T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2022/4963
Karar No : 2023/1235
KARAR DÜZELTME İSTEMİNDE
BULUNAN (DAVACILAR) : Kendi adına asaleten, …
…, … adına velayeten …
VEKİLİ : Av. …
KARAR DÜZELTME İSTEMİNDE
BULUNAN (DAVALI) : …Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …
MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) : …
İSTEMİN_KONUSU: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının onanmasına dair Danıştay Onuncu Dairesinin 25/11/2021 tarih ve E:2019/6761 K:2021/5853 sayılı kararının; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi uyarınca taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının düzeltilmesi istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, murisleri …'un bel fıtığı rahatsızlığı için gittiği Erzincan Devlet Hastanesinde yapılan ameliyat esnasında batın içi büyük damarın kesilmesine bağlı ölümünün davalı idarenin hizmet kusurundan kaynaklandığı ileri sürülerek 40.000,00 TL maddi, 75.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 115.000,00 TL tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …İdare Mahkemesinin; davacılar yakınının ölüm olayında davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu gerekçesiyle dava dilekçesinde talep edilen tazminat miktarları ile sınırlı olarak davanın kabulü ile 40.000,00 TL maddi, 75.000,00 TL manevi tazminatın davanın açıldığı tarih olan 23/07/2014 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesine karar verilmiştir.
Daire kararının özeti: Tarafların temyiz başvurusu üzerine Danıştay Onuncu Dairesince, temyize konu karar hukuk ve usule uygun bulunmuş ve kararın onanmasına karar verilmiştir.
KARAR DÜZELTME
TALEP_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, ilk derece mahkemesi kararının tebliğinden önce mahkeme kaydına giren miktar artırımına ilişkin dilekçelerinin dikkate alınması gerektiği, aksi durumun adil yargılanma hakkına aykırılık teşkil edeceği, davalı idare tarafından, olayda hizmet kusurunun bulunup bulunmadığı hususunda düzenlenen ve hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğu, olayda hizmet kusurunun bulunmadığı, hükmedilen tazminat miktarının fazla olduğu ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN SAVUNMALARI : Taraflarca savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Davalı idarenin karar düzeltme isteminin reddine, davacıların karar düzeltme isteminin kabulüne karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacıların yakının … bel fıtığı rahatsızlığı nedeniyle yapılan ameliyat sonucu 03/12/2006 tarihinde hayatını kaybetmiş, 25/04/2007 tarihinde alınan otopsi raporunda kesin ölüm nedeninin batın içi büyük damarının kesilmesine bağlı komplikasyon geçirmesi olduğu tespit edilmiştir.
Olaya ilişkin yürütülen ceza yargılamasında alınan bilirkişi raporunda ameliyatı gerçekleştiren doktorun kusurlu olduğunun tespit edilmesi üzerine davacılar tarafından bakılmakta olan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 16. maddesinin 4. fıkrasında; "Taraflar, sürenin geçmesinden sonra verecekleri savunmalara veya ikinci dilekçelere dayanarak hak iddia edemezler. (EK Cümle: 11/04/2013 - 6459/4 md.) Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir" hükmüne yer verilmiştir.
2577 sayılı Kanunu'nun geçici 7. maddesinin 1. fıkrasında ise; "bu Kanunun 16'ncı maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm, kanun yolu aşaması dâhil, yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da uygulanır." hükmü yer almaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 3. maddesinin 2. fıkrasının (d) bendinde, tam yargı davalarında uyuşmazlık konusu miktarın dilekçelerde gösterileceği; 15. maddesinde ise, 3. maddeye aykırı düzenlenen dava dilekçesinin reddedileceği belirtilmiş; ancak, tam yargı davalarında dilekçede gösterilen uyuşmazlık konusu miktarın artırılmasını yasaklayan bir hükme yer verilmemiştir.
2577 sayılı Kanun'da yer almamasına karşılık, Danıştay içtihatları ile istemle bağlı olma kuralı uygulanarak, tam yargı davalarında dilekçede gösterilen uyuşmazlık konusu miktarın artırılamayacağı kabul edilmiştir. Tam yargı davalarında istemle bağlı olma kuralına ilişkin Danıştayın bu içtihadının, hak arama özgürlüğünün kullanımına ve adil yargılama hakkına engel oluşturduğu ileri sürülerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurulmuş ve adı geçen Mahkemece ülkemiz aleyhine ihlal kararları verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Davalı İdarenin Manevi Tazminata İlişkin Karar Düzeltme İsteminin İncelenmesi :
Danıştay dava daireleri ile İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurullarının temyiz üzerine verilen kararları hakkında, ancak 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmaya devam edilen) 54. maddesinde yazılı nedenlerle kararın düzeltilmesi istenebilir.
İdare Mahkemesi kararının manevi tazminatın kabulü yolundaki kısmının onanmasına dair karara karşı davalı idare tarafından sunulan kararın düzeltilmesi dilekçesinde öne sürülen hususlar ise, anılan maddede yazılı nedenlerden hiçbirine uymamaktadır.
Bu nedenle, Mahkeme kararının manevi tazminata ilişkin kısmının onanmasına dair kararın düzeltilmesi isteminin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Tarafların Maddi Tazminata İlişkin Karar Düzeltme İstemlerinin İncelenmesi :
Tam yargı davalarında istemle bağlı olma kuralının sebep olduğu hak kayıplarının giderilmesi amacıyla 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 16. maddesinin 4. fıkrasına, 30/04/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile ''Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir'' cümlesi, aynı Kanun'un 5. maddesi ile de 2577 sayılı Kanun'a Geçici 7. madde olarak ''Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, bu Kanunun 16. maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm, kanun yolu aşaması dâhil, yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da uygulanır.'' cümlesi eklenmiştir.
Nitekim, 6459 sayılı Kanun'un 4. maddesinin (Tasarının 3. maddesi) gerekçesinde, ''AİHM, devletin sorumluluğuna ilişkin tazminat davalarında, davacıların yargılamanın yavaş işlemesinden doğan zararlarını ortadan kaldıracak yeterli bir çözüm bulunmadığı yönünde ülkemiz aleyhinde ihlal kararları vermektedir. Düzenlemeyle, idarî yargıda açılan tam yargı davalarında talep edilen tazminatın daha yüksek olduğunun dava devam ederken anlaşılması durumunda, davacıya talep edilen miktarı arttırma hakkı verilmemesinin adil yargılama hakkının ihlali olarak kabul edilmesi sebebiyle, nihai karar verilinceye kadar ıslah suretiyle talep edilen tazminat miktarını arttırma hakkı tanınmaktadır.'' ifadesine yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda, 6459 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktarın, kanun yolu aşaması dâhil, yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin artırılmasına olanak tanınmıştır. Madde gerekçesinde de ifade edildiği üzere, yasal değişiklikle ilgililerin uğramış olduğu zararın, dava dilekçesinde gösterilen zarar miktarından fazla olmasına karşın, davacı veya davacıların dava dilekçesinde gösterdikleri zarar miktarını artırmalarına yönelik taleplerinin mahkemelerce kabul edilmeyerek istemle bağlı kalma kuralını uygulayarak dava dilekçesinde gösterilen zarar tutarı kadar tazminata hükmetmelerinden doğan hak kayıplarının giderilmesi amaçlanmıştır. Bir başka ifade ile mahkemelerce istemle bağlı olma kuralı uygulanmak suretiyle verilen kararlara karşı taraflardan herhangi birinin kanun yoluna başvurmuş olması şartıyla davacı veya davacıların artırılan miktara isabet eden harcı ödemek suretiyle kararı veren Mahkemeye verecekleri dilekçe ile bir defaya mahsus olmak üzere dava dilekçesinde gösterilen miktarı artırmaları mümkündür.
Bakılan uyuşmazlıkta, davanın 23/07/2014 tarihinde açıldığı, bu tarihte miktar arttırımına ilişkin hükümlerin yürürlükte olduğu, Mahkemece yaptırılan hesap bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporun davacılara 18/08/2015 tarihinde tebliğ edildiği, diğer yandan; davacıların 20/08/2015 tarihinde Mahkeme kaydına giren itiraz dilekçesi ile bilirkişi raporuna itiraz ettikleri, söz konusu dilekçede, maddi tazminatın hesaplanmasında SGK tarafından bağlanan dul ve yetim aylığının indirim sebebi yapılmaması gerektiğinin belirtildiği, ancak Mahkemece bu itiraz esas hakkında karar verilmeden önce karşılanmadan (Mahkeme, esas hakkında verdiği kararda tarafların hesap bilirkişisi raporuna yaptıkları itirazları reddetmekle birlikte SGK tarafından prim karşılığında ilgililere bağlanan aylıklar ile yapılan her türlü ödemenin, hesaplanacak maddi tazminat tutarından yarar olarak indirilmemesi gerektiğini belirtmiştir.) ve davacıların rapor sonrası miktar arttırım hakkını kullanması sağlanmadan karar verildiği, bilirkişi raporu sonucunda hesaplanan maddi zararın eş … için 190.402,67 TL, çocuk … için 19.596,73 TL, çocuk … için 16.173,81 TL, çocuk … için 24.668,51 TL olduğu, davacıların dava dilekçesinde toplam 40.000,00 TL maddi tazminat talebinde bulunduğu, Mahkemenin taleple bağlı kalarak davacılar yönünden toplam 40.000,00 TL maddi tazminatın ödenmesine hükmettiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece; bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunun davacılara tebliğ edildiği ve davacıların söz konusu bilirkişi raporuna itiraz ettiği görülmekte olup, İdare Mahkemesince davacıların itiraz dilekçesinde iddia ettiği hususların değerlendirilmesi suretiyle davacıların itirazının sonucu (kabul edilip-edilmediği) ile davacıların miktar arttırımında bulunup bulunmayacaklarının davacılara bildirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken; dava dilekçesindeki taleple bağlı kalınarak maddi tazminat istemi hakkında karar verildiği anlaşılmıştır.
Bu itibarla, İdare Mahkemesince davacıların bilirkişi raporuna yapmış olduğu itirazın değerlendirilmesi ve davacıların itirazının kabulü halinde ek bilirkişi raporu ve/veya yeniden bilirkişi raporu almak suretiyle karar verilmesi veyahut davacının itirazının reddi ile davacının miktar arttırımında bulunup-bulunmayacağı noktasında gerekli bildirim yapıldıktan sonra karar verilmesi gerekirken, bu hususlar gözardı edilerek verilen kararın maddi tazminata ilişkin kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin karar düzeltme isteminin reddine, davacıların maddi tazminata yönelik karar düzeltme isteminin ise kabulüne, Dairemizin 25/11/2021 tarih ve E:2019/6761 K:2021/5853 sayılı kararının maddi tazminatın onanmasına ilişkin kısmının kaldırılmasına,
2. Davanın kabulüne ilişkin … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının maddi tazminata ilişkin kısmının BOZULMASINA,
3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 14/03/2023 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.