T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2022/3709
Karar No : 2023/5400
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Büyükşehir Belediye Başkanlığı
VEKİLİ: Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : … Turizm İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının iptale ilişkin kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: İstanbul İli, Arnavutköy İlçesi, … Mahallesi, … Asfaltı, BİM arazisi yanında bulunan alana izinsiz üç kez hafriyat toprağı döküldüğünden bahisle, 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 8. maddesi ile Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği hükümlerinin ihlal edildiği gerekçesiyle, aynı Kanunun 20. maddesinin (r) bendi ile 23. maddesi uyarınca (idari para cezası iki kat arttırılmak suretiyle) davacı şirkete 525.159,00 TL para cezası verilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında; dosya içerisinde bulunan bilgi ve belgelerden, davacıya ait araçla, 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 8. maddesinin ve Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği hükümlerine aykırı olarak üç kez izinsiz hafriyat döküldüğü sabit olduğundan, aynı Kanun'un 20. maddesinin (r) bendi ve 23. maddesi uygulanarak ceza miktarının iki katı artırım uygulanmak suretiyle belirlenmesinde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucuna varılarak, davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: Davalı idarece düzenlenen 28/04/2018 tarihli denetim tutanağı ile davacı adına tescilli bulunan … plakalı araçla izinsiz hafriyat toprağı döküldüğünün tespit edilmesi üzerine 28/05/2018 tarihli 175.053,00 TL tutarında para cezası verilerek 06/06/2018 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, sonrasında 24/05/2018 tarihinde düzenlenen denetim tutanağına istinaden tekerrür hükümleri uygulanarak bir kat artırılmak suretiyle 21/06/2018 tarihinde verilen 350.160,00 TL para cezasının davacıya 29/06/2018 tarihinde tebliğ edildiği, 20/06/2018 tarihinde yapılan tespit sonrasında ise dava konusu işlemle tekerrür hükümleri de uygulanmak suretiyle iki kat artırılarak idari para cezasının verildiği, davacının ilk yaptırım kararı tesis edilip davacıya tebliğ edilmeden; ikinci işleme esas tespitin yapıldığı ve ikinci işlem tesis edilip davacıya tebliğ edilmeden de dava konusu işleme esas tespitin yapıldığı, dolayısıyla fillerinin tespit edildiği tarihler ve yaptırım kararlarının uygulandığı ve tebliğ edildiği tarihler dikkate alındığında tekerrür hükümlerinin uygulanma olanağı bulunmadığı, Kanunda öngörülen tekerrür hükümlerinin yanlış uygulanması suretiyle tesis edilen işlemde hukuka ve mevzuata uyarlılık görülmediği belirtilerek, istinaf talebinin kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılarak, dava konusu işlemin iptali yolundaki … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, öncelikle isnat edilen fiilin bir ihlal oluşturup oluşturmadığı ortaya konularak, anılan Kanunun 20. maddesinde belirlenen idari yaptırımın uygulanmasının (temel para cezasının) yerinde olup olmadığı hakkında bir karar verildikten sonra, ayrıca tekerrür hükümlerinin uygulanmasının hukuka uygun olup olmadığı hakkında karar verilmesi gerektiği, salt tekerrür hükümlerinin yanlış uygulandığından bahisle, anılan Kanunun 20. maddesinde belirlenen idari yaptırım da dahil olmak üzere tüm para cezasının iptali yolundaki kararda hukuki isabet görülmediği gerekçesiyle Danıştay Altıncı Dairesi'nin 22/12/2021 tarih ve E:2019/17545, K:2021/14245 sayılı kararıyla bozulması üzerine, bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucu temyize konu kararda; dava konusu işlemin temel para cezasına ilişkin kısmında istinaf isteminin kabulü için mevzuatta öngörülen koşulların oluşmadığı, bu nedenle bu kısıma ilişkin itirazın reddi gerektiği, İdare Mahkemesi kararının tekerrüre ilişkin kısmı yönünden ise; davacı hakkında tesis edilen ilk yaptırım kararı davacıya tebliğ edilmeden, ikinci işleme esas tespitin yapıldığı ve ikinci işlem tesis edilip davacıya tebliğ edilmeden de dava konusu işleme esas tespitin yapıldığı, dolayısıyla fillerinin tespit edildiği tarihler ve yaptırım kararlarının uygulandığı ve tebliğ edildiği tarihler dikkate alındığında tekerrür hükümlerinin uygulama olanağı bulunmadığı, Kanunda öngörülen tekerrür hükümlerinin yanlış uygulanması suretiyle tesis edilen işlemin tekerrüre ilişkin kısmında hukuka ve mevzuata uyarlılık görülmediği belirtilerek, istinaf talebinin kısmen reddi, kısmen kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kısmen kaldırılarak, dava konusu idari para cezasınınn tekerrüre ilişkin kısmının (350.160,00 TL) iptaline, temel para cezasına yönelik (175.053,00 TL) istinaf talebinin ise reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacıya ait araçla izinsiz hafriyat toprağı döküldüğünün sabit olduğu, tekerrür hükümleri de uygulanmak suretiyle tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı iddia edilerek, Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının aleyhe olan kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmüştür.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kısmen kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının Dairemiz kararında belirtilen gerekçe ile bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
İstanbul İli, Arnavutköy İlçesi, … Mahallesi, … Asfaltı, BİM arazisi yanında bulunan alana izinsiz üç kez hafriyat toprağı döküldüğünden bahisle, 2872 sayılı Çevre Kanununun 8. maddesi ile Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği hükümlerinin ihlal edildiği gerekçesiyle, aynı Kanunun 20. maddesinin (r) bendi ile 23. maddesi uyarınca (idari para cezası iki kat arttırılmak suretiyle) davacı şirkete 525.159,00 TL para cezası verilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı işleminin tesis edilmesi üzerine, bakılmakta olan dava açılmıştır.
Öte yandan; dava konusu idari para cezasının tekerrüre ilişkin kısmının iptaline, temel para cezasına ilişkin davanın ise reddine yönelik kararın iptale ilişkin kısmı temyiz edildiğinden, yalnızca idari para cezasının tekerrüre ilişkin kısmı yönünden temyiz incelemesi yapılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT ve HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
2872 sayılı Çevre Kanununun 8. maddesinde; "Her türlü atık ve artığı, çevreye zarar verecek şekilde, ilgili yönetmeliklerde belirlenen standartlara ve yöntemlere aykırı olarak doğrudan ve dolaylı biçimde alıcı ortama vermek, depolamak, taşımak, uzaklaştırmak ve benzeri faaliyetlerde bulunmak yasaktır. Kirlenme ihtimalinin bulunduğu durumlarda ilgililer kirlenmeyi önlemekle; kirlenmenin meydana geldiği hallerde kirleten, kirlenmeyi durdurmak, kirlenmenin etkilerini gidermek veya azaltmak için gerekli tedbirleri almakla yükümlüdürler." hükmüne, 20. maddesinin (r) bendinde; "Bu Kanunda ve yönetmeliklerde öngörülen usûl ve esaslara, yasaklara veya sınırlamalara aykırı olarak atık toplayan, taşıyan, geçici ve ara depolama yapan, geri kazanan, geri dönüşüm sağlayan, tekrar kullanan veya bertaraf edenlere 24.000 Türk Lirası, ithal edenlere 60.000 Türk Lirası idari para cezası verilir.'' hükmüne, 23. maddesinde; "Bu Kanunda belirtilen idarî para cezaları, bu cezaların verilmesini gerektiren fiillerin işlenmesinden itibaren üç yıl içinde birinci tekrarında bir kat, ikinci ve müteakip tekrarında iki kat artırılarak verilir." hükmüne yer verilmiştir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; 2872 sayılı Kanun uyarınca yaptırım uygulanması gereken fiillerin işlenmesinden itibaren üç yıl içinde tekerrürü hâlinde, verilecek para cezalarına, Kanunda belirtilen artırımların uygulanacağı, ilgilinin, daha önce aynı fiili 3 yıllık süre içerisinde birinci kez işlemesi durumunda bir kat ve birden çok kez tekrar etmiş ise iki kat artırmak suretiyle idari para cezası uygulanacağı anlaşılmaktadır. Tekerrür uygulanması; ceza hukukunda "tekerrür" müessesesi, bir ceza mahkumiyetine kesin olarak uğrayan bir kimsenin, yeniden suç işlemesi halinde Ceza Kanunu karşısındaki kişisel durumunu tanımlamakta olup, hukuka aykırı bir eylemin tekerrürü halinde verilecek cezanın artırılması, daha önce verilen cezanın ıslah edici olmadığı ve failin suç işleme konusundaki ısrarının daha ağır bir cezayı gerektirdiği düşüncesinden doğmaktadır. Bununla birlikte, Kanunda çevre para cezası verilmesini gerektiren fiillerin birden fazla işlenmesi durumunda, artırımlı olarak yaptırım uygulanması öngörülmüşse de, artırımın uygulanabilmesi için mevzuatta öngörülen yükümlülüğün ihlaline yönelik önceden işlenen fiil nedeniyle uygulanmış olan idari yaptırım kararından ilgilinin haberdâr olması, başka bir deyişle ilgili tarafından önceki fiil nedeniyle yaptırım uygulandığının biliniyor olması gerekmektedir.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacı şirkete daha önce 2872 sayılı Çevre Kanunu ile Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği hükümlerine aykırı olan ve 28/04/2018 tarihli denetim tutanağı ile tespit edilen eylemi nedeniyle 28/05/2018 tarihli HF180166 sıra numaralı idari işlemin tesis edildiği ve bu işlemin davacı şirkete 06/06/2018 tarihinde tebliğ edildiği, sonrasında davacı şirketin yine çevreye zarar verici eyleminin 24/05/2018 tarihli denetim tutanağı ile tespit edilmesiyle tekerrür hükümleri de uygulanmak suretiyle idari para cezası bir kat arttırılarak … tarih ve … sıra numaralı idari işlemin tesis edildiği ve bu işlemin davacı şirkete 29/06/2018 tarihinde tebliğ edildiği, son olarak ise davacı şirkete ait araçla izinsiz olarak hafriyat döküldüğünün 20/06/2018 tarihli çevre denetim tutanağı ile tespit edilmesi üzerine, 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 20. maddesinin (r) bendi uyarınca, daha önceki Çevre Kanununa aykırı eylemleri nedeniyle verilen 28/05/2018 ve 21/06/2018 tarihli idari para cezaları nedeniyle aynı Kanun'un 23. maddesi uyarınca tekerrür hükümleri uygulanarak, idari para cezası iki kat arttırılmak suretiyle 525.159,00 TL idari para cezası verilmesine ilişkin dava konusu … tarih ve … sıra numaralı işlemin tesis edildiği anlaşılmıştır.
2872 sayılı Çevre Kanununun 20. maddesinin (r) bendi uyarınca belirlenen para cezasının, söz konusu fiillerin tekrar edilmesi nedeniyle aynı Kanunun 23. maddesi uyarınca arttırılabilmesi için mevzuatta öngörülen yükümlülüğün ihlaline yönelik olarak, önceden işlenen fiil nedeniyle uygulanmış olan idari yaptırım kararından ilgilinin haberdâr olması, ilgili tarafından önceki fiil nedeniyle yaptırım uygulandığının biliniyor olması, kararın tebliğ edilmiş olması gerekmektedir.
Davacının ilk eyleminin 28/04/2018 tarihli çevre denetim tutanağı ile tespit edilerek 28/05/2018 tarihli idari yaptırım kararının alındığı ve kararın 06/06/2018 tarihinde tebliğ edildiği, ikinci eylemin ise 24/05/2018 tarihli çevre denetim tutunağı ile tespit edilerek 21/06/2018 tarihli idari yaptırım kararının alındığı ve kararın 29/06/2018 tarihinde tebliğ edildiği, üçüncü eyleminin ise 20/06/2018 tarihli çevre denetim tutanağı ile tespit edilerek, dava konusu para cezasının verildiği ve önceki yaptırım kararları esas alınarak, temel para cezası iki kat arttırılmak suretiyle işlem tesis edildiği anlaşılmıştır. Bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere; davacının ilk iki yaptırım kararlarına konu fillerinin tespit edildiği tarihler ve yaptırım kararlarının uygulandığı ve tebliğ edildiği tarihler dikkate alındığında, iki kat arttırılarak tekerrür hükümlerinin uygulama olanağının bulunmadığı, fakat davacı firmaya ait ... plakalı araçla izinsiz hafriyat toprağı döküldüğünün 28/04/2018 tarihli tutanakla tespit edilmesi üzerine, 28/05/2018 tarihinde idari para cezası verildiği ve bu cezanın davacıya 06/06/2018 tarihinde tebliğ edildiği, üçüncü eyleminin ise 20/06/2018 tarihli çevre denetim tutanağı ile tespit edilerek, 04/07/2018 tarihli dava konusu işlemin tesis edildiği dikkate alındığında, tekerrür hükümlerinin bir kat arttırılarak uygulanabileceği anlaşıldığından, dava konusu işlemin tekerrüre ilişkin kısmının 175.053,00 TL'lik kısmında hukuka aykırılık, geriye kalan 175.053,00 TL'lik kısmında ise hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Bu durumda; davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, dava konusu işlemin tekerrüre ilişkin kısmıyla ilgili 175.053,00 TL'lik kısmı yönünden istinaf başvurusunun reddi, 175.053,00 TL'lik kısmı yönünden ise istinaf başvurusunun kabulü ile yalnızca bu kısmın iptaline karar verilmesi gerekirken, para cezasının tekerrüre ilişkin kısmının tamamının iptali yolunda verilen temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalının temyiz isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine,
2. … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyiz edilen … TL'lik kısmının ONANMASINA, … TL'lik kısmının ise BOZULMASINA,
3. Bozulan kısım hakkında yeniden karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 31/05/2023 tarihinde, kesin olarak, oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY (X):
Dava; 2872 sayılı Çevre Kanununun 8. maddesi ile Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği hükümlerinin ihlal edildiği gerekçesiyle, aynı Kanunun 20. maddesinin (r) bendi ve 23. maddesi uyarınca davacı şirkete para cezası verilmesine ilişkin 04/07/2018 tarih ve HF180210 sayılı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
Anayasamızın 6. maddesinde; hiç bir kimse veya organın kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisini kullanamayacağı, 127. maddesinde ise; mahalli idarelerin kuruluş ve görevleri ile yetkilerinin, yerinden yönetim ilkesine uygun olarak kanunla düzenleneceği belirtilmiştir.
2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 12. maddesi; bu Kanun hükümlerine uyulup uyulmadığını denetleme yetkisi Bakanlığa aittir. Gerektiğinde bu yetki, Bakanlıkça; il özel idarelerine, çevre denetim birimlerini kuran belediye başkanlıklarına, Denizcilik Müsteşarlığına, Türkiye Çevre Ajansına, Emniyet Genel Müdürlüğüne, Jandarma Genel Komutanlığına ve Sahil Güvenlik Komutanlığına devredilir, hükmünü, 24. maddesi; bu Kanunda öngörülen idarî yaptırım kararlarını verme yetkisi Bakanlığa aittir. Bu yetki, 12. maddenin birinci fıkrası uyarınca denetim yetkisinin devredildiği kurum ve merciler tarafından da kullanılır, hükmünü içermektedir.
Bu bağlamda, Çevre ve Orman Bakanlığı çıkarılan "Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıkları Yetki Devri" konulu ve 2008/06 sayılı Genelge ile; çevre denetim birimlerini kuran İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ve Adapazarı Büyükşehir Belediyesi, hafriyat toprağı ve inşaat/yıkıntı atıklarının toplanması, geçici biriktirilmesi, taşınması ve bertarafı faaliyetlerini denetleme ile 2872 sayılı Çevre Kanununun “İdari Nitelikteki Cezalar” başlıklı 20. maddesinde belirtilen hükümler kapsamında idari yaptırım kararı verme konularında yetkilendirilmiştir.
Bu Genelgeye göre yetki devri yapılan belediyeler;
i) Hafriyat toprağı ve inşaat/yıkıntı atıklarının toplanması, geçici biriktirilmesi, taşınması ve bertarafı faaliyetlerini denetleme,
ii) 2872 sayılı Çevre Kanununun "İdari Nitelikteki Cezalar" başlıklı 20 nci maddesinde belirtilen hükümler kapsamında idari yaptırım kararı verme konularında yetkili olmuşlardır.
5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 3/b maddesinde belediyenin organları; belediye meclisi, belediye encümeni ve belediye başkanı şeklinde tanımlanırken, 34/e maddesinde "Kanunlarda öngörülen cezaları vermek" belediye encümeninin görevleri arasında sayılmış, anılan Kanun'un 38. maddesinin (h) ve (p) bentlerinde de "Meclis ve encümen kararlarını uygulamak", "Kanunlarla belediyeye verilen ve belediye meclisi veya belediye encümeni kararını gerektirmeyen görevleri yapmak ve yetkileri kullanmak" görev ve yetkilerinin belediye başkanına ait olduğu ifade edilmiştir.
5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nun 18. maddesinde, büyükşehir belediye başkanının görev ve yetkileri tek tek sayılmış olup, sözkonusu maddede "kanunlarda öngörülen cezaları vermek" büyükşehir belediye başkanının görev ve yetkileri arasında belirtilmemiştir. Aynı Kanun'un 28. maddesinde ise, "Belediye Kanunu ve diğer ilgili Kanunların bu kanuna aykırı olmayan hükümleri ilgisine göre büyükşehir ve ilçe belediyeleri hakkında da uygulanır. " hükmüne yer verilmiştir.
5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun "İdarî yaptırım kararı verme yetkisi" başlıklı 22. maddesinde; "1) Kabahat dolayısıyla idarî yaptırım kararı vermeye ilgili kanunda açıkça gösterilen idarî kurul, makam veya kamu görevlileri yetkilidir, 2) Kanunda açık hüküm bulunmayan hallerde ilgili kamu kurum ve kuruluşunun en üst amiri bu konuda yetkilidir." hükmü yer almaktadır.
Kamu idaresinin hızlı çalışabilmesi ve çeşitli sebeplere binaen Kanun'da yetkili kılınan makam tarfından başka bir makama yetkinin devredilmesi gerekli olabilir. Yetkinin bizzat yetkili makamca kullanılması esasına bir istisna olarak ifade edilen "yetki devri" müessesi, yasayla bir makama verilen karar alma yetkisinin, diğer bir makama aktarılması olup, doktrin ve yargısal içtihatlarla, yetki ögesinin nitelikleri dikkate alınarak geliştirilen bir takım koşul ve kurallara tabidir. Bu kriterlere uyulmadan yapılan yetki devri hukuki bakımdan geçerli sayılmayacak ve dolayısıyla bu yetki devrine dayanılarak tesis edilen idari işlemleri de geçersiz hâle getirebilecektir.
Yetki devrinin, ancak Kanunun açıkca izin vermesi halinde ve yine açıkça izin verdiği konular hakkında yapılabileceği ilgili yasalarda ve yargı içtihatlarında kabul edilmektedir. İmza yetkisinin devrinde ise, yetkili makam yetkili olduğu işlemlerden bir kısmının imzalanması yetkisini, astlarına devretmekte, imza yetkisini devralan kişi de, vekaleten görevlendirmeden farklı olarak, imza yetkisini devreden amirin görevi başında olduğu zamanlarda da bu yetkiyi kullanmaktadır. Ancak imza yetkisinin devrinde, yetki devrinden farklı olarak karar alma yetkisi imza yetkisini devreden makamda kalmaktadır.
Belediye başkanlarının da ancak yasal olarak münhasıran belediye başkanının imzalayacağı işlemler dışında olmak üzere kendilerinin imzalayacakları diğer işlemlerle sınırlı olarak imza yetkilerini devredebilecekleri şüphesizdir. Ancak belediye encümenine ait bir yetkinin belediye başkanı tarafından imza devri usulü ile devredilemeyeceği de tabidir.
Yukarıdaki mevzuat hükümlerinden; kanunlarda öngörülen para cezalarını vermekle görevli karar organının belediye encümeni, kurumun karar organlarınca alınan kararları uygulamakla görevli yürütme organının ise belediye başkanı olduğu, 5393 sayılı Kanuna göre belediye başkanlarının diğer kanunlarla belediyelere verilen ancak meclis yahut encümen kararını gerektirmeyen yetkileri kullanabileceği, öte yandan; gerek 2872 sayılı Kanun gerek 2008/06 sayılı yetki devri genelgesinde "Belediye Başkanlıkları" ibaresi kullanılmaktaysa da, yetki devri için kurulması gereken "Çevre Denetim Birimlerinin" başkanlık makamına değil, belediye tüzel kişiliğine ait bir birim olduğu düşünüldüğünde bu ibarenin belediye tüzel kişiliğini ifade eden temsil makamının isminin kullanılmasından ibaret olduğu anlaşılmaktadır.
Keza 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 22. maddesinin 1. ve 2. fıkralarında yer alan, sırasıyla "Kabahat dolayısıyla idari yaptırım kararı vermeye ilgili kanunda açıkça gösterilen idari kurul, makam veya kamu görevlileri yetkilidir." ve "Kanunda açık hüküm bulunmayan hallerde ilgili kamu kurum ve kuruluşunun en üst amiri bu konuda yetkilidir." hükümleri dikkate alındığında, "ilgili kanun" ibaresiyle yetki devri yapılabilecek kurum ve kuruluşların teşkilat kanunlarının kastedildiği, bu bağlamda; Belediye teşkilatını düzenleyen 5393 sayılı Kanun'un 34/e maddesiyle belediyenin vereceği cezalara ilişkin karar alma görevi açıkça belediye encümenlerine bırakılması nedeniyle, 5326 sayılı Kanun'un 22/2. maddesinde Belediye Başkanının ceza verebilmesine yönelik yetki yönünden öngörülen şartın oluşmadığı, dolayısıyla 2872 sayılı Kanun uyarınca verilecek cezalar konusundaki yetkinin yürütme organı olan belediye başkanı tarafından kullanılamayacağı açıktır.
Olayda ise, dava konusu idari para cezasının İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı adına Genel Sekreter Yardımcısı tarafından verildiği görülmektedir.
Bu durumda; yetkili Belediye Encümeni yerine Genel Sekreter Yardımcısı tarafından tesis edilen dava konusu işlemde, yetki yönüyle hukuka uyarlık bulunmadığından, Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının temyiz edilen kısmının bu gerekçe ile onanması gerektiği oyuyla, çoğunluk görüşüne katılmıyorum.