T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2022/3984
Karar No : 2023/4101
DAVACILAR: 1- …
2- …
3- …
VEKİLLERİ : Av. …
DAVALILAR: 1- … - …
2- … Bakanlığı …
VEKİLLERİ : Av. …
DAVANIN KONUSU : Bolu İli, Gerede İlçesi, … Mahallesi sınırları içerisinde yer alan ve yapılan çalışmalar sonucunda aktif fay hattı ve çevresindeki tampon bölgede kaldığı tespit edilen, ekli listede kamulaştırma bilgileri gösterilen 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamındaki özel mülkiyete konu taşınmazların, üzerlerindeki yapılarla birlikte Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 22/04/2022 tarih ve 31817 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 21/04/2022 tarih ve 5494 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının, davacılara ait "Bolu ili, Gerede ilçesi, … Mahallesi, … ada, … sayılı parsel"de yer alan taşınmaz yönünden iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu işlem ile mülkiyet hakkının korunması için gerekli dengenin sağlanmadığı ve ihlal edildiği, kamu yararı ile acelelik halinin somut olarak ortaya konulamadığı, dava konusu işlemin usul ve hukuka uygun olmadığı belirtilerek iptal edilmesi gerektiği ileri sürülmüştür.
DAVALININ SAVUNMASI : Usul yönünden, davanın süresinde açılmadığı; esas yönünden ise, davacının taşınmazının da yer aldığı, Bolu ili, Gerede ilçesi, … Mahallesi'nde yer alan yaklaşık 11,75 hektarlık alan 27/10/2014 tarihli ve 6961 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 6306 sayılı Kanun'un 2. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendi uyarınca "Riskli Alan" ilan edildiği, Mekansal Planlama Genel Müdürlüğü tarafından yapılan mikro bölgeleme çalışmaları sonucunda, "Riskli Alan" sınırları içerisinde aktif bir fay hattı belirlendiği, belirlenen fay hattının her iki tarafında 15'er metre olmak üzere 30 metrelik bir tampon bölge oluşturulduğu, bu kapsamda, fay hattı ve çevresindeki tampon bölgede kalan ve yerleşime uygun olmayan yerlerin yeniden yapılaşmasının önüne geçilmesi amacıyla söz konusu alanda kalan özel mülkiyete tabi olan taşınmazların kamulaştırılması ihtiyacının hâsıl olduğu gerekçesiyle, Cumhurbaşkanı Kararı ile söz konusu yerleşime uygun olmayan alanda yer alan özel mülkiyete konu taşınmazların acele kamulaştırılmasına karar verildiği belirtilerek, işlemin usul ve hukuka uygun olduğu, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI …'IN DÜŞÜNCESİ : Dava; Bolu İli, Gerede İlçesi, … Mahallesi sınırları içerisinde yer alan ve yapılan çalışmalar sonucunda aktif fay hattı ve çevresindeki tampon bölgede kaldığı tespit edilen, ekli listede kamulaştırma bilgileri gösterilen 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamındaki (aralarında davacılara ait 189 ada, 1 parsel sayılı taşınmazın da bulunduğu) özel mülkiyete konu taşınmazların, üzerlerindeki yapılarla birlikte Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 22/04/2022 tarih ve 31817 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 21/04/2022 tarih ve 5494 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının davacılar parseli yönünden iptali istemiyle açılmıştır.
Davalı idarelerin usule ilişkin itirazları yerinde görülmemiştir.
Anayasanın 13. ve 35. madde hükümleri uyarınca mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla Anayasaya uygun olarak yasayla sınırlandırılması mümkündür. Ancak buna ilişkin düzenlemeler öncelikle kamu yararına dayanmalıdır.
Ülkemizin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolüyle de mülkiyet hakkı bir insan hakkı olarak kabul edilmiş ve bu hakkın orantılılık ilkesi çerçevesinde kamu yararı gözetilerek sınırlandırılabileceği ifade edilmiştir. Buna göre, bir taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının kamulaştırma yolu ile kaldırılması (mülkiyetin el değiştirmesi) kamu yararının karşılanması zorunluluğunun özel mülkiyet hakkının korunmasından üstün tutulması şartına bağlıdır.
Öte yandan, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun "Acele kamulaştırma" başlıklı 27. maddesinde; 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanunu'nun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Bakanlar Kurulunca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10. madde esasları dairesinde ve 15. madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10. maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabileceği kuralına yer verilmiştir.
2942 sayılı Yasanın 27. maddesinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlendiğinden, madde hükmü ile üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmıştır. Bu koşullardan ikisi Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanunu'nun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya özel kanunlarda öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olması halleri şeklinde açıkça sayılmak suretiyle üstün kamu yararının ve kamu düzeninin korunmasının gerçekleştirilmesi amacıyla acele kamulaştırma yoluna gidilebileceği, bu kapsamda üçüncü koşul olan aceleliğine Bakanlar Kurulunca karar verilebilmesi için de kamu yararı ve kamu düzenine ilişkin olma halinin maddede yer alan diğer iki koşula paralel nitelik taşıması gerekmektedir.
6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun'un işlem tarihi itibariyle yürürlükte olan 1. maddesinde, bu Kanun'un amacının afet riski altındaki alanlar ile bu alanlar dışındaki riskli yapıların bulunduğu arsa ve arazilerde, fen ve sanat norm ve standartlarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşama çevrelerini teşkil etmek üzere iyileştirme, tasfiye ve yenilemelere dair usul ve esasları belirlemek olduğu ifade edilmiş, "Tanımlar" başlıklı 2. maddesinde ise "Riskli Alan" zemin yapısı veya üzerindeki yapılaşma sebebiyle can ve mal kaybına yol açma riski taşıyan, Cumhurbaşkanınca kararlaştırılan alan olarak tanımlanmıştır.
Aynı Kanunu'nun 5. maddesinde:
'' 1) Riskli yapıların yıktırılmasında ve bunların bulunduğu alanlar ile riskli alanlar ve rezerv yapı alanlarındaki uygulamalarda, öncelikli olarak malikler ile anlaşma yoluna gidilmesi esastır. Anlaşma ile tahliye edilen yapıların maliklerine kiracılarına ve yapıda ikamet etmek şartıyla sınırlı ayni hak sahiplerine geçici konut veya işyeri tahsisi ya da kira yardımı yapılabilir.
(2) Uygulamanın gerektirmesi hâlinde, birinci fıkrada belirtilenler dışında olup Kanun kapsamındaki yapıları kullanmakta olan kişilere de geçici konut veya işyeri tahsisi ya da kira yardımı yapılabilir. Bu kişiler ile yapılacak olan anlaşmanın, bunlara yardım yapılmasının, enkaz bedeli ödenmesinin ve bankalardan kullanacakları kredilere dönüşüm projeleri özel hesabından karşılanmak üzere faiz desteği verilmesinin usul ve esasları Cumhurbaşkanınca belirlenir.
(3) Uygulamaya başlanmadan önce, riskli yapıların yıktırılması için, bu yapıların maliklerine altmış günden az olmamak üzere süre verilir. Bu süre içinde yapı, malik tarafından yıktırılmadığı takdirde, yapının idari makamlarca yıktırılacağı belirtilerek ve tekrar süre verilerek tebligatta bulunulur. Verilen bu süre içinde de maliklerince yıktırma yoluna gidilmediği takdirde, bu yapıların insandan ve eşyadan tahliyesi ve yıktırma işlemleri, yıktırma masrafı ile gereken diğer yardım ve krediler öncelikle dönüşüm projeleri özel hesabından karşılanmak üzere, mahallî idarelerin de iştiraki ile mülki amirler tarafından yapılır veya yaptırılır.
(4) Birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarda belirtilen usullere göre süresinde yıktırılmadığı tespit edilen riskli yapıların yıktırılması, Bakanlıkça yazılı olarak İdareye bildirilir. Buna rağmen yıktırılmadığı tespit edilen yapılar, Bakanlıkça yıkılır veya yıktırılır. Uygulamanın gerektirmesi hâlinde Bakanlık, yukarıdaki fıkralarda belirtilen tespit, tahliye ve yıktırma iş ve işlemlerini bizzat da yapabilir. "hükmü, 6. maddesinin 1 ve 2. bendinde:
'' (1) Üzerindeki bina yıkılarak arsa hâline gelen taşınmazlarda daha önce kurulmuş olan kat irtifakı veya kat mülkiyeti, ilgililerin muvafakatleri aranmaksızın Bakanlığın talebi üzerine ilgili tapu müdürlüğünce resen terkin edilerek, önceki vasfı ile değerlemede bulunularak veya malik ile yapılan anlaşmanın şartları tapu kütüğünde belirtilerek malikleri adına payları oranında tescil edilir. Taşınmazların niteliği resen mevcut duruma göre tescil edilir. Bu taşınmazların sicilinde bulunan ayni ve şahsi haklar ile temlik hakkını kısıtlayan veya yasaklayan her türlü şerh, hisseler üzerinde devam eder. Belirtilen haklar ve şerhler, tapuda; tevhit, ifraz, alan düzeltme,taksim,ihdas, terk, tescil, kat irtifakı ve kat mülkiyeti tesisine ilişkin işlemlerin yapılmasına engel teşkil etmez ve bu işlemlerde muvafakat aranmaz. Yeni yapılar için kat irtifakı ve kat mülkiyeti tesisi safhasında belirtilen haklar ve şerhler, muvafakat aranmaksızın sadece söz konusu haklar ve şerhlerden yükümlü olan malike düşecek bağımsız bölümler üzerinde devam ettirilir. Uygulama alanında cins değişikliği, tevhit, ifraz, alan düzeltme, taksim, ihdas, terk ve tescil işlemleri muvafakat aranmaksızın Bakanlık, TOKİ veya İdare tarafından resen yapılır veya yaptırılır. Bu parsellerin malikleri tarafından değerlendirilmesi esastır. Bu çerçevede riskli alanlar ve rezerv yapı alanlarında uygulama yapılan etap veya adada, riskli yapılarda ise bu yapıların bulunduğu parsellerde, yapılar yıktırılmadan önce, parsellerin tevhit edilmesine, münferit veya birleştirilerek veya imar adası bazında uygulama yapılmasına, ifraz, terk, ihdas ve tapuya tescil işlemlerine, yeniden bina yaptırılmasına, payların satışına, kat karşılığı veya hasılat paylaşımı ve diğer usuller ile yeniden değerlendirilmesine, yapının paydaşı olup olmadıkları gözetilmeksizin sahip oldukları hisseleri oranında paydaşların en az üçte iki çoğunluğu ile karar verilir. Bu karara katılmayanların arsa payları, Bakanlıkça rayiç değeri tespit ettirilerek ve bu değerden az olmamak üzere anlaşma sağlayan diğer paydaşlara açık artırma usulü ile satılır. Bu suretle paydaşlara satış gerçekleştirilemediği takdirde, bu paylar, Bakanlığın talebi üzerine, tespit edilen rayiç bedeli de Bakanlıkça ödenmek kaydı ile tapuda Hazine adına resen tescil edilir ve yapılan anlaşma çerçevesinde değerlendirilmek üzere Bakanlığa tahsis edilmiş sayılır veya Bakanlıkça uygun görülenler TOKİ’ye veya İdareye devredilir...
(2) Üzerindeki bina yıkılmış olan arsanın maliklerine yapılan tebligatı takip eden otuz gün içinde en az üçte iki çoğunluk ile anlaşma sağlanamaması hâlinde, gerçek kişilerin veya özel hukuk tüzel kişilerinin mülkiyetindeki taşınmazlar için Bakanlık, TOKİ veya İdare tarafından acele kamulaştırma yoluna da gidilebilir. Bu Kanun uyarınca yapılacak olan kamulaştırmalar, 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasındaki iskân projelerinin gerçekleştirilmesi amaçlı kamulaştırma sayılır ve ilk taksit ödemesi, mezkûr fıkraya göre belirlenen tutarların beşte biri oranında yapılır. Tapuda mülkiyet hanesi açık olan taşınmazlar ile mirasçısı belirli olmayan, kayyım tayin edilmiş, ihtilaflı veya üzerinde sınırlı ayni hak tesis edilmiş olan taşınmazların kamulaştırma işlemleri aynı madde hükümlerine tabidir. Bakanlık, TOKİ veya İdare; kamulaştırma işlemlerinin yürütülmesi için mirasçılık belgesi çıkartmaya, kayyım tayin ettirmeye veya tapuda kayıtlı son malike göre işlem yapmaya yetkilidir.
Tapuda kayıtlı malikin ölmüş olması hâlinde Bakanlık, TOKİ veya İdare, kamulaştırma işlemi için mirasçılık belgesi çıkartabileceği gibi, gerekiyorsa tapu sicilinde idari müracaat veya dava yolu ile kayıt düzeltme de isteyebilir. Kamulaştırma için anlaşma sağlanması hâlinde, Bakanlık, TOKİ veya İdare ile ilgililer arasında taşınmazın tescil veya terkinine ilişkin ferağ ve muvafakati de ihtiva eden sözleşme ve uzlaşma tutanağı tanzim edilir ve ilgili tapu müdürlüğüne gönderilerek kamulaştırmanın resen tapu siciline işlenmesi sağlanır.'' hükmü yer almaktadır.
6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun'un yukarıdaki maddeleri değerlendirildiğinde, riskli yapıların yıktırılmasında ve bunların bulunduğu alanlar ile riskli alanlar ve rezerv yapı alanlarındaki uygulamalarda, öncelikli olarak malikler ile anlaşma yoluna gidilmesinin esas olduğu, uygulama alanındaki yıkım işlemlerine başlamadan önce yapılması gereken işlemlerin Kanunda tahdidi olarak sayıldığı, tahliye ve yıkım işlemleri gerçekleştikten sonra da arsanın malikleri tarafından değerlendirilmesinin esas olduğu üzerindeki bina yıkılmış olan yapılar yıktırılmadan önce yapılması gereken uygulamalarda paydaşların en az üçte iki çoğunluğu ile karar verileceği, bu karara katılmayanların paylarının diğer paydaşlara açık artırma usulü ile satılacağı, paydaşlara satış gerçekleştirilemediği takdirde rayiç bedeli ile Hazine adına tescil edilebileceği ancak, arsanın maliklerine yapılan tebligatı takip eden otuz gün içinde en az üçte iki çoğunlukla anlaşma sağlanmaması halinde gerçek kişilerin veya özel hukuk tüzel kişilerinin mülkiyetindeki taşınmazlar için Bakanlık, TOKİ veya İdare tarafından acele kamulaştırma yoluna gidilebileceği anlaşılmaktadır.
Dosyanın incelenmesinden, dava konusu taşınmazın içinde bulunduğu yaklaşık 11,75 hektar büyüklüğüne sahip alanın, 27/10/2014 tarihli, 6961 sayılı mülga Bakanlar Kurulu kararıyla "Riskli Alan" ilan edildiği, Çevre ve İklim Değişikliği Bakanlığı (Mekansal Planlama Genel Müdürlüğü) tarafından yürütülen mikro bölgeleme çalışmaları sonucunda "Riskli Alan" sınırları içinde aktif fay hattı tespit edilerek bu hattın her iki tarafında 15'er metre olmak üzere 30 metrelik tampon bölge oluşturulduğu ve söz konusu fay hattı ve çevresindeki tampon bölgede kalan yerlerin "Yerleşime Uygun Olmayan Alan" olarak belirlendiği; bu kapsamda, fay hattı ve çevresindeki tampon bölgede kalan ve yerleşime uygun olmayan yerlerin yeniden yapılaşmasının önüne geçilmesi amacıyla söz konusu alandaki özel mülkiyete konu taşınmazların; 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin işlemlere başlanılması için Cumhurbaşkanı kararı alınmasının talep edildiği, Çevre ve İklim Değişikliği Bakanlığının 05/04/2022 tarihli, 3360804 sayılı yazısı üzerine dava konusu 22/04/2022 tarih ve 31817 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 21/04/2022 tarih ve 5494 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının alındığı anlaşılmaktadır.
Danıştay 6. Dairesinin ara kararına karşı davalı idareler tarafından verilen cevabi yazıdan; dava konusu parsel üzerinde herhangi bir Kamulaştırma Kararı ve Projesinin bulunmadığı; taşınmazın 31/03/2017 onay tarihli 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı Değişikliği ve 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı Değişikliklerinde "Yapı Yasaklı Alan" ve Cami Alanı" kullanımında kaldığı; davalı idarece, söz konusu alanda kentsel dönüşüm çalışmalarının Altyapı ve Kentsel Dönüşüm Hizmetleri Genel Müdürlüğünce hızlandırılmasının hedeflendiği, taşınmazın bulunduğu alanda arazi ve hak sahipliği tespiti ve gayrimenkul değerleme çalışmalarının tamamlandığı ve alana ilişkin planlama ve projelendirme çalışmalarına başlandığının ileri sürüldüğü ancak 6306 sayılı Yasa kapsamında; anlaşma- uzlaşma, tahliye çalışmaları ve taşınmaz üzerinde bulunan yapıların yıkımının yapılmadığı, dava konusu taşınmazın kamulaştırılması ile ilgili kamu yararı kararının alınmadığı ve kamulaştırmayla ilgili bedel tespiti, tapu iptali ve tescili amacıyla idarelerince Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açılmadığı, 6306 sayılı Kanun kapsamında bulunan ve aktif fay hattı ve çevresindeki tampon bölgede kaldığı tespit edilen, ekli listede kamulaştırma bilgileri gösterilen (aralarında davacılara ait 189 ada, 1 parsel sayılı taşınmazın da bulunduğu) özel mülkiyete konu taşınmazların, üzerlerindeki yapılarla birlikte oluşabilecek herhangi bir afet durumunda telafisi güç kayıpların yaşanmaması, sağlıklı ve güvenli yaşam alanlarının oluşturulması için ihtiyaç duyulan projeye ivedilikle başlanılması amacıyla dava konusu acele kamulaştırma kararının alındığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun'un'da belirtildiği üzere öncelikli olarak malikler ile anlaşma yoluna gidilmesi, taşınmazların malikleri tarafından değerlendirilmesinin esas alınması, Kanunda belirtilen uygulamaların Bakanlıkça yerine getirilmesi, ancak üzerindeki bina yıkılmış olan arsanın malikleri üçte iki çoğunluğu sağlayamazsa acele kamulaştırma yoluna gidilmesi gerekirken anılan hususlar gözetilmeksizin riskli alana ilişkin Bakanlar Kurulu kararı üzerine dava konusu taşınmazın acele kamulaştırılması yolunda tesis edilen Cumhurbaşkanı Kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle dava konusu işlemin davacı parseli yönünden iptaline karar verilmesi gerektiği, düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 26/04/2023 tarihinde, davacılar vekili Av. … ve davalı idareler vekili Av. …'un geldikleri, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Bolu ili, Gerede ilçesi, … Mahallesi'nde yer alan yaklaşık 11,75 hektarlık alan 27/10/2014 tarihli ve 6961 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 6306 sayılı Kanun'un 2. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendi uyarınca "Riskli Alan" ilan edilmiş, riskli alan ilan edilen bölgede Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Mekansal Planlama Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen mikro bölgeleme çalışmalarında, aktif bir fay hattının belirlenmesi üzerine, aktif fay hattının her iki tarafında 15'er metrelik toplam 30 metrelik tampon bölge oluşturularak bölge "Yerleşime Uygun Olmayan Alan" olarak ayrılmış, bu kapsamda 21/04/2022 tarih ve 5494 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile söz konusu yerleşime uygun olmayan alanda yer alan özel mülkiyete konu taşınmazların acele kamulaştırılmasına karar verilmiştir.
Bakılmakta olan dava anılan acele kamulaştırma kararının davacılara ait "Bolu ili, Gerede ilçesi, … Mahallesi, … ada, … sayılı parsel"de yer alan taşınmaz yönünden iptali istemiyle açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 35. maddesinde: "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü yer almaktadır.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolünün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde: "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 3. maddesinin ikinci fıkrasında; "Bakanlar Kurulunca kabul olunan, büyük enerji ve sulama projeleri ile iskan projelerinin gerçekleştirilmesi, yeni ormanların yetiştirilmesi, kıyıların korunması ve turizm amacıyla yapılacak kamulaştırmalarda, bir gerçek veya özel hukuk tüzelkişisine ödenecek kamulaştırma bedelinin o yıl Genel Bütçe Kanunu'nda gösterilen miktarı, nakden ve peşin olarak ödenir. Bu miktar, kamulaştırma bedelinin altıda birinden az olamaz. Bu miktarın üstünde olan kamulaştırma bedelleri, peşin ödeme miktarından az olmamak ve en fazla beş yıl içinde faiziyle birlikte ödenmek üzere eşit taksitlere bağlanır. Taksitlere, peşin ödeme gününü takip eden günden itibaren, Devlet borçları için öngörülen en yüksek faiz haddi uygulanır." hükmüne, 27. maddesinde ise; 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanunu'nun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Bakanlar Kurulunca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10. madde esasları dairesinde ve 15. madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10. maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabileceği, bu Kanun'un 3. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen hallerde yapılacak kamulaştırmalarda yatırılacak miktar, ödenecek ilk taksit bedeli olduğu düzenlemesine yer verilmiştir.
Aynı Kanun'un "Onay Mercii" başlıklı 6. maddesinin son fıkrasında; "Onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine göre yapılacak hizmetler için ayrıca kamu yararı kararı alınmasına ve onaylanmasına gerek yoktur. Bu durumlarda yetkili icra organınca kamulaştırma işlemine başlanıldığını gösteren bir karar alınır."
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Usul Yönünden:
Davalı idarelerin davada süre aşımı bulunduğu yönündeki itirazları yerinde görülmemiştir.
Esas Yönünden:
Özel mülkiyet hakkının korunması gereken temel insan hakları arasında öngörüldüğü, anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik düzenlemelere yer verildiği, bu düzenlemelerde mülkiyet hakkına müdahalelerin olabileceğinin öngörüldüğü, ancak bu müdahalelerde kamu yararı gerekçesi, kanuni düzenleme gereği ve ölçülülük ya da orantılılık gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkı ihlaline neden olacağı kabul edilmiştir. Nitekim Anayasa Mahkemesi kararları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarıyla da bu hususların açık bir şekilde ortaya konulduğu görülmektedir.
Anayasa’nın 35. maddesinin ikinci fıkrasında mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği belirtilmek suretiyle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin Kanunda öngörülmesi gereği ifade edilmiştir. Acele kamulaştırma usulü idareye kamulaştırma işlemlerinin neticelenmesini beklemeden kamulaştırılan taşınmaza el koyma imkânı tanıyan olağanüstü bir kamulaştırma usulüdür. Acele kamulaştırmada, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile Mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın kanunda belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değeri idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir. Acele kamulaştırma usulü, olağan kamulaştırmada malik lehine getirilen usule ilişkin güvenceleri bertaraf etmemekte; yalnızca bu usullerin işletilmesinden önce idareye, kamulaştırılacak taşınmaza el koyma imkânı tanımaktadır. Taşınmaza el konulduktan sonra idare tarafından öncelikle satın alma yolunun işletilmesi, bunun mümkün olamaması durumunda ise Asliye Hukuk Mahkemesinde bedel tespiti ve tescil davası açılması gerekmektedir. Kamulaştırılmasına karar verilen taşınmaza acele olarak ihtiyaç duyulması halinde, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca kamulaştırma acele usulle yapılmaktadır.
Bu çerçevede, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi incelendiğinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlendiğinden, madde hükmü ile acele kamulaştırmada olağan kamulaştırmaya oranla özel koşulların varlığı aranmış ve üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmıştır. Anılan hüküm uyarınca taşınmazların bir an önce kullanılmasına ihtiyaç duyulan, kamu düzenine ilişkin olarak acelelik halinin bulunduğu durumlarda Bakanlar Kurulunca, taşınmazların acele kamulaştırılmasına karar verilebilmektedir.
Acele kamulaştırma istisnai bir yöntem olduğundan, olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında aceleliğin varlığına dair şartlarının ortaya konulması gerekmektedir.
Acelelik koşulunun kamu düzenine ilişkin olması gerektiği ve kamu yararının ise, olağan kamulaştırma usulü ile sağlanması amaçlanan kamu yararından farklı olarak, acele kamulaştırma yapılmasını gerektiren, aceleliği zorunlu kılan bir yarar olduğu açıktır.
Uyuşmazlıkta; davaya konu taşınmazların acele kamulaştırılmasına yönelik şartların oluşup oluşmadığı, yani acelelik durumunun bulunup bulunmadığı yönünden bir değerlendirme yapılması gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden, davaya konu taşınmazında bulunduğu alanın 27/10/2014 tarih ve 6769 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun'un 2. maddesi uyarınca riskli alan olarak belirlendiği, davalı idareler tarafından sunulan savunma dilekçesinde, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Mekansal Planlama Genel Müdürlüğü tarafından yapılan mikro bölgeleme çalışmaları sonucunda, "Riskli Alan" sınırları içerisinde aktif bir fay hattı belirlendiği, belirlenen fay hattının her iki tarafında 15'er metre olmak üzere 30 metrelik bir tampon bölge oluşturulduğu, söz konusu fay hattı ve çevresindeki tampon bölgede kalan yerlerin "Yerleşime Uygun Olmayan Alan (UOA)" olarak belirlendiği, "Riskli Alan"ın ilanından itibaren geçen süre ve Bakanlık Mekansal Planlama Genel Müdürlüğü tarafından yapılan mikro bölgeleme çalışmaları dikkate alındığında, anılan "Riskli Alan"da kentsel dönüşüm çalışmalarının Altyapı ve Kentsel Dönüşüm Hizmetlen Genel Müdürlüğünce hızlandırılmasının hedeflendiği, söz konusu alana ilişkin planlama ve projelendirme çalışmalarına başlanıldığı, bu kapsamda, fay hattı ve çevresindeki tampon bölgede kalan ve yerleşime uygun olmayan yerlerin yeniden yapılaşmasının önüne geçilmesi amacıyla söz konusu alanda kalan özel mülkiyete tabi olan taşınmazların kamulaştırılması ihtiyacı hâsıl olduğu, bu çerçevede Bakanlık Makamı'nın 05/05/2022 tarih ve 3360804 sayılı Olur'una istinaden 22/04/2022 tarih ve 31817 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 21/04/2022 tarih ve 5494 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile söz konusu yerleşime uygun olmayan alanda yer alan özel mülkiyete konu taşınmazların acele kamulaştırılmasına karar verildiği bilgilerine yer verildiği görülmektedir. Dairemizin ara kararına cevaben de, riskli alan ilanına uygun olarak Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Mekansal Planlama Genel Müdürlüğü tarafından onaylanmış revize 1/5000 ve 1/1000 ölçekli imar planlarında davacıların taşınmazının bulunduğu alanın 285 metrekaresinin "Yerleşime Uygun Olmayan Alan (UOA)" da yol kapsamında, 30 metrekaresinin ise "Dini Tesis Alanı"nda kaldığı, anılan planlara karşı ve "Riskli Alan" ilanına karşı açılan davaların olmadığı bilgisi verildiği, savunmaya ek olarak sunulan işlem dosyasında yer alan 1/1500 ölçekli tahliye ve yıkım durumu haritasından da riskli alandaki yapıların çok büyük kısmının yıkıldığı, tampon bölgede kalan sadece iki adet taşınmazın tahliyesinin gerçekleşmediği, bunlardan birinin de dava konusu taşınmaz olduğu anlaşılmaktadır.
Ayrıca, davalı idareler tarafından dava dosyasına sunulan ve İTÜ Maden Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. … tarafından Aralık 2016 tarihinde hazırlanmış olan "Gerede İlçesi (Bolu) ve Yakın Civarının Faya Yönelik Paleosismolojik Etüd"ününde, Bolu ili, Gerede ilçesinin Kuzey Anadolu fay hattının tam üzerinde olduğuna vurgu yapılarak, "Demirciler Mahallesinde daha önce yapılan jeolojik/jeoteknik etüd raporlarındaki tespitler doğrultusunda belirlenen fay hattı etrafında oluşturulan 30 metrelik tampon zonun kendi çalışmalarıyla uyumlu olduğu, önceki çalışmalarla, anılan çalışmada elde edilen fay geometrisinin birebir uyumlu olduğu, fayın lokasyonu konusunda herhangi bir şüpheye yer bırakmadığı, Gerede ve yakın çevresindeki aktif fay hattının hassas bir şekilde belirlendiği ve daha önce hazırlanan raporlara uygun olarak 15'er metre olmak üzere 30 metrelik tampon bölgenin oluşturulduğu" hususlarının tespit edildiği, Kocaeli Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Hasan Erdoğan tarafından Ocak 2023 tarihinde hazırlanmış olan "Bolu İli, Gerede İlçesi, Demirciler Mahallesi Sınırları Dahilinde bulunan Proje Alanında Kentsel Dönüşüm Kanunu Uygulama Yönetmeliğine Göre Yapılan İncelemeler ve Tespitle Hakkında Teknik Değerlendirme Raporu"nda da, "Bolu ili, Gerede ilçesi, Demirciler Mahallesi sınırları içinde bulunan proje alanında yer alan bina stokunun can ve mal güvenliğini sağlamaktan uzak riskli binalardan oluştuğu, proje alanında uygulama bütünlüğü gözetilerek yaşayan nüfusun can güvenliğinin sağlanması için riskli yapı stokunun etkin bir şekilde ivedilikle bertarafının uygun olacağı" yönünde görüş bildirildiği görülmektedir.
Tüm bu hususların birlikte değerlendirilmesinden, "Riskli Alan" olarak ilan edilen bölgede aktif fay hattı ve çevresindeki tampon bölgede kalan özel mülkiyete konu taşınmazların üzerlerindeki yapılarla birlikte kamulaştırılmasında, acelelik halinin bulunduğu tartışmasızdır. Öte yandan davacıların taşınmazlarının bulunduğu parselin kesinleşmiş yürürlükteki imar planlarında, yerleşime uygun olmayan alanda yol güzergahı kapsamında ve küçük bir kısmının da dini tesis alanında kaldığı, bu nedenle yukarıda verilen 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 6. maddesinin ilgili fıkrası hükmü uyarınca kamulaştırılabilmeleri için ayrıca kamu yararı kararı alınmasına da gerek olmadığı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, dava konusu acele kamulaştırma işleminde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Dava konusu 21/04/2022 tarih ve 5494 sayılı Cumhujrbaşkanı Kararının uyuşmazlığa konu taşınmaz yönünden DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …-TL yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca …- TL vekâlet ücretinin davacılardan alınarak davalı idarelere verilmesine,
4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacılara iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 26/04/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.