T.C.
D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/4102
Karar No : 2023/2162
TEMYİZ EDEN TARAFLAR :
1- (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
2- (DAVALI) : ...Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. ..., Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ...Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararının taraflarca aleyhe olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Emniyet Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu Başkanlığında 1. sınıf emniyet müdürü olarak görev yapan davacının, 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 55. maddesinin 20. fıkrası uyarınca re’sen emekliye sevk edilmesine ilişkin ...tarih ve ...sayılı Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Değerlendirme Kurulu kararının iptali ile bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ...İdare Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla; 6638 sayılı Kanun ile 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanununun terfi ve atamalara ilişkin maddelerinde değişikliklere gidildiği, birinci sınıf emniyet müdürlerinin bulundukları rütbedeki en fazla bekleme süresinin altı yıl olarak belirlendiği, söz konusu değişikliklerin bir an önce hayata geçirilmesi amacıyla 55/20. madde ile idareye re'sen emeklilik işlemlerini gerçekleştirme yükümlülüğünün verildiği, bunun neticesinde idarenin emniyet müdürlerini kendi aralarında değerlendirerek davacının da aralarında bulunduğu bir kısım personelleri re'sen emekliye sevk ettiği, 55/20. maddede birinci sınıf emniyet müdürlerinin bulundukları rütbedeki en fazla bekleme süresinin altı yıl olduğu, bu süre sonunda bir üst rütbeye veya meslek derecesindeki göreve atanamamaları ve emeklilik veya yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için gerekli şartları haiz olan personeli re'sen emekliye sevk etme hususunda davalı idareye geniş bir takdir yetkisi tanındığı, ilgili personelin belirlenmesi noktasında Kanunda bulundukları rütbedeki en fazla bekleme süresi olan altı yıl içerisinde bir üst rütbeye veya meslek derecesindeki göreve atanamamaları ve emeklilik veya yaşlılık aylığı bağlanabilme şartlarına haiz olmanın haricinde başarısızlık, yetersizlik vb. gibi subjektif herhangi bir şarta da yer verilmediği, kamu hizmetinin etkin ve verimli bir biçimde yürütülmesini teminen, halihazırda yürürlükte bulunan Kanunun amir hükmünün verdiği yetkiye istinaden idareye tanınan takdir yetkisi kapsamında, kamu yararı ve hizmet gerekleri göz önünde bulundurularak işlem tesisine olanak sağlandığı; bu durumda, 6638 sayılı Kanun'un 22. maddesi ile değiştirilen 3201 sayılı Kanun'un 55/20. madde hükmü doğrultusunda bulunduğu rütbedeki en fazla bekleme süresi olan altı yıl içerisinde bir üst rütbeye veya meslek derecesindeki göreve atanamayan davacının, Yüksek Değerlendirme Kurulu'nun yaptığı değerlendirme sonucu getirilen teklife dayanılarak re'sen emekliye sevk edilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı; öte yandan, dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmediğinden, davacının işlem nedeniyle yoksun kalmış olduğu maddi zararların yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ...Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince, Danıştay Onikinci Dairesinin 24/11/2021 tarih ve E:2021/1495, K:2021/6076 sayılı bozma kararına uyularak; uyuşmazlıkta; 1. sınıf emniyet müdürü olan davacının, emekli edilme sebebine dayanak gösterilen takdir yetkisi kullanılırken, idarenin hangi objektif değerlendirme ve seçme kriterleri esas alınarak hareket ettiğinin şüpheye yer bırakmayacak şekilde açıklığa kavuşturulmadığı ve işlemin tesis edilmesini haklı gösterecek somut ve objektif bilgi ve belgelerin ortaya konulamadığı; ayrıca, davacı hakkındaki iptal kararının uygulanması aşamasında davacının durumu yeniden değerlendirileceğinden, davacının yoksun kaldığı parasal hakların yasal faiziyle ödenmesi istemi hakkında bu aşamada karar verilmesine olanak bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline, yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemi hakkında ise karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
TARAFLARIN İDDİALARININ ÖZETİ :
Davacı tarafından; İdare Mahkemesi kararının yoksun kalınan parasal hakları yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinin ve yargılama duruşmalı olarak yapıldığı halde lehine duruşmasız işler için belirlenen vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idareler tarafından; Davacının bulunduğu rütbeye terfi tarihinden itibaren 6 yıllık bekleme süresini doldurduğu, emekli edilmesinin mevzuat gereği olduğu ve dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN SAVUNMALARININ ÖZETİ :
Davacı tarafından; Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Davalı idareler tarafından; Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının düzelterek onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince; Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın, işlemin iptali ve parasal hak istemi ile ilgili kısımları usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Davacının, lehine vekalet ücretine eksik hükmedilmesi yönünden temyiz istemi incelendiğinde;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 6545 sayılı Kanun'un 22. maddesiyle değişik "Temyiz İncelemesi Üzerine Verilecek Kararlar" başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde; temyiz incelemesi sonunda, kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa, Danıştayın kararı düzelterek onayacağı hükme bağlanmıştır.
Anılan Kanun maddesinin gerekçesinde; temyiz incelemesinde sadece maddi hatalarda değil, aynı zamanda yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen eksiklik ya da yanlışlıkların da düzelterek onama kararı verilmesinin sağlandığı, uygulamada, vekâlet ücretine, yargılama giderlerine ya da faize hükmedilmesinin unutulması ya da bunların yanlış hesaplanması gibi, kararın asli olmayan unsurlarında görülen bir kısım eksiklik ya da yanlışlıklar nedeniyle bozma kararları verildiği, bunun mahkeme tarafından tekrar karara bağlandığı ve yine bu kararlara karşı yeniden kanun yollarına başvurulabilmesi nedeniyle hem zaman hem de emek kaybına neden olunduğunun görüldüğü, bu suretle esasa etkili olmayan konularda Danıştayın kesin karar vermesi sağlanarak uyuşmazlığın hızla sonuçlandırılmasının amaçlandığı hususlarına yer verilmiştir.
Öte yandan, 2577 sayılı Kanun'un 31. maddesinin yargılama giderleri konusunda yollamada bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 323. maddesinde, vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekalet ücreti yargılama giderleri arasında sayılmış; 326. maddesinde, yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği hüküm altına alınmıştır.
1136 sayılı Avukatlık Kanununda ise, "Avukatlık Ücreti" başlıklı 164. maddesinde; avukatlık ücretinin, avukatın hukuki yardımının karşılığı olan meblağı veya değeri ifade ettiği, 168. maddesinin son fıkrasında; avukatlık ücretinin takdirinde, hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarifenin esas alınacağı kurala bağlanmıştır.
Dosyanın incelenmesinden; 24/04/2018 tarihinde yapılan duruşmaya davacıyı temsilen Av. ...'ın katıldığının görüldüğü; bu nedenle, kararda, davacı lehine hükmedilen vekalet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen "3.890,00-TL" olması gerekirken, duruşmasız işler için belirlenen "2.550,00-TL" olarak hükmedilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.
Ancak, bu husus, 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca, yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan eksiklik ve yanlışlık kapsamında olduğundan, temyize konu kararın hüküm fıkrasında yer alan "Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 2.550,00- TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine" ibaresinin, "Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen 3.890,00- TL avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine," şeklinde düzeltilerek onanması gerektiği sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların temyiz istemlerinin reddine,
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptali, davacının parasal haklarının yasal faiziyle ödenmesi istemi yönünden ise karar verilmesine yer olmadığı yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı temyize konu kararının, hüküm fıkrasında yer alan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ... - TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine ibaresinin, "Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen ... - TL avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine," şeklinde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 25/04/2023 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.