T.C.
D A N I Ş T A Y
ÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2022/4284
Karar No : 2023/2410
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/...
VEKİLİ : Av…
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av…
İSTEMİN KONUSU : ... Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, asıl borçlu ... İnşaat Dekorasyon Gıda Ürünleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinden alınamayan 2010 yılının muhtelif dönemlerine ait kurumlar vergisi, gelir (stopaj) vergisi, katma değer vergisi, vergi ziyaı cezası ve fer'ilerinden oluşan kamu alacağının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen … tarih … ila … takip numaralı ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Davacının 26/10/2010 tarihinde kanuni temsilcilik görevinin sona erdiği, 18/02/2015 tarihinde ise asıl borçlu şirketin ticaret sicilinden re'sen terkin edildiği, dava konusu … ve … takip numaralı ödeme emirlerinde yer alan amme alacağının beyan üzerine tarh ve tahakkuk ettiği, beyan üzerine tahakkuk eden vergi borçlarından kanuni temsilcilerin sorumluluğundan bahsedilebilmesi için kanuni temsilcinin hem verginin döneminde hem de beyan tarihinde şirketin kanuni temsilcilik görevinin devam etmesi gerektiği halde değinilen ödeme emirlerine konu amme alacaklarının vade tarihlerinin davacının kanuni temsilcilik görevinin sona ermesinden sonraki … ve sonrasına ilişkin olduğu, … takip numaralı ödeme emri içeriği Kasım 2010 döneminde davacının kanuni temsilcilik görevinden ayrıldığı, Ekim 2010 döneminde ise kanuni temsilci sıfatının bulunduğu, söz konusu amme alacağının sahte fatura kullanımı nedeniyle yapılan tarhiyata dayandığı ve asıl borçlu şirketten 10/08/2015 tarihinde ilanen tebliğ edilen … tarih ve … takip numaralı ödeme emri ile arandığının anlaşıldığı, asıl borçlu şirketin 18/02/2015 tarihinde tüzel kişiliğinin sona erdiğinden tüzel kişiliği sona ermekle hak ehliyeti son bulan şirket adına hak ehliyetinin sona ermesinden sonraki tarih olan 10/08/2015 tarihinde yapılan tebligat ile alacağın asıl amme borçlusu şirket hakkında kesinleştirildiğinden söz edilemeyeceğinden davacının kanuni temsilci sıfatıyla takibinde hukuka uygunluk görülmediği gerekçesiyle ödeme emirleri iptal edilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacının kanuni temsilci sıfatıyla dava konusu ödeme emirlerine konu borçtan sorumlu olduğu ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacının kanuni temsilcisi olduğu şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. maddesi uyarınca 18/02/2015 tarihinde ticaret sicilinden re'sen silindiği hususunun 24/02/2015 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edildiği, dava konusu … ve … takip numaralı ödeme emirlerinin beyanı üzerine tahakkuk eden vergilerden, 3 takip numaralı ödeme emrinin ise alımların bir kısmının sahte faturalarla belgelendirilmesinden bahisle Ekim ve Kasım 2010 dönemleri için yapılan katma değer vergisi tarhiyatından kaynaklandığı, Ekim 2010 dönemine ait tarhiyata yönelik olarak asıl borçlu şirket adına düzenlenen ihbarnamenin 22/08/2014 tarihinde şirket müdürünün ikamet adresinde eşine tebliğ edildiği, anılan amme alacağının tahsili amacıyla şirket adına tanzim olunan … tarih ve … takip numaralı ödeme emrinin şirket tüzel kişiliğinin sona erdiği 10/08/2015 tarihinde ilanen tebliğ edildiği, yapılan araştırmada şirketin herhangi bir malvarlığı bulunamadığından şirketten tahsil imkanı kalmadığı sonucuna varılan kamu alacağının tahsili amacıyla dava konusu ödeme emirlerinin düzenlendiği anlaşılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun "Kanuni Temsilcilerin Ödevi" başlıklı 10. maddesinde, tüzel kişilerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri tarafından yerine getirileceği, temsilcilerin bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi veya buna bağlı alacakların, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı hükme bağlanmıştır.
Aynı Kanun'un 93 ilâ 109. maddelerinde; tebliğ esasları, tebliğin muhatapları, posta ve ilan yoluyla tebliğler ile memur eliyle tebliğ ve tebliğ yerine geçen işlemler düzenlenmiş, tebligatın nerede, nasıl ve kimlere yapılacağı belirlenmiş, 93. maddesinde, tahakkuk fişinden gayri vergilendirme ile ilgili olup hüküm ifade eden bilumum vesikalar ve yazıların, adresleri bilinen gerçek ve tüzel kişilere posta vasıtasiyle ilmühaberli taahhütlü olarak tebliğ edileceği, şu kadar ki ilgilinin kabul etmesi şartiyle tebliğin daire veya komisyonda yapılmasının mümkün olduğu kuralına yer verilmiş, “Tebliğ yapılacak kimseler” başlıklı 94. maddesinin 1.fıkrasında, tebliğin, mükelleflere, bunların kanuni temsilcilerine, umumi vekillerine veya vergi cezası kesilenlere yapılacağı, 2. fıkrasında, tüzel kişilere yapılacak tebliğin, bunların başkan, müdür veya kanuni temsilcilerine, tüzel kişiliği olmayan teşekküllerde idare edenlere veya temsilcilerine yapılacağı, tüzel kişilerin müteaddit müdür veya temsilcisi varsa tebliğin bunlardan birine yapılmasının yeterli olacağı, 2365 sayılı Kanun'un 18. maddesiyle eklenen 3. fıkrasında ise, kendisine tebligat yapılacak kimsenin bulunmaması halinde tebliğin, ikametgah adresinde bulunanlardan veya iş yerlerindeki memur ya da müstahdemlerden birine yapılacağı kural altına alınmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Temyiz istemine konu edilen Vergi Dava Dairesi kararının, dava konusu … ve …. takip numaralı ödeme emirleri ile … takip numaralı ödeme emrinin, Kasım 2010 dönemine ait amme alacağına ilişkin hüküm fıkrası aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle Dairemizce de uygun bulunmuştur.
Kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ödeme emirlerine karşı açılan davalarda, ancak asıl borçlu şirket adına tanzim edilen ödeme emirlerinin tebliğine ilişkin hukuka aykırılıkların incelenebileceği açık olmakla birlikte uyuşmazlık konusu olayda, şirket adına salınan cezalı vergi tebliğ edildikten sonra fakat ödeme emri düzenlenip tebliğ edilmeden önce 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7.maddesi uyarınca yapılan ihtar ve Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayımlanan ilana rağmen süresi içerisinde bildirimde bulunulmaması üzerine şirketin 18/02/2015 tarihinde ticaret sicilinden re'sen kaydının silindiği dikkate alındığında, şirket hakkında tahakkuk etmiş bir borç bulunması şartıyla şirket hakkında ödeme emri düzenlenmesine gerek olmaksızın kanuni temsilcinin sorumluğuna gidilebileceğinden kamu alacağının şirket yönünden tahakkuk edip etmediğinin belirlenmesi için cezalı vergiye ilişkin ihbarnamelerin usulüne uygun tebliğ edilip edilmediğinin ortaya konulması gerekmektedir.
Tebliğ, hukuki bir işlemden ilgili kimsenin haber almasını sağlamak için, yetkili makamın kanuni şekilde yazı veya ilan ile yapacağı bilgilendirme işlemi olup amaç, ilgilinin yasal haklarını kullanabilmesine imkan tanımaktır. Bu nedenle, 2365 sayılı Kanun'la 3. fıkra eklenmeden önceki 94.madde düzenlemesinde, sadece dava açabilecek kişiler, adına tebligat yapılacak kişiler kapsamında sayılmıştır. Değişiklik öncesi 94. madde hükmü genel bir düzenleme gibi görünmekle beraber, muhatabın kendisine ya da onun adına dava açma konusunda yetkili ve görevli kimselere yer veren birinci fıkra hükmünün gerçek kişilere yönelik olduğu; ikinci fıkranın ise tüzel kişiler adına dava açabilecek dolayısıyla tebligat yapılabilecek kimseleri düzenlediği sonucuna varılmaktadır.
Kendisine tebligat yapılacak kimsenin bulunmaması halinde, tebliğin kimlere yapılacağı, 2365 sayılı Kanun'la eklenen 3. fıkrada belirlenmiştir. Düzenleme; muhatabın bulunmaması halinde, ikametgah adresinde bulunanlara veya işyerinde bulunan memur ve müstahdemlere tebligat yapılacağı ancak, tebligat yapılacak kişinin on sekiz yaşından büyük görünmesi ve açık bir surette ehliyetsiz bulunmaması gerektiği şeklindedir.
Madde; aile fertlerine tebliğ yapılması halinde, tebliğ muhatabının haberdar olma ihtimalinin, ilanen tebligata göre daha fazla olacağı gerekçesine dayandırılmış, Bütçe Plan Komisyonunda maddeye “veya işyerinde memur ya da müstahdemlerinden birine yapılır.” ifadesi eklenmiş, böylece fıkra hem gerçek hem de tüzel kişiler için uygulanır duruma gelmiştir.
“İkamet adresinde yapılacak tebliğ” ifadesi, 1. fıkranın da işaret ettiği gerçek kişilere tebligat yapılamaması halini düzenlemektedir. Tüzel kişiler yönünden ise “işyerinde”, “tebliğ yapılacak kimsenin bulunmaması”, “memur veya müstahdem” kriterlerinin esas alınması gerekmekte olup, düzenlemeden; tüzel kişilerle ilgili tebliğin, tüzel kişilerin temsilcilerinin ikamet adreslerinde yapılabileceği gibi bir sonuç çıkarılması mümkün değildir.
Buna göre tüzel kişilerde asıl muhatap, yasal temsilcilerdir. Bu temsilciler mutad iş saatlerinde "işyerinde" bulunamadıkları veya tebligatı bizzat alamayacak durumda oldukları takdirde "orada hazır bulunan" "memur veya müstahdemlere" tebliğ yapılması, bu şekilde işyerinde tebligat mümkün olmaması halinde ilan yoluyla tebliğ yoluna gidilmesi gerekmektedir.
Bu durumda, dava konusu ... takip numaralı ödeme emrine konu Ekim 2010 dönemine ait tarhiyata ilişkin ihbarnamenin, davacı şirketin kanuni temsilcisinin ikamet adresinde eşine tebliğ edilmesinin, 213 sayılı Kanun'un 94.maddesindeki usule uygun olduğundan söz edilemeyeceği dikkate alındığında, ortada kesinleşen kamu alacağının varlığından bahsedilemeyeceğinden, değinilen ödeme emrinin söz konusu kamu alacağına yönelik kısmının yazılı gerekçeyle iptaline ilişkin hüküm fıkrasına yöneltilen istinaf başvurusunun reddinde sonucu itibariyle hukuka aykırılık görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin kısmen reddine,
2.Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının; dava konusu … ve … takip numaralı ödeme emirleri ile … takip numaralı ödeme emrinin, Kasım 2010 dönemine ait amme alacağına ilişkin ilişkin hüküm fıkrasının ONANMASINA,
3. Kararın; dava konusu … takip numaralı ödeme emrinin, Ekim 2010 dönemine ait kamu alacağına yönelik kısmına ilişkin hüküm fıkrasına yöneltilen TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 06/06/2023 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.