T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2022/5300
Karar No : 2023/3458
TEMYİZ EDEN TARAFLAR : I- (DAVACI) …
VEKİLİ : Av. …
II- (DAVALILAR) 1- … Bakanlığı - …
VEKİLİ : Av. …
2- … Büyükşehir Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
3- … Belediye Başkanlığı - …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF : 1- … Bakanlığı
2- … Büyükşehir Belediye Başkanlığı
3- … Belediye Başkanlığı
4- …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: İstanbul İli, Avcılar İlçesi, … Mahallesi, … pafta, … parsel sayılı taşınmazın 28/06/2005 tarih ve 2005/109 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile "Afete Maruz Bölge" ilan edilen alanda kalması, bilahare tahliyesi ve yıkımı sürecinde davalı idarelerin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle uğranıldığı iddia edilen arsa değer kaybı karşılığı 20.000,00.-TL, yapı değerine karşılık 80.000,00.-TL olmak üzere 100.000,00.-TL (miktar artırımı sonucu 308.870,00.-TL) maddi ve 10.000,00.-TL manevi zararın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tazmini istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Davanın kabulü yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurularının kabulü ile anılan kararın kaldırılarak yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Mahkemesine gönderilmesi yolundaki … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararın verilmesi üzerine, ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:2020/866, K:… sayılı kararıyla 308.870,00.-TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminat talebinin kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: İdari Dava Dairesince verilen kararda, kusur oranlaması yönünden; dosya kapsamındaki 07/12/2020 tarihli bilirkişi ek raporunda davalı idarelerin kusur oranlamalarına ilişkin olarak İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığının %20, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının %20, Avcılar Belediye Başkanlığının %50, diğer sorumluların ise %10 oranında kusuru bulunduğu tespitlerinin yapıldığının anlaşıldığı; Mahkeme tarafından söz konusu bilirkişi ek raporundaki kusur oranlamasına ilişkin değerlendirmelere itibar edilmeyerek, Mahkemelerinin E:… ve E:… sayılı dosyalarındaki bilirkişi raporları emsal kabul edilerek, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığının %60, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının %30, Avcılar Belediye Başkanlığının %10 oranında kusurlarının bulunduğu belirlemesi ile hüküm kurulduğu anlaşılmakta ise de; emsal alınan kararlar incelendiğinde, E:… sayılı dosyanın … pafta - … parsel sayılı, E:… sayılı dosyanın ise … pafta - … parsel sayılı taşınmazlarda bulunan yapılara ilişkin olduğunun görüldüğü, bu durumda; dava konusu yapı özelinde tespit edilen hususlar dikkate alınmak suretiyle düzenlenen dosya kapsamında mevcut bilirkişi ek raporundaki kusur oranlaması üzerinden hüküm kurulması gerekirken, farklı parsellerde yer alan yapılara ilişkin kusur oranlamasına dair tespitler bu dosya için de emsal kabul edilerek hüküm kurulmasında hukuki isabet bulunmadığı; maddi tazminat miktarı yönünden: Dosya kapsamına alınan 07/12/2020 tarihli bilirkişi ek raporunda da, kök raporda belirlenen maddi tazminat miktarında değişiklik yapılmasını gerektiren bir husus bulunmadığı yönünde görüş ve kanaat bildirildiği, söz konusu raporların hükme esas alınabilecek nitelikte bulunduğu ve buna göre, tazmini gereken maddi zarar miktarının 308.870,00.-TL olduğunun anlaşıldığı; manevi tazminat talebi yönünden: uyuşmazlığa konu olayda, yapılaşmaya hiçbir şekilde izin verilmemesi gerekirken izin verilen ve daha sonra afete maruz bölge ilan edilen alanda kalan taşınmaz üzerindeki davacıya ait bağımsız bölümün de yer aldığı ruhsatlı yapının yıkılması nedeniyle, hizmet kusuru bulunan idarelerin, davacının duyduğu ağır elem ve üzüntünün kısmen de olsa giderilebilmesi için takdiren 10.000,00-TL manevi tazminatın davacıya ödemesi gerektiği; yasal faiz başlangıcı yönünden; davacı tarafından, bilirkişi raporu uyarınca, 13/10/2016 tarihinde … İdare Mahkemesi kaydına giren dilekçe ile maddi tazminat miktarı 208.870,00.-TL artırıldığı, bu dilekçenin davalı idarelerden Avcılar Belediye Başkanlığına 25/07/2016 tarihinde, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına 26/07/2016 tarihinde, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına ise 28/07/2016 tebliğ edildiği, dolayısıyla artırılan tazminat miktarının davalı idarelerin kusur oranına isabet eden 187.983,00.-TL’lik kısmı bakımından, idarelerin temerrüde düştüğü tarih olan 25/07/2016, 26/07/2016 ve 28/07/2016 tarihlerinden itibaren faiz yürütülmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca … . İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı karara karşı tarafların istinaf başvurularının kabulü ile anılan kararın kaldırılmasına, davacının maddi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 308.870,00.-TL maddi zararın 100.000,00.-TL’lik kısmının %20 kusur oranına isabet eden 20.000,00.-TL’sinin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığınca, %20 kusur oranına isabet eden 20.000,00.-TL’sinin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca, %50 kusur oranına isabet eden 50.000,00.-TL’sinin Avcılar Belediye Başkanlığınca yıkım tarihi olan 29/12/2014 tarihinden itibaren; 208.870,00.-TL’lik kısmının %20 kusur oranına isabet eden 41.774,00.-TL’sinin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığınca 26/07/2016 tarihinden itibaren, %20 kusur oranına isabet eden 41.774,00.-TL’sinin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca 28/07/2014 tarihinden itibaren, %50 kusur oranına isabet eden 104.435,00.-TL’sinin Avcılar Belediye Başkanlığınca 25/07/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleriyle birlikte tazminine, fazlaya ilişkin (diğer sorumluların % 10 kusur oranına karşılık gelen) 30.887,00.-TL maddi tazminat isteminin ise reddine; davacının manevi tazminat isteminin kabulü ile 10.000,00.-TL manevi tazminatın kusur oranları nispetinde davalı idarelerce yıkım tarihi olan 29/12/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
1-... Bakanlığı tarafından, idarelerine husumet yöneltilemeyeceği, dava konusu heyelan nedeniyle herhangi bir kusur ve sorumluluklarının bulunmadığı belirtilerek kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
2- ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından, idarelerinin hizmet kusuru bulunmadığı, dava konusu işlem ve eylemlerle idareleri arasında illiyet bağı bulunmadığı belirtilerek kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
3- ... Belediye Başkanlığı tarafından, dava konusu yere ilişkin alınan afete maruz bölge kararının idareleri tarafından alınmadığı, söz konusu yerlerin imara açılmasını sağlayan planların yapılmasında da bir rollerinin bulunmadığı, iskan alamadığı ve kaçak kısımlarının olduğu sabit olan dava konusu yerin yapı müteahhidine %10 kusur yüklenirken , ikamet edilmekte olduğu için ve teknik imkansızlıklar nedeniyle yıkımı neredeyse imkansız olan yapıyı yıkmamaları nedeniyle % 50 kusur yükletilmesinin, hukuka ve hakkaniyete aykırı olacağı, idarelerinin kusuru bulunmadığı belirtilerek kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
4- Davacılar tarafından, yapı müteahhidine ve davacıya kusur izafesinin doğru olmadığı, idarelerin sorumluluğunun müşterek ve müteselsil sorumluluk olduğu, davalıların sorumluluk oranlarına ilişki olarak, emsal dosyalarda olduğu gibi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığının %60, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının %30, Avcılar Belediye Başkanlığının %10 oranında kusurlarının bulunduğu kabul edilmesinin doğru olacağı belirtilerek, kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Taraflarca savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …'NUN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Dava konusu taşınmazın bulunduğu Avcılar İlçesi için Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Afet İşleri Genel Müdürlüğü ve bazı kamu kurumlarınca farklı tarihlerde yapılan araştırma ve tespitlerde, ilçe geneline yönelik; ''Marmara denizi kıyıları killi ve marnlı serilerle örtülü bulunduğundan heyelana müsaittir, bu kısımlar gerekli önlemler alınmadıkça iskan için sakıncalıdır'' görüşüne yer verildiği, 1971 yılında yapılan bu tespitte, evlerin fazla katlı olmaması, hafif malzemeden yapılması, derin kazılar yapılmaması, yüzey suyu drenajı yapılması, kıyıdan itibaren kademeli olması ve istinat duvarı yapılması gerektiğinin ifade edildiği, yine Bakanlıkça 1977 yılında Boğaziçi Üniversitesine hazırlattırılan raporda; yamaçları heyelanlı ve heyelana müsait olmaları nedeniyle ancak düşük eğimli ve potansiyel heyelan alanlarında zemine fazla yük vermemek ve kazıdan kaçınmak şartı ile tek katlı ve bahçeli evler yapılmasının mümkün olabileceğinin belirtildiği, İller Bankasınca hazırlanan 1981 tarihli rapora göre Avcıların turistik tesis alanı olarak, kamp alanı ve iki katlı yapı alanı olarak gösterildiği, davaya konu alanın, 1981 yılında İller Bankası tarafından hazırlanan ve Bayındırlık ve İskan Bakanlığının onayladığı nazım imar planı ve 1982 tarihli Avcılar Belediye Başkanlığının hazırladığı uygulama imar planı ile yerleşime açıldığı ve zaman içerisinde çok katlı yerleşime izin verildiği, anılan planların hazırlandığı tarihlerde yürürlükte bulunan mülga 6785 sayılı İmar Kanununun 1605 sayılı Kanunla değişik 26. maddesiyle nüfus ve il veya ilçe merkezi olması ölçütlerine göre yol istikamet planları ile imar planlarını belediyelerin yaptırmaları mecburiyeti getirildiği ve 29. maddesiyle imar ve yol istikamet planlarının İmar ve İskan Bakanlığının tasdikiyle kesinleşeceği ve yürürlüğe gireceğinin hüküm altına alındığı, Bakanlığın onay yetkisi planların hukuki varlık şartlarından olduğundan, bu planlara ilişkin çok katlı yerleşime izin veren ilçe belediyesinin yanında Bakanlığın ve Mülga 3030 sayılı Kanundan kaynaklanan denetim yükümlülüğünü yerine getirmeyen, imar yükümlülüklerini ilçe belediyesi ile birlikte kullanan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığının hizmet kusurlarının bulunduğu, Mülga 180 sayılı Bayındırlık ve İskan Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 9. maddesinin g bendinde de, afetle ilgili daimi iskan yerleşmelerinde imar planlarını ve alt yapı tesisleri planlarını ve bunlara ait etüd, harita, proje ve keşifleri yapmak veya yaptırmak, re'sen onaylamak veya onaylanmasını sağlamak, inşaat işlerini yapmak veya yaptırmak konularında Bakanlık Yapı İşleri Genel Müdürlüğünün yetkili olduğunun hükme bağlandığı, 644 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile de Bayındırlık ve İskan Bakanlığı tarafından yürütülen görevlerin Çevre ve Şehircilik Bakanlığına geçtiği, İstanbul İli, Avcılar İlçesi, … Mahallesi, … pafta, … (eski … parsel) parsel sayılı taşınmazdaki yapının 28/06/2005 günlü, 2005/109 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile "Afete Maruz Bölge" ilan edilen alanda kalması ve yıkılması nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen 308.870,00.-TL maddi ve 10.000,00.-TL manevi zararın dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 125. maddesinin 1. fıkrasında idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtilmiş, son fıkrasında ise, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlü olduğu hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdarenin hukuki sorumluluğunun kabulü için, kusursuz sorumluluğa ilişkin istisna halleri dışında, idarenin yürüttüğü kamu hizmetinin, kötü işlemesi, geç işlemesi ya da hiç işlememesi sebeplerinden birisiyle kusurlandırılmış olması gerekmektedir. Hizmet kusuru, iradi bir işlem ya da eylemden kaynaklanabileceği gibi, idarenin dikkatsizliğinden, tedbirsizliğinden ve ihmalinden de kaynaklanabilir. Yine zarar ile idari eylem veya işlem arasında uygun illiyet bağının da bulunması gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden; dosya kapsamında alınan 26/09/2016 tarihli ilk bilirkişi raporunda davalı idarelerin kusur oranlamalarına yönelik olarak; İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın %25, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın %25, Avcılar Belediye Başkanlığı'nın %50 oranında kusur oranlamasının yapıldığı ve tazminat miktarının kusur oranları nispetinde her bir davalı idare yönünden ayrı ayrı hesaplandığı, ancak … İdare Mahkemesi heyetince bu kusur oranlaması dikkate alınmayarak, … tarih ve E:…, K:… sayılı karar ile 308.870,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminat tutarının davalı idarece müştereken ve müteselsilen ödenmesi yolunda hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.
Anılan karara karşı yapılan istinaf başvurularını kabulü ile anılan kararın kaldırılarak ek rapor alınarak yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Mahkemesine gönderilmesi yolundaki … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı üzerine, Mahkemesince davalı idareler yanında davacının, arsa sahibinin ve yapı müteahhidi ile yapıya ilişkin projeler nedeniyle fenni mesuliyet üstlenen kişilerin taşıdığı hukuki sorumluluklar da dikkate alınarak kusurları olup olmadığı hususlarının da açıklığa kavuşturulmasının istendiği 22/12/2020 tarihli ek bilirkişi raporunun alındığı, anılan raporda kusur oranlamasına ilişkin olarak; "Emsal olarak aynı bilirkişi Heyetimizce Yukarıdaki Danıştay Bozma Kararına (Danıştay Ondördüncü Dairenin 14/02/2018 tarih ve E:2017/4513, K:2018/560 sayılı Bozma Kararı) uyularak ... İdare Mahkemesine sunduğumuz (…-E) EK Bilirkişi Raporumuzda (özetle);
' Sonuç olarak konu ile ilgili dava konusu yapı özelinde kusur dağılımı kapsamında takdiri mahkemeye ait olmak üzere;
a) Arazilerin imara açılması için süreci yöneten, ilk planları hazırlayarak onaya sunan, bütçe ve kaynak ayırmak suretiyle, bağlı kuruluşları ile iskana açılan arazilerin alt yapı hizmetlerini geliştiren ve iyileştiren İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne %20 oranında bir kusur isnadının mümkün olduğu,
b) En büyük plan onay makamı olan, çıkarılan af kapsamında yapıları ile ilgili ruhsat ve iskan belgesi düzenlenmesi kapsamındaki usul ve esasları belirleyen Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın (Mülga Bayındırlık ve İskan Bakanlığı) %20 oranında bir kusur isnadının mümkün olduğu,
c) Avcılar Belediyesi'nin yapıların yapılması için gerekli ilgili kurumlarca çıkarılmış mevzuatın uygulanması, bölgenin jeolojik riskli olmasına rağmen ruhsat verilmesi kapsamında imar kanuna göre ek belge ve bilgi istemesi gerektiği halde bu konuda sadece talimatlara uyması, ruhsat eki projesine aykırılığı 1997 yılında tespit etmiş olmasına karşın yapının afet bölgesi kapsamında yıkılıncaya kadar geçen sürede aykırılıkları yıkarak ortadan kaldırmaması nedeni ile %50 oranında bir kusur isnadının mümkün olduğu,
d) Davacı, yapı sahibi, yapı müteahhidinin ve yapıya ilişkin projeler nedeniyle fenni mesul olan kişilerin taşıdığı hukuki sorumlulukları da dikkate alınarak, iskan alınamamış olan bu yapı için yapı müteahhidinin %10 oranlarında bir kusur isnadının mümkün olduğu, takdiri mahkemenize ait olmak üzere değerlendirilmiştir.' denilmiştir."
Bilirkişi heyeti, takdirinin Mahkemeye ait olduğunu tekrar belirterek aynı kusur oranının bu dosya için de geçerli olduğu kanaatini ifade etmiştir.
İdare Mahkemesince bilirkişi raporundaki kusur oranlamasına ilişkin tespit değerlendirmeye alınmayarak, aynı afete maruz bölge kapsamında aynı idari işlem kapsamında yıkımı yapılıp benzer şekilde dava konusu yapılan uyuşmazlıklara ilişkin dava dosyalarında alınan bilirkişi raporlarında aynı davalı idarelere yönelik farklı kusur oranlarının belirlenmesi nedeniyle Mahkemelerinde görülen dava dosyaları birlikte değerlendirilmek suretiyle, davalı idarelerin kusur oranlarında aynılığın sağlaması amacıyla kusur oranlarına ilişkin gerekçelendirmesi yerinde bulunan Mahkemenin E:… ve E:… esas sayılı dava dosyalarında sunulan bilirkişi raporlarında gösterilen kusur oranlarının bu davada da dikkate alınacağı belirtilerek, anılan bilirkişi raporuna atıf yapılmış, buna göre;
"arazilerin imara açılması için süreci yöneten ilk planları hazırlayarak onaya sunan, bütçe ve kaynak ayırmak suretiyle bağlı kuruluşları ile iskana açılan arazilerin alt yapı hizmetlerini geliştiren ve iyileştiren İstanbul Büyükşehir Belediyesinin %60 oranında; en büyük plan onay makamı olan çıkarılan af kapsamında yapıları ile ilgili ruhsat ve iskan belgesi düzenlenmesi kapsamındaki usul ve esasları belirleyen Çevre ve Şehircilik Bakanlığının %30 oranında; yapıların yapılması için gerekli ilgili kurumlarca çıkarılmış mevzuatın uygulanması bölgenin jeolojik riskli olmasına rağmen ruhsat verilmesi kapsamında imar kanununa göre ek belge ve bilgi istemesi gerektiği halde bu konuda sadece talimatlara uyması nedeni ile Avcılar Belediyesinin %10 oranında bir kusur isnadının mümkün olduğu; davacı yapı sahibi, yapı müteahhidinin ve yapıya ilişkin projeler nedeniyle fenni mesul olan kişilerin taşıdığı hukuki sorumlulukları da dikkate alınarak kusur verilemeyeceği" açıklamalarına yer verilmiştir.
Somut olayda İdare Mahkemesince hükme esas alınan kusur oranlamasının Danıştay Altıncı Dairesinin pek çok kararı ile onanarak genel kabul bulduğu dikkate alındığında, dosya özelinde bu oranlamanın değiştirilmesini gerekli kılacak bir bilgi bulunmamaktadır. İdari Dava Dairesince atıf yapılan bilirkişi raporunda kusur oranlamasını farklı belirlenmesine neden olan hususlardan ruhsat eki projesine aykırılığın tespitine ilişkin bir yapı tatil tutanağı düzenlendiğine, ruhsatsız yapının yıkımı yönünde alınmış bir yıkım kararına ya da bu minvalde tesis edilmiş başkaca bir idari işleme dosya içeriğinde rastlanmadığı gibi yapı mütahhidine iskan alınmadığı için %10 kusur isnadına neden olan gerekçenin ise dava konusu yapı için geçerli olamayacağı zira davacının yapının müteahhidi olmayıp taşınmazı 1996 tarihinde satın alma yoluyla mülk edindiği açıktır.
Öte yandan dava konusu yapıya ilişkin farklı mülkiyetlere konu birden çok bağımsız bölüm söz konusu olmayıp, sadece davacının mülkiyetine konu tek bir yapı söz konusu olduğundan aynı parsele ilişkin emsal değerlendirmesine elverişli olmadığı, taşınmazların bulunduğu ortak payda olan afete maruz bölge ilan edilen alanda kalmış olmaları itibarıyla yapılan genel kusur oranlamasının davaya konu taşınmaz için de değerlendirmeye alınmasının hakkaniyetli olacağı sonucuna varılmıştır.
Bu durumda; aynı hukuki durumdaki yapılar hakkında İdare Mahkemesince belirlenen kusur oranlaması doğrultusunda hüküm kurulması gerektiği sonucuna ulaşıldığından, davanın kısmen kabulü, kısmen reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan tarafların temyiz istemlerinin kabulüne,
2. Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kısmen kabulü, kısmen reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 05/04/2023 tarihinde, kesin olarak, oybirliğiyle karar verildi.