T.C.
D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/4121
Karar No : 2023/2163
TEMYİZ EDEN TARAFLAR:
1- (Davalı) … Bakanlığı
VEKİLİ: Av. …
2- (Davacı) …
VEKİLİ: Av. …
İSTEMİN KONUSU: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının taraflarca aleyhe olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Emniyet Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu Başkanlığında 1. sınıf emniyet müdürü olarak görev yapan davacının, 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 55. maddesinin 20. fıkrası uyarınca re’sen emekliye sevk edilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Değerlendirme Kurulu kararının iptali ile bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince, Danıştay Onikinci Dairesinin 24/11/2021 tarih ve E:2021/1156, K:2021/6088 sayılı bozma kararına uyularak; davacının resen emekliye sevk edilmesine ilişkin dava konusu işlem yönünden; davalı idarenin, ilgili personeli çalıştırmaya devam ettirmesi veya emekli etmesi konusunda takdir yetkisinin bulunduğu açık ise de, bu yetkinin kullanılması sırasında eşit, objektif ve istikrarlı bir uygulamanın sağlanmasının, hukuk devleti ilkesinin gereği olduğu; öte yandan, takdir yetkisinin kullanımının kamu yararı ve hizmet gerekleriyle sınırlı olduğu, bu açıdan yargı denetimine tabi bulunduğunun idare hukukunun bilinen ilkelerinden olduğu, idare hukukunda benimsenmiş bu prensiple, idarenin işlemlerinde keyfiliğin, subjektifliğin önlenmesinin ve bu suretle memurların daha rahat, güvenli bir statüde hizmet vermelerinin amaçlandığı, bu bakımdan, emeklilik işlemine dayanak olan gerekçenin değerlendirilmesinde; ilgilinin durumu, kamu yararı, hizmet gerekleri gibi kriterlerin dikkate alınması gerektiği; dava konusu uyuşmazlıkta, 1. sınıf emniyet müdürü olan davacının emekli edilme sebebine dayanak gösterilen takdir yetkisi kullanılırken, idarenin hangi objektif değerlendirme ve seçme kriterleri esas alınarak hareket ettiğini şüpheye yer bırakmayacak şekilde açıklığa kavuşturmadığı, işlemin tesis edilmesini haklı gösterecek somut ve objektif bilgi ve belgelerin ortaya konulmadığı; diğer yandan, davalı idarece, davacının re'sen emekliye sevk edilip edilmeyeceği konusunda belirtilen gerekçeler dikkate alınarak yeniden bir değerlendirme yapılacağından, bu kararın, davacının doğrudan görevine başlatılması sonucunu da doğurmayacağı; davacının re'sen emekliliğe sevk edilmesi nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi ve özlük haklarının iadesi istemi yönünden ise; gerekçenin, davacının doğrudan görevine başlatılması sonucunu doğurmaması, davacının re'sen emekliye sevk edilip edilmeyeceği konusunda davalı idarece yeniden bir değerlendirme yapılmasının gerekmesi nedeniyle bu aşamada "işlem nedeniyle yoksun kalınan parasal hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesi ve özlük haklarının iadesi" istemi yönünden karar verilmesine olanak bulunmadığı gerekçesiyle, dava konusu işlemin iptaline, işlem nedeniyle yoksun kalınan parasal hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesi ve özlük haklarının iadesi istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
TARAFLARIN İDDİALARININ ÖZETİ:
1- Davacı tarafından; kararın dava konusu işlemin iptali yönünde verilen kısmının onanması gerektiği, işlem iptal edildiğinden özlük haklarının iadesi talebinin reddine ilişkin kısmında ise hukuka uygunluk bulunmadığından, kararın bu kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
2- Davalı idare tarafından; emeklilik işleminin Yüksek Değerlendirme Kurulunca hukuk devletine uygun olarak, mevzuattan doğan yetki, görev ve yükümlülükleri çerçevesinde yerine getirildiği, Mahkeme kararının, dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN SAVUNMALARININ ÖZETİ:
1- Davalı idare tarafından; savunma verilmemiştir.
2- Davacı tarafından; dava konusu işlem tesis edilirken objektif, somut ve işlemi haklı gösterecek bilgi ve belgelere dayanılmadığının açık olduğu, davalı idarenin temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden, davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 6545 sayılı Kanun ile değişik 50. maddesinin 4. fıkrasında, Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesinin bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılacağı hükmüne yer verilmiştir.
Temyizen incelenen kararda, İdare Mahkemesince bozma kararında belirtilen esaslara uyulduğu anlaşılmış olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların karşılıklı temyiz istemlerinin reddine,
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptali, işlem nedeniyle yoksun kalınan parasal hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesi ve özlük haklarının iadesi istemi hakkında ise karar verilmesine yer olmadığı yolundaki ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına,
4. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
5. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25/04/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.