T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2022/3931
Karar No:2023/2738
TEMYİZ EDEN (DAVALI): … Kurumu
VEKİLİ: Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI): … Petrol Ürünleri ve Tüp İmalat Sanayi ve Ticaret A.Ş.
VEKİLİ: Av. …
MÜDAHİL (DAVACI YANINDA): … A.Ş.
VEKİLİ: Av. …
İSTEMİN KONUSU: ... İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Dağıtıcı lisansı sahibi davacı şirkete ait depolama tesisinde 27/11/2012 tarihinde gerçekleştirilen denetimde teknik düzenlemelere aykırı otogaz ikmalinde bulunulduğunun tespit ediliğinden bahisle 339.814,00-TL idarî para cezası verilmesine, LPG dağıtıcı lisansının iptal edilmesine ve denetim tarihi itibarıyla numune alınmasına konu tankta bulunan ürün miktarı esas alınarak bu miktar üzerinden yapılacak müsadere işlemlerinin Hukuk Dairesi Başkanlığı tarafından başlatılmasına ve işlemlerin takibinin anılan Dairece yürütülmesine ilişkin … tarih ve … sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (Kurul) kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce Dairemizin … tarih ve E:…, K:… sayılı bozma kararına uyularak bozulan kısım yönünden yeniden verilen kararda;
Dava konusu Kurul kararının, LPG numunesinin ilgili teknik düzenlemelere aykırı olduğundan bahisle davacı şirket hakkında idarî para cezası verilmesine ilişkin kısmı yönünden; aynı hukukî olaya dayalı olarak davacıya idarî para cezası verilmesine ilişkin işlemin lisans iptaline ilişkin olarak yürütülecek soruşturmanın sonucuna göre tesis edilmesinin gerekmediği, dava konusu işlem tesis edilirken davalı idare tarafından hem lisans iptali hem de idari para cezası uygulanmasına karar verildiği görüldüğünden, soruşturma açılmaksızın yalnızca savunma alınarak uygulanan idarî para cezası yönünden dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Dava konusu Kurul kararının, denetim tarihi itibarıyla numune alınmasına konu tankta bulunan ürün miktarı esas alınarak bu miktar üzerinden yapılacak müsadere işlemlerinin Hukuk Dairesi Başkanlığı tarafından başlatılmasına, işlemlerin takibinin anılan Dairece yürütülmesine ilişkin kısmı yönünden; idarî işlemlerin idarî davaya konu olabilmeleri için, kesin ve yürütülmesi gereken işlem olma niteliklerini birlikte taşımaları gerektiği, kesin ve yürütülmesi gereken işlem, başka bir makamın onay ve iznine tâbi olmaksızın hukuk düzeninde sonuç doğuran ve ilgilinin hukukî durumunda değişiklikler meydana getiren işlem olduğu, bu bağlamda, tavsiye, mütalaa, teklif, düşünce gibi bilgi verici veya açıklayıcı işlemlerin kesin ve yürütülmesi gereken (icraî) işlemler olmadıklarının açık olduğu,
Bu durumda, idarî davaya konu olabilecek idarî işlemin, idarenin tek taraflı irade beyanıyla ilgililer hakkında icrai ve etkili sonuçlar doğurabilme niteliğine sahip olması gerektiği dikkate alındığında, LPG'nin müsadere edilmesi bakımından herhangi bir bağlayıcılığı bulunmayan dava konusu Kurul kararının, "denetim tarihi itibarıyla numune alınmasına konu tankta bulunan ürün miktarı esas alınarak bu miktar üzerinden yapılacak müsadere işlemlerinin Hukuk Dairesi Başkanlığı tarafından başlatılmasına ve işlemlerin takibinin anılan Dairece yürütülmesine" yönelik kısmının kesin ve yürütülmesi gereken nitelikte olmayıp, hedef aldığı kişinin hukukî durumunda değişiklik meydana getiren icraî işlem niteliğinde bulunmaması karşısında, bu kısım yönünden davanın incelenmeksizin reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, dava konusu işlemin hukuka aykırı bulunan idari para cezası verilmesine ilişkin kısmının iptaline; müsadere işlemlerinin başlatılmasına yönelik kısım yönünden ise davanın incelenmeksizin reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davalı idare tarafından, harçtan muaf olmasına karşın ilgili kararın yargılama giderleri kısmında harca hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu, dava konusu işlemin mevzuata uygun olarak tesis edildiği, soruşturma sürecinin işletildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davacı tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 24. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde, kararlarda yargılama giderleri ve hangi tarafa yükletildiğinin belirtileceği; 31. maddesinde, yargılama giderleri hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı kurala bağlanmış; anılan madde ile atıfta bulunulan Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Yargılama giderlerinin kapsamı" başlıklı 323. maddesinde, karar ve ilam harçları, posta giderleri, keşif ve bilirkişi ücretleri, vekille takip edilen davalarda yasa gereği takdir olunacak vekâlet ücreti yargılama giderleri arasında sayılmış; 326. maddesinin birinci fıkrasında, yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği; 330. maddesinde, vekil ile takip edilen davalarda mahkemece kanuna göre takdir olunacak vekâlet ücretinin taraf lehine hükmedileceği; 332. maddesinde ise, yargılama giderlerine mahkemece re'sen hükmedileceği kural altına alınmıştır.
2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinin birinci fıkrasında, "Temyiz incelemesi sonunda Danıştay; a) Kararı hukuka uygun bulursa onar. Kararın sonucu hukuka uygun olmakla birlikte gösterilen gerekçeyi doğru bulmaz veya eksik bulursa, kararı, gerekçesini değiştirerek onar. b) Kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onar." kuralı yer almıştır.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun "Avukatlık Ücreti" başlıklı 164. maddesinde, avukatlık ücretinin, avukatın hukukî yardımının karşılığı olan meblağı veya değeri ifade ettiği belirtilmiştir.
HUKUKÎ DEĞERLENDİRME:
1. İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Anılan Kanun'un 50. maddesinin 4. fıkrasında, "Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesi, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılır." hükmü bulunmaktadır.
Aktarılan kurallar göz önünde bulundurulduğunda, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri, Dairemizin bozma kararındaki esaslara uyularak verilen temyize konu Mahkeme kararının dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
2. Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının vekâlet ücretine ilişkin kısmı incelendiğinde;
2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca, Danıştay'ın, temyize konu kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayabileceği kuşkusuzdur.
Dosyanın incelenmesinden, ... İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla dava konusu işlemin davacının lisansının iptaline ilişkin kısmının iptaline, davanın 339.814,00-TL idari para cezası verilmesi ve müsadere işleminin başlatılmasına yönelik kısmının ise reddine, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.500,00-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, yine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.500,00-TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine karar verildiği; taraflarca karşılıklı olarak temyiz kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemizin 21/10/2020 tarih ve E:2015/5791, K:2020/2687 sayılı kararıyla, anılan kararın kısmen onanmasına, kısmen bozulmasına karar verildiği; İdare Mahkemesi'nce bozma kararına uyularak yeniden verilen kararda dava konusu işlemin idari para cezası verilmesine ilişkin kısmının iptaline, müsadere işlemlerinin başlatılmasına yönelik kısım yönünden ise davanın incelenmeksizin reddine karar verildiği; ancak, bozma üzerine verilen temyize konu kararda daha önce davacı lehine verilen ve kanun yolu incelemesinden geçerek kesinleşen kısmen iptal kararıyla birlikte hükmedilen vekâlet ücreti olmasına karşın, yeniden davacı lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 3.890,00-TL vekâlet ücretine hükmedildiği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, İdare Mahkemesi'nce, bozma kararına uyularak verilen kararda davacı lehine yeniden vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerekirken, mükerrer vekâlet ücreti ödenmesine sebep olacak şekilde davacı lehine ikinci defa vekâlet ücretine hükmedilmesinde usûl hükümlerine uygunluk bulunmamaktadır.
Ancak, bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca, temyize konu İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında yer alan "kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen 3.890,00-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine" ibaresinin çıkarılması suretiyle düzeltilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalının temyiz isteminin reddine,
2. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından ... İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararının hüküm fıkrasında yer alan, "kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen 3.890,00-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine" ibaresinin çıkarılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Dosyanın anılan Mahkeme'ye gönderilmesine,
5. 2577 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi uyarınca, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (on beş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 30/05/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.