine kadar kanuni faiz oranları üzerinden hesapladığı 9.869,21-TL faiz tutarı, 180,95-TL yargı ve inkar tazminatı, daha önce …İdare Mahkemesinde açmış olduğu davada vekil ile temsil edilmediğinden, kişisel emeğinden dolayı 2007 yılında yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde belirlenen ücretin karşılığı olan 350,00-TL tazminat olmak üzere toplam 16.064,77-TL maddi ve 5.000,00-TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenmekte olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT :
Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu düzenlenmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “İptal ve tam yargı davaları” başlıklı 12. maddesinde; “İlgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde de ilgililerin 11'inci madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır.” hükmü yer almaktadır.
Öte yandan, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un "Kanuni faiz" başlıklı 1. maddesinde, "Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanununa göre faiz ödenmesi gereken hallerde, miktarı sözleşme ile tespit edilmemişse bu ödeme yıllık yüzde oniki oranı üzerinden yapılır."; "Temerrüt faizi" başlıklı 2. maddesinde, "Bir miktar paranın ödenmesinde temerrüde düşen borçlu, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça, geçmiş günler için 1 inci maddede belirlenen orana göre temerrüt faizi ödemeye mecburdur."; "Diğer kanunlardaki faizler" başlıklı 4. maddesinde, "Diğer kanunların, bu Kanunda öngörülen orandan fazla temerrüt faizi ödenmesine ilişkin hükümleri saklıdır." hükümlerine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
İdare ve vergi Mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkün olup, temyize konu Mahkeme kararının, davacının daha önce açmış olduğu davada vekil ile temsil edilmediğinden, kişisel emeğinden dolayı 2007 yılında yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde belirlenen ücretin karşılığı olan 350,00-TL tazminat ile 180,95-TL yargı ve inkar tazminatı ile 5.000,00-TL manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının 49. maddede belirtilen bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, kararın bu kısmına yönelik temyiz istemi yerinde görülmemiştir.
Dava, Mahkeme kararının, davacının tasarrufu teşvik hesabında biriken ve kendisine ödenen 19.351,39-TL'nin idarece zamanında ödenmemesi nedeniyle 15/10/2008 tarihine kadar ödeme yapmadığı günler için 5.664,61-TL, bu tarihten 15/10/2010 tarihine kadar kanuni faiz oranları üzerinden hesapladığı 9.869,21-TL faiz tutarının ödenmesi isteminin reddine ilişkin kısmı yönünden incelendiğinde;
Hukuka aykırı işlem nedeniyle yoksun kalınan maddi ve manevi zararın karşılanmasında zaman içinde gecikme olması ve bu gecikmeden doğan zararın telafisi için davacıya ödenecek tazminata uygulanacak faizin, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun uyarınca hesaplanması gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden; davacı tarafından, tasarrufu teşvik hesabında biriken tutarların, 4853 sayılı Çalışanların Tasarruflarını Teşvik Hesabının Tasviyesi ve Bu Hesaptan Yapılacak Ödemelere Dair Kanun'un 6. maddesi uyarınca yapılan ödemeyle ilgili olarak imzalaması gereken taahhütnamenin imzalanmaması ve taahhütnamenin iptali istemiyle açılan davada, …İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararıyla dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi üzerine, davalı idarenin 15/10/2008 tarihinde ödeme teklifinde bulunduğu, davacının bu teklifi kabul etmediği ve anılan Mahkeme kararının kesinleşmesi üzerine, 11/11/2010 tarihinde davalı idarece davacıya 1.738,64-TL anapara ve 17.612,75-TL nema tutarının ödendiği; ancak, söz konusu tutarın zamanında ödenmemesi nedeniyle hesaplamış olduğu faizin ödenmesi istemiyle davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Davacıya ödeme yapılması için imzalaması istenilen taahhütnamenin, Mahkeme kararıyla hukuka aykırı olduğuna karar verildiği ve bu kararın da kesinleşmiş olduğu göz önüne alındığında; İdare Mahkemesince, 1.738,64-TL anapara ve 17.612,75-TL nema tutarının, idare tarafından, davacıya taahhütname imzalanmasının istenildiği tarihten, ödemenin yapıldığı tarihe kadar olan döneme ilişkin faize hükmedilmesi için, mahkemece davacının söz konusu dönemlerde yoksun kaldığı faiz tutarının tespit edilmesi veya davalı idareden dökümlü faiz alacak tutanağı istenildikten sonra bu miktar ile davacının faiz alacağı istemi de gözönünde bulundurularak ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma sonucunda davacının faiz istemi yönünden davanın reddedilmesinde hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin kısmen reddi ile … İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının, davacının daha önce açmış olduğu davada vekil ile temsil edilmediğinden dolayı kendisinin harcadığı kişisel emeği olarak 2007 yılında yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde belirlenen ücretin karşılığı olan …-TL tazminat ile …-TL yargı ve inkar tazminatı ile …-TL manevi tazminat istemi yönünden davanın reddine ilişkin kısmının ONANMASINA;
2. Davacının temyiz isteminin kısmen kabulü ile, Mahkeme kararının, davacının tasarrufu teşvik hesabında biriken ve kendisine ödenen …-TL'nin idarece zamanında ödenmemesi nedeniyle 15/10/2008 tarihine kadar ödeme yapmadığı günler için …-TL, bu tarihten 15/10/2010 tarihine kadar kanuni faiz oranları üzerinden hesapladığı …-TL faiz tutarının ödenmesi istemi yönünden davanın reddine ilişkin kısmının BOZULMASINA,
3. Dosyanın bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 30/05/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkün olup, İdare Mahkemesince verilen karar ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olduğundan, bozulmasını gerektirecek bir sebep de bulunmadığından davacının temyiz isteminin reddi ile anılan kararın aynen onanması gerekeceği görüşüyle, çoğunluk kararının bozmaya ilişkin kısmına katılmıyoruz.