T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2022/5538
Karar No : 2023/1157
DAVACILAR : 1- ...
2- ...
3- ...
VEKİLLERİ : Av. ...
DAVALI : ... Bakanlığı
DAVANIN_ÖZETİ : Davacılar tarafından, murisleri ... 'nun uğradığı maddi ve manevi zararın tazmini istemiyle 27 Mayıs 1960 Askeri Darbe Mağdurlarının Zararlarının Tazmini Amacıyla Kurulan Komisyona ayrı ayrı yapılan başvurular üzerine, Komisyon tarafından maddi tazminat talebinin reddi, manevi tazminat talebinin kabulü yolunda verilen kararlara karşı yapılan itirazların reddine dair 16/06/2022 tarihli Komisyon kararlarına itiraz edildiği belirtilerek muris ... 'nun uğradığı ileri sürülen manevi zararın karşılığı olan tutarın 10.000.000,00 TL olarak belirlenip her birine miras payları oranında ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 3. ve 5. maddelerine uygun bulunmayan dava dilekçesinin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 14. maddesi uyarınca hazırlanan Tetkik Hakiminin raporu ve sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra gereği görüşüldü:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 3. maddesinde, idari davaların, Danıştay, idare mahkemesi ve vergi mahkemesi başkanlıklarına hitaben yazılmış imzalı dilekçelerle açılacağı, dilekçelerde tarafların ve varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad ve soyadları veya unvanları ve adreslerinin, davanın konusu ve sebepleri ile dayandığı delillerin gösterileceği, dilekçeler ile bunlara ekli evrakın örneklerinin karşı taraf sayısından bir fazla olacağı; 5. maddesinde de, her bir idari işlem aleyhine ayrı ayrı dava açılacağı, ancak aralarında maddi ya da hukuki yönden bağlılık ya da sebep sonuç ilişkisi bulunan birden fazla işleme karşı bir dilekçeyle dava açılabileceği, birden fazla şahsın müşterek dilekçe ile dava açabilmesi için ise, davacıların hak veya menfaatlerinde iştirak bulunması ve davaya yol açan maddi olay veya hukuki sebeplerin aynı olması gerektiği hükümleri yer almaktadır.
Buna göre, birden fazla şahsın müşterek dilekçe ile dava açabilmesi için davacıların hak ve menfaatlerinde iştirak bulunması zorunludur.
01/07/2020 tarih ve 31172 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7248 sayılı 1924 Tarih ve 491 Sayılı Teşkilâtı Esasiye Kanununun Bazı Hükümlerinin Kaldırılması ve Bazı Hükümlerinin Değiştirilmesi Hakkında Geçici Kanunun Bazı Hükümlerinin Yürürlükten Kaldırılması ve Neden Olunan Mağduriyetlerin Giderilmesi Hakkında Kanun'un Geçici 1. maddesinin 2. fıkrasında, 1 sayılı Kanunun 6. maddesi uyarınca kurulan Yüksek Soruşturma Kurulu ile Yüksek Adalet Divanı tarafından haklarında soruşturma ve kovuşturma yürütülenlerin bu soruşturma ve kovuşturmalar sebebiyle uğradıkları manevî zararların Hazine tarafından karşılanacağı, bu kişilerin malvarlığı değerlerinin müsadere edilmesinden kaynaklanan maddi zararlarının da karşılanacağı; aynı maddenin 3. fıkrasında, ikinci fıkra kapsamında zarar görenler veya mirasçıları tarafından zararlarının karşılanması istemiyle yapılacak başvuruları değerlendirmek ve karara bağlamak üzere, Cumhurbaşkanı tarafından bir Komisyon kurulacağı, komisyonun çalışma usul ve esaslarının Resmî Gazete'de yayımlanmasını izleyen üç ay içinde Komisyona başvurularak ikinci fıkra kapsamındaki zararlarının tazmininin istenebileceği; 4. fıkrasında ise, Komisyon tarafından verilen kararlara karşı kararın tebliğini izleyen on beş gün içinde bir defaya mahsus olmak üzere Komisyona itiraz başvurusunda bulunulabileceği, itiraz üzerine verilen kararlara karşı ilk derece mahkemesi sıfatıyla Danıştayda dava açılabileceği hususları düzenlenmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; davacılar ..., ... ve ... tarafından, 01/07/2020 tarih ve 31172 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7248 sayılı Kanun'un Geçici 1. maddesindeki düzenlemeler gereğince, murisleri ... 'nun 27 Mayıs 1960 askeri darbesi sonrasında hukuka aykırı olarak yargılanarak cezaevine girdiği, itibarının sarsıldığı ve aşağılandığından bahisle maddi ve manevi zarara uğradığı ileri sürülerek maddi ve manevi zararlara karşılık tazminat ödenmesi istemiyle mirasçı sıfatıyla ayrı ayrı Komisyona başvurulduğu, davacı ... tarafından yapılan başvurunun ... numarasına kaydedildiği, davacı ... tarafından yapılan başvurunun ... numarasına kaydedildiği, diğer davacı ... tarafından yapılan başvurunun da ... numarasına kaydedildiği, Komisyonun 28/09/2021 tarihli kararları ile maddi tazminat talebinin reddine, manevi tazminat talebinin kabulüne ayrı ayrı karar verildiği, anılan kararlara karşı yapılan itirazların da Komisyonun 16/06/2022 tarihli kararlarıyla reddedilmesi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Dava Dilekçesinin 2577 Sayılı Kanun'un 3. Maddesi Yönünden İncelenmesi:
İdari yargıda görülmekte olan dava türlerinden olan iptal davaları, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar olarak tanımlanmış olup, bu tür davalarda dava konusu edilmek istenen işlemin tarih ve sayısı da belirtilerek açıkça iptalinin istenilmesi gerekmektedir.
Dava dilekçesinin incelenmesinden; davacılar tarafından, dilekçenin "konu" ile "netice ve talep" kısımlarında murisleri ... 'nun uğradığı maddi ve manevi zararın tazmini istemiyle 27 Mayıs 1960 Askeri Darbe Mağdurlarının Zararlarının Tazmini Amacıyla Kurulan Komisyona ayrı ayrı yapılan başvurular üzerine, Komisyon tarafından maddi tazminat talebinin reddi, manevi tazminat talebinin kabulü yolunda verilen kararlara karşı yapılan itirazların reddine dair 16/06/2022 tarihli Komisyon kararlarına itiraz ettikleri belirtilerek manevi tazminata hükmolunmasına karar verilmesi istenilmişse de; 16/06/2022 tarihli Komisyon kararlarının iptali istemine açıkça yer verilmediği ve dava konusu edilip edilmediği hususunun kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya konulmadığı görüldüğünden; dava dilekçesinin 2577 sayılı Kanun'un 3. maddesine uygun biçimde düzenlenmediği sonucuna varılmaktadır.
Bu durumda, 16/06/2022 tarihli Komisyon kararlarının dava konusu edilip edilmediğinin açık ve net olarak dava dilekçesinde belirtilmek suretiyle dilekçenin konu, içerik ve sonuç bölümlerinde çelişkili olmayacak şekilde gösterilmesi, davanın belirtilen eksiklikler giderilmek suretiyle 2577 sayılı Kanun'un 3. maddesine uygun olarak yenilenen, Danıştay Başkanlığına hitaben yazılmış açık ve anlaşılabilir bir dilekçeyle açılması gerekmektedir.
Dava Dilekçesinin 2577 Sayılı Kanun'un 5. Maddesi Yönünden İncelenmesi:
Davacılar tarafından, murisleri ...'nun 27 Mayıs 1960 askeri darbesi sonrasında hukuka aykırı olarak yargılanarak cezaevine girdiği, itibarının sarsıldığı ve aşağılandığından bahisle maddi ve manevi zarara uğradığı ileri sürülerek maddi ve manevi zararlara karşılık tazminat ödenmesi istemiyle mirasçı sıfatıyla ayrı ayrı Komisyona başvurulduğu, Komisyonun 28/09/2021 tarihli kararları ile maddi tazminat talebinin reddine, manevi tazminat talebinin kabulüne ayrı ayrı karar verildiği, anılan kararlara karşı yapılan itirazların da Komisyonun 16/06/2022 tarihli kararlarıyla reddine karar verildiği görülmektedir.
Davacıların ..., ... ve ... sayılı başvuruları üzerine verilen Komisyon kararlarının tebliği üzerine muris ... 'nun uğradığı ileri sürülen manevi zararın karşılığı olan tutarın 10.000.000,00 TL belirlenerek her birine miras payları oranında ödenmesine karar verilmesi istemiyle birlikte dava açılmış ise de; davacılar tarafından ortak murisleri yönünden Komisyona ayrı ayrı başvuruda bulunulduğu ve Komisyonca da her bir başvuru yönünden ayrı ayrı inceleme yapılması suretiyle karar verildiği görülmekte olup; müşterek dilekçe ile dava açabilmeleri için davacılar arasında hak ve menfaat birliği bulunmadığından ve davanın ayrı düzenlenecek dilekçelerle açılması gerektiğinden dava dilekçesinin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 5. maddesine uygun olmadığı sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, yeniden düzenlenecek dilekçelerde hasım mevkiinde Adalet Bakanlığı ve Cumhurbaşkanlığının gösterilmesi gerektiği açıktır.
Açıklanan nedenlerle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi uyarınca bu kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde 3. ve 5. maddeye uygun şekilde düzenlenmiş dilekçeler ile gerekli harç ve posta ücreti yatırılmak suretiyle yukarıda belirtilen hususlar göz önüne alınarak ayrı ayrı dava açmakta serbest olmak üzere DAVA DİLEKÇESİNİN REDDİNE, 2577 sayılı Kanun'un 15. maddesinin 5. fıkrası hükmüne göre dilekçenin reddi üzerine yeniden verilecek dilekçede aynı yanlışlıklar yapıldığı takdirde davanın reddedileceği hususunun davacılara duyurulmasına, yapılan yargılama giderlerinin davacılar üzerinde bırakılmasına, istemleri hâlinde artan posta ücretinin davacılara iadesine, 09/03/2023 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.