T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2022/3891
Karar No : 2023/432
DAVACI : ...
DAVALI : ... Bakanlığı
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI YANINDA
MÜDAHİL : ... Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. ..
DAVANIN KONUSU :
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Çukurova Elektrik A.Ş. (ÇEAŞ) arasında imzalanan 09/03/1998 tarihli Görev Verilmesine İlişkin İmtiyaz Sözleşmesinin feshedilmesi, şirket tarafından işletilen tesislere ve bu tesislerin mütemmim cüzleri ile işletme faaliyeti için gerekli tüm araç ve gereçlere el konulması ve şirkete ait hisse senetlerinin borsada işlem görmesinin durdurulması nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen toplam 31.250.000.000-TL zararın, 12/06/2003 tarihinden itibaren işlemiş reeskont faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI :
İmtiyaz sözleşmesi feshedilen ÇEAŞ ile ilgili olarak İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB) Borsa Bültenlerinde, şirket ile idare arasında sadece iletim haklarının devri konusunda anlaşmazlık olduğunun belirtildiği, diğer bir ifadeyle, yatırımcıların idare tarafından yeterince bilgilendirilmediği, borsada işlem gören 25.000 adet hisse senedi ile ilgili tasarrufta bulunulamadığı, ayrıca ödeneceği açıklanan temettü bedelinin de alınamadığı, uğranılan zararın imtiyaz sözleşmesinin feshedilmesi ile şirketin malvarlığı ve yönetimine el konulması sonucunda oluştuğu ileri sürülmüştür.
DAVALININ SAVUNMASI :
Öncelikle, usule ilişkin olarak, imtiyaz sözleşmesinin feshi işlemleri ile davacının ihlâl edilmiş kişisel ve güncel bir menfaati olmadığından ve doğrudan hak ihlâli şartı gerçekleşmediğinden davacının hukukî menfaat yokluğu nedeniyle davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği; davanın süresinde açılmadığı ileri sürülmüştür.
Esasa ilişkin olarak ise, ÇEAŞ'ın yükümlülüklerini yerine getirmediği, kamu hizmetinin sürdürülmesine engel olduğu, faaliyetine devam etmesi hâlinde sistemin güven ve istikrarı bakımından tehlike oluşturacağı, ÇEAŞ'ın hisse senetlerine sahip yatırımcıların kâra ortak oldukları gibi zarara da katlanmaları gerektiği, hisse senetlerinin değer kaybı iddiasının zarar olarak nitelendirilemeyeceği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ... 'IN DÜŞÜNCESİ: Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI ...'NIN DÜŞÜNCESİ: Dava, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Çukurova Elektrik A.Ş. arasında imzalanan 09/03/1998 tarihli Görev Verilmesine İlişkin İmtiyaz Sözleşmesinin feshedilmesi, şirket tarafından işletilen tesislere ve bu tesislerin mütemmim cüzleri ile işletme faaliyeti için gerekli tüm araç ve gereçlerine el konulması ve hisse senetlerinin borsada işlem görmesinin durdurulması nedeniyle Çukurova Elektrik A.Ş. hisselerine sahip olan davacının uğradığı zarara karşılık 31.250.000.000-TL tazminatın, 12/06/2003 tarihinden itibaren işlemiş faizi ile birlikte ödenmesi istenilmektedir. Davalı yanın ehliyete yönelik itirazı yerinde görülmemiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesinde, dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hâllerde idare mahkemelerinde altmış gün olduğu belirtilmiş; aynı Kanun'un 8. maddesinde, sürelerin, tebliğ, yayın veya ilân tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlayacağı, tatil günlerinin sürelere dahil olduğu kurala bağlanmış; 11. maddesinde ise, ilgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılmasının üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan idari dava açma süresi içinde istenebileceği, bu başvurunun işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durduracağı, altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı, isteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması hâlinde dava açma süresinin yeniden işlemeye başlayacağı ve başvuru tarihine kadar geçmiş sürenin de hesaba katılacağı; 12. maddesinde de, ilgililerin haklarını ihlâl eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştay'a ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması hâlinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zarardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilecekleri ve ilgililerin Kanun'un 11. maddesi uyarınca idareye başvurma haklarının saklı olduğu hükme bağlanmıştır.
Dava dosyasındaki mevcut belge ve bilgilerden; Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın ... tarih ve ... sayılı işlemiyle Çukurova Elektrik A.Ş. ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı arasında imzalanan 09/03/1998 tarihli "Görev Verilmesine İlişkin İmtiyaz Sözleşmesi"nin feshine karar verildiği, şirketçe işletilen tesislere ve bu tesislerin mütemmim cüzleri ile işletme faaliyeti için gerekli tüm araç ve gerece el konulduğu, Bakanlığın fesih ve el koyma kararının re'sen uygulanmasıyla ilgili olarak ... tarih ve ... sayılı, ... tarih ve ..., ..., ... sayılı işlemlerin tesis edildiği, bu işlemlerin gereği olarak Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın ... tarih ve ... sayılı yazısı üzerine ve 3096 sayılı Kanun'un 3, 5 ve Geçici 2. maddelerine göre kararlaştırılan 17/06/2003 tarih ve 25141 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 2003/5712 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla Çukurova Elektrik A.Ş.'nin Görev Bölgesinde görevlendirilmesine ilişkin 26/09/1988 tarihli Kararname ile işletme haklarının bazı şirketlere verilmesine ilişkin 23/06/1989 tarihli Kararnamenin yürürlükten kaldırılmasına karar verildiği, davacının da satın almış olduğu Çukurova Elektrik A.Ş.'ye ait hisse senetlerinin bu idarî işlemler sonucunda ekonomik değerini yitirdiğinden bahisle uğradığı zararının tazmini için 06/08/2003 tarihinde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'na noter aracılığıyla ihtarname göndermek suretiyle başvurduğu, başvurusuna 60 günlük yasal süre içinde cevap verilmediğinden bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Olayda, Çukurova Elektrik A.Ş. ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı arasında imzalanan "Görev Verilmesine İlişkin İmtiyaz Sözleşmesi"nin feshi ve el koyma kararı ile buna dayanılarak tesis edilen işlemlerin idarî işlem niteliğinde olduğu ve idarî işlemlerden kaynaklanan zararların tazmini istemiyle davacı tarafından İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 12. maddesi uyarınca davalı idareye yapılan başvurunun 2577 sayılı Yasanın 11. maddesi kapsamında bir başvuru olduğu açıktır.
Öte yandan, Çukurova Elektrik A.Ş.'nin hisse senetlerinin ekonomik değerini yitirmesine neden olan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın ... tarih ve ... sayılı işleminin, 17/06/2003 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanması ve aynı gün İMKB tarafından ÇEAŞ hisse senetlerinin borsa kaydından çıkarılmasına ve işlem görmekten sürekli men edilmesine karar verilmesi nedeniyle dava açma süresinin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7. ve 12. maddesi gereğince 18/06/2003 tarihinden itibaren işlemeye başladığı görülmektedir.
Bu itibarla, davacının da uğradığı zararın tazmini talebiyle 06/08/2003 tarihinde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'na ihtarname göndermek suretiyle 2577 sayılı Yasanın 11. maddesi uyarınca başvurduğu ve bu başvuruya davalı idarenin 60 gün içinde cevap vermemesi üzerine 04/12/2003 tarihinde kayda giren dilekçe ile bakılan davanın açıldığı dikkate alındığında, 2577 sayılı Yasanın 12. maddesi gereğince 18/06/2003 tarihli idarî işlemin icrası nedeniyle uğranılan zararın tazmini için en geç 15/10/2003 tarihinde dava açılması gerektiğinden, 04/12/2003 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle esasını inceleme olanağı bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, 2577 sayılı Kanun'un 15/1-b maddesi uyarınca davanın süre aşımı yönünden reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
10/06/1910 tarihli Menafii Umumiyeye Müteallik İmtiyazat Hakkında Kanuna dayanılarak 25/06/1953 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile ÇEAŞ'a, Seyhan Hidroelektrik Santralinin işletilmesi ve üretilecek enerjinin 500 kW'ı aşan kısmının satış imtiyazı 49 yıl süre ile verilmiş, 04/12/1984 tarih ve 3096 sayılı Kanun'un 19/12/1984 tarih ve 18610 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmesinden sonra, şirketin, anılan Kanun'un Geçici 2. maddesine dayanarak, bu Kanun kapsamında görevli şirkete dönüşme başvurusunda bulunması üzerine, Kanun'un 3. ve Geçici 2. maddesine göre çıkarılan 26/08/1988 tarih ve 88/13314 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile ÇEAŞ 1 No'lu görev bölgesinde 70 yıl süre ile elektrik üretimi, iletimi, dağıtımı ve ticaretini yürütmek üzere görevlendirilmiştir.
Bakanlar Kurulu Kararı çerçevesinde Bakanlık ile şirket arasında 19/10/1988 tarihinde "Görev Verme Sözleşmesi" imzalanmıştır. 3096 sayılı Kanun'un 5. maddesine dayanılarak çıkarılan 23/06/1989 tarih ve 89/14305 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile de, elektrik üretim, iletim ve dağıtım tesislerinden, üzerinde mutabakata varılan tesislerin işletme haklarının şirkete devredilmesi kararlaştırılmıştır.
Bakanlık ile şirket arasında imzalanan 19/10/1988 tarihli sözleşme, 1996 yılında Danıştay incelemesinden geçerek Adana, Mersin, Hatay, Osmaniye illeri ile Kahramanmaraş ilinin 3 köyünde Elektrik Üretim, İletim, Dağıtım ve Ticareti Hizmetlerinin Yapılması İçin Görev Verilmesine İlişkin İmtiyaz Sözleşmesi 09/03/1998 tarihinde, Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş. ile şirket arasında dağıtım tesislerinin işletme haklarının devrini düzenleyen Devir Sözleşmesi de 29/05/1998 tarihinde imzalanmıştır.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın ... tarih ve ... sayılı işlemiyle, ÇEAŞ ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı arasında imzalanan 09/03/1998 tarihli "Görev Verilmesine İlişkin İmtiyaz Sözleşmesi"nin feshine karar verilmiş, şirketçe işletilen tesislere ve bu tesislerin mütemmim cüzleri ile işletme faaliyeti için gerekli tüm araç ve gerece el konulmuştur.
Bakanlığın fesih ve el koyma kararının re'sen uygulanmasıyla ilgili olarak ... tarih ve ... sayılı, ... tarih ve ... , ... , ... sayılı işlemler tesis edilmiş ve bu işlemlerin gereği olarak Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın ... tarih ve ... sayılı yazısı üzerine ve 3096 sayılı Kanun'un 3, 5 ve Geçici 2. maddelerine göre kararlaştırılan 17/06/2003 tarih ve 25141 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 2003/5712 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla, ÇEAŞ'ın Görev Bölgesinde görevlendirilmesine ilişkin 26/09/1988 tarihli kararname ile işletme haklarının bazı şirketlere verilmesine ilişkin 23/06/1989 tarihli kararname yürürlükten kaldırılmıştır.
Bunun üzerine, davacı tarafından, 2003/5712 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile ÇEAŞ arasında imzalanan 09/03/1998 tarihli Görev Verilmesine İlişkin İmtiyaz Sözleşmesinin feshedilmesi nedeniyle uğradığı ileri sürülen zararın tazmini talebiyle Başbakanlığa ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'na noter aracılığıyla ihtarname göndermek suretiyle başvurulmuş, bu başvurunun zımnen reddi üzerine bakılan dava açılmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE:
USUL YÖNÜNDEN:
Davalı tarafından, imtiyaz sözleşmesinin feshi işlemleri ile davacının ihlâl edilmiş kişisel ve güncel bir menfaati olmadığından ve doğrudan hak ihlâli şartı gerçekleşmediğinden davacının hukukî menfaat yokluğu nedeniyle davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği; davanın süresinde açılmadığı ileri sürülmüştür.
Davalı idarenin usule yönelik itirazları geçerli görülmeyerek esasın incelenmesine geçildi.
ESAS YÖNÜNDEN:
İLGİLİ MEVZUAT:
3096 sayılı Türkiye Elektrik Kurumu Dışındaki Kuruluşların Elektrik Üretimi, İletimi, Dağıtımı ve Ticareti İle Görevlendirilmesi Hakkında Kanun'un 8. maddesinde, belli bir süreyi kapsayan sözleşmelerin, süre uzatımı talep edilmediği takdirde sürenin bitimi ile son bulacağı, bu takdirde tüm tesisler ile tüm taşınır ve taşınmaz malların her türlü borç ve taahhütlerinden ari olarak Devlete bedelsiz olarak geçeceği, sözleşmelerin görevli şirketin acze düşmesi veya sözleşme şartlarını ihlâl etmesi hâlinde süresinden önce feshedilebileceği, sözleşmelerin sona ermesine ilişkin hükümler ile sona ermesinin sonuçlarının sözleşmede düzenleneceği kurala bağlanmıştır.
İmtiyaz sözleşmesi'nin 19. maddesinde, "Şirket, sözleşme hükümlerine aykırı davranır veya kamu güvenliğini bozacak durumlara yol açar veya işletmenin bakım ve onarımında esaslı ihmalleri görülür ve Bakanlıkça uygun süre verilerek bunların önlenmesi istenildiği hâlde bu isteği yerine getirmez ise, Bakanlık masrafları şirkete ait olmak üzere bunları yaptırmaya ve gerekli önlemleri almaya yetkilidir. Bakanlığın yukarıda belirtilen yazılı uyarısına ve geçici olarak aldığı önlemlere rağmen, Şirket, işlerini tamamen ihmal eder, umumun emniyet ve selametini bozacak hâllerin tekrarına veya devamına meydan verirse, Bakanlık işletmeye el koymak ve sözleşmeyi iptal etmek yetkisine sahiptir. Şirket bu durumda Bakanlıktan hiçbir ödeme ve tazminat talebinde bulunamaz." kuralına yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Aktarılan kuralların birlikte incelenmesinden, idarî sözleşmenin tarafı ve hizmetin asıl sahibi ve sorumlusu olan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'na şartların oluşması hâlinde sözleşmeyi feshetme ve işletmeye el koyma yetkisi açık olarak tanınmış olup, bu yetki aynı zamanda Bakanlığın görevlendirmeye ilişkin Bakanlar Kurulu Kararı'nın iptali için Başbakanlığa teklifte bulunmasını da içermektedir.
Şirketin kusuru nedeniyle sözleşmenin feshini düzenleyen 19. maddeye dayanılarak sözleşmenin feshedilmesi hâlinde şirketin görev bölgesinde faaliyet göstermesi mümkün olmadığından, şirketçe işletilen tesislere ve bu tesislerin mütemmim cüzleri ile işletme faaliyeti için gerekli tüm araç ve gerece Bakanlıkça el konulduğunun bildirimine ilişkin olarak Bakanlığın ... tarih ve ... sayılı işleminin incelenmesinden; şirketin 3096 sayılı Kanun kapsamında görevli şirkete dönüştüğü 19/10/1988 tarihinden bu yana geçen süre içerisinde, 3096 sayılı Kanun'un 9. maddesine göre tarife yapısını oluşturacak Enerji Satış Anlaşmasının (ESA) yapılmamış olması, sözleşmede yer almasına karşın dağıtım tesislerinin işletme haklarının devrinin gerçekleştirilmemesi, sözleşmenin 21 (a) maddesine karşın, gerçekleştirilen satın almalar ve yapılan kamulaştırmalar çerçevesinde şirketin görev bölgesindeki hizmetlerde kullanılan arazilerin sözleşmeye aykırı olarak mülkiyetinin şirket adına tescil ettirilmesi, bunların Hazineye devrinin tamamlanamaması ve bunların maliki olduğuna ilişkin iddiaların yargı mercilerinde sürdürülerek, ilgili kamu hukuku tüzel kişileri aleyhine dayanaksız ve haksız davaların açılması, sözleşmenin 6. maddesinde belirtildiği üzere, görev bölgelerinde hizmetlerin kesintisiz, sağlıklı ve gereği gibi yerine getirilmesi için gerekli yatırımların yapılması, tesislerin iyi bir şekilde işletilmesi taahhüt edilmiş olmasına karşın, gerekli yatırımların şirketçe zamanında yapılmamış olması, Bakanlıkça onaylanan yatırım programlarının gerçekleşmesinin sözleşme ve mevzuata aykırı olarak uzun yıllar çok düşük seviyelerde kalması, bu nedenle kamu hizmetlerinin kusurlu olarak aksatılması, görev bölgesinde yürütülen faaliyetlerin kaçınılmaz olarak DSİ, TEDAŞ, TEİAŞ ve TETAŞ (ilga TEAŞ) ile etkin bir işbirliğini gerektirmesine karşın, sergilenen dayanaksız ve haksız tutum nedeniyle şirketle anılan kuruluşlar arasında sürekli ihtilaflar yaşanıyor olması, diğer yandan Seyhan Hidroelektrik Santrali ve Yüreğir Hidroelektrik Santrali devri kapsamında ödenmesi gereken amortisman, baraj, işletme ve bakım masrafları karşılığı olan "su hakkı" bedellerinin başta DSİ olmak üzere ilgili kuruluşlara uzun bir süreden beri yapılan değişik tarihli uyarılara rağmen ödenmemesi, bu durumun ilgili devir sözleşmelerine ve konuya ilişkin mevzuata açık bir aykırılık oluşturması, görev bölgesi içerisinde Bakanlıkla otoprodüktör sözleşmesi imzalayan şirketlerin tesislerinin iletim sistemine bağlantısının yapılmaması, sistem kullanım ve bağlantı anlaşmalarının imzalanması konularında sürekli olarak sorunlar çıkarması ve geciktirilmesi, mevcut otoprodüktörlerin çalışmalarını engelleyici ve tesislerin kuruluşlarını geciktiren her türlü yolun denenmesi, bu konuda çıkan sorunların çözümlenmesi için Bakanlıkça sürekli olarak müdahalede bulunmak zorunda kalınması, bu davranışlarla 3096 sayılı Kanun ve ilgili Yönetmelik hükümlerine aykırı tutum sergilenmesi gibi nedenlerin sözleşmenin uygulanmasını ve devamını çekilmez hâle getirmekle birlikte, görevin şirkete verilmesindeki amacın yerine gelmemesi, bugüne kadar yukarıda belirtilenlerle sınırlı olmamak üzere, değişik davranışları ile ilgili mevzuatı ve 09/03/1998 tarihli sözleşmeyi ihlâl eden şirketin son olarak kabul edilmesi mümkün olmayan 4628 sayılı Kanun ve ilgili mevzuat hükümlerini uygulamaktan kaçınması davalı idare tarafından sözleşmenin fesih ve el koyma nedenleri olarak gösterilmiştir.
Davacı tarafından, tesis edilen işlemler nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararın tazmini istemiyle açılan bu davada, anılan işlemlerin hukuka uygunluk denetimi için, 3096 sayılı Kanun ile 03/03/2001 tarihinde yürürlüğe giren 4628 sayılı Kanun ve İmtiyaz Sözleşmesi hükümlerinin birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir.
Uyuşmazlık tarihi itibarıyla yürürlükteki hâli olan 3096 sayılı Kanun'un 9. maddesinde, enerji tarifelerinin görevli şirketin teklifi ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın onayı ile yürürlüğe gireceği, tarifelerin tespitinde, yıllık işletme, bakım ve onarım giderleri, faiz ve kur farkı garantisi verilmemiş ise kur farkları, teknik ve sermaye amortismanları, diğer masraf ve harcamalar ile ortaklara dağıtılacak mâkul bir temettü için gerekli gelirin sağlanmasının esas alınacağı, görevli şirketler ile üretilen elektriğin satılacağı kurum ve şirketler arasında bu satışların miktar ve şartlarını tanzim eden ve bir yıldan fazla süreli olabilen sözleşmelerin yapılması ve bu sözleşmelere tarifeler ile ilgili özel hükümler konulmasının Bakanlar Kurulu Kararı ile mümkün olduğu kurala bağlanmıştır.
İmtiyaz sözleşmesinin 3 (ı) maddesinde, ESA'nın, TEAŞ ile şirket arasında enerji satış ve satınalma ilkelerini düzenleyen "Elektrik Satış Anlaşması" anlamında kullanıldığı belirtilmiş; 5. maddesinde de, sözleşmeye konu dağıtım tesisleri ve ilgili birimlerin, sözleşme süresi sonuna kadar işletilmek üzere TEDAŞ tarafından sözleşmede belirlenen esaslar çerçevesinde devir sözleşmesi ile şirkete devredileceği kurala bağlanarak sözleşmede yer alacak usul ve esaslar belirlenmiştir. Sözleşmenin 12. maddesinde ise, elektrik enerjisi satış tarifelerinin, yürürlükteki mevzuat hükümleri ve sözleşmenin bu maddesinde taraflarca kabul edilen masraf kalemleri göz önünde bulundurulmak suretiyle hazırlanarak, şirketin önerisi ve Bakanlığın onayıyla yürürlüğe gireceği öngörülmüştür.
3096 sayılı Kanun ve sözleşme hükümlerinden, görevli şirkete, görev bölgesindeki TEDAŞ elektrik dağıtım tesislerinin işletme hakkının devredilmesi, elektrik satış anlaşmasının görevli şirket tarafından hazırlanarak Bakanlığın onayına sunulması gerektiği açıkça anlaşılmaktadır.
Dosyanın, Dairemizin 2005/5390 esasında kayıtlı bulunan dosyadaki bilgi ve belgelerle birlikte incelenmesinden, 29/05/1998 tarihinde TEDAŞ ile ÇEAŞ arasında imzalanan İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi ile Adana, Mersin, Hatay ve Osmaniye illerinin tamamı, Kahramanmaraş ilinin Merkez ilçesi, Merkez Bucağı Küçüksır ve Yeşildere Köyleri ve Merkez ilçe Yeniköy Bucağına bağlı Kısıklı Köyünün sınırladığı Görev Bölgesindeki TEDAŞ elektrik dağıtım tesislerinin işletme haklarının devredilmesinin, İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi hükümlerinin yerine getirilmesi ve işletme hakkı devir edilecek tesislerin devirlerini gerçekleştirmek amacıyla Bakanlık, TEDAŞ ve şirket temsilcilerinden Devir Kurulu'nun oluşturulacağının karara bağlandığı, dağıtım tesislerinin işletme hakkının şirkete devri ile ilgili yapılan çalışmalar sonucunda oluşturulan Devir Kurulu'nun 07/09/1998 tarihli toplantısında da karara bağlandığı üzere, aynı gün Bakanlık ile şirket arasında yapılan protokol gereği ESA'nın bir an önce hazırlanarak imzalanması gerektiğinin taraflarca kararlaştırıldığı, dolayısıyla ESA yapılmadan fiili devrin mümkün olmadığının belirlendiği, ancak söz konusu ESA taslakları üzerinde yapılan görüşmeler neticesinde mutabakat sağlanamaması üzerine, Bakanlıkça ... tarih ve ... sayılı yazı ile görevli şirketin uyarıldığı, sonuç alınamaması üzerine ... tarih ve ... sayılı yazı ile de, şirketin TEAŞ'tan alacağı enerji alış fiyatının belirlenmesini içeren enerji satış anlaşmasını akdetmeyi herhangi bir şart ileri sürmeden kabul ettiğine dair 10 gün içerisinde noter onaylı yazılı taahhütte bulunması, aksi takdirde imtiyaz sözleşmesi çerçevesinde gerekli yasal işlemlerin yapılacağı konusunda uyarıldığı, görevli şirketin bu yazıya vermiş olduğu 09/08/2001 tarihli cevabi yazı eki taahhütnamede, enerji satış anlaşması yapacağını taahhüt ettiği, Bakanlıkça ... tarih ve ... sayılı yazı ile, ön şart içermeyen bir taahhütnamenin 10 gün süre verilerek yeniden istendiği, ancak sözleşmenin feshedildiği ve şirkete el konulduğu tarihe kadar ESA'nın imzalanmadığı ve bu nedenle de dağıtım tesislerinin görevli şirkete fiili devrinin gerçekleşemediği anlaşılmaktadır.
ESA'nın imzalanamaması ve TEDAŞ'a ait dağıtım tesislerinin devredilememesi konusunda, ÇEAŞ kusurlu davranarak, 3096 sayılı Kanun'un 9. ve İmtiyaz Sözleşmesi'nin 5 ve 12. maddelerini açıkça ihlâl etmiştir.
1- Sözleşmenin ihlâline neden olarak gösterilen ve kamulaştırılan taşınmazların tapuya Hazine adına değil, şirket adına tescil edildiği yönündeki sözleşmenin fesih nedeni incelendiğinde;
3096 sayılı Kanun'un 11. maddesinde, görevli şirketlerin yapacağı üretim, iletim ve dağıtım tesislerinin onaylanmış tatbikat projelerine göre, kamulaştırma ihtiyacı ortaya çıktığında, kamulaştırma bedeli görevli şirket tarafından ödenmek kaydı ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığınca genel hükümlere göre kamulaştırma yapılacağı kurala bağlanmıştır.
İmtiyaz sözleşmesinin 21 (a) maddesinde ise, kamulaştırma, şirketçe yapılması gereken yollar, çeşitli yerlerde kurulacak santraller, transformatörler, enerji nakil hatları, açılacak tünel ve kanallar, işletme ve bakım evleri v.s. gibi her türlü tesisin işgal edeceği arazinin milli emlaktan ise şirkete görev süresi sonuna kadar bedelsiz olarak tahsis edileceği, şahıslara ait taşınmaz malların, şirket tarafından satın alınacağı veya kamulaştırılacağı, tesisler için gerekli kamulaştırma işlemlerinin, bedeli ve masrafı şirket tarafından karşılanmak kaydıyla Bakanlık tarafından gerçekleştirileceği, kamulaştırma işlemlerinde taşınmazların mülkiyetinin Hazineye, kullanım hakkının sözleşme süresinin sonuna kadar şirkete ait olacağı kararlaştırılmıştır.
Kamulaştırılan taşınmazların mülkiyetinin Hazine adına tescil edileceği konusu sözleşmede açık olarak kurala bağlandığından, aykırı hareketin sözleşme ihlâline neden olacağında kuşkuya yer bulunmamaktadır.
Dosyanın, Dairemizin 2005/5390 esasında kayıtlı bulunan dosyadaki bilgi ve belgelerle birlikte incelenmesinden, Bakanlıkça 03/11/1995 tarihinde ÇEAŞ'a sözleşme hükümleri gereğince el konulurken, şirketin 3096 sayılı Kanun ve 19/10/1998 tarihli "Görev Verme Sözleşmesi" hükümlerine aykırılık teşkil eden şirketin işlem ve faaliyetleri arasında kamulaştırılmış taşınmazların tapuda Hazine adına tescilinin yaptırılması gerekirken tescilin şirket adına yaptırılmış olmasının da gösterildiği, buna karşın görevli şirket tarafından 1996-2003 yılları arasında Bakanlığa gönderilen yazılarda, kamulaştırılan taşınmazların mülkiyetinin bedelsiz olarak Maliye Hazinesine devri ve imtiyaz hakkının 19/10/2058 yılına kadar şirkete ait olacak şekilde tapu tescil işlemlerine başlanıldığı belirtilerek, açıkça, taşınmazların şirket adına tapuya tescil edildiğinin şirketçe kabul edildiği, kamulaştırılan taşınmazların şirket adına değil, Maliye Hazinesi adına tescil edilmesi gerektiği konusunda şirketin Bakanlık tarafından birçok kez uyarıldığı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, ÇEAŞ'ın, kamulaştırılan taşınmazları şirket adına tescil ettirerek, sözleşme hükmünü açıkça ihlâl ettiği ve kusurlu davrandığı sonucuna ulaşılmıştır.
2- Taahhüt edilen yatırımların yapılmadığı, bu konuda şirketin çeşitli defalar uyarılmasına karşın, yatırımların yetersiz olduğu yönündeki sözleşmenin fesih nedeni incelendiğinde;
İmtiyaz sözleşmesinin 2. maddesinde, sözleşmenin konusu; ÇEAŞ'ca Adana, Mersin, Hatay, Osmaniye illerinin tamamı, Kahramanmaraş ilinin Merkez ilçesi, Merkez Bucağı, Küçüksır ve Yeşildere Köyleri ve Merkez İlçe Yeniköy Bucağına bağlı Kısıklı Köyünün sınırladığı görev bölgesi içinde bulunan Seyhan I-II, Kadıncık I-II, Yüreğir ve Sır Hidroelektrik Santralleri ile yapımı devam etmekte olan Berke Hidroelektrik Santrallerinin işletilmesi, aynı bölgedeki TEDAŞ bünyesinde bulunan dağıtım tesislerinin işletme haklarının şirkete devri, yeni üretim, iletim ve dağıtım tesislerinin yapımı, görev bölgesi içerisinde enerji ticareti yapılması ve sözleşme süresinin sonunda söz konusu tesislerin şirket tarafından Bakanlığa veya Bakanlığın göstereceği kuruluşa devredilmesi olarak belirlenmiştir. Bu kuralla, aynı zamanda sözleşmenin yapılmasındaki amaç da ifade edilmiştir. Buna göre, sözleşmenin amacı; şirketin görev bölgesinde elektrik üretimi, dağıtımı, iletimi ve ticareti işini sözleşme süresince sözleşme hükümlerine uygun biçimde yürütme yükümlülüğünü kabul etmesidir.
Dosyanın, Dairemizin 2005/5390 esasında kayıtlı bulunan dosyadaki bilgi ve belgelerle birlikte incelenmesinden, Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu'nca hazırlanan Türkiye Elektrik Üretim İletim A.Ş. 1995 Yılı Raporu'nda ÇEAŞ'la ilgili olarak, şirketin kendi görev bölgesinde sarfedilenin çok altında elektrik enerjisi ürettiği, buna göre, Türkiye elektrik enerjisi üretiminin %2.1 oranında, 1.776.0 Gwh'i ÇEAŞ tarafından üretildiği, buna karşın, 1995 yılında TEAŞ'ın, ÇEAŞ'a 4.428.1 Gwh elektrik enerjisini sattığı, böylece söz konusu üretim şirketinin bölgenin ihtiyacı olan enerji açığını TEAŞ elektrik şebekelerinden satınalma yoluyla karşıladığı, şirketin elektrik üretimini düşük maliyetli hidrolik kaynaklara dayandırdığı, büyük ölçüde TEAŞ'tan aldığı enerjiyi daha yüksek bedelle hem de aktif enerjiye ilaveten reaktif enerji için ayrıca karşılık ödeterek tekrar TEAŞ ve TEDAŞ'a sattığı, bu bölgedeki TEDAŞ dağıtım müesseselerinin, şirketten aldığı bu pahalı enerjiyi büyük kayıp ve kaçaklı, düşük tarifeli veya ücret alınmayan abone ve yerlere vererek, bu yüzden zararlı işletme faaliyeti gösterdiği, sıfır kayıplı müşterilerin ise tamamen şirkete kaldığı tespitlerinin yer aldığı, ÇEAŞ'ın taahhüt ettiği yatırımları yapmadığından veya yapmakta geciktiğinden dolayı Bakanlık tarafından müteaddit defalar uyarıldığı, ÇEAŞ'ın 2002 yılı Yatırım Programının "Şirketinizin daha önce ve bu konularda bir çok defa ve son olarak ... tarih ve ... sayılı yazımız ile uyarıldığı ve 2001 Yılı Yatırım Programının bu esaslar çerçevesinde Bakanlığımızca onaylandığı dikkate alınarak, bugüne kadar gecikmiş olan projelerinizin Ek'te gönderilen Onaylı Yatırım Programında belirtilen sürelerde bitirilmesi, yatırım gecikmelerinin tekerrür etmemesi için gerekli tüm tedbirlerin alınması ve yeni bir uyarıya gerek bırakmadan gereğinin yapılması şartıyla yukarıda belirtilen yatırımlarınız onaylanmıştır." şartıyla onaylandığı, Bakanlık ve ilgili kuruluşlarca müştereken hazırlanan 18/07/2002 tarihli Özet Rapor'da, ÇEAŞ'ın onaylı yatırımlarının, fiili gerçekleşme oranlarının 1996 yılı için %5.9, 1997 yılı için %5.2, 1998 yılı için %8.1, 1999 yılı için %4.8, 2000 yılı için %26.5, 2001 yılı için %59 olarak çok düşük seviyelerde kaldığı, 07/01/2003 tarihinde fiilen denetim çalışmalarına başlanılan ve Bakanlıkça hazırlanan ... tarihli ve ... No'lu, şirketin 1988-2002 Yılları Denetim Raporu'nda 1996-1997-1998-1999-2000-2001-2002 yılları ile ilgili olarak Bakanlıkça onaylanan yatırımlar ortaya konarak, onaylı yatırım programlarında yer alan dağıtım ve iletim tesislerinin bitiş tarihlerine uyulmadığının saptandığı, aynı Raporda, kurulu güce ve barajlara gelen su miktarına bağlı olarak değişen 1988-2001 yılları arasındaki şirket üretiminin, şirketin bölgeye olan toplam satışlarının, üretimin en düşük olduğu yılda %13.18'ini, üretimin en yüksek olduğu yılda %37.4'ünü, 14 yılın ortalamasında ise %26.53'ünü karşılayabildiği, bu durumun, şirketin görev bölgesindeki elektrik enerjisi tüketiminin büyük bir kısmını mülga TEK, TEAŞ ve TETAŞ'tan satın alarak karşıladığı gerçeğini ortaya koyduğu, 1988-2001 yılları arasında şirketin TEK, TEAŞ ve TETAŞ'tan satın aldığı elektrik enerjisinin toplam net satışlarına oranının en düşük %62.1, 2001 yılında ise bu oranın %89.6'ya kadar yükseldiği tesbitine yer verildiği, ÇEAŞ'ın 19/10/1988 tarihinden sözleşmenin feshedildiği tarihe kadarki gelirleri ile yakıt ve malzeme masrafları, su masrafları, bakım-onarım masrafları, vergi, resim ve harçlar, fonlar, yatırım ve işletme için sağlanan kredilere ilişkin ana para, faiz ve kur farkları ve diğer giderler şeklinde sayılabilecek her türlü giderlerinin tespiti, gelirleri ile giderleri arasındaki net farkların belirlenmesi ve bu gelir ve giderlerin 3096 sayılı Kanun ve sözleşmedeki tarife unsurları açısından değerlendirilmesi şeklinde kapsamlı bir mali denetim yapmak amacıyla Bakanlığın ... tarih ve ... sayılı Bakan Olur'u ile Bakanlığın ilgili kuruluşları TEDAŞ, EÜAŞ, TEİAŞ, TETAŞ'tan mali ve teknik konularda birer adet uzman elemanın, ayrıca Sermaye Piyasası Kurulu Başkanlığı ile Maliye Bakanlığı Gelirler Genel Müdürlüğü'nden birer denetim elemanının katılımıyla oluşturulan ve 15/08/2003 tarihinde fiilen denetim çalışmalarına başlanılarak hazırlanan ... tarih ve ... No'lu Rapor'da, ÇEAŞ'ın üretmiş olduğu elektriği, yıllar itibarıyla değişmekle birlikte %96-%322 kâr koyarak sattığı, dışarıdan alınan elektrik enerjisinden elde edilen kârın ise %15-%31 seviyelerinde olduğu, buna göre ÇEAŞ'ın enerji satışlarında Ulusal Enerji Satış Tarifesini uygulaması yoluyla elde ettiği fiili gelirlerin %10 temettü varsayımı altında elde edeceği gelirlerin çok üzerinde olup, 1993-2003/Mart döneminde ÇEAŞ'ın Ulusal Enerji Tarifesi Uygulaması sonucunda fazladan elde ettiği gelir tutarının 2003/Mart sonu itibarıyla değerinin 84.714.501.599.598-TL (49.592.470 ABD Doları) olduğu, diğer bir deyişle, %10 mâkul temettü dağıttığı varsayımı altında, ÇEAŞ'ın sözleşmenin 12. maddesinde yer alan tarife yöntemine göre değil de Ulusal Enerji Tarifesini uygulamak yoluyla dışarıdan alınan enerji bedeli, genel yönetim giderleri, pazarlama-dağıtım-satış giderleri gibi faaliyet giderlerinin ve Berke Barajı'nın yapımında kullanılan kredi masraflarının karşılandığı, bütün bu giderler düşüldükten sonra 2003/Mart sonu değerleri üzerinden 84.714.501.599.598-TL fazladan kazanç sağlandığının saptandığı, ayrıca Rapor'da ÇEAŞ'dan çeşitli yıllarda Uzan Grubu'nun kontrolündeki banka ve şirketlere örtülü kazanç dağıtımı yapıldığının Maliye Bakanlığı Hesap Uzmanları Kurulu ve Sermaye Piyasası Kurulu'nun ÇEAŞ bünyesinde geçmiş yıllardaki denetimler de dâhil olmak üzere denetim raporlarında rakamsal belirlemeler yapıldığı, örneğin 25/09/2000 tarihli Sermaye Piyasası Kurulu'nun denetim raporundan atıf yapılarak, şirketin 1998 ve 1999 yıllarında ... Bank Offshore Ltd. ve ... Bankası T.A.Ş.'den kullanmış olduğu sözleşmeli krediler yoluyla 1998 yılı için herhangi bir kaynak aktarımı olmadığı, ancak 1999 yılı için şirketçe grup bankalarına yaklaşık 6.4 trilyon TL üzerinden kaynak aktarıldığının saptandığı, benzer şekildeki kaynak aktarımının Maliye Bakanlığı Hesap Uzmanları Kurulu Başkanlığı'nın, Sermaye Piyasası Kurulu Başkanlığı'nın ... tarih ve ... sayılı yazısı üzerine ÇEAŞ'ın 1998 ve 1999 yıllarına ilişkin vergi incelemesinin yapıldığı ... tarih ve ... sayılı Vergi Tekniği İnceleme Raporu ile de saptandığı, başka bir anlatımla, Sermaye Piyasası Kurulu'nun şirketin denetimine ilişkin raporlarında ve özellikle 25/09/2000 tarihli Rapor'da saptandığı üzere, elektrik üretimi, iletimi, dağıtım ve ticareti işi ile 3096 sayılı Kanun uyarınca görevlendirilen şirketin kaynaklarının grup şirketlerine kullandırılması sonucu, grubun "finans şirketi" hâline dönüştüğü anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, şirketin 3096 sayılı Kanun'un ve sözleşmenin amacı doğrultusunda görevli olduğu bölgede yıllar içinde elektrik üretimi, dağıtımı ve iletimi hizmeti aksatılmaksızın gerekli yatırımların yapılması gerekirken, şirket kaynaklarının grup şirketlerinin finansman açığını kapatmak amacıyla kullanılması, yıllar içinde yatırımların düşük seviyelerde kalması sonucu görev sahasında elektrik üretiminde fazla bir artış olmaması, şirketin sattığı elektriğin büyük bir bölümünün yine Devletten aldığı elektrikle karşılanması karşısında, şirketin sözleşmenin amacına aykırı bir biçimde davrandığı sonucuna ulaşılmıştır.
3- Otoprodüktör lisansı sahibi şirketlerin iletim sistemine bağlanmasının 3096 sayılı Kanun'a ve ilgili yönetmelik hükümlerine aykırı olarak engellenmesi ile 4628 sayılı Kanun ve ilgili mevzuat hükümlerine uymaktan sürekli olarak kaçınılması, iletim hat ve tesislerinin TEİAŞ'a devredilmesi ile ilgili sözleşme fesih sebeplerine gelince;
İmtiyaz sözleşmesinin 21 (h) maddesinde, sözleşmenin imzalandığı tarihten sonra mevzuatta meydana gelecek değişikliklerin tarafları etkileyen hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir. Buna göre, sözleşmenin tarafı özel hukuk tüzel kişisinin, sözleşmenin imzalanmasından sonra mevzuatta meydana gelecek değişikliklere ilişkin düzenlemelere uyacağını, bu değişiklikler kapsamında mevcut sözleşmenin müzakereye açılarak sözleşmenin değişeceğini kabul etmiş olduğu kuşkusuzdur.
3096 sayılı Kanun'un 4. maddesinde, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın, Devlet Planlama Teşkilatının olumlu görüşünü almak suretiyle sadece elektrik üretmek amacı ile kurulacak sermaye şirketlerine, elektrik üretimi yapacak tesisi kurma ve tesisi işletme müsaadesi verebileceği, bu tesiste üretilecek elektrik enerjisinin, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığınca tespit olunacak tarifeye göre bölgelerinde Türkiye Elektrik Kurumuna veya o bölgede faaliyet gösteren görevli şirkete satılacağı; uyuşmazlık tarihi itibarıyla 10. maddesinde de, Kanun'un uygulanması ile ilgili hususları düzenleyen yönetmeliğin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığınca hazırlanarak Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulacağı kurala bağlanmıştır.
Anılan Kanun'un 10. maddesi uyarınca 17/04/1996 tarih ve 22614 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan "Türkiye Elektrik Kurumu Dışındaki Kuruluşlara Elektrik Enerjisi Üretim Tesisi Kurma ve İşletme İzni Verilmesi Esaslarını Belirleyen Yönetmelikte Değişiklik Yapılması Hakkında Yönetmelik"te otoprodüktör lisansı sahibi şirketlerin elektrik enerjisi ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulabileceği öngörülmüştür.
Bu durumda, tüm uyarılara rağmen sözleşmenin 21/h maddesine aykırı biçimde 3096 sayılı Kanun'a ve ilgili mevzuata uygun olarak kurulan otoprodüktör lisansı sahibi şirketlerin ürettiği elektrik enerjisini iletim sistemine bağlamaması veya bağlantısını haksız olarak kesmesi gibi davranışlar görevli şirketin kusurunu ortaya koymaktadır. Nitekim, otoprodüktör lisansı sahibi şirketlerin kurulmasına ve faaliyet göstermesine izin veren Yönetmelik maddelerinin iptali istemiyle Danıştay Onuncu Dairesi'nde açılan davalar da reddedilmiştir. (26/12/2001 tarih ve E:1999/4016, K:2001/4978; 14/11/2002 tarih ve E:2000/6066, K:2002/4417 sayılı kararlar)
Öte yandan, 4628 sayılı Kanun, elektriğin yeterli, kaliteli, sürekli, düşük maliyetli ve çevreyle uyumlu bir şekilde tüketicilerin kullanımına sunulması için, rekabet ortamında özel hukuk hükümlerine göre faaliyet gösterebilecek, mali açıdan güçlü, istikrarlı ve şeffaf bir elektrik enerjisi piyasasının oluşturulması ve bu piyasada bağımsız bir düzenleme ve denetimin sağlanması amacıyla 03/03/2001 tarih ve 24335 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
4628 sayılı Kanun'un 2. maddesinde, elektrik piyasası faaliyetleri; elektrik üretimi, dağıtımı, iletimi, toptan satışı, perakende satış hizmeti, ithalat ve ihracat faaliyeti olarak sayılmış; anılan maddenin (b) bendinde ise, elektrik enerjisi iletim faaliyetlerinin Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi tarafından yürütüleceği, kamu mülkiyetindeki tüm iletim tesislerini devralmak, kurulması öngörülen yeni iletim tesisi için iletim yatırım planı yapmak, yeni iletim tesislerini kurmak ve işletmek Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi'nin görevine verilmiştir. Söz konusu Kanun'un Geçici 3. maddesinin (b) bendinin (2) numaralı alt bendinde de, birden fazla piyasa faaliyetini sürdürmekte olan tüzel kişilerin, bu hizmetlerin yapılması için görev verilmesine ilişkin imtiyaz sözleşmelerinin, bunlardan doğan hak ve vecibeleri ile bu Kanun hükümleri gözönüne alınarak, Kurul tarafından belirlenen esaslar uyarınca tadil edileceği, Kurul'un tüzel kişilerce vazgeçilen faaliyetlerin sürdürülebilmesi için gerekli önlemleri alacağı, bu faaliyetlerden iletim faaliyetleriyle ilgili hususların Kurul'un yönetmelikle belirleyeceği esaslar çerçevesinde yürütüleceği kurala bağlanmıştır.
Bu çerçevede, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından hazırlanarak 28/11/2002 tarih ve 24950 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan "Elektrik Piyasasında Birden Fazla Piyasa Faaliyetini Sürdürmekte Olan Tüzel Kişilerin Mevcut Sözleşmelerinde Yapılacak Tadillere ve İletim Faaliyeti ve Vazgeçilen Faaliyetlerin Devrine İlişkin Yönetmelik" yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Dosyanın, Dairemizin 2005/5390 esasında kayıtlı bulunan dosyadaki bilgi ve belgelerle birlikte incelenmesinden, Kurum'un ... tarih ve ... sayılı Bakanlığa muhatap yazısında, 4628 sayılı Kanun ve Yönetmelik hükümleri dikkate alındığında, ÇEAŞ tarafından iletim tesislerinin TEİAŞ'a devrinin yapılmamış olmasının mevzuata aykırılık teşkil ettiğinin, konunun bu çerçevede değerlendirilerek gereğinin yapılması gerektiğinin bildirildiği, bu yazıya göre ÇEAŞ'a 28/02/2003 tarihine kadar söz konusu mevzuat hükümlerine uyması, aksi takdirde İmtiyaz Sözleşmesi uyarınca gerekli işlemlerin tesis edileceğinin Ankara 26. Noterliği kanalıyla keşide edilen ... tarih ve ... sayılı ihtarname ile bildirildiği, belirtilen ihtarnamenin ve sözü edilen Yönetmeliğin iptali istemiyle açılan davaların da reddedildiği, ÇEAŞ tarafından, sözleşmesinin feshi tarihine kadar iletim tesislerinin TEİAŞ'a devrinin sağlanamadığı, diğer yandan, 4628 sayılı Kanun'la serbest tüketici sınıfına giren gerçek ve tüzel kişilere tedarikçisini seçme hakkı tanınmasına karşın, ÇEAŞ'ın başvuru sahiplerinin, bölgedeki serbest tüketici niteliğine sahip olduklarını gösterir belge alma taleplerini reddettiği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, sözleşmenin imzalandığı tarihten sonra mevzuatta meydana gelecek değişikliklerin tarafları etkileyen hükümlerinin uygulanacağı kabul edilmesine karşın, 4628 sayılı Kanun ve getirdiği mevzuat hükümlerine uymayan görevli şirketin, sözleşmenin 21/h hükmünü açıkça ihlâl ettiği sonucuna ulaşılmıştır.
Yukarıda belirtilen sözleşme ihlâlleri nedeniyle sözleşmenin uygulanmasının ve devamının artık mümkün olmadığının anlaşılması karşısında, Bakanlık ile Şirket arasında imzalanmış olan 09/03/1998 tarihli Görev Verilmesine İlişkin İmtiyaz Sözleşmesi'nin, şirketin kusuru nedeniyle sözleşmenin feshini düzenleyen 19. maddesi uyarınca feshine karar verilmesi ile bu feshin hukukî sonucu olan şirketçe işletilen tesislere ve bu tesislerin mütemmim cüzleri ile işletme faaliyeti için gerekli tüm araç ve gerece Bakanlık tarafından el konulmasında hukuka aykırılık görülmemiştir.
İdarenin tazmin sorumluluğunu düzenleyen Anayasa'nın 125. maddesinin son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kurala bağlanmıştır. Buna göre, idarî eylem ve/veya işlemler nedeniyle yönetilenlerin malvarlığında ortaya çıkan eksilmenin ya da çoğalma olanağından yoksunluğunun giderilmesinin karşılanabilmesi için zarara yol açan idarî eylem veya işlemin bir hizmet kusuru teşkil etmesi veya kusursuz sorumluluk ilkesinin uygulanmasına elverişli bulunması gerekmektedir.
Bu itibarla, hukuka uygun olarak tesis edildiği anlaşılan Bakanlık işlemi nedeniyle ortada hizmet kusuruna dayalı tazmin sebepleri bulunmadığı gibi, kusursuz sorumluluk ilkesine göre de tazminat ödenmesini gerektirir bir durum bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı yanında müdahile verilmesine,
4. Peşin alınan ...-TL nispi harcın (...-TL harcın mahsubu sonucunda geriye kalan tutar) davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na temyiz yolu açık olmak üzere, 08/02/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.