T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/486
Karar No : 2023/966
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ...Kurulu
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 12/10/2021 tarih ve E:2017/649, K:2021/3037 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ...tarih ve ...sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ...tarih ve ...sayılı kararının iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 12/10/2021 tarih ve E:2017/649, K:2021/3037 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş,
"Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda ...Ağır Ceza Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraatine karar verildiği, Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamından yapılan inceleme sonucu anılan beraat kararının kesinleşmediğinin görüldüğü,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, 2014 yılı HSK seçimlerinde örgütün sözde "bağımsız" adaylarını desteklediğine ve diğer hususlara yönelik tanık ifadelerinin ve davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
Üst aramasında ele geçirilen dört adet 1 Amerikan doları yönünden, davacının 20/07/2016 tarihinde yapılan üst aramasında dört adet 1 doların ele geçirilmiş olmasının, anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olarak değerlendirildiği,
Unvanlı görev yönünden, davacının FETÖ/PDY terör örgütünün HSK'da etkin olduğu dönemde TMK 10. maddesi ile özel yetkili Ağır Ceza Mahkemesine üye hakim olarak görevlendirilmesinin, yukarıda yer verilen diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, bağımsız ve tarafsız mahkeme ilkesinin, masumiyet karinesinin ve çelişmeli yargılama ilkesinin ihlal edildiği, soruşturmaya konu fiillerin hukuki belirlilik, öngörülebilirlik ve hukuki güvenlik ilkelerinin gereği olarak somut bir şekilde düzenlenmediği, yargısal faaliyete ilişkin konuların soruşturmaya konu edilemeyeceği, hakkında uygulanan disiplin cezasının demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun ve ölçülü olmadığı, Anayasa'nın 139. maddesinde düzenlenen hakimlik ve savcılık teminatına aykırı olduğu, usulüne uygun soruşturma yapılmadığı, meslekten çıkarma kararına dayanak teşkil edilen bilgi ve belgelerin tarafına gönderilmediği ve bu bilgi ve belgelere karşı savunma hakkı tanınmadığı, meslekten çıkarma kararının şahsına yönelik kişiselleştirme içermediği, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün ihlaline yönelik herhangi bir eyleminin bulunmadığı, dava konusu kararda idari işlemin unsurlarından olan "sebep" unsurunun bulunmadığı, hakkındaki yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmadığı, dava konusu meslekten çıkarma kararının tesis edildiği tarih itibarıyla hakkında herhangi bir delilin bulunmadığı, sonradan ortaya çıkan delillerin hükme esas alınmasının hukuka aykırı olduğu, tanık M.K.'nin beyanlarının yorum ve kanaate dayalı olduğu, tanık beyanınında belirtilen gün organizasyonuna hiç katılmadığı, tanığın bu organizasyona çok ayrı bir önem atfettiği, ancak ceza mahkemesindeki ifadesinde, söz konusu organizasyonun duygusal mı yoksa örgütsel mi olduğu hususunda bir bilgisinin bulunmadığını beyan ettiği, tanık İ.B.'nin, sözde bağımsız adaylar lehine çalışma yaptığına yönelik beyanının gerçeği yansıtmadığı, tanığın bu kanıya Amasya Adliyesinde arkadaşlık yaptığı kişilerden ve bazı meslektaşların organize ettiği yemeklere katılmasından yola çıkarak vardığı, bu durumun tamamen kişisel ve varsayımsal bir değerlendirme olduğu, somut hiçbir veriye dayanmadığı, ceza mahkemesince söz konusu tanık beyanlarına itibar edilmeyerek hakkında beraat kararı verildiği, üst aramasında bulunan dört adet 1 dolardan bir tanesinin üniversite yıllarından kaldığı, iki tanesinin eşine ait dolar hesabından kaldığı, bir tanesinin ise tarihini tam hatırlamamakla birlikte çok öncesinden kaldığı, bunların değerinin düşük olması nedeniyle bozdurmadığı ve bereket olsun diye cüzdanında taşıdığı, bunların FETÖ üyelerinin üzerlerinde bulundurdukları "F" serisinden olmadığı, 18 Temmuz 2016 tarihinde kendi isteğiyle adliyeye gelip teslim olduğu ve 20 Temmuz'da tutuklandığı, daha sonra cezaevinde yapılan üst aramasında bu dolarların bulunduğu, bunların FETÖ tarafından verilen dolarlar olmadığı, aksi kabulün hayatın olağan akışına aykırı olduğu, çünkü bunları yok ettikten sonra adliyeye gelme imkanı varken üzerinde getirdiği, yine adliyeye gelmesinden cezaevine gitmesine kadar iki günlük sürede de yok etme imkanının bulunduğu, Van Ağır Ceza Mahkemesine eş durumu birleştirmesi nedeniyle 2011 yılının güz kararnamesiyle atandığı, burada bir yıl genel yetkili mahkemede çalıştıktan sonra özel yetkili mahkemenin kurulmasıyla birlikte isteği dışında bu mahkemede görevlendirildiği, sonrasında ailesine yakın olmak için Amasya'ya tayin talebinde bulunduğu ve burada genel yetkili Ağır Ceza Mahkemesinde görev yaptığı, talebi dışında özel yetkili mahkemede görevlendirilmesi hususunun aleyhine delil olarak kullanılmasının hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Davacının ceza yargılaması sonucunda ...Ağır Ceza Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraatine karar verildiği, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ...Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararı ile reddedildiği, söz konusu kararın temyiz edildiği ancak Yargıtayca henüz bir karar verilmediği görülmüştür.
667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlemler de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda, kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.
Bu itibarla, davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan beraatine karar verilmiş ise de, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçu yönünden delil olarak değerlendirilemeyecek bir kısım fiil ve davranışlar ile bunlara ilişkin bilgi ve belgeler, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecektir.
Bu çerçevede, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin işbu dava dosyasında yer verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığından bahisle verilen Danıştay Beşinci Dairesi kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 12/10/2021 tarih ve E:2017/649, K:2021/3037 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına,
4. Kesin olarak, 08/05/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.