T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/3890
Karar No : 2023/1100
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Birliği
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Sekizinci ve Altıncı Daireleri Müşterek Kurulunun 22/09/2022 tarih ve E:2022/5752, K:2022/5041 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: "Orman Parkları Yönetmeliği"nin, Yönetmelik'in adında bulunan "Orman Parkları..." ibaresinin, 3 maddesinin 1. fıkrasının (e), (ı), (i) bentleri ile 4., 5., 6., 7., 8., 9., 10., 11., 12., 13., 14., 15., 16., 17., 18., geçici 1., geçici 2., geçici 3. ve geçici 4. maddelerinde geçen "orman parkları" ibarelerinin, 5. maddesinin 2. fıkrasındaki "... işletmecisine yaptırılır" ibaresinin, 3. fıkrasındaki "... revize edilmesinde onay işlemi bölge müdürlüklerince gerçekleştirilir." ibaresinin ve 5. fıkrasının, 6. maddesinin 5. fıkrasının, 8. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen "... başka maksatlara tahsis edilebilir" ibaresinin, 11. maddesinin 2. fıkrasının üçüncü cümlesindeki "... şartnamaye ve sözleşmeye aykırı bir durumla karşılaşılması halinde..." ibaresinin, 18. maddesinin, geçici 2. maddesinin, geçici 3. maddesinin, geçici 5. maddesindeki "... orman parkı..." ibaresinin iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci ve Atıncı Daireleri Müşterek Kurulunun 22/09/2022 tarih ve E:2022/5752, K:2022/5041 sayılı kararıyla;
Dava konusu Yönetmelik ile avukatlık mesleğine yönelik herhangi bir düzenleme yapılmadığı gibi, temel hak ve özgürlüklerin kullanımı açısından hukukun üstünlüğünü, insan haklarını savunmayı ve korumayı gerektirecek bir düzenleme de bulunmadığı, ayrıca, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının, kendi görev alanlarını ilgilendiren, bu bağlamda çevre, imar planı gibi konularda dava açma ehliyetine sahip olmalarının, kuruluş kanunlarında yer alan ve görev alanları ile ilgili konularda dava açmalarına olanak veren düzenlemelere dayandığı, ilgili mevzuatta ise bu yönde bir düzenleme bulunmadığı,
Bu durumda, davacının, davaya konu ettiği Yönetmelik hükümleri ile arasında güncel, kişisel ve meşru bir menfaat ilişkisinin bulunduğunun kabulüne olanak bulunmadığından, davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, çevrenin korunmasına yönelik olarak menfaatlerinin bulunduğu, Anayasa'nın 56. ve 169. maddeleri gözetildiğinde, ormanlara zarar verici nitelikteki uygulamalara ilişkin olarak menfaat koşulunun geniş yorumlanması gerektiği, muhtelif yargı kararlarının da bu yönde olduğu, hukuki isabet bulunmayan kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Altıncı ve Sekizinci Daireleri Müşterek Kurulunca verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle ehliyet yönünden reddine ilişkin Danıştay Sekizinci ve Altıncı Daireleri Müşterek Kurulunun temyize konu 22/09/2022 tarih ve E:2022/5752, K:2022/5041 sayılı kararının ONANMASINA,
3.Kesin olarak, 24/05/2023 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X-1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 76. maddesinde, Barolar; avukatlık mesleğini geliştirmek, meslek mensuplarının birbirleri ve iş sahipleri ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni sağlamak, meslek düzenini, ahlakını, saygınlığını, hukukun üstünlüğünü, insan haklarını savunmak ve korumak, avukatların ortak ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla tüm çalışmaları yürüten, tüzel kişiliği bulunan, çalışmalarını demokratik ilkelere göre sürdüren kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşları olarak tanımlanmış; 109. maddesinde, Türkiye Barolar Birliğinin bütün baroların katılmasıyla oluşan, tüzel kişiliğe sahip, kamu kurumu niteliğinde bir meslek kuruluşu olduğu belirtilmiş; Türkiye Barolar Birliğinin görevlerinin sayıldığı 110. maddesinin 3. bendinde, Birliğin, Baro mensuplarının genel menfaatlerini korumakla görevli olduğu ifade edildikten sonra 17. bendinde, hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını savunmak, korumak ve bu kavramlara işlerlik kazandırmakla görevli olduğu da vurgulanmıştır.
1136 sayılı Kanun'daki bu düzenlemeler karşısında, gerek Baroların gerekse Türkiye Barolar Birliğinin, mesleki bir örgüt olmak ve meslek mensuplarının genel menfaatlerini gözetmenin ötesinde hukukun üstünlüğünü, insan haklarını savunmak ve korumak gibi bir işlev yüklenmesi nedeniyle diğer meslek örgütlerinden farklı bir konuma sahip olduğu açıktır.
Bu itibarla, Barolar ve Türkiye Barolar Birliği tarafından açılan davalarda, dava açma ehliyetinin bulunup bulunmadığı saptanırken, iptal davasının genel amacının yanı sıra, dava konusu idari işlemin, hukukun üstünlüğünü, hukuk devleti ilkesini, genel kamu yararı, Anayasa ile koruma altına alınan eşitlik, kişinin dokunulmazlığı, özel hayatın gizliliği, kanunsuz suç ve ceza olamayacağı gibi temel insan haklarını ihlal edip etmediğine ve yargı kararlarının uygulanmaması veya geçersiz kılınması gibi hukuk devleti ilkesini zedeleyen bir durumun olayda söz konusu olup olmadığına bakılarak menfaat ilgisinin olaya özgü, ancak daha geniş yorumlanması gerekmektedir.
Kaldı ki dava açma ehliyeti, davanın esasının incelenebilmesinin ön koşuludur. Bu aşamada davacı iddialarının hukuken doğru olup olmadığı yönünde bir değerlendirme yapılmaz. Davada menfaat ihlalinin olup olmadığının saptanabilmesi için, öncelikle davacının iddialarına bakılmalıdır.
Dava; uyuşmazlığa konu edilen Yönetmelik hükümlerinin, orman alanlarının çok kısa vadede işletmelere verilmesi ve yoğun şekilde kullanıma açılmasına neden olarak, Anayasa'nın "Sağlıklı çevrede yaşama hakkı" başlıklı 56. maddesi ile "Ormanların korunması ve geliştirilmesi" başlıklı 169. maddesini ihlal ettiği iddiasıyla açılmıştır.
Bu hukuka aykırılık nedenleri dikkate alındığında, Türkiye Barolar Birliğinin, toplumun genelini ilgilendiren ve çevrenin korunması ile ilgili olan dava konusu düzenleyici işlemin iptalini istemekte, kişisel, meşru ve güncel menfaat ihlali şartının gerçekleştiği sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle; Türkiye Barolar Birliğinin bu davada dava açma ehliyeti bulunduğundan, temyize konu Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.