T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2022/5400
Karar No : 2023/3182
TEMYİZ EDEN TARAFLAR : 1) ... Gümrük Müşavirliği Anonim Şirketi
VEKİLİ : Av. ...
2)... Vergi Dairesi Başkanlığı
(... Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek taraflarca aleyhlerine olan hüküm fıkralarının bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem : Davacı şirket adına, sahte fatura kullandığından bahisle takdir komisyonu kararlarına istinaden tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle vergi ziyaı cezalı olarak re'sen tarh edilen 2010/ 1 ila 12. dönemleri katma değer vergilerinin kaldırılması istenilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Danıştay bozma kararı üzerine Bölge İdare Mahkemesince; davacıya ihtilaflı dönemlerde fatura düzenleyen Kozyatağı Vergi Dairesi mükellefi, ... Taşımacılık ve Nakliye Tic. Ltd. Şti. hakkında düzenlenen vergi tekniği raporlarının tetkikinden; adı geçen mükellef hakkında yer alan tespitlerin düzenlenen faturaların sahte belge niteliğinde olduğunu ortaya koyacak nitelikte ve yeterlilikte olduğu anlaşıldığından, dava konusu bir kat vergi ziyaı cezalı tarhiyatlarda hukuka aykırılık, vergi ziyaı cezalarının tekerrür nedeniyle aktarılan kısmı yönünden, davacı adına 2005/12. dönemine ilişkin re'sen tarh edilen vergi ziyaı cezalı katma değer vergisine ilişkin düzenlenen vergi/ceza ihbarnamesinin 21/12/2010 tarihinde davacı şirkete tebliğ edildiği ve açılan dava sonrasında 6111 sayılı yasadan faydanılmak suretiyle 08/04/2011 tarihinde kesinleştiğinden bahisle tekerrür hükümlerinin uygulandığı, bu durumda davacı şirket adına vergi ziyaı cezasının kesinleştiği 2011 yılını takip eden yılın başından itibaren tekrar ceza kesilmesi durumunda tekerrür hükümleri uygulanacağından, 2010 yılı için kesilen vergi ziyaı cezalarına tekerrür hükümlerinin uygulanmasında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle, istinaf başvurusunun kabulüne, Mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDEN DAVACININ İDDİALARI : Davacı şirket tarafından, davanın reddedilen kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
TEMYİZ EDEN DAVALININ İDDİALARI : Davalı idare tarafından, davanın kabulüne ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
DAVACININ SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
DAVALININ SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların temyiz istemlerinin reddine,
2. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, vergi ziyaı cezalarının tekerrür nedeniyle artırılan kısım yönünden davanın kabulüne ilişkin kısmının oybirliğiyle, bir kat vergi ziyaı cezalı tarhiyatlar yönünden davanın reddine ilişkin kısmının ise üye ... ve üye ...'ın karşı oyu ile oyçokluğuyla ONANMASINA,
3. 492 sayılı Harçlar Kanunu'na bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca, davacı aleyhine onanan tutar üzerinden binde 9,10 oranında ve ... TL den az olmamak üzere hesaplanacak nispi karar harcından, varsa evvelce ödenen harcın mahsubundan sonra kalan harç tutarının temyiz eden davacıdan alınmasına,
4. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına,
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın anılan Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 01/06/2023 tarihinde karar verildi.
(X) KARŞI OY :
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun ‘‘re’sen vergi tarhı’’ başlıklı 30. maddesinde; re’sen vergi tarhı, vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitine imkan bulunmayan hallerde......vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlarca düzenlenmiş vergi inceleme raporlarında belirtilen matrah veya matrah kısmı üzerinden vergi tarh olunması olarak tanımlanmış, aynı maddenin 6. bendinde; tutulması zorunlu olan defterlerin veya verilerin, beyannamelerin gerçek durumu yansıtmadığına dair delil bulunması hali re’sen tarh nedenleri arasında sayılmış, takdir kararlarında bulunması gereken bilgileri düzenleyen 31. maddesinin 8. bendinde ise; takdirin dayanakları ve yapılan takdir hakkındaki açıklamaların takdir komisyonu kararlarında yer alması öngörülmüştür. Takdir komisyonlarının görev ve yetkileri ile ilgili düzenlemeler, anılan Kanun'un 74 ve 75. maddelerinde hükme bağlanmıştır.
Diğer taraftan; 213 sayılı Kanun'un 134. maddesinde, vergi incelemesinden maksadın, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunun araştırılması, tespit edilmesi ve sağlanması olduğunun düzenlenmiş bulunması karşısında, matrahın re’sen takdir yoluyla oluşturulması gereken hallerde dahi gerçek gelire en yakın geliri araştırmaya ve tespite yönelik olması zorunludur.
Dosyanın incelenmesinden, davacının sahte fatura kullandığının tespitinden hareketle takdir komisyonuna sevk edildiği, davacı hakkında sahte fatura kullanımı yönünden herhangi bir rapor (vergi inceleme veya vergi tekniği) düzenlenmediği, sadece ihtilaflı dönemde fatura alınan mükellef hakkında düzenlenen raporda yer alan tespitler ve karşılaştırmalı BA BS formlarının analizi neticesinde davacının sahte olduğu iddia edilen faturaları kullanarak yasal defterlerine kaydettiği ve ilgili dönem katma değer vergisi beyannamelerine yansıtarak indirim konusu yaptığı sonucuna ulaşılarak matrah belirlenmesi suretiyle dava konusu cezalı tarhiyatların yapıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta, davacının sevk edildiği takdir komisyonunca Kanunla tanınan inceleme ve araştırma yetkisi kullanılmaksızın, diğer bir ifadeyle davacının defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapılmadan soyut ve genel ifadelere yer verilerek, matrahın dayanağı ve izahı somut olarak belirtilmeden 213 sayılı Kanun’un 31/8. maddesine aykırı şekilde belirlenen matrah üzerinden uyuşmazlık konusu dönemlere ilişkin olarak re’sen tarh edilen vergi ziyaı cezalı katma değer vergilerinde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna ulaşılmış olup, davacının temyiz isteminin kabulü ile Vergi Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği görüşüyle Daire kararına katılmıyoruz.