T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/3762
Karar No : 2023/1591
TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVACI): ... Temizlik Gıda Özel Eğitim Nakliyat Turizm İthalat İhracat Sanayi Tic. Ltd. Şti.
VEKİLİ: Av. ...
2- (DAVALI): ... Genel Müdürlüğü
VEKİLİ: Av. ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 30/12/2021 tarih ve E:2019/3271, K:2021/5047 sayılı kararının aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması taraflarca karşılıklı olarak istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı şirket yetkilisinin olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler uyarınca kapatılan bir derneğe üyeliği bulunduğunun tespit edildiğinden bahisle yetkilisi olduğu şirketin işbaşı eğitim programlarının iptal edilmesine ilişkin Mersin Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işlemi ile bu işlemin dayanağı, Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü Aktif İşgücü Hizmetleri Dairesi Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı "667 ve 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerinin Uygulanma Esasları" konulu genel yazısının iptali ve bu işlemler nedeniyle oluşan maddi zararının hakediş tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 30/12/2021 tarih ve E:2019/3271, K:2021/5047 sayılı kararıyla,
Anayasa'nın 2., 5., 13., 48. ve 49. maddeleri ile 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 2. maddesinde yer alan kurallar aktarılarak,
Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü Aktif İşgücü Hizmetleri Dairesi Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı genel yazısının birinci paragrafında yer alan "KHK eki listede yer alan kurum ve kuruluşlara (özellikle STK'lara) kapatılma tarihi itibari ile aktif olan üye/yöneticilere ait işyerleri ile olan kurs ve programların iptal edilmesi ve bundan sonraki süreçte sözleşme/protokol imzalanmaması" kısmı yönünden,
İdarelerin Anayasa'nın 124. maddesi uyarınca mevzuatla verilen görevlerin yerine getirilmesi amacıyla düzenleyici işlemler yapabileceği, ancak, bu düzenlemeler yapılırken, Anayasa'da yer alan hukuk devleti ilkesi uyarınca, kazanılmış hak, haklı beklenti, idari faaliyetlerin belirliliği ve hukuki güvenlik ilkesi gibi ilkelerin de göz önünde bulundurulması gerektiği,
Belirli bir alanda idareye düzenleme yapma yetkisi verildiği durumlarda, kanunda geçiş hükümlerine yer verilmese de, idare tarafından yapılacak düzenlemelerde, hukuk devleti ilkesi göz önünde bulundurularak ilgililerin kazanılmış haklarının korunması için gerekli düzenlemelerin yapılması gerektiği, ayrıca, yine hukuk devleti ilkesinin gereklerinden birisinin de idarenin belirliliği ilkesi olduğu, bu ilke uyarınca, hukuk devletinde idarenin eylem ve işlemlerinin idare edilenler tarafından önceden tahmin edilebilir olması gerektiği gibi yapılan düzenlemeler ile temel hak ve hürriyetlerin, özlerine dokunulmayacağı ve yalnızca Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği,
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu düzenleme ile 667 sayılı KHK uyarınca FETÖ/PDY terör örgütüyle aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan derneklere aktif olan üye/yöneticilere ait işyerleri ile yapılan mevcut işbaşı eğitim programlarının iptal edildiği ve bundan sonraki süreçte de bu kişilerle hiçbir şekilde sözleşme imzalanmamasının öngörüldüğü, anılan düzenlemenin olağanüstü hâlin ilanına sebep olan tehdit veya tehlikelerin bertaraf edilmesine yönelik olmakla birlikte olağanüstü hâl süresiyle sınırlı bir düzenleme öngörmediği, bu nedenle kurala ilişkin incelemenin Anayasa’nın olağan dönem kuralları yönünden öngördüğü denetim rejimine göre yani Anayasa'nın 13. maddesine göre yapılması gerektiği,
Dava konusu düzenlemenin, FETÖ/PDY terör örgütüyle aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan derneklerde aktif üye/yöneticilere ait işyerleri ile yapılan mevcut işbaşı eğitim programlarının iptal edilmesini ve bir süreyle sınırlı olmaksızın hiçbir şekilde sözleşme imzalanmamasını öngörmek suretiyle çalışma ve sözleşme hürriyetini sınırladığı, Anayasa’nın 13. maddesindeki düzenlemeye göre çalışma ve sözleşme hürriyetine sınırlama getiren düzenlemelerin, Anayasa’da öngörülen sınırlama sebebine uygun olması, kanunla yapılması ve ölçülü olması gerektiği, Anayasa’nın 5. maddesi uyarınca, terörle mücadele ederek kişilerin ve toplumun huzur ve güvenliğini sağlamanın Devletin yerine getirmekle yükümlü olduğu ödevler kapsamında kaldığında tereddüt bulunmadığı, bu yönüyle millî güvenliğin sağlanması amacıyla çalışma ve sözleşme hürriyetine sınırlama getirilmesinin mümkün olduğu, bu kapsamda idarelerin özel ve/veya tüzel kişiler ile yapacağı sözleşme ve iş başı eğitim programları açısından malî, teknik, mesleki yeterlik yanında güvenlik koşullarının da belirlenmesinin kaçınılmaz olduğu, ancak temel hakları sınırlayan kanunun bu niteliklere sahip olmasının, Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye alınan hukuk devleti ilkesinin de bir gereği olduğu, hukuk devletinde, kanuni düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gerektiği,
Bu kapsamda dava konusu düzenlemenin, millî güvenliğin sağlanması açısından idari bir önlem niteliğinde olsa da, idari önlemlere başvurulabilmesinin bu önlemler bakımından sınırsız bir yetkiye sahip olunması anlamını taşımadığı gibi kanunla ve/veya kanun gücünde bir düzenlemeyle yapılması gerekirken, genel müdürlük talimatıyla düzenlendiği, zira anılan düzenlemenin, FETÖ/PDY Terör Örgütü kapsamında kapatılan derneğe aktif olan üye/yöneticilere ait işyerleri ile yapılan mevcut işbaşı eğitim programlarının iptal edildiğini ve bundan sonraki süreçte de bu kişilerle hiçbir şekilde sözleşme imzalanmamasını öngördüğü ve bu yetkinin tek dayanağının ilgilisi hakkında Emniyet Genel Müdürlüğü ve Millî İstihbarat Teşkilatı tarafından yapılan "kapatılan derneğe üye/yönetici" bildirimini esas aldığı, bu yönde bir bildirim yapılması hâlinde kişilerin doğrudan işbaşı eğitim programlarının ve sözleşmelerinin iptal edilmesi sonucunu doğurduğu, kişiler hakkında ortaya çıkan bu sonucun belli bir süreyle de sınırlı olmadığı, ayrıca anılan kuralın, bu konuda yapılacak yargısal denetimin de etkinliğini sınırlayabilecek şekilde düzenlendiği ve yargısal süreçte idari işlemin hukuka uygunluğu denetiminde, işbaşı eğitim programlarının ve/veya kursların iptal edilmesi için ilgili kolluk biriminin bildirimde bulunup bulunmadığıyla sınırlı bir denetim yetkisi verdiği,
Sonuç itibarıyla, genel müdürlük talimatıyla belirli bir süreyle sınırlı olmayan ve kurs ile programlarının uygulanması için gerçek ve tüzel kişilerle sözleşme imzalayan idareler ile bu işlemleri denetleyecek mahkemelere kural olarak değerlendirme yapma imkânı vermeyen, ilgili kişiler hakkında terör örgütleri ile ilgili irtibatı, iltisakı veya herhangi bir bağlantısı olduğu yönünde somut bir tespit veya bu hususta yargı kararı bulunma koşuluna bağlanmayan düzenlemenin, yukarıda belirtilen sonuçları dikkate alındığında, hukuk devleti, hukuki güvenlik ilkesi ile Anayasa’nın 48. maddesi ile güvence altına alınan temel hak ve özgürlükler arasında yer alan çalışma ve sözleşme hürriyetine yönelik orantısız bir sınırlama getirdiği ve bu haliyle hukuka aykırı olduğu,
Nitekim, benzer bir uyuşmazlıkta 13/02/2020 tarih ve 31038 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 14/11/2019 tarih ve E:2018/90, K:2019/85 sayılı kararının da bu yönde olduğu,
Davalı Kurum ile davacı şirket arasında imzalanmış işbaşı eğitim programlarının iptal edilmesine ilişkin Mersin Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğünün ... tarih ve ...sayılı işlemi yönünden,
Dava konusu işlemin dayanağı olan ... tarih ve ... sayılı Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü Aktif İşgücü Hizmetleri Dairesi Başkanlığı yazısının birinci paragrafında yer alan kısmı yukarıda yer verilen gerekçeyle hukuka aykırı bulunduğundan, davalı Kurum ile davacı şirket yetkilisi arasında imzalanmış işbaşı eğitim programlarının iptal edilmesine ilişkin Mersin Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı,
Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü Aktif İşgücü Hizmetleri Dairesi Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı genel yazısının ikinci paragrafında yer alan "Bu (kapatılan) kurum ve kuruluşlara daha önce üye/yönetici olmasına rağmen üyelikten ve yöneticilikten daha önceki tarihlerde istifa etmiş ve bu durumun da resmi belgelerle kanıtlanabilecek olanların detaylı şekilde ilgili emniyet ve istihbarat birimleri nezdinde araştırılması ve söz konusu örgütle ilişkisinin devam ettiği yönünde bilgi kanıt ve kanaat oluşanların kurs ve programlarının iptal edilmesi aksi durumdakilerle ilgili olarak herhangi bir işlem yapılmaması gereklidir" kısmı yönünden,
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1/a fıkrasında, iptal davalarının, idarî işlemler hakkında yetki, sebep, şekil, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan davalar olarak belirtildikten sonra, ilk inceleme konularının belirlendiği 14. maddesinin 3/c bendinde dava dilekçesinin ehliyet yönünden inceleneceği, 15. maddesinin 1/b bendinde ise bu hususta kanuna aykırılık görülmesi hâlinde davanın reddedileceğinin kurala bağlandığı,
Bir iptal davasının açılabilmesi ve idari yargı mercilerinin bu davayı ön koşullar yönünden kabul edebilmesi için 2577 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca dava dilekçesinin "ehliyet" yönünden de incelenmesi gerektiği, Danıştayın istikrar bulan kararlarına göre, davacının subjektif dava açma ehliyetinin bulunduğunun kabulü için idari kararın davacının meşru, şahsi ve güncel bir menfaatini ihlal etmesi gerektiği, menfaatin kişisel olmasının, idarî işlemin mutlaka davacı hakkında tesis edilmiş olmasını gerektirmediği, sözü edilen menfaat alâkasının varlığı ve sınırlarının her olayda yargı yerince uyuşmazlığın niteliğine göre belirlenmesi gerektiği,
Uyuşmazlıkta dava konusu Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü Aktif İşgücü Hizmetleri Dairesi Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı genel yazısının ikinci paragrafında yer alan kısmın da iptali istenilmiş ise de, KHK eki listede yer alan "... Derneği"nin kapatılma tarihi itibari ile üyesi olan davacı şirket yetkilisinin, kapatılan kurum ve kuruluşlarda daha önce üye/yönetici olmasına rağmen üyelikten ve yöneticilikten daha önceki tarihlerde istifa etmiş kişilerle ilgili yapılacak işlemlere yönelik bu düzenleme ile arasında meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilişkisi bulunmadığından bu kısma ilişkin dava açma ehliyetinin bulunmadığı sonucuna varıldığı,
Davacının oluşan parasal zararlarının hakediş tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemi yönünden,
Dava konusu yazının birinci paragrafında yer alan "KHK eki listede yer alan kurum ve kuruluşlara (özellikle STK'lara) kapatılma tarihi itibari ile aktif olan üye/yöneticilere ait işyerleri ile olan kurs ve programların iptal edilmesi ve bundan sonraki süreçte sözleşme/protokol imzalanmaması" kısmı ile davalı Kurum ve davacı şirket arasında imzalanmış işbaşı eğitim programlarının iptal edilmesine ilişkin Mersin Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işlemi yukarıda yer verilen gerekçeyle hukuka aykırı bulunarak iptal edilmiş ise de, hizmet kusuruna dayalı maddi tazminat istemlerinde tazmin edilecek zararın mal varlığında gerçek, kanıtlanabilir bir azalma veya artma olanağından yoksun kalma niteliğinde olması ve somut olarak ortaya konulması gerektiğinden, davacı şirket tarafından işbaşı eğitim programlarının iptal edilmesi nedeniyle yoksun kaldığı kazanç miktarını ortaya koyan somut ve kabul edilebilir bilgi ve belge sunulmadığı görüldüğünden, uğranıldığı iddia edilen maddi zararın tazminine olanak bulunmadığı gerekçesiyle,
Davanın kısmen reddine, kısmen ehliyet yönünden reddine ve kısmen iptale karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
Davacı tarafından, davanın ehliyet yönünden reddedilen kısmına ilişkin olarak dava dilekçesinde bir taleplerinin bulunmadığı; taleplerinin ... tarih ve ... sayılı işlem ile tazminata yönelik olduğu; işlemler nedeniyle mevcut programların iptal edildiği, öte yandan yeni programların da dışında tutulduğu, bu sebeplerle maddi kayıplarının bulunduğu ve hesaplanması için bilirkişi incelemesi yapılması gerektiği; maddi zarara ilişkin belgelerin idarede mevcut olduğu; 03/09/2022 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre avukatlık ücretine hükmedilmesi gerekirken bunun yapılmamasının hukuka uygun olmadığı belirtilerek Daire kararının redde yönelik kısımlarının bozulması, lehlerine hükmedilen avukatlık ücretine yönelik kısmının düzeltilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı tarafından, Aktif İşgücü Hizmetleri Genelgesi ve Aktif İşgücü Hizmetleri Yönetmeliği hükümleri kapsamında dava konusu yazının yürürlüğe konulduğu; ilgili İl Müdürlüğü tarafından işbaşı eğitim programı uygulanan firmalarla ilgili emniyet ve istihbarat birimleri nezdinde araştırma yapılmasının istenilmesi neticesinde davacı şirket yetkilisinin KHK ile kapatılan bir dernekte aktif üyeliğinin bulunduğunun tespit edilmesi üzerine işbaşı eğitim programlarının iptal edildiği; idarenin bu konuda takdir yetkisine sahip bulunduğu; sadece başvuru şartlarının sağlanmasının işveren veya katılımcılara kurs veya programdan faydalanma imkanı vermediği; işlemlerin mevzuata uygun olarak tesis edildiği; aleyhlerine harca hükmedilmemesi gerektiği belirtilerek Daire kararının iptale yönelik kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI :
Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.
Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın redde yönelik kısımlarının usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bu kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyize konu Daire kararının kısmen onanması, kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü Aktif İşgücü Hizmetleri Dairesi Başkanlığının dava konusu ... tarih ve ... sayılı "667 ve 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerinin Uygulanma Esasları" konulu genel yazısı ile kanun hükmünde kararnameler ile kapatılan kurum ve kuruluşlarla ilgili yapılacak işlemlere ilişkin olarak uygulama esasları belirlenmiş ve kapatılma tarihi itibarıyla kurum ve kuruluşlara aktif üyeliği bulunanlara ait işyerleri ile olan kurs ve programların iptal edilmesi ve bundan sonraki süreçte protokol imzalanmaması gerektiği bildirilmiştir.
Davacı şirket yetkilisinin kanun hükmünde kararname uyarınca kapatılan bir derneğe kapatılma tarihi itibarıyla üyeliğinin bulunduğunun tespit edildiğinden bahisle yetkilisi olduğu şirketin işbaşı eğitim programlarının iptal edilmesine ilişkin Mersin Çalışma ve İş Kurumu Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işlemi tesis edilmiştir.
Bunun üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT :
Anayasa'nın 5. maddesinde "Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır." hükmü; 13. maddesinde "Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz” hükmü; 48. maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesinde "Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir." hükmü bulunmaktadır.
15/07/2016 tarihinde başlatılan darbe girişimi üzerine, kamu düzeni ve güvenliği açısından Anayasa’nın 120. maddesi ve 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde, Milli Güvenlik Kurulunun olağanüstü hâl ilan edilmesi yönündeki 20/07/2016 tarih ve 498 sayılı tavsiye kararı üzerine Bakanlar Kurulunca ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiş, bu karar Türkiye Büyük Millet Meclisinde onaylanarak 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Olağanüstü hal uyarınca bazı tedbirlerin alınabilmesi amacıyla kanun hükmünde kararnamelerle çeşitli düzenlemeler yapılmıştır.
Davaya konu düzenleyici işlem tarihinde yürürlükte bulunan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 2. maddesi ile milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen terör örgütüne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı belirlenen dernekler kapatılarak bunlara ilişkin bazı tedbirler alınmıştır. Benzer kurala, aynı amaçla yayımlanan diğer kanun hükmünde kararnamelerde de yer verilmiştir.
Öte yandan, davalı idarenin işbaşı eğitim programlarına yönelik düzenlemeleri aktif işgücü hizmetlerine ilişkin mevzuatla yapılmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Daire kararının davanın reddine ve ehliyet yönünden reddine ilişkin kısımları yönünden,
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçesi yukarıda açıklanan Danıştay Beşinci Dairesi kararının davanın reddine ve ehliyet yönünden reddine ilişkin kısımları, aynı gerekçe ile Kurulumuzca da uygun bulunmuş olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, kararın anılan kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Daire kararının iptale ilişkin kısımları yönünden,
Anayasa'nın yukarıda aktarılan hükümlerinin değerlendirilmesinden, terörle mücadele edilerek şahısların ve dolayısıyla tüm toplumun huzur ve emniyetinin temininin, devletin temel amaç ve görevleri kapsamında kaldığı anlaşılmaktadır. Belirtilen amaca yönelik olarak idarelerin yetkisi dahilinde idari işlemlerle birtakım önlemler de yürürlüğe konulabilir.
Nitekim, dava konusu genel yazı tarihinde yürürlükte bulunan Aktif İşgücü Hizmetleri Yönetmeliği'nin 5. maddesinde, aktif işgücü hizmetlerine ilişkin politikaların belirlenmesi, ilgili mevzuatın hazırlanması ve uygulanmasının koordinasyonundan Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğünün yetkili ve sorumlu olduğu; Kurumun, Yönetmelik kapsamındaki iş ve işlemlerin yürürlükteki mevzuata uygun şekilde yapılmasını temin etmek için gerekli tedbirleri alacağı düzenlenmiştir.
Aktif işgücü hizmetleri kapsamında yapılan işbaşı eğitim programları, ilgili mevzuat çerçevesinde belirli şartlar ve buna uygun usuller ile gerçekleştirilmekte olup programların gerçekleştirilmesi için malî ve teknik yeterlikler yanında güvenlik şartlarının da belirlenmesi kaçınılmazdır.
Millî güvenlik kuşkusuz bu şartlardan biri olarak değerlendirilmelidir. Bu doğrultuda, milli güvenliğe tehdit oluşturduğuna veya buna karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen terör örgütleri ya da yapı, oluşum yahut gruplar ile irtibat veya iltisakı bulunduğu gerekçesiyle kanun hükmünde kararnameler uyarınca kapatılan kurum ve kuruluşlara kapatılma tarihi itibarıyla aktif üyeliği bulunduğunun tespit edildiğinden bahisle yetkilisi olduğu işyerlerinin aktif işgücü hizmetleri mevzuatı kapsamında yürütülen kurs ve programlarının iptal edilmesini ve bundan sonraki süreçte sözleşme ya da protokol imzalanmamasını belirten genel yazı, meşru bir amaç olan millî güvenlik amacı ile buna yönelik tehdit ve tehlikelerin bertarafı için tesis edilmiştir.
Dava konusu genel yazı, içeriği itibarıyla belirsiz ve öngörülemez nitelikte olmadığı gibi, sadece olağanüstü dönemle sınırlı bulunmayan millî güvenlik amacı bakımından sakınca teşkil edebilecek işyerlerine yönelik olarak genel yazıda öngörülen söz konusu idari önlemlerin elverişli, orantılı ve gerekli olmadığı da söylenemez. Nitekim aktif işgücü hizmetleri mevzuatı kapsamında yürütülen işbaşı programları, istihdamın korunması, işsizliğin azaltılması, özel politika gerektiren grupların işgücü piyasasına kazandırılmasına yardımcı olmak maksadıyla düzenlenmekte, programlar belli şartlar altında istihdam veya finansman ayrıcalıkları sağlamakta olup kamu kaynaklarının etkin ve verimli kullanılmasını da gerektirmektedir.
Öte yandan, dava konusu genel yazı gerekçe gösterilerek tesis edilen bireysel idari işlemlerin, yargısal denetimin bir neticesi olarak mahkemelerce içerik, konu, elverişlilik veya nitelik gibi yönlerden değerlendirilebileceği tabiidir.
Buna göre dava konusu genel yazının birinci paragrafında hukuka aykırılık görülmemiştir.
Dava konusu bireysel işlem, dava konusu genel yazı uyarınca tesis edilmiş olup davacı şirket yetkilisi ...'nin, olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler ile kapatılan "... Dayanışma Derneği" isimli derneğe, kapatılma tarihi itibarıyla aktif üyeliği bulunduğu ilgili kurumların yazıları ile sabit olduğundan, işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne; davacının temyiz isteminin ise reddine,
2. Yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen iptal, kısmen davanın reddi, kısmen davanın ehliyet yönünden reddi yolundaki Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 30/12/2021 tarih ve E:2019/3271, K:2021/5047 sayılı kararının iptale ilişkin kısımlarının oyçokluğu ile BOZULMASINA,
3. Anılan kararın diğer kısımlarının oybirliği ile ONANMASINA,
4. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Danıştay Beşinci Dairesine gönderilmesine,
5. Kesin olarak, 05/07/2023 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY
X- Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, davalı idarenin temyiz isteminin reddi ile temyize konu kararın iptale ilişkin kısımlarının da onanması gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyoruz.