T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2022/4921
Karar No : 2023/2161
TEMYİZ EDEN (DAVACI): …
VEKİLİ: Av. …
TEMYİZ EDEN (DAVALI): … Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ: Av. …
TEMYİZ EDEN (DAVALI): … Üniversitesi Rektörlüğü / …
VEKİLİ: Av. …
DİĞER DAVALI: … Üniversitesi Rektörlüğü / …
VEKİLİ: Av. …
İSTEMLERİN_KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının aleyhlerine olan kısımlarının, davacı, davalı Sağlık Bakanlığı ve Hacettepe Üniversitesi Rektörlüğü tarafından temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı tarafından, bacaklarında güçsüzlük ve idrar yapma problemleri ile başvurduğu Zonguldak Devrek Devlet Hastanesi ve Zonguldak Atatürk Devlet Hastanesinde uzunca bir süre teşhis konulamamış olması, Bülent Ecevit Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezinde teşhis konulmasına rağmen tedavi uygulanmayıp Hacettepe Üniversitesi Hastanesine sevk edilmesi ve Hacettepe Üniversitesi Hastanesinde uygulanan tedavi ve ameliyatın hatalı olması nedenleriyle durumunun daha da kötü hale gelerek yürüyemez ve idrar tutamaz şekilde engelli olmasına sebebiyet verildiği iddiasıyla, davalı idarelerin hizmet kusurundan kaynaklandığını ileri sürdüğü zararlarına karşılık 1.000,00 TL maddi ve 500.000,00 TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; davacının istinaf isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine, İdare Mahkemesi kararının maddi tazminat istemi yönünden davanın reddine ilişkin kısmının onanmasına, manevi tazminat istemi yönünden davanın reddine ilişkin kısmı ile kararın Bülent Ecevit Üniversitesi ile Hacettepe Üniversitesi yönünden kaldırılmasına ve Bülent Ecevit Üniversitesi ile Hacettepe Üniversitesinin hasım mevkiinden çıkarılmasına, manevi tazminat yönünden yeniden incelenen davada manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine ve takdiren 50.000,00 TL manevi tazminatın davalı Sağlık Bakanlığına başvuru tarihi olan 30/10/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Sağlık Bakanlığından alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI: Davacı tarafından, başvurduğu Zonguldak Devrek Devlet Hastanesi ve Zonguldak Atatürk Devlet Hastanesinde teşhis konulamamasının tıbbi hata olduğu, Bülent Ecevit Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezine başvurduğunda acilen sevk edilmesi gerekirken taburcu edildiği, Hacettepe Üniversitesi Hastanesinde uygulanan ameliyatın komplikasyonları arasında fistülün kapatılamamasının bulunmadığı, Adli Tıp Kurumu raporunun yetersiz olduğu, hükmedilen manevi tazminat miktarının ortaya çıkan zarara göre oldukça düşük kaldığı; davalı Sağlık Bakanlığı tarafından, hastalığın teşhis sürecine ilişkin olarak kusurlarının bulunmadığı, bu hususun Adli Tıp Kurumu raporuyla da ortaya konulmuş olduğu, davacının uğramış olduğu manevi zarar ile idarelerinin eylemleri arasında illiyet bağı bulunmadığından manevi tazminata hükmedilemeyeceği, manevi tazminatın hatalı olarak yüksek miktardan takdir edildiği ve manevi tazminata faiz işletilemeyeceği; davalı Hacettepe Üniversitesi Rektörlüğü tarafından, lehlerine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN_SAVUNMALARI: Davalı Hacettepe Üniversitesi Rektörlüğü ve Bülent Ecevit Üniversitesi Rektörlüğü tarafından, davacının temyiz istemin reddi gerektiği savunulmuş; davacı ve davalı Sağlık Bakanlığı tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının kısmen onanması, kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davalı Sağlık Bakanlığının yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacı, ara sıra ayaklarının uyuşması şikayetiyle 30/06/2016 tarihinde Zonguldak Devrek Devlet Hastanesinin fizik tedavi ve rehabilitasyon bölümüne ve idrar yapmada sorunlar yaşadığı şikayetiyle de 21/07/2016 tarihinde aynı hastanenin üroloji bölümüne başvumuş, Zonguldak Devrek Devlet Hastanesinde 02/08/2016, 05/08/2016 ve 08/08/2016 tarihlerinde yapılan görüntüleme tetkikleri ile Zonguldak Atatürk Devlet Hastanesinde 03/08/2016 tarihinde yapılan görüntüleme tetkikinde davacının hastalığının AVM (arteriovenöz malforasyon) hastalığı lehine değerlendirildiği raporlanmış, Zonguldak Atatürk Devlet Hastanesinde 23/08/2016 tarihinde yapılan muayenede davacı mevcut hastalığı nedeniyle üçüncü basamak olan Bülent Ecevit Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezine yönlendirilmiş, bu hastaneye 01/09/2016 tarihinde yatışı yapılan davacı ileri tetkik ve tedavi amacıyla Hacettepe Üniversitesi Hastanesine başvurulmak üzere 03/09/2016 tarihinde taburcu edilmiş, aynı gün Hacettepe Üniversitesi Hastanesine başvuran davacının yatışı yapılarak tedavisine başlanmış ve cerrahi işlemler de olmak üzere bir dizi tedavi uygulandıktan sonra 15/10/2016 tarihinde taburcu edilmiş, Zonguldak Devlet Hastanesinin 09/02/2017 tarihli engelli sağlık kurulu raporunda "spinal AVM opere, parapleji, nörojen mesane" teşhisiyle davacının %92 oranında engelli olduğu belirtilmiş, taburcu olduktan sonra Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Eğitim ve Araştırma Hastanesinde almış olduğu tedaviler ile davacının oturma dengesi düzelmiş ve walker cihazı ve uzun bacak yürüme cihazı ile mobilize olmaya başlamış; davacı tarafından, meydana gelen zararın davalı idarelerin hizmet kusurundan kaynaklandığı iddiasıyla bakılmakta olan tam yargı davası açılmıştır.
Olayda, davalı idarenin hizmet kusuru bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla Mahkemece bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 7. İhtisas Kurulunca düzenlenen … tarih ve … karar numaralı raporda, "Davacının Devrek Devlet Hastanesine 30/06/2016 tarihinde eklem ağrısı, 21/07/2016 tarihinde üriner sistem enfeksiyonu tanısı ile başvurularının olduğu, 02/08/2016 tarihli kranial MR incelemesinde patolojik görünüm izlenmediği, 03/08/2016 tarihli kontrastlı lomber MR incelemesinde Distal torakal seviyede spinal kord santral kesimde diffüz T2 sinyal artışı izlendiği, bu seviyede spinal kord çevresinde kıvrıntılı vasküler yapılara ait sinyal voidler izlenmiş olup mevcut görünüm spinal dural AVF lehine değerlendirildiği, 01/09/2016 tarihinde Bülent Ecevit Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezinde yapılan muayenesinde Nörolojik muayenesi: Sağda myoklonus pozitif. Bilateral plantar flex 3/5 Bil. Tib Ant:0/5 Bil EHL:0/5 Sağ diz flex:1/5 Sağ diz ext:4/5 Sol diz flex:2/5 Sol diz ext:4/5 Bilateral DBKT: Negatif Alt ekstremite bilateral DTR: Hiperaktif Duyu mua:T6 dermatom altı hipoestezik olduğu, T6-L1 arası arterıovenöz malformasyon? saptanan hastanın ileri tetkik ve tedavisi için hacettepe üniversitesi beyin ve sinir cerrahisi ve girişimsel radyolojiye başvurması için taburcu edildiği, 03/09/2016 tarihinde Hacettepe Üniversitesi Hastanesine başvurduğu, muayenesinde alt ekstremitelerin ileri derecede paraparetik olduğu, sol alt ekstremitede hipoestezi, anal tonus azalmış olarak izlendiği, 21/09/2016 tarihinde arteriovenöz malformasyon kapatılması operasyonuna alındığı, 05/09/2016 tarihinde yapılan spinal anjiografi incelemesinde arteriovenöz fistül olduğunun görüldüğü, operasyon sonrası muayenesinde alt ekstremıte paraplejik, sol hipoestezik olduğu anlaşılmakla; davacıya Devrek Devlet Hastanesi ve Atatürk Devlet Hastanesinde şikayetlerine yönelik incelemeler yapıldığı ancak kişide mevcut spinal arteriovenöz malformasyonun nadir hastalıklardan olduğu, ilk akla gelecek tanılardan olmadığı cihetle Devrek Devlet Hastanesi ve Atatürk Devlet Hastanesinde kişinin tedavisine katılan hekimlerin eylemlerinin tıp biliminin güncel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu, davacının sonraki süreçte başvurduğu Bülent Ecevit Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezinde arteriovenöz malformasyon tanısının konulduğu ancak tedavisinin yapılmak üzere Hacettepe Üniversitesi Hastanesine sevk edilmesinin uygun olduğu cihetle Bülent Ecevit Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezinde kişinin tedavisine katılan hekimlerin eylemlerinin tıp biliminin güncel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu, davacının 03/09/2016 tarihinde sevk edildiği Hacettepe Üniversitesi Hastanesinde 21/09/2016 tarihinde yapılan arteriovenöz malformasyon kapatılması operasyonunun endikasyon ve tekniğinin uygun olduğu, bu tür operasyonlarda her türlü dikkat ve özene rağmen fistülün kapatılamayabileceği, kişinin operasyon öncesi ve sonrası nörolojik muayenesinin aynı olduğu, operasyon öncesindeki arazların kalıcı olabileceğinin tıbben bilindiği tüm bu bilgi ve bulgular birlikte değerlendirildiğinde Hacettepe Üniversitesi Hastanesinde kişinin tedavisine katılan hekimlerin eylemlerinin tıp biliminin güncel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu" yönünde görüş belirtilmiştir.
İdare Mahkemesince; dosyada bulunan bilgi, belge ve bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden, davacının muayene, takip ve tedavisinde, konsültasyonlarında görev alan hekimlerin, diğer sağlık çalışanlarının ve hastane idaresinin herhangi bir kusurunun bulunmadığı, uygulanan tıbbi teşhis ve tedavilerin tıp kurallarına uygun olduğu, davalı idarelere atfı kabil bir hizmet kusurunun bulunmadığı, söz konusu süreçte davacının acı, ızdırap ve üzüntü yaşadığı açık ise de bunun idarenin kusurundan kaynaklanmadığı, zararla hizmet kusuru arasında nedensellik bağı kurulamadığından davacının olay nedeniyle uğradığı öne sürülen maddi ve manevi zararlarının tazmini talebinin yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesince; bilirkişi raporunda, davacının tedavi gördüğü Devrek Devlet Hastanesi, Atatürk Devlet Hastanesi, Bülent Ecevit Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi ile Hacettepe Üniversitesi Hastanesindeki hekimlerin eylemlerinin tıp biliminin güncel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu, davacıda mevcut spinal arteriovenöz malformasyonun nadir hastalıklardan olduğu, ilk akla gelecek tanılardan olmadığı belirtildiğinden ve davacıya gerekli tedavi daha sonra başvurduğu Bülent Ecevit Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezinden şüphe üzerine sevk edildiği Hacettepe Üniversitesi Hastanesinde uygulandığından, idari eylemle zarar arasında nedensellik bağı kurulamasa da sonuç olarak %92 oranında özürlü kalan davacıdaki rahatsızlığın teşhis sürecinde oluşan şüphe ve belirsizlik durumunun endişe ve üzüntüye yol açacağı, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile takdiren belirlenen 50.000,00 TL manevi tazminatın davalı idarelerden Sağlık Bakanlığı tarafından başvuru tarihi olan 30/10/2017 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerektiği, davacının teşhis sürecinde belirsizlik yaşanmasında Bülent Ecevit Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi ile Hacettepe Üniversitesi Hastanesinin dahlinin olmadığı anlaşıldığından, anılan üniversitelerin hasım mevkiinden çıkarılması gerektiği gerekçesiyle, davacının istinaf isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine, İdare Mahkemesi kararının maddi tazminat istemi yönünden davanın reddine ilişkin kısmının onanmasına, manevi tazminat istemi yönünden davanın reddine ilişkin kısmı ile kararın Bülent Ecevit Üniversitesi ile Hacettepe Üniversitesi yönünden kaldırılmasına ve Bülent Ecevit Üniversitesi ile Hacettepe Üniversitesinin hasım mevkiinden çıkarılmasına, manevi tazminat yönünden yeniden incelenen davada manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine ve takdiren 50.000,00 TL manevi tazminatın davalı Sağlık Bakanlığına başvuru tarihi olan 30/10/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Sağlık Bakanlığından alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde, idari dava türleri; iptal, tam yargı ve kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmeden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar olarak sayılmış; "Doğrudan doğruya tam yargı davası açılması" başlıklı 13. maddesinin 1. fıkrasının, ön karar başvurusunun yapıldığı tarih itibarıyla yürürlükte bulunan halinde, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemelerinin gerektiği, bu isteklerinin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabileceği; "Dilekçeler üzerine ilk inceleme" başlıklı 14. maddesinin 3. fıkrasında, dilekçelerin, Danıştayda daire başkanının görevlendireceği bir tetkik hakimi, idare ve vergi mahkemelerinde ise mahkeme başkanı veya görevlendireceği bir üye tarafından, fıkrada belirtilen konularda sırasıyla inceleneceği belirtilmiş; anılan fıkranın (b) bendinde, "idari merci tecavüzü"; (f) bendinde de, "husumet" ilk inceleme konuları arasında sayılmış, bu hususların ilk incelemeden sonra tespit edilmesi halinde de davanın her safhasında 15. madde hükmünün uygulanacağı öngörülmüş; "İlk inceleme üzerine verilecek karar" başlıklı 15. maddesinin 1. fıkrasında, Danıştay veya idare ve vergi mahkemelerince 14. maddenin 3. fıkrasında yazılı hususlarda kanuna aykırılık görülürse, 14. maddenin 3. fıkrasının (f) bendine göre, davanın hasım gösterilmeden veya yanlış hasım gösterilerek açılması halinde, dava dilekçesinin tespit edilecek gerçek hasma tebliğine, 3. fıkrasının (b) bendinde yazılı halde dilekçelerin görevli idare merciine tevdiine karar verileceği kurala bağlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
A) Temyize Konu Kararın, İdare Mahkemesi Kararının Maddi Tazminat İsteminin Reddi Yolundaki Kısmına Karşı Davacı Tarafından Yapılan İstinaf Başvurusunun Reddine İlişkin Kısmı ile İdare Mahkemesi Kararının Manevi Tazminat İsteminin Reddi Yolundaki Kısmına Karşı Davacı Tarafından Yapılan İstinaf Başvurusunun Kabulüne, İdare Mahkemesi Kararının Bu Kısmının Kaldırılmasına ve 50.000,00 TL Manevi Tazminatın Davalı Sağlık Bakanlığından Alınarak Davacıya Ödenmesine İlişkin Kısmı Yönünden İncelenmesi;
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın İdare Mahkemesi kararının maddi tazminat isteminin reddi yolundaki kısmına karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmı ile İdare Mahkemesi kararının manevi tazminat isteminin reddi yolundaki kısmına karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının bu kısmının kaldırılmasına ve 50.000,00 TL manevi tazminatın davalı Sağlık Bakanlığından alınarak davacıya ödenmesine ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, davacı ve davalı Sağlık Bakanlığının dilekçelerinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
B) Temyize Konu Kararın, Davalılardan Hacettepe Üniversitesi Rektörlüğünün Hasım Mevkiinden Çıkarılmasına İlişkin Kısmı Yönünden İncelenmesi;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun yukarıda aktarılan maddelerinde; mahkemece, dava dilekçesinin ilk inceleme sırasında "husumet" yönünden inceleneceği, davanın yanlış hasımla açıldığının ilk incelemeden sonra tespit edilmesi halinde de davanın her aşamasında gerçek davalının hasım mevkine alınması suretiyle dava dilekçesinin bu idareye tebliğ edileceği kurala bağlanmış olup; anılan kurallar ile kamu idarelerinin görev, yetki ve sorumluluklarının sayısız mevzuat hükmüyle düzenlenmiş olduğu, bu nedenle davacılar tarafından, menfaatini ya da hakkını ihlal eden işlemi/eylemi yapan veya hareketsiz kalıp yapmayan idarenin (gerçek hasmın) tespit edilmesindeki güçlük gözetilerek davacıların iddialarının salt yanlış hasım nedeniyle dinlenilmeksizin reddolunmaması, başka bir ifadeyle idari işlem veya eylemin hukukilik denetimine tabi tutulması, böylece Hukuk Devleti ilkesinin tesis edilmesi amaçlanmıştır.
Anılan kurallarda, idari dava türleri bakımından bir ayrıma gidilmemiş, daha açık bir anlatımla, idari davanın iptal, tam yargı veya idari sözleşmeden doğan uyuşmazlık nedeniyle açılmış olması noktasında farklı bir hüküm sevk edilmemiş, bu suretle husumetin düzeltilmesine yönelik kuralın bütün idari davalarda uygulanacağı kabul edilmiştir.
Ayrıca; aynı kuralın, idari yargı mercilerine yanlış hasmın husumetten çıkarılması yetkisini de verdiği Danıştayın yerleşik içtihatları ile kabul edilmiş bulunmaktadır. Zira, dava dilekçesinin "gerçek hasma tebliğine" karar verilmesi, yanlış gösterilen hasmın hasım mevkinden çıkarılması ile mümkündür.
Bu haliyle; tam yargı davalarında da, mahkemelerce gerçek hasmın tespit edilmesi üzerine, dilekçede gösterilen yanlış hasmın husumetten çıkarılıp tespit edilen gerçek davalının husumete alınmasına ve dava dilekçesinin gerçek hasma tebliğ edilmesine karar verilebileceği açıktır.
Bakılan davaya ait dava dilekçesinde, davalı olarak Zonguldak Devrek Devlet Hastanesi, Zonguldak Atatürk Devlet Hastanesi, Bülent Ecevit Üniversitesi Rektörlüğü ve Hacettepe Üniversitesi Rektörlüğüne yer verildiği, İdare Mahkemesince doğru hasmın Sağlık Bakanlığı, Bülent Ecevit Üniversitesi Rektörlüğü ve Hacettepe Üniversitesi Rektörlüğü olduğuna yönelik verilen ara kararı üzerine dava dilekçesinin anılan idarelere tebliğ edilmesinin ardından davalı idareler tarafından cevap verilmek suretiyle dosyanın tekemmül ettirildiği, davalı Bülent Ecevit Üniversitesi Rektörlüğü ve Hacettepe Üniversitesi Rektörlüğünün Bölge İdare Mahkemece temyize konu nihai kararın verildiği tarihe kadar yargılamanın her aşamasında davalı konumunda bulunarak davayı takip ettiği, nihai karar aşamasında Bölge İdare Mahkemece olayda davalılardan yalnızca Sağlık Bakanlığının sorumluluğunun bulunduğu gerekçesiyle Bülent Ecevit Üniversitesi Rektörlüğü ve Hacettepe Üniversitesi Rektörlüğünün hasım mevkiinden çıkarılarak esas hakkında karar verildiği görülmektedir.
Bununla birlikte, yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri gereğince, Bülent Ecevit Üniversitesi Rektörlüğü ve Hacettepe Üniversitesi Rektörlüğünün davanın açıldığı tarihten Bölge İdare Mahkemesince temyize konu nihai kararın verildiği tarihe kadar yargılamanın her aşamasında davalı konumunda bulunarak davayı takip ettiği anlaşıldığından; adı geçen idarelerin, ancak nihai karar aşamasında sorumluluğunun bulunmadığı kanaatine varılmasının, bu idareler yönünden davanın reddi yolunda karar verilmesini gerektireceğinin, davalı idarelerin husumetten çıkarılması sonucunu doğurmayacağının kabulü gerektiği kuşkusuzdur.
Esasen, aksi yöndeki bir yorum; anılan idarelerin nihai karar aşamasına kadar davayı takip etmesinden kaynaklanan hak ve yükümlüklerinin (vekalet ücreti, yargılama gideri vs.) akıbeti hakkında da boşluk oluşması suretiyle sorun çıkmasına neden olabilecektir.
Bu itibarla, Bölge İdare Mahkemesince, olayda hizmet kusurunun bulunmadığı kanaatine varılan Bülent Ecevit Üniversitesi Rektörlüğü ve Hacettepe Üniversitesi Rektörlüğü yönünden uyuşmazlığın esası incelenerek bir karar verilmesi gerekirken, anılan idarelerin nihai karar aşamasında husumetten çıkarılmasında hukuki isabet görülmemiştir.
Öte yandan, Bölge İdare Mahkemesi kararının aleyhine olan kısmına yönelik Bülent Ecevit Üniversitesi Rektörlüğü tarafından temyiz başvurusunda bulunulmadığından, temyize konu kararının Bülent Ecevit Üniversitesi Rektörlüğünün hasım mevkiinden çıkarılmasına ilişkin kısmı kesinleşmiş; anılan kararın yalnızca Hacettepe Üniversitesi Rektörlüğünün hasım mevkiinden çıkarılmasına ilişkin kısmı incelenebilmiştir.
C) Temyize Konu Kararın, Davacı Lehine Hükmedilen Manevi Tazminat Miktarına İşletilen Yasal Faizin Başlangıç Tarihine İlişkin Kısmı Yönünden İncelenmesi;
Bölge İdare Mahkemesince, davacı lehine hükmedilen manevi tazminat miktarına, idareye başvuru tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; davacı tarafından, davalı idarenin hizmet kusurundan kaynaklandığını ileri sürdüğü maddi ve manevi zararlarının işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle işbu davanın açıldığı görülmektedir.
Hal böyle olunca, dava dilekçesinde idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz talep edilmediğinden; davacı lehine hükmolunan manevi tazminat miktarına, taleple bağlılık ilkesi gereğince, dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Bu durumda, temyize konu kararın faiz başlangıç tarihine ilişkin kısmında hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin REDDİNE, davalı Hacettepe Üniversitesi Rektörlüğünün temyiz isteminin KABULÜNE, davalı Sağlık Bakanlığının temyiz isteminin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE,
2. … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyize konu davalı Hacettepe Üniversitesi Rektörlüğünün hasım mevkiinden çıkarılmasına ve davacı lehine hükmedilen manevi tazminat miktarına işletilen yasal faizin başlangıç tarihine yönelik kısımlarının BOZULMASINA, İdare Mahkemesi kararının maddi tazminat yönünden davanın reddine ilişkin kısmına davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine dair kısmı ile manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine dair kısımlarının ONANMASINA,
3. Bozulan kısımlar hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 25/04/2023 tarihinde, oy birliğiyle, kesin olarak karar verildi.