T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2022/5163
Karar No : 2023/6472
DAVACI : …
VEKİLİ : Av. …
DAVALILAR : 1- … - …
2- … Müdürlüğü - VEKİLLERİ : Av. ,,,
DAVANIN KONUSU : Türkiye Elektrik İletim A.Ş. Genel Müdürlüğüne ait “380 kV Akkuyu NGS-Ermenek HES Enerji İletim Hattı Projesi” kapsamında ekli haritada gösterilen güzergaha isabet eden taşınmazlarda direk yerlerinin mülkiyet şeklinde, iletken salınım gabarisinin ise irtifak hakkı kurulmak suretiyle Türkiye Elektrik İletim A.Ş. Genel Müdürlüğü tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 10/04/2016 tarih ve 29680 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 14/03/2016 tarih ve 2016/8600 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının, Mersin İli, Gülnar İlçesi, ... Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmazın 1745,03 m²’lik kısmının irtifak hakkı, 324 m²’lik kısmının mülkiyet şeklinde kamulaştırılmasına ilişkin kısmının iptali ile doğan zararların tazmini istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Taşınmazlarının heyelan afeti riski taşıyan, verimli tarım arazilerinin bulunduğu özellikle Coğrafi İşaret Tescil Belgesine sahip Gezende Eriğinin yetiştirildiği alanlar olduğu, alternatif geçit alanları araştırılmadan, kamulaştırılacak alanların bilimsel değerlendirilmesi yapılmadan seçildiği, ilgili taşınmazlar üzerinde zemin etüdünün yapılıp yapılmadığına dair, yapıldıysa da işbu zemin etütlerinin güncel bilimsel değerlendirmeler doğrultusunda yapılıp yapılmadığına dair bilgi ve belge sunulmadığı, Afet ve Acil Durum Yönetim Başkanlığı'nın hazırladığı Mersin İl Afet Risk Azaltma Planında ... Mahallesinin kaya düşmesi afet riskinin bulunduğunun Afete Maruz Bölge Kararı ile sabit olduğu, enerji nakil hat güzergahının heyelan riskinin yüksek olduğu, davacının taşınmazından geçtiğinin ortada olduğu, hat güzergahının afete maruz bölge alanından ve ayrıca verimli tarım arazilerinin bulunduğu özellikle Coğrafi İşaret Tescil Belgesine sahip Gezende Eriğinin yetiştirildiği bölgeden geçecek olmasına rağmen toprak koruma ve tarımsal bütünlüğün sağlanmasına yönelik olarak hiçbir inceleme, değerlendirme ve zemin etüdü yapılmadan, alternatif geçit yerleri araştırılmadan yüksek heyelan riski taşıyan bölgelerden geçirildiği, enerji iletim hattı projelerinin hazırlık ve işletme aşamasında toprak ve jeolojiye yönelik olarak oluşması muhtemel etkiler olarak toprak kaymasının oluşabileceğinin, direk ayaklarının kurulacağı alanlarda arazi kullanımında kalıcı değişiklik olabileceğinin, çalışma koridoru boyunca bitkilerin temizlenmesi ve havza yapılarının bozulmasından dolayı toprak erozyonu oluşacağının bilindiği, acele kamulaştırma kararının iptali ile taşınmaz üzerinde çalışmalara başlanması nedeniyle doğan zararların tazmini istenilmektedir.
DAVALILARIN SAVUNMALARI : Kamulaştırma sürecinde işlemlerin 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'na uygun olarak yapıldığı, söz konusu iletim hatlarının, üretim lisansı bulunan Akkuyu Nükleer Güç Santralinin enterkonnekte sisteme bağlantısını sağlayacak hatlar olduğu, heyelana maruz alanların güncel güzergah üzerinde bulunmadığı, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu, davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI …'IN DÜŞÜNCESİ : Dava Türkiye Elektrik İletim A.Ş. Genel Müdürlüğüne ait “380 kV Akkuyu NGS-Ermenek HES Enerji İletim Hattı Projesi” kapsamında ekli haritada gösterilen güzergaha isabet eden taşınmazlarda direk yerlerinin mülkiyet şeklinde, iletken salınım gabarisinin ise irtifak hakkı kurulmak suretiyle Türkiye Elektrik İletim A.Ş. Genel Müdürlüğü tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 10/04/2016 tarih ve 29680 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 14/03/2016 tarih ve 2016/8600 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının, Mersin İli, Gülnar İlçesi, ... Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmazın 1745,03 m²’lik kısmının irtifak hakkı, 324 m²’lik kısmının mülkiyet şeklinde kamulaştırılmasına ilişkin kısmının iptali istemiyle açılmıştır.
Anayasanın 35. maddesinde: "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü yer almaktadır.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolünün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde: "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesinde; 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10. madde esasları dairesinde ve 15. madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10. maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabileceği, bu Kanunun 3. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen hallerde yapılacak kamulaştırmalarda yatırılacak miktar, ödenecek ilk taksit bedeli olduğu düzenlemesine yer verilmiştir.
6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanununun "Taşınmaz temini işlemleri" başlıklı 19. maddesinin 2/a fıkrasında, "Dağıtım faaliyetinde bulunan lisans sahibi özel hukuk tüzel kişilerinin lisansa konu faaliyetlerine ilişkin taşınmaz temini taleplerine yönelik işlemler, 2942 sayılı Kanun ve ilgili mevzuat hükümlerine göre TEDAŞ tarafından yürütülür. Taşınmaz temini talepleri TEDAŞ tarafından değerlendirilir ve uygun görülmesi halinde TEDAŞ tarafından karar alınır. Bu kapsamda alınan kararlar, kamu yararı kararı yerine de geçer ve herhangi bir makamın onayına tabi değildir." hükmü uyarınca yapılacak olan kamulaştırmalarda 2942 sayılı Yasanın acele kamulaştırmayı düzenleyen 27. maddesi hükmünün de uygulanabileceği açık olup, bu halde de kamulaştırmanın 2942 sayılı Yasanın 27. maddesi uyarınca gerçekleştirilebilmesi için acele kamulaştırma prosedürünün uygulanabilme koşullarının gerçekleşmiş olması gerekmektedir.
5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun "Tarım arazilerinin amaç dışı kullanımı" başlıklı 13. maddesinde: ''Mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ile sulu tarım arazileri tarımsal üretim amacı dışında kullanılamaz. Ancak, alternatif alan bulunmaması ve Kurulun uygun görmesi şartıyla;
a) Savunmaya yönelik stratejik ihtiyaçlar,
b) Doğal afet sonrası ortaya çıkan geçici yerleşim yeri ihtiyacı,
c) Petrol ve doğal gaz arama ve işletme faaliyetleri,
ç) İlgili bakanlık tarafından kamu yararı kararı alınmış madencilik faaliyetleri,
d) Bakanlıklarca kamu yararı kararı alınmış plân ve yatırımlar,
e) (Ek: 31/1/2007-5578/3 md.) Kamu yararı gözetilerek yol altyapı ve üstyapısı faaliyetlerinde bulunacak yatırımlar,
f) (Ek: 26/3/2008-5751/1 md.) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun talebi üzerine 20/2/2001 tarihli ve 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu uyarınca yenilenebilir enerji kaynak alanlarının kullanımı ile ilgili yatırımları,
g) (Ek: 26/3/2008-5751/1 md.) Jeotermal kaynaklı teknolojik sera yatırımları,
İçin bu arazilerin amaç dışı kullanım taleplerine, toprak koruma projelerine uyulması kaydı ile Bakanlık tarafından izin verilebilir. (Ek cümle: 31/1/2007-5578/3 md.) Bakanlık bu yetkisini valiliklere devredebilir.
Mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ile sulu tarım arazileri dışında kalan tarım arazileri; toprak koruma projelerine uyulması kaydı ile valilikler tarafından tarım dışı kullanımlara tahsis edilebilir.
Tarımsal amaçlı yapılar için, projesine uyulması şartıyla ihtiyaç duyulan miktarda her sınıf ve özellikteki tarım arazisi valilik izni ile kullanılır.
(Ek fıkra: 28/10/2020-7255/21 md.) İmar planlarında tarımsal niteliği korunacak alan olarak ayrılan yerler ile kamu yararı kararı alınarak tarım dışı amaçla kullanım izni verilen yerler, yeniden izin alınmaksızın bu amaç dışında kullanılamaz ve planlanamaz. Ancak yerleşim alanlarının gelişim alanı ihtiyaçlarını karşılamak için izin verilerek planlanmış alanlarda yeniden izin şartı aranmaz.
Birinci fıkranın (c) ve (ç) bentleri kapsamında izin alan işletmeciler, faaliyetlerini çevre ve tarım arazilerine zarar vermeyecek şekilde yürütmekle ve kendilerine tahsis edilen yerleri tahsis süresi bitiminde eski vasfına getirmekle yükümlüdürler.
Bu madde kapsamında valiliklerce verilen kararlara yapılan itirazlar, Bakanlık tarafından değerlendirilerek karara bağlanır.
Tarım arazilerinin korunması ve amaç dışı kullanımına dair uygulamaların usûl ve esasları yönetmelikle düzenlenir.'' hükmü yer almaktadır.
Dosyanın incelenmesinden; davaya konu taşınmaza ilişkin acele kamulaştırma nedeniyle el koyma istemiyle … Asliye Hukuk Mahkemesinde … D.İş nolu dosya kapsamında yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda davaya konu taşınmazın sulu tarım arazisi niteliğinde olduğu tespiti bulunduğu ,davaya konu taşınmaz için 5403 sayılı Toprak Koruma Kanununun 13. Maddesi uyarınca tarım dışı kullanım izni alınıp alınmadığının Dairesince ara kararı ile sorulduğu ,ara kararına verilen cevaptan 08/09/2020 tarihli Bakanlık oluru ile taşınmazın 5403 sayılı Kanunun 13.maddesi gereği talep edilen amaç doğrultusunda kullanılmasına izin verildiği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta ilgili mevzuat uyarınca davaya konu işlemden önce alınması gereken tarım dışı kullanım izninin davaya konu işlemden sonra alındığı anlaşıldığından dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemin davaya konu taşınmaz yönünden iptali gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 05/07/2023 tarihinde, davacı vekili Av. …'in mazeret bildirdiği ve davalı idareler vekili Av. …'ın geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Davalılar vekiline usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra davalılar vekiline son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, esas yönünden verilen karara katılmakla birlikte Üye …'in, dava dilekçesinde acele kamulaştırma kararının iptali istemi yanında doğan zararların tazmini isteminin de bulunduğu, ancak tazmini istenen bedelin somutlaştırılmadığı, bu sebeple dava dilekçesinin reddi gerektiği yönündeki usule ilişkin oyuna karşılık, esasa geçilerek işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Türkiye Elektrik İletim A.Ş. Genel Müdürlüğüne ait “380 kV Akkuyu NGS-Ermenek HES Enerji İletim Hattı Projesi” kapsamında ekli haritada gösterilen güzergaha isabet eden taşınmazlarda direk yerlerinin mülkiyet şeklinde, iletken salınım gabarisinin ise irtifak hakkı kurulmak suretiyle Türkiye Elektrik İletim A.Ş. Genel Müdürlüğü tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 10/04/2016 tarih ve 29680 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 14/03/2016 tarih ve 2016/8600 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının, Mersin İli, Gülnar İlçesi, ... Mahallesi, 218 ada, 40 parsel sayılı taşınmazın 1745,03 m²’lik kısmının irtifak hakkı, 324 m²’lik kısmının mülkiyet şeklinde kamulaştırılmasına ilişkin kısmının iptali istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 35. maddesinde: "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü yer almaktadır.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolünün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde: "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun "Acele kamulaştırma" başlıklı 27. maddesinde; 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Bakanlar Kurulunca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10. madde esasları dairesinde ve 15. madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10. maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabileceği kuralına yer verilmiştir.
5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun "Tarım arazilerinin amaç dışı kullanımı" başlıklı 13. maddesinde; Mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ile sulu tarım arazilerinin tarımsal üretim amacı dışında kullanılamayacağı ancak, alternatif alan bulunmaması ve Kurulun uygun görmesi şartıyla; savunmaya yönelik stratejik ihtiyaçlar, doğal afet sonrası ortaya çıkan geçici yerleşim yeri ihtiyacı, petrol ve doğal gaz arama ve işletme faaliyetleri, ilgili bakanlık tarafından kamu yararı kararı alınmış madencilik faaliyetleri, Bakanlıklarca kamu yararı kararı alınmış plân ve yatırımlar, kamu yararı gözetilerek yol altyapı ve üstyapısı faaliyetlerinde bulunacak yatırımlar, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun talebi üzerine 20/2/2001 tarihli ve 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu uyarınca yenilenebilir enerji kaynak alanlarının kullanımı ile ilgili yatırımları, jeotermal kaynaklı teknolojik sera yatırımları için bu arazilerin amaç dışı kullanım taleplerine, toprak koruma projelerine uyulması kaydı ile Bakanlık tarafından izin verilebileceği hükmü yer almıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri açısından bakıldığında, özel mülkiyet hakkının korunması gereken temel insan hakları arasında öngörüldüğü, anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik düzenlemelere yer verildiği, bu düzenlemelerde mülkiyet hakkına müdahalelerin olabileceğinin öngörüldüğü, ancak bu müdahalelerde kamu yararı gerekçesi, kanuni düzenleme gereği ve ölçülülük yada orantılılık gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkı ihlaline neden olacağı kabul edilmiştir. Nitekim Anayasa Mahkemesi kararları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarıyla da bu hususların açık bir şekilde ortaya konulduğu görülmektedir.
Bu açıdan, kamu gücü kullanılarak özel mülkiyetteki taşınmazların kamu eline geçirilmesini ifade etmesi anlamında kamulaştırmanın yargısal incelemesinde, mülkiyet hakkına söz konusu müdahalede yukarıda yer alan hükümler çerçevesinde kamu yararının varlığının, kanuni düzenleme gereğinin ve orantılılık noktasında adil dengenin sağlanıp sağlanmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
Anayasa’nın 35. maddesinin ikinci fıkrasında mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği belirtilmek suretiyle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin Kanunda öngörülmesi gereği ifade edilmiştir Acele kamulaştırma usulü idareye kamulaştırma işlemlerinin neticelenmesini beklemeden kamulaştırılan taşınmaza el koyma imkânı tanıyan olağanüstü bir kamulaştırma usulüdür. Acele kamulaştırmada, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile Mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın kanunda belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değeri idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir. Acele kamulaştırma usulü, olağan kamulaştırmada malik lehine getirilen usule ilişkin güvenceleri bertaraf etmemekte; yalnızca bu usullerin işletilmesinden önce idareye, kamulaştırılacak taşınmaza el koyma imkânı tanımaktadır. Taşınmaza el konulduktan sonra idare tarafından öncelikle satın alma yolunun işletilmesi, bunun mümkün olamaması durumunda ise Asliye Hukuk Mahkemesinde bedel tespiti ve tescil davası açılması gerekmektedir. Kamulaştırılmasına karar verilen taşınmaza acele olarak ihtiyaç duyulması halinde, 2942 sayılı Kanunun 27. maddesi uyarınca kamulaştırma acele usulle yapılmaktadır.
Bu çerçevede, 2942 sayılı Kanunun 27. maddesi incelendiğinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlendiğinden, madde hükmü ile acele kamulaştırmada olağan kamulaştırmaya oranla özel koşulların varlığı aranmış ve üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmıştır. Anılan hüküm uyarınca taşınmazların bir an önce kullanılmasına ihtiyaç duyulan, kamu düzenine ilişkin olarak acelelik halinin bulunduğu durumlarda Cumhurbaşkanı Kararı ile taşınmazların acele kamulaştırılmasına karar verilebilmektedir.
Acele kamulaştırma istisnai bir yöntem olduğundan, olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında aceleliğin varlığına dair şartlarının ortaya konulması gerekmektedir.
Acelelik koşulunun kamu düzenine ilişkin olması gerektiği ve kamu yararının ise, olağan kamulaştırma usulü ile sağlanması amaçlanan kamu yararından farklı olarak, acele kamulaştırma yapılmasını gerektiren, aceleliği zorunlu kılan bir yarar olduğu açıktır.
Uyuşmazlıkta; davaya konu taşınmazların acele kamulaştırılmasına yönelik şartların oluşup oluşmadığı, yani acelelik durumunun bulunup bulunmadığı yönünden bir değerlendirme yapılması gerekmektedir.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; Türkiye Elektrik İletim A.Ş. Genel Müdürlüğüne ait “380 kV Akkuyu NGS-Ermenek HES Enerji İletim Hattı Projesi” kapsamında ekli haritada gösterilen güzergaha isabet eden taşınmazlarda direk yerlerinin mülkiyet şeklinde, iletken salınım gabarisinin ise irtifak hakkı kurulmak suretiyle Türkiye Elektrik İletim A.Ş. Genel Müdürlüğü tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin davaya konu kararın alındığı, söz konusu iletim hatlarının, üretim lisansı bulunan Akkuyu Nükleer Güç Santralinin enterkonnekte sisteme bağlantısını sağlayacak hatlar olduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda; ülkemizin başta elektrik enerjisi olmak üzere, enerji arzına olan ihtiyaç durumu ve davaya konu iletim hattının Akkuyu Nükleer Güç Santralinin enterkonnekte sisteme bağlantısını sağlayacak hatlardan olması dikkate alındığında, enerji ihtiyacının acil nitelikte olduğu sabit olmakla birlikte, kamu yararının varlığı da açık olduğundan, davaya konu projenin bir an önce tamamlanmasında acelelik halinin bulunduğu sonucuna varıldığından, davaya konu taşınmaza el konulmasına imkan veren dava konusu Bakanlar Kurulu Kararında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Ayrıca, tarım dışı kullanım izni alınması gereken tarım arazisi niteliğinde olan davaya konu taşınmazın bulunduğu alana ilişkin davaya konu acele kamulaştırma kararı öncesinde alınmış tarım dışı kullanım izni bulunmasa da, davaya konu 14.03.2016 tarihli Bakanlar Kurulu kararından sonra, Tarım ve Orman Bakanlığı'nın … tarih ve … sayılı kararı ile davaya konu taşınmazın bulunduğu alana ilişkin tarım dışı kullanım izninin verildiği anlaşıldığından, 08.09.2020 tarihli tarım dışı kullanım izni ile bu husustaki hukuka aykırılık halinin ortadan kalktığı ve söz konusu iznin dava konusu karardan daha sonra verilmiş olmasının, davaya konu kararın iptalini gerektirir bir husus olmadığı sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.
Öte yandan; tazminat istemi yönünden yapılan incelemede ise, gerek tazminat istemine dayanak acele kamulaştırma kararında hukuka aykırılık bulunmaması, gerekse de tazminat istemi hususunda bedelin ve tazminat isteminin hangi gelir kalemlerinden kaynaklandığının netleştirilmesinin istenilmesine ilişkin Dairemizin 28/12/2022 tarihli ara kararına davacı tarafından cevap verilmemiş olması hususları dikkate alındığında, davacının tazminat isteminin kabulüne hukuken olanak bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.DAVANIN REDDİNE,
2.Ayrıntısı aşağıda gösterilen, davacı tarafından yapılan …-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından mükerrer olarak yatırılan …-TL tamamlama harcının (12.09.2022 tarihli) istemi halinde davacıya iadesine,
3.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen …-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak, davalı idarelere verilmesine,
4.Varsa posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine,
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2-(g) maddesi uyarınca, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 05/07/2023 tarihinde usulde ve esasta oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY (X) :
5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun "Tarım arazilerinin amaç dışı kullanımı" başlıklı 13. maddesinde: ''Mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ile sulu tarım arazileri tarımsal üretim amacı dışında kullanılamaz. Ancak, alternatif alan bulunmaması ve Kurulun uygun görmesi şartıyla;
a) Savunmaya yönelik stratejik ihtiyaçlar,
b) Doğal afet sonrası ortaya çıkan geçici yerleşim yeri ihtiyacı,
c) Petrol ve doğal gaz arama ve işletme faaliyetleri,
ç) İlgili bakanlık tarafından kamu yararı kararı alınmış madencilik faaliyetleri,
d) Bakanlıklarca kamu yararı kararı alınmış plân ve yatırımlar,
e) (Ek: 31/1/2007-5578/3 md.) Kamu yararı gözetilerek yol altyapı ve üstyapısı faaliyetlerinde bulunacak yatırımlar,
f) (Ek: 26/3/2008-5751/1 md.) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun talebi üzerine 20/2/2001 tarihli ve 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu uyarınca yenilenebilir enerji kaynak alanlarının kullanımı ile ilgili yatırımları,
g) (Ek: 26/3/2008-5751/1 md.) Jeotermal kaynaklı teknolojik sera yatırımları,
İçin bu arazilerin amaç dışı kullanım taleplerine, toprak koruma projelerine uyulması kaydı ile Bakanlık tarafından izin verilebilir. (Ek cümle: 31/1/2007-5578/3 md.) Bakanlık bu yetkisini valiliklere devredebilir.
Mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ile sulu tarım arazileri dışında kalan tarım arazileri; toprak koruma projelerine uyulması kaydı ile valilikler tarafından tarım dışı kullanımlara tahsis edilebilir.
Tarımsal amaçlı yapılar için, projesine uyulması şartıyla ihtiyaç duyulan miktarda her sınıf ve özellikteki tarım arazisi valilik izni ile kullanılır.
(Ek fıkra: 28/10/2020-7255/21 md.) İmar planlarında tarımsal niteliği korunacak alan olarak ayrılan yerler ile kamu yararı kararı alınarak tarım dışı amaçla kullanım izni verilen yerler, yeniden izin alınmaksızın bu amaç dışında kullanılamaz ve planlanamaz. Ancak yerleşim alanlarının gelişim alanı ihtiyaçlarını karşılamak için izin verilerek planlanmış alanlarda yeniden izin şartı aranmaz.
Birinci fıkranın (c) ve (ç) bentleri kapsamında izin alan işletmeciler, faaliyetlerini çevre ve tarım arazilerine zarar vermeyecek şekilde yürütmekle ve kendilerine tahsis edilen yerleri tahsis süresi bitiminde eski vasfına getirmekle yükümlüdürler.
Bu madde kapsamında valiliklerce verilen kararlara yapılan itirazlar, Bakanlık tarafından değerlendirilerek karara bağlanır.
Tarım arazilerinin korunması ve amaç dışı kullanımına dair uygulamaların usûl ve esasları yönetmelikle düzenlenir.'' hükmü yer almaktadır.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden, Dairemizin 28/12/2022 tarihli ara kararı ile davaya konu taşınmaza ilişkin 5403 sayılı Toprak Koruma Kanunu'nun 13. maddesi uyarınca tarım dışı kullanım izni alınıp alınmadığı sorulduğu, davalı idareler tarafından verilen cevaplarda, tarım dışı kullanım izninin -davaya konu 14.03.2016 tarihli Bakanlar Kurulu kararından sonra- 08.09.2020 tarihinde alındığının bildirildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda; ilgili mevzuat uyarınca davaya konu işlemden önce alınması gereken tarım dışı kullanım izninin, davaya konu işlemden daha sonra alındığı anlaşıldığından, söz konusu iznin alınmasından sonra yeniden acele kamulaştırma kararı alınması gerektiğinden, davaya konu 14/03/2016 tarih ve 2016/8600 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının davaya konu taşınmaz yönünden iptaline karar verilmesi gerektiği oyu ile çoğunluk kararına katılmıyoruz.