T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2022/4324
Karar No:2023/242
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1. ... Sanayi A.Ş.
2…
3. …
VEKİLİ : Av…
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av…
MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) : … Fabrikaları A.Ş.
VEKİLİ : Av…
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: ... Sanayi A.Ş.'de kurucu intifa senedi sahibi olan davacılar tarafından, ... Sanayi A.Ş., ... Sanayii ve Ticaret A.Ş., ... Sanayii ve Ticaret A.Ş., ... Sanayii A.Ş. ve ... Sanayii A.Ş.'nin 31/12/2019 tarihli finansal tabloları esas alınarak tüm aktif ve pasifleriyle birlikte bir bütün hâlinde devranılması suretiyle ... Fabrikaları A.Ş. (...) bünyesinde birleşmesi için hazırlanan duyuru metnine onay verilmesine ve bu işlem nedeniyle Şişecam esas sözleşmesinde yapılacak değişikliklere uygun görüş verilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı Sermaye Piyasası Kurulu (Kurul) kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …. İdare Mahkemesi'nce verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; 31/12/2019 tarihli finansal tablolar esas alınarak davacıların kurucu intifa senedi sahibi oldukları ... Cam'ın da aralarında bulunduğu şirketlerin tüm aktif ve pasifleriyle birlikte bir bütün hâlinde devralınması suretiyle ... bünyesinde birleşmesi için hazırlanan duyuru metnine onay verilmesi talebinin olumlu karşılanmasına ve birleşme işleminin genel kurulda onaylanması şartıyla Şişecam'ın esas sözleşmesinde yapılacak değişikliklere uygun görüş verilmesine ilişkin işlemde Kurul'un yetkisinin, özellikle yatırımcıların sağlıklı yatırım kararı vermelerinin sağlanmasına ve mağduriyetlerinin önlemesine yönelik olarak kamuyu aydınlatma hususunun eksiksiz yapılıp yapılmadığı, buna ilişkin belgelerin sunulup sunulmadığı, birleşmeye ilişkin sermaye piyasası mevzuatında yer verilen kurallara aykırılık bulunup bulunmadığının incelenmesi ve denetimiyle sınırlı olduğu, şeklî hususlar dışında onay talebinde bulunan şirketler tarafından sunulan uzman kuruluş raporlarındaki rakamsal değer ve faaliyetleri mevzuatın verdiği yetki dışında inceleme yükümlülüğü bulunmadığı, davalı idarenin takdir yetkisi kapsamında yaptığı değerlendirme sonucunda, birleşmeye ilişkin uzman kuruluş raporunda yer verilen görüşler doğrultusunda birleşme için hazırlanan duyuru metnine ve Şişecam esas sözleşmesinde yapılacak değişikliklere onay verilmesine ilişkin Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nce; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacılar tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, ilk derece ve bölge idare mahkemesi kararlarının gerekçesiz olduğu, dava dilekçesinde ileri sürülen iddialar hakkında gerekli araştırma ve yargılamanın yapılmadığı, kurucu intifa senetlerinin ortadan kaldırılması için kurucu intifa senedi sahiplerinin onayının gerektiği, kurucu intifa senedi sahibi olarak paylarının satın alınması yönünde bir taleplerinin bulunmadığı, intifa senetlerinin birim fiyatlarının düşük belirlendiği, birleşmeye onay verilmesine ilişkin kararın mülkiyet hakkını ihlâl ettiği, yatırımcıların hak ve menfaatlerinin korunması amacına aykırı olduğu, birleşme olmazsa ayrılma hakkının engellenmesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Türk Ticaret Kanunu’nda devralan şirkete, devrolunan şirketin intifa senedi sahiplerine eş değerli haklar tanımak veya intifa senetlerini birleşme sözleşmesinin yapıldığı tarihteki gerçek değeriyle satın almak şeklinde seçimlik iki hak tanındığı, somut olaydaki birleşme işleminde intifa senedi bedellerinin mevzuata uygun olarak belirlendiği, kurucu intifa senetlerinin sermaye piyasası aracı niteliğini ve bunların sahiplerinin yatırımcı sıfatını haiz olmadığı, kurucu intifa senetleri sahiplerinin ayrılma hakkı bulunmadığı; davalı yanında müdahil tarafından, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 140. maddesinin beşinci fıkrasında, "Devralan şirket, devrolunan şirketin intifa senedi sahiplerine eş değerli haklar tanımak veya intifa senetlerini, birleşme sözleşmesinin yapıldığı tarihteki gerçek değeriyle satın almak zorundadır." kuralına yer verilmiştir.
6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 23. maddesinin birinci fıkrasında, "Halka açık ortaklıkların birleşme, bölünme işlemlerine taraf olması, tür değiştirmesi, imtiyaz öngörmesi veya mevcut imtiyazların kapsam veya konusunu değiştirmesi gibi yatırımcıların yatırım kararlarının değişmesine yol açacak ortaklığın yapısına ilişkin temel işlemler bu Kanunun uygulanmasında önemli nitelikte işlem sayılır. Kurul, önemli nitelikteki işlemleri, önemlilik ölçüsü de dâhil olmak üzere bu nitelikteki işlemlerde bulunulabilmesi veya kararların alınabilmesi için uyulması zorunlu usul ve esasları, halka açık ortaklıkların niteliğine göre belirlemeye yetkilidir." kuralına yer verilmiştir.
6362 sayılı Kanun'un 23. maddesine dayanılarak, taraflardan en az birinin halka açık ortaklık olduğu birleşme ve bölünme işlemlerinde uyulacak usul ve esasları düzenlemek amacıyla hazırlanan II-23.2 sayılı Birleşme ve Bölünme Tebliği'nin (Tebliğ) 11. maddesinin dördüncü fıkrasında ise, devralan şirketin, devrolunan şirketin intifa senedi sahiplerine eş değerli haklar tanımak veya intifa senetlerini, uzman kuruluş görüşü dikkate alınarak belirlenen değeriyle satın almak zorunda olduğu kurala bağlanmıştır.
6102 sayılı Kanun'un şirket birleşmelerinde ortaklık payının ve haklarının korunmasına ilişkin 140. maddesinin gerekçesinde, "a) Birinci fıkrada birleşme hukukuna hâkim, birleşmeyi tanımlayan ilkelerden biri olan ortak olma durumunun devamlılığı, kısaca şirket payının devamlılığı (korunması) ilkesi, kanunî ifadesini bulmuştur. Bu ilke, devrolunan şirketin her bir ortağının, devrolunan şirketteki payının değerini karşılayacak ve şimdiye kadarki payının verdiği haklarına eşit (veya öyle kabul edilen) hakları içeren bir devralan şirket payını talep etmeye hakkı olduğu anlamına gelir. Devrolunan şirketteki şimdiye kadar sahip olunan pay, bir değişim (değiş-tokuş) oranına göre hesaplanan bir devralan şirket payı ile devralan şirkette devam eder. Devamlılık ilkesi, devralan ile devrolunan şirketlerin malvarlıksal büyüklüğünden doğan, mutlak olmayan eşitlikle tanımlanır. Eşitlik, büyüklüklerin oranlanmasına göre bulunmuş bir anlaşılmış değerdir. Bu eşitlik, hükümdeki "karşılayacak değerde" ibaresiyle açıklanmıştır. Eşitlik, sadece parasal olarak değil, haklara ilişkin eşitlik bakımından da söz konusudur. ... Şirketin devamlılığının genel istisnası, 141'inci maddede yer alan ayrılma akçesidir (141'inci maddenin gerekçesine bakılmalıdır). Özel bir istisna ise, intifa senetlerinin satın alınmasına ilişkin beşinci fıkrada yer almaktadır." açıklamalarına yer verilmiştir.
İntifa senetleri, sahibine yalnızca kanunda öngörülen malvarlıksal haklara katılma imkânı sağlayan ve intifa hakkını temsilen çıkarılan senetlerdir. İntifa senetleri, ne esas sermayenin bir parçası olarak ne de pay sahipliği mevkii olarak payı temsil etmektedir. Başka bir anlatımla, intifa senetleri, şirket sermayesinin bir parçası olarak veya pay sahipliği mevkii olarak hiçbir surette payı temsil etmediğinden, bu senetler sahibine yalnızca kanunda öngörülen malvarlıksal haklara katılma imkânı sağlar. İntifa senetleri, sahibine, pay sahipliği sıfatından doğan hakları ise sağlamamaktadır.
İntifa senedi türlerinden olan, kurucu intifa senetleri ise, kurucuların ortaklığı kurdukları sırada gösterdikleri önemli hizmetlere karşılık olarak kuruluşta emeği geçen kurucular lehine çıkartılmaktadır. Bu menfaatlerin kuruculara, sırf payları taahhüt etmeleri nedeniyle ya da kuruluşta yaptıkları masrafları geri vermek amacıyla değil, aynı zamanda ortaklığın kuruluşu ile ilgili gösterdikleri emek ve gayretin karşılığı olarak verildiği ifade edilmektedir.
Birleşme, devralma, tür değiştirme ve bölünme gibi yapısal değişiklikler, intifa senetlerinin hukukî durumunu doğrudan etkilemektedir. Bu tür yapısal değişiklikler, intifa senetlerinin doğrudan, karşılıksız olarak ortadan kalkmasına neden olmamaktadır. Gerek 6102 sayılı Kanun'un 140. maddesinin beşinci fıkrasında gerek 6362 sayılı Kanun'a dayanılarak hazırlanan Tebliğ'de bu konuda birbirine paralel kurallara yer verilerek, şirket birleşmelerinde intifa senedi sahiplerine, devralan ortaklık bünyesinde eş değerli haklar tanınması veya intifa senetlerinin, devralan şirket tarafından uzman kuruluş görüşü dikkate alınarak belirlenen değeriyle satın alınması öngörülmüştür.
Somut olayda, ... Fabrikaları A.Ş. (...) tarafından, 27/04/2020 tarihinde Kurula başvurularak ... Cam Sanayi A.Ş. (... Cam), ... Cam Sanayii ve Ticaret A.Ş., ... Cam Sanayii ve Ticaret A.Ş., ... Sanayii A.Ş. ve ... Cam Sanayii A.Ş.'nin 31/12/2019 tarihli finansal tablolar esas alınarak tüm aktif ve pasifleriyle birlikte bir bütün hâlinde devralınması suretiyle Şişecam bünyesinde birleşilmesi için hazırlanan duyuru metnine onay verilmesi ve bu işlem nedeniyle Şişecam esas sözleşmesinde yapılacak değişiklik ile esas sözleşmeye maddeler eklenmesine ilişkin tadil metnine uygun görüş verilmesi talep edilmiş; birleşme için başvuran şirketler tarafından Tebliğ’in 7. maddesi uyarınca,...A.Ş. (uzman kuruluş) tarafından hazırlanan 27/04/2020 tarihli Birleşme ve Hisse Değişim Oranları Tespitine İlişkin Uzman Kuruluş Raporu Kamuyu Aydınlatma Platformunda yayımlanmıştır. Uzman kuruluş tarafından ayrıca 13/07/2020 tarihli "... Cam A.Ş. Kurucu İntifa Senetlerine İlişkin Değerleme Raporu" hazırlanmıştır.
... Cam kurucu intifa senetlerinin değerinin belirlenmesi amacına özgü hazırlanan 13/07/2020 tarihli söz konusu değerleme raporunda; değerleme tarihi olarak 31/12/2019 tarihinin esas alındığı, kurucu intifa senetlerinin geçmiş yıllarda (2010-2019) elde ettiği kâr payı tutarları ve ... Cam'ın esas sözleşmesi kapsamında doğan hak ve diğer pay gruplarına ilişkin imtiyazların dikkate alındığı belirtilmiştir. Değerleme çalışmasında gelir yaklaşımı kapsamında indirgenmiş temettüler yöntemi kullanılarak geçmişte gerçekleşmiş temettü akımları dikkate alınmıştır. Söz konusu kurucu intifa senetlerinin sadece malvarlıksal haklara sahip olduğu, ... Cam'ın diğer pay grupları gibi haklarının bulunmadığı dikkate alınarak pay değeri tahminleriyle analiz yapılmadığı, geçmiş finansal performans ve geleceğe yönelik finansal beklentilerden ziyade gerçekleşmiş getiri tutarlarına göre değerleme yapıldığı belirtilmiştir. Anılan raporda sonuç olarak, bir adet kurucu intifa senedinin değeri 24.750,00-TL olarak tespit edilmiştir.
Birleşme işlemlerinde, devrolunan şirketin intifa senedi sahiplerine eş değerli haklar tanınması veya intifa senetlerinin uzman kuruluş görüşü dikkate alınarak belirlenen değeriyle satın alınmasının devralan şirket bakımından bir zorunluluk ve imkân (seçimlik hak) olduğu, başka bir anlatımla, intifa senetlerinin belirlenen değer üzerinden satın alınması hâlinde senet sahiplerine eş değerli haklar tanınması gerekmeyeceği, intifa senetlerinin devralan şirket tarafından satın alınmasının şirket birleşmelerinde geçerli olan "şirketin devamlılığı" ilkesinin özel bir istisnası olduğu, bu noktada intifa senedi sahiplerinin onayının aranmadığı, davacıların da aralarında bulunduğu kurucu intifa senedi sahiplerine maliki oldukları senedin uygun karşılığı olarak ödenecek tutarın sermaye piyasası mevzuatı kapsamında hazırlanan uzman kuruluş raporuna göre belirlendiği, intifa senetlerinin karşılıksız olarak sona erdirilmesinin söz konusu olmadığı, öte yandan, tespit edilen bedelin uygun olmadığı iddiasıyla kurucu intifa senedi sahipleri tarafından genel hükümler uyarınca ilgililer aleyhine adlî yargıda dava yoluna başvurulmasının mümkün olduğu anlaşıldığından, davacılar tarafından ileri sürülen iddiaların yerinde olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Bu itibarla, temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacıların duruşma istemi yerinde görülmeyerek ve dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacıların temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan Bölge İdare Mahkemesi kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacılara iadesine,
5. Kullanılmayan …TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davacılara iadesine,
6. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesini teminen dosyanın … İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine, 19/01/2023 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.