T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/45
Karar No : 2023/1492
TEMYİZ EDENLER :1- (DAVACI): … Vakfı
VEKİLİ: Av. …
2- (DAVALI): … Bakanlığı
VEKİLİ: Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 30/12/2020 tarih ve E:2015/8583, K:2020/14077 sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem:05/06/2015 tarihinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca onaylanan 1/100.000 ölçekli Balıkesir-Çanakkale Çevre Düzeni Planının; Plan Açıklama Raporunun 3.1.4.3. ve 3.2.4. sayılı bölümlerinin, "Enerji Üretim Alanları" başlıklı 9.4.2.1. bölümü ile birlikte Plan Uygulama Hükümlerinde, bu alanlara ilişkin düzenlenen 8.36.2. ve 8.36.7.sayılı maddelerinin, Plan Uygulama Hükümlerinin 7.45, 8.7.4 ve 8.37 sayılı maddelerindeki "bu planda değişiklik yapılmaksızın" ibarelerinin, 4.18., 8.21., 7.8, 7.12, 7.34, 7.35, 8.14.7, 8.20.1.10, 8.23.4 sayılı maddelerinin ve 8.20.1.7. maddesindeki "mutlak tarım arazisi" ibaresinin, ... sayılı paftasında Çanakkale ili, Kocaçeşme ilçesinin batısında belirlenen "tercihli kullanım alanları ile turizm tesis alanı" kullanımlarının, Gelibolu ilçesinin Kavakköy Beldesinin batısında belirlenen "gelişme alanı kullanımının, Kocaçeşme ile Kavakköy arasındaki sulak alan sınırı içerisinde belirlenen "gelişme alanı" kullanımının, Çanakkale ili, Gelibolu ilçesi, Evreşe Beldesinde belirlenen "gelişme alanı ile sanayi ve depolama bölgesi" kullanımlarının ve Çanakkale ili, Gelibolu ilçesi, Koruköy batısında belirlenen "turizm tesis alanı" kullanımının, ... sayılı paftasında Çanakkale Boğazı köprü geçişinin, Çanakkale ili, Çan ilçesi, Karakadılar Köyü ile Durali arasında belirlenen "sanayi alanı" kullanımın, ... sayılı paftasında Çanakkale ili, Biga ilçesi, Karabiga beldesinde belirlenen "sanayi alanı" kullanımının, ... sayılı paftasında Balıkesir ili, Bandırma ilçesi, Şirinçavuş ve Hıdırköy Beldeleri arasında belirlenen "sanayi alanı" kullanımının, ... sayılı paftasında Balıkesir ili, Burhaniye ilçesinde belirlenen"gelişme alanı" kullanımının, ... sayılı paftasında Çanakkale ili, Çan ilçesi, Terzialan Beldesinde belirlenen "gelişme alanı" ile Gönen Barajı Koruma Kuşakları içinde kalan Yenice ilçesi, Pazarköy beldesinde belirlenen "gelişme alanı" kullanımının, ... sayılı paftasında Balıkesir ili, Susurluk Barajı Koruma Kuşağında kalan Kepsut ilçesinde belirlenen "gelişme alanı" kullanımının, ... sayılı paftasında Balıkesir ili, Bigadiç ilçesi batısında belirlenen "sanayi alanı" ile "turizm alanı" kullanımlarının, ... sayılı paftasında doğal sit alanı sınırları içinde kalan Balıkesir ili, Ayvalık ilçesi, Küçükköy Beldesinde belirlenen "gelişme alanı" ile Gömeç ilçesinde belirlenen "gelişme alanı" kullanımının iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 30/12/2020 tarih ve E:2015/8583, K:2020/14077 sayılı kararıyla;
Dosyanın ve yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen bilirkişi raporunun ve ek raporun birlikte değerlendirilmesinden;
Plan notları yönünden yapılan değerlendirmede:
Plan Açıklama Raporunun 3.1.4.3 sayılı bölümü yönünden:
Bu konu ile ilgili 27499 sayılı Başbakanlık Genelgesinin birinci maddesinde: "Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün (DSİ) görev, yetki ve sorumluluk alanı dahilindeki bütün akarsu ve dereler, havzaları bazında taşkın riski ve muhtemel taşkın zararları yönüyle değerlendirilerek, acil, kısa, orta ve uzun vadede ıslah edilmesi gerekli olanlar tespit edilecektir. Bu çerçevede hazırlanacak akarsu ve dere yatakları ıslah programı Çevre ve Orman Bakanlığının onayına sunulacaktır." ifadesi bulunduğu,
Taşkın alanlarına ilişkin mevzuatta, kesin bir ifade bulunmamakla birlikte, taşkın riski bulunan bölgenin yerleşim yeri dışında olması halinde de ıslah çalışması yapılması gerektiği, akarsu ve derelerin havzaları bazında taşkın riski ve muhtemel taşkın zararları yönüyle, acil, orta ve uzun vadede ıslah edilmesi gerekli olanların tespit edilmesinin zorunlu olduğu ve bu çalışmalarda çevreye zarar vermeyecek uygulamaların yapılmasının gerekmesi nedeniyle, dava konusu edilen bölümde hukuka aykırılık bulunmadığı,
Plan Açıklama Raporunun 3.2.4 sayılı bölümü yönünden;
Maden alanlarına ilişkin ayrıntılı bilgiye, Plan Açıklama Raporunun 3.2.4. sayılı bölümüyle Plan Uygulama Hükümlerinin 8.30. sayılı bölümünde yer verildiği,
Çevre Düzeni Planının, Plan Hükümleri ve Plan Açıklama Raporuyla bir bütünlük oluşturduğu, her ne kadar davacı tarafından "Planlama bölgesi içerisinde yer alan madenciliğe dayalı faaliyetlerde bölgenin tamamı ruhsatlandırılmış maden sahasıdır" ifadesinin belirsizlik taşıdığı iddia edilmiş ise de, "bölgenin tamamı" ibaresinin maden sahasını kastettiği ve madencilik alanlarının tamamının ruhsatlandırılmış olduğunun ifade edildiği,
Öte yandan, her ne kadar ilgili bölümün eksik düzenlendiği iddia edilmekte ise de; Plan Hükümlerinin "Maden Alanları" başlıklı bölümü altında düzenlenen 8.30.1. sayılı maddede, "Madencilik faaliyetlerinde, 3213 sayılı “Maden Kanunu ” ve ilgili yönetmelik hükümlerine uyulacaktır." hükmüne yer verildiği, aynı şekilde, devam maddelerde de madencilik faaliyetlerinde çevreye zarar verilmemesi için her türlü önlemin, tesis sahiplerince alınacağı ve yasal prosedürlere uygun olarak hareket edileceği gibi hususların düzenlendiği gözetildiğinde, bu bölümde hukuka aykırılık bulunmadığı,
Plan Açıklama Raporunun 9.4.2.1 sayılı bölümü ile Plan Uygulama Hükümlerinin 8.36.2 ve 8.36.7 sayılı (Daire kararında sehven 8.3. olarak yazılmıştır) maddeleri yönünden;
Plan Uygulama Hükümlerinin 8.36.2. sayılı "Çanakkale-Balıkesir il sınırı ile Şevketiye yerleşimi arasında 03/12/2013 tarihli, 03 sayılı maddesinde Mahalli Çevre Kurulu kararı ile belirlenmiş sınırlar içinde, ithal ve yerli kömüre dayalı termik santral kurulumuna ilişkin talepler; ilgili kurum-kuruluş görüşleri doğrultusunda, bu planın amaç, ilke ve stratejileri kapsamında Bakanlıkça değerlendirilir. 03/12/2013 tarihli, 03 sayılı Mahalli Çevre Kurulu kararı ile belirlenmiş sınırlar dışındaki alanlarda yerli kömüre dayalı termik santral talepleri; her bir tesis için 40 milyon ton kömür rezervinin Maden İşleri Genel Müdürlüğünce belgelenmesi, bu rezervin sadece talebe konu santral alanında kullanılması, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından lisans verilmiş olması ve ilgili kurum-kuruluşların uygun görüşlerinin alınması kaydıyla bu planın amaç, ilke ve stratejileri kapsamında bakanlıkça değerlendirilebilir.” şeklindeki hükmü ile 8.36.3. sayılı maddesinde düzenlenen "Mahalli Çevre Kurulu kararı ile enerji üretim ve depolama alanlarına yönelik bu plan kararlarını genişletici kararlar alınamaz.” hükmü uyarınca, termik santrallerin rezerv miktarına bağlı olarak yerli kömür ya da ithal kömüre dayalı olmasına göre değerlendirilmesi suretiyle bir sınırlandırma getirildiği, 40 milyon ton gibi yüksek bir kömür rezervinin bulunduğunun belgelenmesi durumunda, yerli kömüre dayalı termik santral kurulabileceğinin hüküm altına alındığı, öte yandan sadece Çanakkale il sınırı ile Şevketiye yerleşimi arasında kalan sınırlar dahilinde ithal kömüre dayalı termik santrallerin, kurum ve kuruluş görüşlerine dayalı olarak kurulabileceğinin düzenlendiği, buradan hareketle kömüre dayalı termik santrallerin Mahalli Çevre Kurulu kararı ile sınırlandırılmış olduğu ve Mahalli Çevre Kurulu kararıyla sınırın genişletilemeyeceğinin belirtildiği, Çevre Düzeni Planı düzeyinde noktasal olarak somut yer belirlemesi yapılmasının mümkün bulunmadığı, şayet öngörülen miktarda yerli kömür rezervinin ortaya çıkarılması halinde belirlenebileceği, ithal kömüre dayalı termik santrallerin ise ilgili kurum ve kuruluş görüşlerine dayalı olarak kurulabileceği anlaşıldığından, dava konusu edilen bu kısımlarda hukuka aykırılık bulunmadığı,
Plan Uygulama Hükümlerinin 4.18 ve 8.21 sayılı maddeleri yönünden;
4.18. sayılı maddede "organize tarım ve hayvancılık alanlarının" tanımlandığı, 8.21 sayılı maddede ve alt bentlerinde de, bu alanların barındırdığı kullanımların gösterildiği, belirlendiği,
Planın, 8.21.3 sayılı maddesinde, bu alanlarda çevre sorunlarını önlemeye yönelik her türlü önlemlerin alınmasının zorunlu olduğunun, 8.21.2. sayılı maddesinde, bu planda gösterilenler dışında ihtiyaç olması halinde bu alanların yer seçiminin, en az 20 ha olacak şekilde İl Toprak Koruma Kurulu marifetiyle ilgili kurum ve kuruluşların görüşleri doğrultusunda yapılabileceği, yer seçimi yapılan alanlara ilişkin imar planı yapılmasının gerekli olduğu durumlarda bu planda değişikliğe gerek olmaksızın, imar planlarının hazırlanıp onaylanacağının hüküm altına alındığı, diğer taraftan, plan açıklama raporunda, alana ilişkin tarım sektörüne yönelik ana stratejilerin belirlendiği, burada hayvansal üretime ilişkin strateji ve uygulama stratejilerinin oluşturulduğu, plan hükümleri ile korumaya yönelik yeterli düzenleme yapıldığı, getirilen uygulamanın bölgenin özelliğine uygun olduğu, ayrıca plan lejantlarında organize tarım ve hayvancılık alanları lejantının yer aldığı görüldüğünden, bu maddelerde hukuka aykırılık bulunmadığı,
Diğer yandan, en az 20 ha olacak şekilde belirlenen organize hayvancılık ve tarım alanlarında tarım ve hayvancılık amaçlı yapının ve bu yapıların içerisinde çalışanların ihtiyacına yönelik sosyal kültürel donatı alanları, sağlık ve eğitim tesislerinin de yapılması halinde, bu kullanımların yerlerinin, büyüklüklerinin ve yapı yoğunluklarının alt ölçekli imar planlarıyla belirlenecek olması karşısında, 20 ha büyüklüğündeki bir alanda tarımsal üretimin ve üretimde çalışanların ihtiyacının sağlanmasına yönelik getirilen düzenlemelerde bu yönüyle de hukuka aykırılık bulunmadığı,
Plan Uygulama Hükümlerinin 7.8 sayılı maddesi yönünden,
Özel kanunlara tabi alanlarda, farklı kurumların yetki ve sorumluluklarının olabileceği, bu nedenle sınırların değişebileceği, kaldı ki, sınır değişikliklerinin plan değişikliğini gerektirmesi ve böyle bir zorunluluk bulunması halinde, plan değişikliği de yapılabileceği görüldüğünden, bu maddede hukuka aykırılık bulunmadığı,
Plan Uygulama Hükümlerinin 7.12 sayılı maddesi yönünden,
Davaya konu çevre düzeni planının yapım aşamasında iken, yerleşim bölgesindeki illerde yer alan yerleşim yerlerine ilişkin İller Bankası tarafından ihale edilmiş çalışmaların bulunabileceği gözetilerek, çevre düzeni planı nüfus kabullerini aşmamak kaydıyla çevre düzeni planı değişikliğine gerek kalmaksızın, veri tabanına işlenerek alt ölçekli planların yapılmasında hukuka aykırılık bulunmadığı,
Plan Uygulama Hükümlerinin 7.34 sayılı maddesi yönünden;
Bu maddede yer alan düzenlemenin, plan esnekliğini ve dinamizminin sağlaması açısından önemli olmasına karşın, genel bir madde olduğu, plan değişikliği gerektiren hususların mutlaka plana işlenmesinin gerekmesi nedeniyle, hangi yatırım kararlarının çevre düzeni planında değişiklik gerektireceği, hangilerinin gerektirmeyeceği konusunda net bir düzenleme yapılarak çerçeve çizilmesi suretiyle, plan hükümlerinin yeniden oluşturulması gerektiği sonucuna varıldığından, anılan maddede hukuka uyarlık bulunmadığı,
Plan Uygulama Hükümlerinin 7.35 sayılı maddesi yönünden;
Madde metnine yer verilerek, davaya konu plan notunun, planlama bölgesinde çevre düzeni planı ile belirlenen kentsel ve kırsal yerleşme alanlarının dışında da Toplu Konut İdaresi Başkanlığı tarafından plan hazırlayıp konut inşa edebileceğini öngörmesi nedeniyle, plan yapma yetkisine sahip olan kuruluşların üst ölçekli çevre düzeni planı kararında belirlenmeyen herhangi bir kullanımın, bu plana aykırı bir şekilde alt ölçekli planlarla arazi kullanım kararı belirlemesine yol açacağı, bu planda belirlenen kentsel ve kırsal yerleşme alanları ile gelişme alanlarının dışında konut üretilmesinin, plan hiyerarşisi ve çevre düzeni planı yapma amaçlarıyla bağdaşmadığı sonucuna ulaşılarak, bu maddede hukuka uyarlık bulunmadığı,
Plan Uygulama Hükümlerinin 8.20.1.7 sayılı maddesindeki "mutlak tarım arazisi" ibaresi yönünden;
Çevre düzeni planında 01/07/2016 tarihinde yapılan değişiklik ile, “…mutlak tarım arazileri ve marjinal tarım arazileri…” ile “…emsal değerlerinin %50 oranında arttırılması…” yönündeki ibarelerin plan notlarından çıkarıldığı dikkate alındığında, bu madde yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı,
Plan Uygulama Hükümlerinin 8.20.1.10 sayılı maddesi yönünden;
Plan Uygulama Hükümlerinin 8.20.1.8. maddesinde, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu uyarınca dikili, özel ürün, fiilen sulanan veya sulama projesi kapsamında bulunan tarım arazilerinde tarımsal amaçlı yapı yapılabileceğinin düzenlendiği, kaldı ki tarım arazilerinin ve yapılacak yapıların niteliklerinin alt ölçekli planlarda belirleneceğinin belirtildiği,
Öte yandan, çevre düzeni planlarının leke plan niteliğinde olması nedeniyle, bu plan üzerinden arazi sınıflandırılmasının ölçeği gereği mümkün olmadığı,
Bu nedenle, davaya konu bölümde, tarım alanlarında yapılacak yapılar için genel hükümler getirilerek Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinde yer alan yapılaşma koşullarına atıfta bulunulduğu, plan hükümlerinin devamı maddelerinde mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ile ilgili olarak ayrıntılı yapılaşma koşullarının belirlendiği görüldüğünden, bu maddede hukuka aykırılık bulunmadığı,
Plan Uygulama Hükümlerinin 8.23.4 sayılı maddesi yönünden,
Orman alanlarının, ilgili mevzuat uyarınca korunmasının esas olduğu, ancak mevzuat hükümleri uyarınca tahsisi yapılan alanların, planda değişiklik yapılarak başka bir amaca ayrılması ve başka bir kullanımda gösterilmesinin, alanın orman statüsüne aykırı olacağı, orman alanlarına yönelik getirilen uygulama hükmü ile orman olup da mevzuat uyarınca tahsisi yapılan alanların amaçlarına uygun olarak kullanılmasına olanak sağlandığı, orman alanı statüsünün değiştirilmediği görüldüğünden, bu maddede hukuka aykırılık bulunmadığı,
Plan Uygulama Hükümlerinin 7.45 sayılı maddesi yönünden;
Madde metnine yer verildikten sonra, beton santrallerinin, öncelikle planda belirlenmiş olan sanayi alanlarına yönlendirilmesinin esas olduğu, öte yandan, beton santrallerinin, çevreye olumsuz etkisi olan tesis niteliğinde oldukları açık ise de, büyük çaplı olsa dahi, ölçeği gereği tek tek tüm beton santrallerinin çevre düzeni planında gösterilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle, bu maddede hukuka aykırılık bulunmadığı,
Plan Uygulama Hükümlerinin 8.14.7 sayılı maddesi yönünden;
Davaya konu golf alanlarının, uluslararası standartlara uygun strateji kararına göre yer seçimlerinin yapılmadığı, ciddi bir araştırmaya dayanmadığı, golf alanların belirlenmesinin tüm planlama bölgesi üzerinde yer alan bir arazi ve araştırma sonucu ortaya çıkmadığı, topografya, su kullanımı vb. verilerin değerlendirilmediği, niteliği gereği özel yer seçimi yapılması gerektiği, 50 ha gibi büyük yüz ölçümüne kadar olanlarının, çevre düzeni planı değişikliğinden muaf tutulmasının plan yapım tekniğiyle bağdaşmadığı, kaldı ki plan lejandında da golf alanı kullanımı öngörülmüş olduğundan, her durumda çevre düzeni planında gösterilmesi gerektiği gerekçesiyle, bu maddede hukuka uyarlık bulunmadığı,
Plan Uygulama Hükümlerinin 8.7.4 sayılı maddesi yönünden;
Dava konusu düzenlemede, belirli bir hektar sınırı getirilmeden ve alanın büyüklüğüne bakılmaksızın "lojistik bölge" yer seçimine ilişkin plan değişikliğinin çevre düzeni planı ölçeğinde yapılmamasının, çevre düzeni planını işlevsiz bırakacağı gerekçesiyle, bu maddede hukuka uyarlık bulunmadığı,
Plan Uygulama Hükümlerinin 8.37 sayılı maddesi yönünden,
Madde metnine yer verildikten sonra, planda fosil yakıtlara dayalı enerji üretim tesisleri ile yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı tesisler arasında bir ayrıma gidildiği, fosil yakıtlara dayalı enerji üretim tesisleri için, çevre düzeni planı değişikliği yapılması gerekirken, yenilenebilir enerji kaynakları ile enerji üretiminde EPDK'dan lisans veya izin alınması ve ilgili kurum ve kuruluşların uygun görüşlerinin tamamlanması koşulu ile plan değişikliğine gerek olmaksızın, alt ölçekli planların yapılabilmesine ilişkin plan hükmü düzenlendiği, bu nedenle davaya konu planın ölçeği de gözönünde bulundurularak, plan onayından önce veya sonra EPDK'dan alınacak izin ve lisans kapsamında alt ölçekli plan kararları ile, bu planda gösterilmesine gerek olmaksızın yenilenebilir enerji kaynakları ile enerji üretim tesislerinin yapılmasına olanak tanınmasında, hukuka aykırılık bulunmadığı,
Plan paftaları yönüden yapılan değerlendirmede:
... sayılı paftadaki, Çanakkale ili, Gelibolu ilçesi, Kocaçeşme beldesinin batısında belirlenen "tercihli kullanım alanları" ile "turizm tesis alanı" yönünden;
Bilirkişi raporunda, bu bölgenin boş arazi ve bakir alan vasfında olduğu, alanda tarımsal nitelikli alanlar bulunduğu yönünde tespitler yapıldığı, buna göre çevre düzeni planı yapımının hazırlık aşamasında, alanın tarımsal potansiyeli araştırılmadan ve turizm dinamiği incelenmeden, eksik incelemeye dayalı plan kararları üretildiği, yukarıda belirtilen kullanım kararlarının getirilebilmesi için söz konusu alanın potansiyeli ve dinamiklerinin göz önüne alınarak, bölgenin karakterine en uygun kullanımın belirlenebilmesi maksadıyla planlama çalışmalarının tamamlanması gerektiği, bir alanın tercihli kullanım ve turizm alanı olarak belirlenerek buna uygun yapılaşmaya açılabilmesi için detaylı araştırma yapılması gerekirken yapılmadığından, bu kısım açısından şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına uyarlık (Daire kararında sehven aykırılık bulunmadığı yazılmıştır) bulunmadığı,
... sayılı pafta, Çanakkale ili, Gelibolu ilçesi, Kavakköy Beldesinin batısında belirlenen "gelişme alanları" yönünden;
Kavakköy nüfus dinamiğine bakıldığında, alanda durağan artıştan öte bir nüfus artışının beklendiği, bu durumda buradaki yerleşim için ileride ortaya çıkabilecek potansiyel nüfus artışı için gereken alanların oluşturulmasının olağan/makul bir yaklaşım olarak kabul edilmesi gerektiği, nitekim çevre düzeni planı gibi sürekli olarak yapılamayan ve sıkça değişime açık karakteri bulunmayan bir plan ölçeğinde, ileride ortaya çıkması beklenen duruma göre plan kararları alınmasında bir sakınca bulunmadığı, öte yandan burada öngörülen kullanım kararının zamanla oluşacak ihtiyaca göre alt ölçekli plan çalışmalarında ele alınarak değerlendirileceği ve üst ölçekte belirlenen gelişme alanı kullanımlarının tamamının, alt ölçekli planlarda mutlaka yapılaşmaya açılacağı anlamına gelmediği gözetildiğinde, bu kısım açısından şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırılık bulunmadığı,
Kocaçeşme ve Kavakköy arasında sulak alan sınırı içinde belirlenen "gelişme alanı" yönünden;
Kocaçeşme ve Kavakköy arasındaki alanın, kuzeydoğuda bulunan Evreşe ile doğrudan bağlantılı olduğu ve Evreşe için nüfus artışı dinamiği beklenmediğinin de nüfus projeksiyonundan anlaşıldığı, yani burası için yakın gelecekte gelişme potansiyelinin mevcut olmadığı, planda ise yerleşim merkezlerinden uzak mesafelere kadar gelişme alanı planlandığı, alanın büyük kısmının da sulak alan sınırı içinde kaldığı, ayrıca gelişme alanı olarak belirlenen alanın üzerinde halihazırda bir yerleşimin de bulunmadığı, burada kentsel gelişme alanı olarak belirlenen alanın nüfus artış dinamiği bulunmadan ve sulak alan içerisinde ve yerleşim merkezi mesafelerinden uzakta bulunmasına rağmen, kentsel gelişme alanı olarak planlanmasına ilişkin bilimsel ve teknik gerekçelerin somut olarak ortaya konulamadığı görüldüğünden, bu kısım yönünden şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına uyarlık (Daire kararında sehven aykırılık bulunmadığı yazılmıştır) bulunmadığı,
... sayılı pafta, Çanakkale ili, Gelibolu ilçesi, Evreşe Beldesinde belirlenen "gelişme alanı" ile "sanayi ve depolama bölgesi" kullanımları yönünden;
Evreşe çevresinde her ne kadar büyük yüz ölçümlü bir alan, kentsel gelişme alanı olarak belirlenmişse de, Evreşe'de nüfus artışı dinamiği beklenmediğinin nüfus projeksiyonundan anlaşıldığı, yani burası için yakın gelecekte gelişme potansiyelinin mevcut olmadığı, alanının artış eğilimli bir nüfus dinamiğinin bulunmadığı, mevcutta kırsal nitelikli bir yerleşim yeri olduğu, öte yandan Plan Açıklama Raporu ile plan paftasının bir bütünlük oluşturması gerektiği gözetildiğinde Plan Açıklama Raporu uyarınca bu yerleşimin sanayi kullanımına yönlendirilmesine ilişkin bir düzenlemenin bulunmaması, halihazırda alanda sanayi potansiyelinin bulunduğuna ilişkin bir verinin bulunmaması karşısında, pafta ile rapor arasında uyumsuzluk bulunduğu,
Bu durumda, kentsel gelişme alanı olarak belirlenen alanın, nüfus artış dinamiği bulunmadan, somut ihtiyaç ve potansiyeli ortaya konulmadan, sanayi ve depolama alanı olarak belirlendiği gibi bu alanda kentsel gelişme alanı ile sanayi ve depolama alanı planlanmasına ilişkin bilimsel ve teknik gerekçelerin, somut olarak ortaya konulamadığı anlaşıldığından, bu kısım yönünden şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına uyarlık bulunmadığı,
... Paftası, Çanakkale ili, Gelibolu ilçesi, Koruköy batısında belirlenen "turizm tesis alanı" kullanımı yönünden;
Bilirkişi raporunda, bu alanda kıyı boyunca belirlenen turizm tesis alanlarının gerek münferit gerekse kooperatifler yoluyla oluşmuş ikincil konut gelişme eğiliminde olduğu, nitekim internet üzerinden alanın havadan görünümüne ilişkin görsellerden de, alanda halihazırda kısmen yapılaşma olduğunun Dairelerince anlaşıldığı, raporda yer verilen tespitlerin aksine alanın, bakir alan vasfının bulunmadığı ile gelişme eğiliminin ve turizm potansiyelinin bulunduğu gözetildiğinde, bu kısım yönünden şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırılık bulunmadığı,
... sayılı pafta, Çanakkale Boğazı Köprüsü geçişi yönünden;
Bu planın leke plan olması itibarıyla çizgisel–şematik ifade biçiminde hazırlandığı, ulaşım projelerine ilişkin uygulama süreçlerinin yatırımcı bakanlıklar tarafından gerçekleştirileceği, uygulama süreçlerine ilişkin ilgili kurum ve kuruluşların görüşlerinin esas olduğu, bu nedenle, Çanakkale Boğazı Köprüsü geçişinin ilgili kurum ve kuruluşlardan alınacak görüşler uyarınca alt ölçekli planlarda yapılacak detaylı incelemelerle somutlaştırılabileceği, ulusal yatırım kapsamında ele alınan geçişin noktasal olarak gösterilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle, bu kısım yönünden şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırılık bulunmadığı,
... sayılı pafta, Çanakkale ili, Çan ilçesi, Karakadılar Köyü ile Durali arasında belirlenen " sanayi alanı" kullanımı yönünden;
Çevre Düzeni Planı Açıklama Raporunun 9.2.2. sayılı maddesinde “…Planlama Bölgesinin sanayi odaklı yerleşimleri Bandırma, Balıkesir-Merkez, Çan-Mahmudiye ve Karabiga‘dır…” ifadeleri ile sanayi alanlarının nerede konumlanacağının belirtildiği, buna karşın dava konusu edilen Karakadılar–Durali arasındaki bölgede sanayi alanları oluşturulması yolunda bir düzenlemenin yapılmamış olduğu, buna göre, plan paftası ile plan açıklama raporu arasında uyumsuzluk olduğu, öte yandan internet üzerinden alanın havadan görünümüne ilişkin görsellerinde, Dairelerince yapılan inceleme neticesinde alanda halihazırda yapılaşma olmadığı ve boş alan vasfında olduğu, dosya kapsamında da bu alanda sanayi alanı öngörülmesine ilişkin somut ve teknik gerekçelerin bulunmadığı görüldüğünden, bu kısım yönünden şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına uyarlık bulunmadığı,
... sayılı pafta, Çanakkale ili, Biga ilçesi, Karabiga beldesinde belirlenen sanayi alanı yönünden;
Çevre Düzeni Planı Açıklama Raporunun 9.2.2. sayılı maddesinde “…Planlama Bölgesinin sanayi odaklı yerleşimleri Bandırma, Balıkesir-Merkez, Çan-Mahmudiye ve Karabiga‘dır…” ifadeleri ile sanayi alanlarının nerede konumlanacağının belirtildiği, buna göre dava konusu Karabiga bölgesine ilişkin sanayi alanlarının gelişiminin Plan Açıklama Raporu ile belirlendiği ve rapor ile plan paftasının birbiriyle uyumlu olduğu gözetildiğinde, bu kısım yönünden şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırılık bulunmadığı,
... sayılı pafta, Balıkesir ili, Bigadiç ilçesinin batısında belirlenen sanayi ve turizm alanı yönünden;
Çevre Düzeni Planı Açıklama Raporunun 9.2.2. sayılı maddesinde “…Planlama Bölgesinin sanayi odaklı yerleşimleri Bandırma, Balıkesir-Merkez, Çan-Mahmudiye ve Karabiga‘dır…” ifadeleri ile sanayi alanlarının nerede konumlanacağının belirtildiği, dava konusu edilen Bigadiç sanayi alanları oluşturulması yolunda bir düzenlemenin yapılmamış olduğunun görüldüğü, buna karşın sanayi alanı olarak belirlenmiş alanın internet üzerinden havadan görünümüne ilişkin görsellerde, Dairelerince yapılan inceleme neticesinde alanda halihazırda farklı kollarda küçük sanayi tesislerinin bulunduğu, her ne kadar Plan Açıklama Raporunda öngörülmemiş olsa da, idare tarafından alanda mevcut bulunan sanayi alanlarının plana işlendiği, aynı şekilde, Dairelerince yapılan incelemede, alanda halihazırda turizm odaklı kullanıma ilişkin piknik alanı, otel, restaurant gibi kullanımların bulunduğu ve mevcut turistik alanların, plana turizm alanı olarak işlendiği gözetildiğinde, bu kısım yönünden şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırılık bulunmadığı,
... sayılı pafta, Balıkesir ili, Burhaniye ilçesinde belirlenen gelişme alanı yönünden;
Demografik kararlar bakımından nüfus projeksiyonunda, Burhaniye ilçesinin 2012 yılı kentsel nüfusunun 43.952 kişi, planın hedef yılı olan 2040 yılı için kırsal ve kentsel toplam projeksiyon nüfusunun toplam 97.120 kişi olduğu, bu nüfusun 92.440 kişisinin kentsel nüfus olarak belirlendiği, buradan hareketle Burhaniye'nin nüfus gelişimi öngörüsünün dinamik, nüfus potansiyelinin yüksek olduğu, ilçenin kıyı kesimi ile karasal kesimi arasında bağlantı kurması hedeflenen alanlarında artış beklenen nüfus potansiyeli uyarınca gelişme alanı olarak belirlendiği, öte yandan, gelişme alanı olarak belirlenen kısım, Burhaniye Ovası Koruma Alanı sınırı kapsamına dahil olmadığından, bu kullanımın tarım topraklarını da etkilemeyeceği, bununla birlikte Plan Açıklama Raporunun 9.1.1.6. sayılı maddesindeki "...yerleşim merkezi ile kıyı kesimi arasındaki doğal, yapay ve yasal eşikler açısından uygun olan alanlar gelişme alanı olarak belirlenmiştir..." ifadesi ile pafta birlikte değerlendirildiğinde, rapor ile pafta arasında bir uyumsuzluk bulunmadığı hususları gözetildiğinde, bu kısım yönünden şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırılık bulunmadığı,
İ18 sayılı pafta, Çanakkale ili, Çan ilçesi, Terzialan Beldesinde belirlenen gelişme alanı ile Gönen Barajı Koruma Kuşakları içinde kalan Yenice ilçesi, Pazarköy beldesinde belirlenen gelişme alanı yönünden;
Terzialan gelişme alanı yönünden; İlçenin 2012 yılı kentsel nüfusunun 2.099 kişi, planın hedef yılı olan 2040 yılı için kentsel projeksiyon nüfusunun toplam 3.850 kişi olduğu, mekânsal gelişme kararları ile demografik gelişme kararları arasında bağlantı bulunduğu, plan paftasında kentsel yerleşik alan ve kentsel gelişme alanı olarak ifade edilen alanın toplam 3.850 kişi nüfus için belirlendiği, oransal açıdan bakıldığında nüfusun gelişmeye müsait olduğu, nüfus artışı beklentisinin mevcut nüfusunun iki katına yakın olarak oluştuğu gözetildiğinde, bu kısım yönünden şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırılık bulunmadığı,
Gönen Barajı Koruma Kuşakları içinde kalan Pazarköy gelişme alanı yönünden; plan paftasının değerlendirilmesinden, Pazarköy yerleşiminin Gönen Barajında kıyısı bulunmadığı ve baraja göre karasal bir konumda yerleşimin olduğu, ancak plandaki gösterimle beraber hem Pazarköy ana yerleşimi çevresinin hem de yerleşim merkezi ile baraj kıyısına kadar bir koridor belirlenerek bu alanın gelişme alanı olarak belirlendiği, gelişme alanı olarak belirlenen kısımların büyük çoğunluğunun barajın mutlak, kısa ve orta mesafe koruma kuşağı içerisinde kaldığı, doğrudan Pazarköy merkez yerleşimi ile Gönen Barajı arasında koridor biçiminde gelişme alanı olarak belirlenen alanın, koruma kuşakları içerisinde yerleşime açılmasının baraj çevresinde de yapılaşma baskısını arttırabileceği gözetildiğinde, bu kısım yönünden şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına uyarlık bulunmadığı,
... sayılı pafta, Balıkesir ili, Susurluk Barajı Koruma Kuşağında kalan Kepsut ilçesinde belirlenen gelişme alanı yönünden;
Kepsut gelişme alanlarının, Susurluk Barajı güney komşuluğunda yer aldığı, DSİ işletmesinde olan ve sulama, enerji ve taşkın koruma amaçlı kullanılan Susurluk Barajı ile etkileşim içinde olduğu, plan paftasının incelenmesinden, öngörülen gelişme alanlarının bir kısmının mutlak koruma alanı içerisinde, bir kısmının ise kısa mesafeli koruma alanı içerisinde bulunduğu, bu durumda yürürlükteki güncel İçme-Kullanma Suyu Havzalarının Korunmasına Dair Yönetmelik uyarınca dosyanın değerlendirilmesinden, anılan Yönetmeliğin 9. maddesinin 6. fıkrası uyarınca, alanın mutlak koruma alanı sınırı içinde kalan kısmında Yönetmeliğe uyarlık bulunmadığı, 10. maddesinin 3. fıkrası uyarınca ise, kısa mesafeli koruma alanı içinde kalan kısmında, Yönetmeliğe, şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırılık bulunmadığı,
... sayılı pafta, doğal sit alanı sınırları içinde kalan Balıkesir ili, Ayvalık ilçesi, Küçükköy Beldesinde belirlenen gelişme alanı ile Gömeç ilçesinde belirlenen gelişme alanları yönünden,
Küçükköy gelişme alanı yönünden; her ne kadar öngörülen gelişme alanlarının bir kısmının birinci derece ve üçüncü derece doğal sit alanları içinde kaldığı görülse de, alt ölçeklerde yapılacak uygulama ve planlamaların, ilgili mevzuatın uygun gördüğü usulde tesis edileceği, plan notlarında, doğal sit alanlarına ilişkin mevzuata atıf yapıldığı, planın leke plan olması nedeniyle, çizgisel–şematik biçimde ifade edildiği, uygulama süreçlerine ilişkin olarak ilgili kurum ve kuruluşların görüşlerinin esas olduğu gözetildiğinde, bu kısım yönünden şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırılık bulunmadığı,
Gömeç gelişme alanı yönünden; nüfus projeksiyonu bağlamında demografik kararlar değerlendiridiğinde, Gömeç İlçesinin 2012 yılı kentsel nüfusunun 7.248 kişi, planın hedef olan 2040 yılı için kırsal ve kentsel toplam projeksiyon nüfusunun 19.000 kişi olduğu, bu nüfusun 9.800 kişisinin kentsel nüfus olarak belirlendiği, her ne kadar bilirkişi raporunda aksi yönde tespitlere yer verilmiş ise de, Gömeç'in potansiyeli yüksek bir nüfus dinamiğinin bulunduğu gözetildiğinde, bu kısım yönünden şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırılık bulunmadığı,
... sayılı pafta, Balıkesir ili, Bandırma ilçesi, Şirinçavuş ve Hıdırköy Beldeleri arasında belirlenen "sanayi alanı" yönünden;
Bu kısmın bilirkişilerce incelenmediği, Dairelerince yapılan değerlendirmede, bu alanın daha önce 2014 yılında onaylanan çevre düzeni planında "sanayi ve depolama alanı" olarak öngörüldüğü, bu plana askıda yapılan itirazlar neticesinde 16/02/2015 tarihinde onaylanan planda, sanayi alanlarının tarımsal verimliliği ve deniz ekosostemini bozacağı yönündeki itirazların değerlendirilmesinden, dava konusu sanayi ve depolama alanının sınırlarının, yalnızca, mevcutta onaylı plan kararlarında belirlenen sanayi alanlarının sınırları ile sınırlandırıldığı görüldüğünden, bu kısım yönünden şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle,
Dava konusu işlemin, Plan Açıklama Raporunun 3.1.4.3., 3.2.4. ve 9.4.2.1., Plan Uygulama Hükümlerinin 8.36.2., 8.36.7., 4.18., 8.21., 7.12., 8.20.1.7., 8.20.1.10., 8.23.4., 7.45., 8.37. maddeleri ile ... paftası Kavakköy batısı gelişme alanları ve Koruköy batısı turizm tesis alanı, ... paftası Çanakkale Boğazı Köprüsü geçişi, ... paftası Karabiga sanayi alanı, ... paftası Bigadiç batısı sanayi alanı ve turizm alanı, ... paftası, Burhaniye gelişme alanı, İ18 paftası, Terzialan gelişme alanı, ... paftası, Balıkesir ili, Susurluk Barajı Kuşaklarında Kepsut gelişme alanının kısa mesafeli koruma alanı içinde kalan kısmı, ... paftası, doğal sit alanı içinde Küçükköy gelişme alanı ile Gömeç gelişme alanları, ... paftası, Şirinçavuş-Hıdırköy arası sanayi alanı yönünden davanın reddine,
Plan Uygulama Hükümlerinin 7.12., Plan Açıklama Raporunun 9.4.2.1. ve Plan Uygulama Hükümlerinin 7.35., 8.3., 8.23.4., 7.34., 8.14.7., 8.7.4., maddeleri ile ... paftası, Kocaçeşme'nin batısındaki tercihli kullanım alanları ile turizm tesis alanı, Kocaçeşme ve Kavakköy arası sulak alan sınırı içindeki gelişme alanı, Evreşe gelişme alanı ve sanayi ve depolama bölgesi, ... paftası, Karakadılar–Durali arası sanayi alanı, İ18 paftası; Gönen Barajı Koruma Kuşakları içinde Pazarköy gelişme alanı, ... paftası, Balıkesir ili, Susurluk Barajı Kuşaklarında Kepsut gelişme alanının mutlak koruma alanı içinde kalan kısmı yönünden iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
Davacı tarafından, davanın reddine ilişkin kısımların bozulması gerektiği, dava konusu edilen bazı maddeler yönünden Daire kararında gerekçeye yer verilmediği veya gerekçeye yer verildiği halde hüküm kurulmadığı ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, dava konusu edilmeyen bir maddenin hüküm kısmında iptaline karar verildiği, dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısımlarında da isabet bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI :
Davacı tarafından, davalının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuş olup, davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz istemlerinin kısmen kabulü, kısmen reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Üye …'in, dava konusu Çevre Düzeni Planına karşı mülkiyet hakkını ilgilendirmesi nedeniyle tapuda kayıtlı malikler veya diğer hak sahipleri tarafından dava açılabileceği, davacının kuruluş amacı ve faaliyet alanlarının dava konusu işlemle yasal ve güncel bir menfaat ilişkisini doğurmayacağı, davanın açılması sırasında sahip olması ve davanın görümü sürecinde de devam etmesi gereken menfaat bağının bulunmaması nedeniyle davacının dava açma ehliyetinin bulunmadığı, bu nedenle, bakılan davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği yolundaki ayrışık oyuna karşılık; Anayasal koruma altında olan doğal ve kültürel değerler bakımından, hem dava dilekçesindeki iddiaların niteliği, hem de dava konusu planın davacı Vakfın kuruluş amaçlarını doğrudan etkileyen nitelikte bir işlem olması göz önünde bulundurulduğunda, davacı Vakfın dava açma ehliyetinin bulunduğuna oyçokluğu ile karar verilerek işin esası incelendi:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçesi yukarıda açıklanan Danıştay Altıncı Dairesi kararının, Plan Açıklama Raporunun 3.1.4.3., 3.2.4., Plan Uygulama Hükümlerinin 4.18., 8.21., 7.34., 7.35., 8.14.7, 8.7.4., 8.20.1.10., 8.36.2. sayılı maddelere ve kararın hüküm fıkrasının 1. paragrafında yer verilen 7.12, 8.23.4 ve 9.4.2.1 sayılı maddelere, Plan Paftalarının ise Kocaçeşme'nin batısındaki tercihli kullanım alanları ile turizm tesis alanı, Kocaçeşme ve Kavakköy arası sulak alan sınırı içindeki gelişme alanı, Evreşe gelişme alanı ve sanayi ve depolama bölgesi, Kavakköy batısı gelişme alanları, Koruköy batısı turizm tesis alanı, Çanakkale Boğazı Köprüsü geçişi, Karabiga sanayi alanı, Karakadılar–Durali arası sanayi alanı, Şirinçavuş-Hıdırköy arası sanayi alanı, Burhaniye gelişme alanı, Terzialan gelişme alanı, Gönen Barajı Koruma Kuşakları içindeki Pazarköy gelişme alanı, Susurluk Barajı Kuşaklarındaki Kepsut gelişme alanı, Bigadiç batısı sanayi alanı ve turizm alanı, doğal sit alanı içinde Küçükköy gelişme alanı ile Gömeç gelişme alanına ilişkin kısmı, aynı gerekçe ile Kurulumuzca da uygun bulunmuş olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar, kararın anılan kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Plan Uygulama Hükümlerinin "7.45" sayılı plan notu yönünden;
Bu maddede; " Planlama alanında yer alacak beton santrallerinin öncelikle planda belirlenmiş olan sanayi alanlarına yönlendirilmesi esastır. Ancak ihtiyaç olması halinde birden fazla beton santralinin bir araya getirileceği alanların yer seçimi; söz konusu alanların kentsel ve kırsal yerleşme alanlarının içinde ya da bu alanlara bitişik olmaması, su kaynakları koruma kuşakları içerisinde ve herhangi bir koruma statüsü bulunan bir alanda yer almaması, tarımsal arazi vasfının düşük olması ile bölgede yer alacak tesislerin birbirine bitişik konumda olması esasları dikkate alınarak, ilgili valilik ve/veya büyükşehir/il belediyesi koordinatörlüğünde kurulacak olan, bilim, sanayi ve teknoloji bakanlığı il müdürlüğü ve diğer ilgili kurum ve kuruluş temsilcilerinin yer aldığı komisyonca belirlenebilir. Yer seçimi yapılan bu alanların imar planları, bu planda değişiklik yapılmaksızın ilgili idaresince onaylanır. seçilmiş alanlara ilişkin onaylanan planlar sayısal ortamda veri tabanına işlenmek üzere bakanlığa gönderilir.
Bu alanlarda çevre kirliliğini önleyici her tür önlemin alınması ve ortak arıtma tesisleri oluşturulması esastır." hükmüne yer verildiği görülmektedir.
Davacı tarafından, beton santrallerinin, planlama alanındaki sanayi alanlarında yer alması mümkün olmayan durumlarda, birden fazla beton santralinin bir araya getirilebileceği alanların, böyle bir ihtiyaç gündeme geldiğinde, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında belirlenmesi gereken bir karar olduğu, bu konuda plan değişikliği yapılmaması yönünde yapılan düzenlemenin şehircilik ve planlama ilkeleri ile bağdaşmayacağı, planın bütününü etkileyebilecek ve planın kararları ile çelişebilecek nitelikteki değişikliklerin planlama süreci dışında bırakıldığı gerekçesiyle, anılan maddedeki "bu planda değişiklik yapılmaksızın" ibaresinin iptal edilmesi gerektiği ileri sürülmüştür.
Daire tarafından, uyuşmazlık konusu maddede beton santrallerinin öncelikle, planda belirlenmiş olan sanayi alanlarına yönlendirilmesinin esas olduğunun belirtildiği, öte yandan, beton santrali, çevresel etkisi olan bir tesis niteliğinde ve büyük çaplı olsa dahi, ölçeği gereği tek tek tüm beton santrallerinin çevre düzeni planında gösterilmesinin mümkün olmayacağı yönünde gerekçeye yer verilerek bu kısım yönünden davanın reddine karar verilmiş ise de; plan notu irdelendiğinde, beton santrallerinin öncelikle sanayi alanlarına yönlendirilmesi esas olmakla birlikte, sanayi alanları dışında muhtelif beton santrali yapılabileceği yönünde bir düzenleme getirilmediği, ihtiyaç duyulması halinde, birden fazla beton santralinin bir araya getirileceği alanların oluşturulabileceği, ancak bu alanlara ilişkin yer seçimi yapılırken; bu alanların kentsel ve kırsal yerleşme alanlarının içinde ya da bu alanlara bitişik olmaması, su kaynakları koruma kuşakları içerisinde ve herhangi bir koruma statüsü bulunan bir alanda yer almaması, tarımsal arazi vasfının düşük olması ile bölgede yer alacak tesislerin birbirine bitişik konumda olması esasları dikkate alınarak, ilgili valilik ve/veya büyükşehir/il belediyesi koordinatörlüğünde kurulacak olan, bilim, sanayi ve teknoloji bakanlığı il müdürlüğü ve diğer ilgili kurum ve kuruluş temsilcilerinin yer aldığı komisyonca belirlenebileceği hükme bağlandığından, dolayısıyla, madde metninde sınırları çizilen şekilde ve komisyon kararı ile yer seçimi yapılan birden fazla beton santralinin yapılabileceği alanların, çevre düzeni planında değişikliğe gerek olmaksızın alt ölçekli planlarda belirlenmesinde, hukuka aykırılık görülmemiştir.
Öte yandan, bu plan kapsamında kalan herhangi bir alanda alt ölçekli imar planları kapsamında belirlenen beton santraline karşı açılan davada, yargı yerince, çevre düzeni planı ile beraber ilgili mevzuat uyarınca değerlendirme yapılabileceği açıktır.
Açıklanan nedenle, bu kısım yönünden davanın reddine yönelik Daire kararında, sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Plan Uygulama Hükümlerinin "8.36.7" ve "8.37" sayılı plan notları yönünden;
Plan Açıklama Raporunun "9.4.2.1" sayılı "Enerji Üretim Alanları" başlıklı maddesinde, "Planlama bölgesinde enerji üretim alanları yenilenebilir enerji üretim kaynakları ve diğer enerji üretim kaynaklarına dayalı olmaları üzerinden değerlendirilmiştir. Bu kapsamda yenilenebilir enerji tesislerine ilişkin olarak Enerji Piyasası Düzenleme Kurumundan alınan işletmede, inşa halinde ve proje halinde olan Enerji Alanlarına yönelik bilgiler veri tabanına eklenmiş ve yenilenebilir enerji kaynaklı enerji üretim tesislerinin alınacak izinler ve ilgili kurum-kuruluş görüşleri kapsamında alt ölçekli planlarda değerlendirilmesine yönelik plan kararları oluşturulmuştur.
Diğer taraftan yürürlükteki planlar ile belirlenen ve tamamına yakını yapılaşmasını tamamlamış Enerji Üretim Alanları plan üzerine aktarılmıştır.
Bununla birlikte planlama dönemi içerisinde bölgenin sunduğu olanak, potansiyeller ve koruma alanları gibi sınırlandırıcı nitelikler, yerelde alınmış Mahalli Çevre Kurulu Kararları göz önünde bulundurularak, ithal kömüre dayalı termik santrallerin planlama bölgesi bütününde 03.12.2013 tarihli ve 03 sayılı Mahalli Çevre Kurulu Kararı ile belirlenmiş olan Şevketiye Yerleşimi ile Çanakkale İl Sınırı arasındaki alanlarda ilgili kurum-kuruluş görüşleri, gerekli izinler alınarak yer seçiminin yapılabileceği ancak hiçbir suretle ÇED sürecine tabi tutulmadan uygulamaya geçilemeyeceği öngörülmüştür.
Planlama bölgesinde, yerli kömüre dayalı termik santrallerin ise yerli kömür rezervinin bulunmasına ve bu rezervin 40 milyon ton olmasına bağlı olarak ilgili kurum ve kuruluşların görüşleri ve gerekli izinler alınmak kaydı ile yer seçiminin yapılabileceği öngörülmüştür." hükmüne yer verildiği, dolayısıyla planda, enerji üretim alanlarının ikiye ayrılarak, yenilenebilir enerji üretim kaynakları ve diğer enerji üretim kaynaklarına dayalı olmaları üzerinden değerlendirildiği, yenilenebilir enerji tesislerine ilişkin olarak alınacak izinler ve ilgili kurum-kuruluş görüşleri kapsamında alt ölçekli planlarda değerlendirilmesine yönelik plan kararı getirildiği, termik santraller açısından ise, yerli ve ithal kömüre dayalı olmasına yönelik yer seçimleri açısından iki farklı değerlendirme yapıldığı anlaşılmaktadır.
Anılan plan notu doğrultusunda, Plan Uygulama Hükümlerinde, enerji üretim tesislerine bağlı yan tesisler, kıyı yapıları ve depolama alanları ile bunların üretiminden kaynaklanan atıkların hammadde olarak kullanıldığı entegre sanayi faaliyetlerinin yer alabileceği "Enerji Üretim Alanları" başlığı altında düzenlenen uyuşmazlık konusu "8.36.7" sayılı maddede de, "Bu alanlara ilişkin alt ölçekli planlar bu planda değişikliğe gerek kalmaksızın ilgili kurum ve kuruluş görüşleri doğrultusunda yürütülecektir. Bu alanlarda yer alacak kullanımların büyüklük ve yapılaşma koşulları alt ölçekli planlarda belirlenir. Ancak bu alanlarda uygulamaya geçilebilmesi için çevresel etki değerlendirmesi (ÇED) olumlu kararı aranır." hükmüne yer verilmiştir.
Diğer yandan, yine Plan Uygulama Hükümlerinin "Yenilenebilir Enerji Üretim Alanları" başlıklı "8.37" sayılı maddesinde, "Yenilebilir enerji üretim alanlarında, ilgili kurum ve kuruluşlardan alınan izinler ve Enerji Piyasası Düzenleme ve Denetleme kurulunca verilecek lisans kapsamında, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın uygun görüşü alınması koşuluyla, bu planda değişikliğe gerek kalmaksızın, ilgili kurum ve kuruluş görüşleri doğrultusunda hazırlanan imar planlarının ilgili idaresince onaylanmasını müteakip uygulamaya geçilir. Sayısal ortamda bilgi için bakanlığa gönderilir.
Kurulmuş/kurulacak tesislerde, ilgili mevzuat çerçevesinde çevresel tüm önlemlerin alınması zorunludur." hükmüne yer verilmiştir.
Ölçeği gereği leke plan niteliğinde bulunan dava konusu Balıkesir-Çanakkale Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı, koruma-kullanma dengesinin sağlanması için alt ölçekli plan kararlarına esas olacak yapılaşma şartlarını ortaya koyan, genel arazi kullanım kararlarının üretildiği bir plan olup, bilirkişi raporundaki tespitler de göz önünde bulundurulduğunda, bölgesel ya da bazı durumlarda ülke düzeyinde etkileri olan enerji üretim alanlarının üst ölçekli çevre düzeni planı kapsamında değerlendirilmesi ve planda bu hususlara yönelik alt ölçekli planları yönlendirecek temel ilke ve politikaları içeren hükümlerin bulunması gerektiği açıktır.
Uyuşmazlık konusu plan hükümlerinde ise, yenilenebilir enerji üretim alanları ile termik santrallerin dava konusu çevre düzeni planı kapsamı dışında bırakılarak, bu kullanımların, ilgili kurum ve kuruluşlardan alınan izinler ve/veya Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunca verilecek lisans kapsamında, Bakanlığın uygun görüşünün alınması kaydı ile alt ölçekli planlar ile belirlenmesi ve bu doğrultuda uygulamaya geçilmesi öngörülmüştür.
Bu durumda, bölgesel, hatta ülkesel düzeyde etkileri olan enerji üretim alanlarına ilişkin kararların, koruma-kullanma dengesinin sağlanması amacıyla korunması gereken alanlara ilişkin politika ve stratejileri belirleyen üst ölçekli plan niteliğindeki çevre düzeni planı kapsamında değerlendirilmeksizin, alt ölçekli planlara bırakılmasını öngören dava konusu plan hükümlerinde, şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına uyarlık bulunmamaktadır.
Öte yandan, Dairece, bakılan uyuşmazlıkta, 7.34 sayılı plan hükmünün plan esnekliği ve dinamizminin sağlanması açısından önemli olmasına karşın genel bir madde olduğu, plan değişikliği gerektiren hususların, mutlaka plana işlenmesinin gerekmesi nedeniyle plan hükümlerinin, hangi yatırım kararlarının çevre düzeni planında değişiklik gerektireceği, hangilerinin gerektirmediği konusunda net bir düzenleme yapılarak, çerçeve çizilecek şekilde yeniden oluşturulması gerektiği gerekçesiyle iptaline karar verilmiş olmasına karşın, yargı kararıyla yeniden düzenlenmesi öngörülen bu plan hükmüne benzer nitelikteki dava konusu 8.36.7 ve 8.37 sayılı plan hükümlerine yönelik davanın reddine karar verilmesinde de hukuki isabet görülmemiştir.
Kaldı ki, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 10/03/2021 tarih ve E:2020/2062, K:2021/449 sayılı kararı da bu yöndedir.
Açıklanan nedenlerle, temyize konu Daire kararının bu kısmının bozulması gerekmektedir.
Plan Uygulama Hükümlerinin "8.20.1.7" sayılı plan notu yönünden;
Uyuşmazlık konusu maddenin dava konusu edilen halinde, "5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu uyarınca mutlak tarım arazisi ve marjinal tarım arazisi olarak belirlenen tarım arazilerinde; T.C. Başbakanlık, T.C. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, ilgili bakanlıklar ve bunların bağlı kuruluşları tarafından desteklenen projeye (tarımsal kalkınma kooperatiflerince uygulanan projeler, üretici birlikleri/kooperatifleri tarafından uygulanan projeler, avrupa birliği kaynaklı projeler, dünya bankası destekli projeler, sosyal riski azaltma projesi kapsamında uygulanacak projeler gibi) dayalı tarımsal faaliyetler kapsamında her tür gerçek ve tüzel kişiliklerin yapacağı entegre olmayan tarımsal amaçlı yatırımlar ve destekleme projeleri ile en az 100 büyükbaş, 200 küçükbaş ve üzeri hayvancılık kapasiteli veya 50.000 adet kanatlı hayvancılık ve üzeri kapasiteli yatırımlarda bu planda tanımlanan yapılaşma emsalleri %50 oranında arttırabilir.” hükmüne yer verilmiştir.
Davacı tarafından, uyuşmazlık konusu madde ile aynı nitelikte düzenlenen bir plan notunun iptali istemiyle, 1/100.000 ölçekli Kırşehir-Nevşehir-Niğde-Aksaray Çevre Düzeni Planına karşı açılan davada, Danıştay Altıncı Dairesinin E:2011/7413 sayılı dosyası
kapsamında alınan bilirkişi raporunda, mutlak tarım arazilerinde, yapılaşmış alanların yayılmasını teşvik edici nitelikte olan ve ülkenin nitelikli tarım topraklarının kaybına yol açacak nitelikte olan plan notunun hukuka uygun olmadığı yönünde görüş bildirildiği, dolayısıyla dava konusu maddenin "mutlak tarım arazisi" bölümünün iptal edilmesi gerektiği iddiası ile dava açılmış ise de; görülmekte olan dava açıldıktan sonra, maddede 2016 yılında yapılan değişiklik ile "mutlak tarım arazi" ile "yapılaşma emsallerinin %50 oranında arttırılabileceği" yönündeki ibarelerin metinden çıkarıldığı görüldüğünden, bu kısım yönünden konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, temyize konu Daire kararının bu kısmının bozulması gerekmektedir.
Daire kararının, hüküm kısmının 2. paragrafında yer alan Plan Açıklama Raporunun 9.4.2.1. sayılı maddesi ile Plan Uygulama Hükümlerinin 7.12., 8.23.4. ve 8.3. sayılı maddeleri yönünden;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde; temyiz incelemesi sonunda Danıştayın, kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayacağı hükmüne yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, temyize konu Daire kararının gerekçe kısmında, 7.12, 8.23.4 ve 9.4.2.1 sayılı plan notları yönünden dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu sonucuna varılmış, ancak hüküm fıkrasında, hem davanın reddine, hem de dava konusu işlemlerin iptaline hükmedildiği görüldüğünden ve bu maddeler yönünden davanın reddine yönelik Daire kararı Kurulumuzca uygun bulunduğundan, dava konusu işlemlerin iptaline ilişkin kısımda yer alan "Plan Uygulama Hükümlerinin 7.12., Plan Açıklama Raporunun 9.4.2.1. ve" ibaresi ile "8.23.4." ibaresinin hüküm fıkrasının 2. paragrafından çıkartılması suretiyle, Daire kararının hüküm fıkrasının düzeltilmesi gerekmektedir.
Öte yandan, usul hukukunun en temel ilkelerinden biri olan "taleple bağlılık" ilkesi uyarınca, idari yargı merciilerinde açılan davalarda; anılan merciilerin, davacının istemi ile bağlı olduğu, istemi genişletecek veya daraltacak biçimde karar verilemeyeceği açık olduğundan, davacı tarafından "8.3" sayılı bir plan notu dava konusu edilmediği halde, Daire kararının 17. sayfasında termik santrallere yönelik değerlendirme yapılan kısımda, sehven "8.3." ibaresine yer verilerek, kararın hüküm fıkrasında da, anılan madde yönünden hüküm kurulduğu anlaşıldığından, "8.3." ibaresinin hüküm fıkrasından çıkartılması suretiyle, Daire kararının hüküm fıkrasının düzeltilmesi gerekmektedir.
Plan Uygulama Hükümlerinin "7.8" sayılı plan notu yönünden;
Davaya konu edilen maddenin, hukuka uygunluk denetimini yapmakla görevli idari yargı merciince, 2577 sayılı Kanun'un 2. maddesinde sayılan unsurlar yönünden, işlemin hukuka aykırı olup olmadığına dair yargısal denetim yapılması ve bu denetim sonucunda varılan kararın gerekçeli olarak ortaya konulması gerekmekte iken, Daire kararının gerekçe kısmında, davacı tarafından iptali talep edilen bu maddeye yönelik olarak ilgili mevzuatın yorumu ve iptali istenen düzenlemenin hukuka uygun olduğu belirtilmesine rağmen, kararın sonuç kısmında bu madde yönünden herhangi hükme yer verilmediği görüldüğünden, bu yönüyle Daire kararının Plan Uygulama Hükümlerinin "7.8" sayılı plan notuna ilişkin kısmında usul ve hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Öte yandan, temyize konu kararın bozulmasına ilişkin kısım yönünden Daire tarafından verilecek kararda, yargılama giderlerine ilişkin kısım açısından hüküm kurulurken, davacı tarafça yatırılan keşif ve bilirkişi avansı yönünden de değerlendirme yapılacağı açıktır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin kısmen kabulüne,
2.Danıştay Altıncı Dairesinin 30/12/2020 tarih ve E:2015/8583, K:2020/14077 sayılı kararının Plan Uygulama Hükümlerinin 8.36.7, 8.37, 7.8 ve 8.20.1.7 sayılı plan notlarına ilişkin kısmının BOZULMASINA, 7.8 ve 8.20.1.7 sayılı maddeler yönünden oybirliği, 8.36.7, 8.37 sayılı maddeler yönünden oyçokluğu ile,
3.Davacının temyiz isteminin kısmen ve davalının temyiz isteminin reddine,
4.Daire kararının, Plan Açıklama Raporunun 3.1.4.3., 3.2.4., Plan Uygulama Hükümlerinin 4.18., 8.21., 7.34., 7.35., 8.14.7, 8.7.4., 8.20.1.10., 8.36.2. sayılı maddelere ve kararın hüküm fıkrasının 1. paragrafında yer verilen 7.12, 8.23.4 ve 9.4.2.1 sayılı maddelere, Plan Paftalarının ise Kocaçeşme'nin batısındaki tercihli kullanım alanları ile turizm tesis alanı, Kocaçeşme ve Kavakköy arası sulak alan sınırı içindeki gelişme alanı, Evreşe gelişme alanı ve sanayi ve depolama bölgesi, Kavakköy batısı gelişme alanları, Koruköy batısı turizm tesis alanı, Çanakkale Boğazı Köprüsü geçişi, Karabiga sanayi alanı, Karakadılar–Durali arası sanayi alanı, Şirinçavuş-Hıdırköy arası sanayi alanı, Burhaniye gelişme alanı, Terzialan gelişme alanı, Gönen Barajı Koruma Kuşakları içindeki Pazarköy gelişme alanı, Susurluk Barajı Kuşaklarındaki Kepsut gelişme alanı, Bigadiç batısı sanayi alanı ve turizm alanı, doğal sit alanı içinde Küçükköy gelişme alanı ile Gömeç gelişme alanına ilişkin kısmının ONANMASINA, 7.34, 7.35, 8.14.7, 8.7.4, Koruköy turizm tesis alanı ve Gömeç gelişme alanı yönünden oyçokluğu, diğer kısımlar yönünden oybirliği ile,
5.Temyize konu kararın, Plan Uygulama Hükümlerinin 7.45 sayılı maddesine ilişkin kısım yönünden yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA, oyçokluğuyla,
6.Temyize konu kararın, hüküm fıkrasının 2. paragrafında yer alan "Plan Açıklama Raporunun 9.4.2.1." sayılı maddesi ile "Plan Uygulama Hükümlerinin 7.12., 8.23.4. ve 8.3. "sayılı maddeleri yönünden düzeltilerek ONANMASINA, oybirliğiyle,
7.Bozulan kısım yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Danıştay Altıncı Dairesine gönderilmesine,
8.Kesin olarak, 21/06/2023 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY
X-Plan Uygulama Hükümlerinin 7.34 sayılı maddesi yönünden dava dosyasının incelenmesinden, plan notu ile, bu plan ile belirlenen kararların yanı sıra ihtiyaç olması halinde güvenlik, sağlık, eğitim vb. sosyal donatı alanları, büyük kentsel yeşil alanlar, kent veya bölge/havza bütününe yönelik her türlü atık bertaraf tesisleri ve bunlarla entegre geri kazanım tesisleri, arıtma tesisleri, sosyal ve teknik alt yapı, belediye hizmet alanı, mezbaha ve otogar alanları gibi bazı alanların, belirli kanuni sınırlamalara tabi olarak ve ilgili kurum ve kuruluşların uygun görüşlerinin olması kaydıyla, bu planda değişikliğe gerek olmaksızın kurum ve kuruluşların görüşlerine uyularak ilgili idaresince alt ölçekli planların hazırlanacağı yönünde hüküm getirildiği dikkate alındığında, madde metninde sınırları çizilen şekilde yapılabilecek uygulamalar yönünden, bu planda değişikliğe gerek olmadığı ve düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu nedenle, davalının temyiz isteminin kabulü ile bu madde yönünden, temyize konu kararın bozulması gerektiği oyu ile karara katılmıyorum.
KARŞI OY
XX-Davaya konu çevre düzeni planının işlem tarihi itibarıyla 7.35 sayılı hükmünün "Planlama bölgesinde, kentsel ve kırsal yerleşme alanları dışında gereksinim duyulması halinde; Toplu Konut İdaresi’ne (TOKİ) tahsis edilmiş alanlarda TOKİ tarafından üretilecek toplu konut alanlarına ve Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yürütülen faaliyetlerin alan kullanım türlerine ilişkin başvurular ile 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanuna tabi alanlara ilişkin uygulamalar bu planın koruma, gelişme ve planlama ilkeleri ve nüfus kabulleri doğrultusunda ilgili kurum ve kuruluş görüşleri alınarak ilgili idaresince değerlendirilir. Bu doğrultuda hazırlanacak alt ölçekli planlar sayısal ortamda veri tabanına işlenmek üzere Bakanlığa gönderilir. Kentsel ve kırsal yerleşme alanları içerisinde kalması durumunda söz konusu talepler çevre imar bütünlüğü çerçevesinde ilgili idaresince alt ölçekli planlarda değerlendirilir" şeklinde düzenlendiği anlaşılmaktadır.
Anılan plan hükmü, yapılan değişiklikle, "Bu planda kentsel yerleşme alanları içinde kalan ve Toplu Konut İdaresine (TOKİ) tahsis edilmiş alanlarda TOKİ tarafından üretilecek toplu konut alanlarına, Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yürütülen faaliyetlere, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanuna tabi alanlara ilişkin uygulamalara ve İller Bankası Anonim Şirketi Genel Müdürlüğü tarafından 6107 sayılı Kanun uyarınca yapılacak uygulamalara ilişkin başvurular, bu planın koruma, gelişme ve planlama ilkeleri ve nüfus kabulleri ve çevre imar bütünlüğü çerçevesinde ilgili idaresince alt ölçekli planlarda değerlendirilir. Bu doğrultuda hazırlanacak alt ölçekli planlar sayısal ortamda veri tabanına işlenmek üzere bakanlığa gönderilir." şeklinde yeniden düzenlenmiştir.
Söz konusu plan hükmü ile, mer’i mevzuat ile TOKİ ve Özelleştirme İdaresi Başkanlığı ile 6306 sayılı Kanun'a tabi alanlara ilişkin uygulamalara yönelik her ölçekte plan yapma ve onaylama konusunda verilmiş olan yetkinin kullanımı kapsamında kullanım türlerine ilişkin başvuruların, çevre düzeni planı kararları ve nüfus kabulleri çerçevesinde değerlendirileceğinin düzenlendiği, bu doğrultuda hazırlanacak planların sayısal ortamda planın veri tabanına işleneceği görülmektedir.
Davaya konu planda kentsel yerleşik alanlar; "Büyükşehir ve/veya il, ilçe, ilk kademe ve belde belediye sınırları içinde var olan, içinde boş alanları barındıran büyük oranda yapılaşmış alanlardır, kırsal yerleşme alanları ise kentsel yerleşme alanları dışında kalan köy ve mezraları kapsayan, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun ilgili yönetmeliği uyarınca köy yerleşik alanı ve civarına ilişkin sınır tespiti yapılmış/yapılmamış ve bu planda sınırları şematik olarak gösterilmiş veya plan ölçeği gereği gösterilmemiş olan alanlar ile 442 sayılı Köy Kanunu uyarınca belirlenmiş/belirlenecek olan alanlardır." şeklinde,
Kentsel gelişme alanları ise "Bu planın nüfus kabulleri ile ilke ve stratejileri doğrultusunda bu planla kentsel gelişmeye ayrılmış alanlardır." şeklinde tanımlanmıştır.
Dava konusu plan notu ile, planlama bölgesinde kentsel ve kırsal yerleşme alanları dışında kalan (değişik haliyle plan kapsamındaki yetkili idarelere tahsisi yapılmış ve yetkileri dahilindeki alanlarda) ancak yine bu planla kentsel kullanıma ayrılan, yani kentsel yerleşme alanı olarak öngörülen yerlerde, TOKİ ya da plan notunda belirtilen idarelerin yetkileri dahilinde olan alanlarda alt ölçekli planlama yapılabileceği, devamında da, kentsel+kırsal yerleşme alanları içerisinde kalması halinde de, bu alanların bu plan dışında önceden alt ölçekli planlarla yerleşime açılmış ve fiilen yapılaşmış alanlar olduğu gözetilerek çevre imar bütünlüğü çerçevesinde ilgili idaresince alt ölçekli planlarda değerlendirileceği öngörülmüştür.
Netice itibarıyla, bu plan notu ile kentsel ve kırsal yerleşme alanı dışında gereksinim bulunması halinde, ancak planda kentsel ve kırsal gelişme alanı olarak belirlenen alanlarda, TOKİ ve plan notunda belirtilen idareler tarafından yürütülen faaliyetlerin, alan kullanım türleriyle ilgili talep ve uygulamaların, belli ölçüler içerisinde ilgili idaresince değerlendirilmesine olanak sağlanmıştır.
Bu durumda yasal yetkiler kapsamında, çevre düzeni planı kararları ve nüfus kabulleri çerçevesinde, gerek duyulması halinde TOKİ ve plan notunda belirtilen yetkili idarelere planlama bölgesi kentsel ve kırsal yerleşim alanları dışında konut üretimine imkan sağlanmasında mevzuata aykırılık; Daire kararının, aksi bir değerlendirmeyle, ilgili plan hükmünü iptal eden kısmında ise hukuka uyarlık bulunmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu Çevre Düzeni Planının "7.35 sayılı plan uygulama hükmü" yönünden, Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyoruz.
KARŞI OY
XXX-Dava konusu Çevre Düzeni Planının "8.36.7 ve 8.37 sayılı" maddelerine ilişkin kısmı yönünden; temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden, Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, temyiz isteminin reddi ile temyize konu kararın bu kısmının da onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.
KARŞI OY
XXXX- Plan Uygulama Hükümlerinin "7.45" sayılı plan notu yönünden;
Bu maddede; " Planlama alanında yer alacak beton santrallerinin öncelikle planda belirlenmiş olan sanayi alanlarına yönlendirilmesi esastır. Ancak ihtiyaç olması halinde birden fazla beton santralinin bir araya getirileceği alanların yer seçimi; söz konusu alanların kentsel ve kırsal yerleşme alanlarının içinde ya da bu alanlara bitişik olmaması, su kaynakları koruma kuşakları içerisinde ve herhangi bir koruma statüsü bulunan bir alanda yer almaması, tarımsal arazi vasfının düşük olması ile bölgede yer alacak tesislerin birbirine bitişik konumda olması esasları dikkate alınarak, ilgili valilik ve/veya büyükşehir/il belediyesi koordinatörlüğünde kurulacak olan, bilim, sanayi ve teknoloji bakanlığı il müdürlüğü ve diğer ilgili kurum ve kuruluş temsilcilerinin yer aldığı komisyonca belirlenebilir. Yer seçimi yapılan bu alanların imar planları, bu planda değişiklik yapılmaksızın ilgili idaresince onaylanır. seçilmiş alanlara ilişkin onaylanan planlar sayısal ortamda veri tabanına işlenmek üzere bakanlığa gönderilir.
Bu alanlarda çevre kirliliğini önleyici her tür önlemin alınması ve ortak arıtma tesisleri oluşturulması esastır." hükmüne yer verildiği görülmektedir.
Davacı tarafından, beton santrallerinin, planlama alanındaki sanayi alanlarında yer alması mümkün olmayan durumlarda, birden fazla beton santralinin bir araya getirilebileceği alanların, böyle bir ihtiyaç gündeme geldiğinde, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında belirlenmesi gereken bir karar olduğu, bu konuda plan değişikliği yapılmaması yönünde yapılan düzenlemenin şehircilik ve planlama ilkeleri ile bağdaşmayacağı, planın bütününü etkileyebilecek ve planın kararları ile çelişebilecek nitelikteki değişikliklerin planlama süreci dışında bırakıldığı gerekçesiyle, anılan maddedeki "bu planda değişiklik yapılmaksızın" ibaresinin iptal edilmesi gerektiği ileri sürülmüştür.
Daire tarafından, uyuşmazlık konusu maddede beton santrallerinin öncelikle, planda belirlenmiş olan sanayi alanlarına yönlendirilmesinin esas olduğunun belirtildiği, öte yandan, beton santrali, çevresel etkisi olan bir tesis niteliğinde ve büyük çaplı olsa dahi, ölçeği gereği tek tek tüm beton santrallerinin çevre düzeni planında gösterilmesinin mümkün olmayacağı yönünde gerekçeye yer verilerek bu kısım yönünden davanın reddine karar verilmiş ise de; beton santrallerinin çevresel etkisi olan ve Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği kapsamında kalan tesislerden olduğu, ayrıca madde metni irdelendiğinde de, Daire kararında belirtilenin aksine, tek tek olacak şekilde beton santrali yapımına yönelik olarak bir plan hükmüne yer verilmediği, tam aksine, bir alanda kümülatif şekilde birden fazla beton santrali yapılabileceği ve bu hususun çevre düzeni planı değişikliği gerektirmediği yolunda düzenleme yapıldığı dikkate alındığında, bölgesel, hatta ülkesel düzeyde etkileri olan bu nitelikteki alanların, koruma-kullanma dengesinin sağlanması amacıyla korunması gereken alanlara ilişkin politika ve stratejileri belirleyen üst ölçekli plan niteliğindeki çevre düzeni planı kapsamında değerlendirilmeksizin, alt ölçekli planlara bırakılmasını öngören dava konusu plan hükmünde, şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına uyarlık bulunmamaktadır.
Bu nedenle, davacının temyiz isteminin kabulü ile bu madde yönünden, temyize konu kararın bozulması gerektiği oyu ile, karara katılmıyoruz.
KARŞI OY
XXXXX- Plan Uygulama Hükümlerinin 8.14.7 sayılı maddesi yönünden;
Temyize konu kararda, davaya konu golf alanlarının, uluslararası standartlara uygun strateji kararına göre yer seçimlerinin yapılmadığı, ciddi bir araştırmaya dayanmadığı, golf alanların belirlenmesinin tüm planlama bölgesi üzerinde yer alan bir arazi ve araştırma sonucu ortaya çıkmadığı, topografya, su kullanımı vb. verilerin değerlendirilmediği, niteliği gereği özel yer seçimi yapılması gerektiği, 50 ha gibi büyük yüz ölçümüne kadar olanlarının, çevre düzeni planı değişikliğinden muaf tutulmasının plan yapım tekniğiyle bağdaşmadığı, kaldı ki plan lejandında da golf alanı kullanımı öngörülmüş olduğundan, her durumda çevre düzeni planında gösterilmesi gerektiği gerekçesiyle, bu maddenin iptaline karar verilmiş ise de, dava konusu bölümde yapılan değişiklik ile uyuşmazlık konusu maddenin tümünün, plan notlarından çıkarıldığı görülmektedir.
Bu nedenle, bu kısım yönünden konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığı gerektiği sonucuna ulaşıldığından, Daire kararının bu kısmın bozulması gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyorum.
KARŞI OY
XXXXXX- Dava konusu Çevre Düzeni Planının 8.7.4 sayılı Plan Hükmü yönünden;
1/100.000 ölçekli Balıkesir-Çanakkale Çevre Düzeni Planının 8.7.4 sayılı dava konusu plan hükmünde; "İhtiyaç olması halinde, ilgili mevzuat çerçevesinde, ilgili kurum ve kuruluş görüşleri alınarak, Valilik koordinasyonunda lojistik bölge yer seçimi yapılabilir. Yer seçimi yapılan alanlara ilişkin imar planları bu planda değişikliğe gerek olmaksızın ilgili idaresince hazırlanır ve onaylanır. Onaylanan planlar sayısal ortamda veri tabanına işlenmek üzere Bakanlığa gönderilir." hükmü yer almıştır.
Anılan plan hükmü ile lojistik bölgelere ilişkin yer seçim çalışmalarının, ilgili kurum/kuruluş görüşleri doğrultusunda, valilik koordinasyonunda yürütüleceğinin hüküm altına alındığı, lojistik bölgelerin, genel itibarıyla kentin çalışma alanı kullanımlarını/üretim faaliyetlerini destekleyici olarak, içerisinde taşımacılık faaliyetlerine yönelik tüm depolama, dağıtım, destek hizmetleri, konteynır alanları vb. kullanımların yer alacağı alanlar olduğu, planın genel kurgusu içerisinde planlama alanında yerleşim alanlarının potansiyelleri doğrultusunda lojistik bölgelerin geliştirilmesinin öngörüldüğü anlaşılmaktadır.
Dava konusu 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının ölçeği itibarıyla, alt ölçekli planları yönlendiren ilke ve stratejileri ortaya koyan, genel arazi kullanım kararlarını belirleyen, leke plan niteliğinde olduğu ve mekansal kullanım kararlarının alt ölçekli planlar ile belirleneceği göz önünde bulundurulduğunda, süreç içerisinde ihtiyaç olacak lojistik bölgelere ilişkin tesislerin yer seçiminin, alt ölçekli planlara bırakılmış olmasının, planlama ilke ve esaslarına aykırılık oluşturmadığı sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, dava konusu plan hükmü ile, alt ölçekli planların sayısal ortamda veri tabanına işlenmek üzere Bakanlığa gönderileceğinin kurala bağlanmış olması karşısında, lojistik bölge kullanım kararının çevre düzeni planı kapsamından muaf tutulduğundan söz edilmesine de olanak bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenle, Çevre Düzeni Planının 8.7.4 sayılı Plan Hükmü yönünden; davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile, kararın bu kısmının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.
KARŞI OY
XXXXXXX- Dava konusu Çevre Düzeni Planının 8.7.4 sayılı Plan Hükmü yönünden;
Her ne kadar temyize konu kararda, bu maddenin iptaline karar verilmiş ise de, dava konusu bölümde yapılan değişiklik ile uyuşmazlık konusu maddenin tümünün, plan notlarından çıkarıldığı görülmektedir.
Bu nedenle, bu kısım yönünden konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığı yönünde karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek verilen Daire kararının bu kısmının bozulması gerektiği oyuyla, çoğunluk kararının bu kısmına katılmıyorum.
KARŞI OY
XXXXXXXX- ... Paftası, Çanakkale ili, Gelibolu ilçesi, Koruköy batısında belirlenen "turizm tesis alanı" kullanımı yönünden;
Bu alana ilişkin Plan Açıklama Raporunun "9.1.2.9. Gelibolu" başlıklı kısmının incelenmesinden, Çanakkale Gelibolu İlçesi sektörel yapılanma içerisinde 2040 yılı plan projeksiyonu dâhilinde sektörel faaliyetlerinde ilk sırada hizmetlerin yer aldığı, bu sektörü sırası ile tarım ve sanayi sektörünün izlediği, hizmetler sektörü alt sektör faaliyetleri kapsamında ise turizm sektörünün desteklenebileceği, yerleşimin, ilçe statüsü itibarıyla eğitim ve sağlık gibi kamu hizmetlerinde kırsal ihtiyacın karşılanmasına yönelik gereksinimlerde dikkate alınması gerektiği görülmektedir.
Öte yandan, yerleşim için kültürel ve çevresel değerlerin korunması kapsamında tarım alanları, sit alanları, zeytinlikler, kıyı alanları, orman alanları ve ağaçlık alanların nitelikleri doğrultusunda korunması ve geliştirilmesi gerektiği, yerleşimin tamamının 3. derece doğal sit alanı dâhilinde olduğu, Gelibolu yerleşimi için 2040 yılı Plan Projeksiyon döneminde mekânsal kullanımlar açısından ise, yürürlükteki imar planları ile öngörülmüş mekânsal kullanımlar dışında, yerleşimin kuzeydoğusunda "tercihli kulanım alanı ve turizm tesis alanı" önerilmiş olmasına karşın, plan paftalarında, ilçenin kuzeybatısında kalan Koruköy'ün de batısında belirlenen turizm tesis alanı açısından, plan notları ile plan paftaları arasında uyumsuzluk bulunduğu anlaşılmaktadır.
Kaldı ki, bu alana ilişkin hava fotoğrafları incelendiğinde, turizm tesis alanı bulunmayan alanda ikincil konut yapılarının bulunduğu ve bu anlamda turizm alanı kullanımı açısından bakir alan vasfında olduğu görülmektedir.
Açıklanan nedenlerle, hukuka aykırı olduğu sonucuna ulaşılan bu kısım açısından, temyiz isteminin kabulü ile, Daire kararının bozulması gerektiği oyu ile, kararın bu kısmına katılmıyorum.
KARŞI OY
XXXXXXXXX- Balıkesir ili, Gömeç ilçesinde belirlenen gelişme alanları yönünden,
Bu alana ilişkin, Plan Açıklama Raporunun "9.1.1.10 Gömeç" başlıklı kısmının incelenmesinden; Balıkesir ili Gömeç İlçesi'nin sektörel yapılanma içerisinde 2040 yılı plan projeksiyonu dâhilinde sektörel faaliyetlerinde, ilk sırada, hizmetlerin ve tarımın yer aldığı, bu sektörleri, sanayi sektörünün izleyeceği yönünde belirleme yapıldığı, yerleşimde tarım sektörüne yönelik yaklaşımların destekleneceği, Gömeç ilçesinin idari yapıdaki statüsü itibarıyla eğitim, sağlık ve kamu hizmetlerine yönelik kullanımların da yer aldığı bir yerleşim yeri olduğu, bu ihtiyaçların karşılanması yönünde kırsal yerleşim ihtiyaçlarının da birlikte karşılanması gerektiği, bu kapsamda kamu hizmet alanları yönünde niteliği geliştirecek alt ölçekli plan uygulamalarına yer verileceği hükme bağlanmıştır.
Öte yandan, yerleşim için, kültürel ve çevresel değerlerin korunması kapsamında tarım alanlarının ve kıyı alanlarının mutlak korunacak alanlar olduğu ve bu alanlarla bağlantılı plan kararlarında güncel mevzuat hükümlerine uyulması gerektiği, mekansal kararlar yönünden ise, Gömeç yerleşimi için 2040 yılı Plan Projeksiyon döneminde mekânsal kullanımlar açısından; yürürlükteki imar planı ile öngörülmüş mekânsal kullanımlar dışında gelişme alanı önerilmediği halde, plan paftalarında, uyuşmazlığa konu alan açısından belirlenen "gelişme alanı" kullanımı yönünden, plan notları ile plan paftaları arasında uyumsuzluk bulunmaktadır.
Ayrıca, Gömeç İlçesinin 2012 yılı kentsel nüfusunun 7.248 kişi, kırsal nüfusunun 4.507 kişi olmak üzere toplam 11.755 kişi olduğu, planın hedef olan 2040 yılı için kırsal ve kentsel toplam projeksiyon nüfusunun toplamda 19.000 kişi olarak öngörüldüğü gözetildiğinde, 28 yıllık bir süreç içerisinde ilçenin kentsel nüfusunun 7.245 kişi artacağı yönündeki öngörünün ise, neredeyse durağan bir artışa işaret ettiği sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, hukuka aykırı olduğu sonucuna ulaşılan bu kısım açısından, temyiz isteminin kabulü ile, Daire kararının bozulması gerektiği oyu ile, kararın bu kısmına katılmıyoruz.