T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2022/5798
Karar No : 2023/4850
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … A.Ş.
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Belediye Başkanlığı - …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Kırklareli ili, Lüleburgaz İlçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan, davacıya ait kantar binası ile kantar tesisinin davalı idare tarafından 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 40. maddesi uyarınca yıkılmasından dolayı meydana geldiği ileri sürülen 35.500,00 TL maddi tazminatın, yıkım tarihi olan 18/03/2013 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte ödenmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararının Danıştay Altıncı Dairesinin 24/06/2021 tarih ve E:2020/6905, K:2021/8841 sayılı kararıyla, uyuşmazlıkta davalı idarece 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 40. maddesi uyarınca tesis edilen yıkım işleminin uygulandığı, uyuşmazlık konusu olaydaki kantar binasının ömrünü tamamladığı ve kullanılmadığından, ayrıca şehircilik ve estetik açısından mahzurlu görüldüğünden bahisle kaldırılması gerektiği hususunun, anılan Kanun'un 40. maddesinde yapılan tanımlama ve mahzurlu tevlit eden unsurlar içerisinde yer almadığı, bu nedenle anılan yapı hakkında 3194 sayılı Kanun'un 32. maddesi uyarınca yıkım kararı alınması suretiyle işlem tesis edilmesi veya yapının yıkılacak derecede tehlikeli olması durumu söz konusu ise, 3194 sayılı Kanun'un 39. maddesinin uygulanması gerekirken, belirtilen prosedür uygulanmadan tesis edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı; öte yandan, uyuşmazlık konusu arsa yerine 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca imar uygulaması yapılmasına ilişkin … tarih ve … sayılı Lüleburgaz Belediye Encümeni kararının iptali istemiyle açılan davanın reddi yolundaki … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, Danıştay Altıncı Dairesinin 06/01/2020 tarih ve E:2015/580, K:2020/11 sayılı kararı ile onandığı ve davacının karar düzeltme isteminin ise Danıştay Altıncı Dairesinin 22/06/2021 tarih ve E:2020/6002, K:2021/8609 sayılı kararı ile reddedildiği, dolayısıyla dava konusu arsa yerine anılan parselasyon işlemi ile eşdeğer başka bir arsanın davacı adına tescil edildiği, kantar tesisinin ise yıkım tarihinde davacının talebi üzerine davalı idare tarafından söktürülerek davacıya tutanak ile teslim edildiği hususları dikkate alındığında; davacının arsa ve kantar tesisi bedellerine ilişkin tazminat istemlerinin kabulüne olanak bulunmadığı; buna karşın, hukuka aykırı olarak yıkılan kantar binasının bedelinin İdare Mahkemesince tespitinin yaptırılarak, maddi tazminat isteminin kantar binası bedeline ilişkin kısmının kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulması üzerine, … İdare Mahkemesinin … tarihli, E:…, K:… sayılı kararıyla, bozma kararına uyularak, dava konusu arsa yerine, parselasyon işlemi ile eşdeğer başka bir arsanın davacı adına tescil edildiği, kantar tesisinin ise yıkım tarihinde davacının talebi üzerine davalı idare tarafından söktürülerek davacıya tutanak ile teslim edildiği hususları dikkate alındığında, davacının arsa ve kantar tesisi bedellerine ilişkin tazminat istemlerinin kabulüne olanak bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Kantar binası ile ilgili olarak ise, her ne kadar kantar binasının, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 32 ya da 39. maddesinde yer alan prosedürler uygulanmak suretiyle yıkılması gerekirken, anılan Kanun'un 40. maddesi uyarınca yıkılmış olması nedeniyle yıkım işleminin hukuka aykırı olduğu tespit edilmiş ise de; her hukuka aykırı işlemin idare açısından tazminat sorumluluğu doğurmayacağı, uyuşmazlık konusu olay özelinde bakıldığında, hukuka aykırı olarak yıkılan kantar binasının ruhsatsız olduğu, yani yıkılan yapının kendisinin de yasal bir yapı olmadığının anlaşıldığı, kantar binasının imar planında yolda kaldığı ve ruhsata bağlanma imkanı bulunmadığı ve bununla birlikte enkazın davalı idare tarafından tasarruf edildiğine dair bir kanıtın da olmadığı anlaşıldığından davacının kantar binasına ilişkin tazminat isteminin de kabulüne olanak bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, davacının maddi tazminat isteminin reddedilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı belediye tarafından kantar binasına ilişkin 6.500-TL bedelin ödeneceği hususunun … tarihli, … sayılı yazı ile taraflarına bildirildiği, Danıştay tarafından verilen bozma kararında yapının ruhsatsız olması hali göz önünde bulundurularak bir değerlendirme yapılmasına karşın, İdare Mahkemesince yeniden davanın reddine karar verilmesinde hukuka ve usule uyarlık bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kısmen kabulü, kısmen reddi ile; İdare Mahkeme kararının 25.600,00-TL arsa bedeli ve 3.400,00-TL kantar tesisi bedelinin tazmini istemine ilişkin kısmının onanması; 6.500,00-TL kantar binası bedelinin tazmini istemine ilişkin kısmının ise bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Kırklareli İli, Lüleburgaz İlçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan davacı şirkete ait kantar binasının kullanılmadığı ve 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 40. maddesi kapsamına girdiği yönünde tespit yapılarak, ...tarih ve ... sayılı yazı ile söz konusu binanın 12/03/2013 tarihine kadar kaldırılması gerektiği, aksi halde anılan maddeye göre gerekli işlemlerin yapılacağı davacıya bildirilmiş; ancak davacı tarafından binanın yıktırılmaması üzerine, davalı idare tarafından 18/03/2013 tarihinde anılan bina yıktırılmış; kantar tesisi ise aynı tarihte davacının talebi üzerine davalı idare tarafından söktürülerek davacıya tutanak ile teslim edilmiştir.
Bunun üzerine, davacıya ait kantar binası ile kantar tesisinin davalı idare tarafından 3194 sayılı İmar Kanununun 40. maddesi uyarınca yıkılmasından dolayı meydana geldiği ileri sürülen 25.600,00-TL arsa bedeli, 6.500,00-TL kantar binası bedeli ve 3.400,00-TL kantar tesisi olmak üzere toplam 35.500,00-TL maddi zararın yıkım tarihi olan 18/03/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT ve HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdare Mahkemesi kararının 25.600,00-TL arsa bedeli ve 3.400,00-TL kantar tesisi bedelinin tazmini istemine ilişkin kısmı hakkında;
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyize konu İdare Mahkemesi kararının 25.600,00-TL arsa bedeli ve 3.400,00-TL kantar tesisi bedelinin tazmini istemine ilişkin kısmında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmamaktadır.
Kararın 6.500,00-TL kantar binası bedelinin tazmini istemine ilişkin kısmına gelince;
Anayasa'nın 125. maddesinin son fıkrasında, “İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.” hükmü düzenlenmiştir. Bu suretle idarenin sorumluluğu “Anayasa prensibi” olarak kabul edilmiştir. Ancak Anayasada idarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği belirtilmemiş, bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru, ister kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın, genel olarak idarenin tazmin borcunun doğabilmesi için bir zararın mevcudiyeti, zararla eylem arasında illiyet bağının bulunması zorunludur.
Belirtilen bu sorumluluk türlerinden idare hukuku öğretisinde “Hizmet Kusuru” olarak adlandırılan ve kusur esasına dayanan idari sorumluluk idari hizmetin kuruluş ve işleyişinden kaynaklanır. İdarenin yürütmekle yükümlü olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru, hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır.
Hizmet kusuru, idari bir işlem veya eylemden doğabileceği gibi, idarenin eksik işlemesinden, dikkatsizliğinden, tedbirsizliğinden, ihmalinden, yasal görevlerin beklendiği ya da gerektiği gibi yerine getirilmemiş olmasından kaynaklanabilir.
Kamu idareleri, yapmakla yükümlü oldukları kamu hizmetlerini yürütürken hizmetin işleyişini sürekli olarak denetlemek ve hizmetin ifası esnasında gerekli önlemleri almakla yükümlüdürler. İdarenin bu yükümlülüğü yerine getirmeyerek hizmetin kötü veya geç işlemesi veyahut gereği gibi işlememesi ve bu yüzden zarara neden olunması halinin idareye bu zararın hizmet kusuru kriterlerine göre tazmini sorumluluğunu yükleyeceği, bireylerin uğradıkları özel nitelikteki zararların, idari faaliyet ile zarar arasında nedensellik bağının bulunması koşuluyla tazmin edilebileceği idare hukukunun genel ilkeleridir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
3194 sayılı İmar Kanunu'nun "Ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı olarak başlanan yapılar" başlıklı 32. maddesinde; "Bu Kanun hükümlerine göre ruhsat alınmadan yapılabilecek yapılar hariç; ruhsat alınmadan yapıya başlandığı veya ruhsat ve eklerine aykırı yapı yapıldığı ilgili idarece tespiti, fenni mesulce tespiti ve ihbarı veya herhangi bir şekilde bu duruma muttali olunması üzerine, belediye veya valiliklerce o andaki inşaat durumu tespit edilir. Yapı mühürlenerek inşaat derhal durdurulur. Durdurma, yapı tatil zaptının yapı yerine asılmasıyla yapı sahibine tebliğ edilmiş sayılır. Bu tebligatın bir nüshasıda muhtara bırakılır. Bu tarihten itibaren en çok bir ay içinde yapı sahibi, yapısını ruhsata uygun hale getirerek veya ruhsat alarak, belediyeden veya valilikten mühürün kaldırılmasını ister. Ruhsata aykırılık olan yapıda, bu aykırılığın giderilmiş olduğu veya ruhsat alındığı ve yapının bu ruhsata uygunluğu, inceleme sonunda anlaşılırsa, mühür, belediye veya valilikçe kaldırılır ve inşaatın devamına izin verilir. Aksi takdirde, ruhsat iptal edilir, ruhsata aykırı veya ruhsatsız yapılan bina, belediye encümeni veya il idare kurulu kararını müteakip, belediye veya valilikçe yıktırılır ve masrafı yapı sahibinden tahsil edilir." hükmüne; aynı Kanun'un "Yıkılacak derecede tehlikeli yapılar" başlıklı 39. maddesinde "Bir kısmı veya tamamının yıkılacak derecede tehlikeli olduğu belediye veya valilik tarafından tespit edilen yapıların sahiplerine tehlike derecesine göre bunun izalesi için belediye veya valilikçe on gün içinde tebligat yapılır. Yapı sahibinin bulunmaması halinde binanın içindekilere tebligat yapılır. Onlar da bulunmazsa tebligat varakası tebliğ yerine kaim olmak üzere tehlikeli yapıya asılır ve keyfiyet muhtarla birlikte bir zabıtla tespit edilir.Tebligatı müteakip süresi içinde yapı sahibi tarafından tamir edilerek veya yıktırılarak tehlike ortadan kaldırılmazsa bu işler belediye veya valilikçe yapılır ve masrafı %20 fazlası ile yapı sahibinden tahsil edilir. Alakalının fakruhali tevsik olunursa masraf belediye veya valilikçe bütçesinden karşılanır. Tehlike durumu o yapı ve civarının boşaltılmasını icabettiriyorsa mahkeme kararına lüzum kalmaksızın zabıta marifetiyle derhal tahliye ettirilir." hükmüne yer verilmiş; aynı Kanun'un "Kamunun selameti için alınması gereken tedbirler" başlıklı 40. maddesinde ise, arsalarda, evlerde ve sair yerlerde umumun sağlık ve selametini ihlal eden, şehircilik, estetik veya trafik bakımından mahzurlu görülen enkaz veya birikintilerin, gürültü ve duman tevlideden tesislerin hususi mecra, lağım, çukur, kuyu; mağara ve benzerlerinin mahzurlarının giderilmesi ve bunların zuhuruna meydan verilmemesi ilgililere tebliğ edileceği, tebliğde belirtilen müddet içinde tebliğe riayet edilmediği takdirde belediye veya valilikçe mahzurun giderileceği, masrafın %20 fazlasıyla arsa sahibinden alınacağı veya mahzur tevlit edenlerin faaliyetinin durdurulacağı hüküm altına alınmıştır.
Yukarıda yer verilen 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 32. madde hükmünün değerlendirilmesinden; ruhsat alınmadan veya ruhsat ve eklerine aykırı yapılan yapıların tespitine ilişkin olarak düzenlenecek yapı tatil tutanağında, aykırılıkların ölçüleri ile birlikte somut ve ayrıntılı olarak belirtilerek yapının o anki durumunun tespit edilmesi, ruhsatsız veya ruhsata aykırı inşaatın mühürlenerek durdurulması ve yapı tatil tutanağının yapı yerine asılmak suretiyle yapı sahibine tebliğ edilmesi, tebligatın bir nüshasının muhtara bırakılması gerekmektedir. Ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı olarak yapılan yapının mühürlenerek inşaatın durdurulmasından itibaren, yapı sahibine ruhsat almak veya yapısını ruhsata uygun hale getirmek için bir ayı geçmemek koşulu ile süre verilmesi durumunda bu sürenin; herhangi bir süre verilmemesi halinde ise tespit tarihinden itibaren bir aylık sürenin sonunda, ruhsat alınmayan veya ruhsatına uygun hale getirilmeyen yapılara ilişkin 3194 sayılı Kanunun 32. maddesi uyarınca yıkım kararı alınabileceği açıktır.
3194 sayılı Kanun'un 39. maddesinde yıkılacak derecede tehlikeli yapılara ilişkin hükümlere yer verilmiş, öncelikle yapının yıkılacak derecede tehlikeli olduğunun bilimsel ve teknik bir raporla ortaya konulması, bu rapor uyarınca ilgiliye süre verilerek tehlikenin giderilmesinin istenilmesi, buna karşın tehlikenin ortadan kaldırılmaması durumunda yapının mümkünse tamiri, aksi halde yıkımı suretiyle tehlikenin idare tarafından giderilmesi ve yapılan masrafın %20 fazlasıyla yapı sahibinden tahsil edilmesi hüküm altına alınmıştır.
3194 sayılı Kanun'un 40. maddesinde ise; umumun sağlık ve selametini ihlal eden şehircilik, estetik veya trafik bakımından mahzurlu görülen enkaz veya birikintilere, gürültü ve duman oluşturan tesislere, çukur, mecra, lağım ve benzerlerinin mahzurların tespiti, belli bir süre verilerek bunların giderilmesi ve bunların zuhuruna meydan verilmemesine ilişkin ilgililere tebligatın yapılması, tebliğde belirtilen sürede gerekenin yapılmaması durumunda ise, mahzurların idare tarafından giderilmesi ve bu kapsamda yapılan masrafın %20 fazlasıyla yapı sahibinden tahsil edilmesi hüküm altına alınmıştır.
Dosyanın incelenmesinden; uyuşmazlık konusu taşınmaz üzerinde bulunan kantar binasının ömrünü tamamladığı ve kullanılmadığı, bu nedenle anılan yapının 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 40. maddesi kapsamına girdiği yönünde davalı idarece tespit yapılarak, … tarih ve … sayılı yazı ile söz konusu binanın 12/03/2013 tarihine kadar kaldırılması gerektiği, aksi halde anılan maddeye göre gerekli işlemlerin yapılacağının davacıya bildirildiği, ancak davacı tarafından binanın yıktırılmaması üzerine, davalı idare tarafından 18/03/2013 tarihinde binanın yıktırıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta; davalı idarece anılan Kanun'un "Kamunun selameti için alınması gereken tedbirler" başlıklı 40. maddesi uyarınca mahzurun giderilmesi için süre verildiği ve bu süre sonunda uyuşmazlık konusu binaların davalı idare tarafından yıkıldığı görülmekte ise de; anılan Kanun maddesi ile getirilen enkaz veya birikintilerin, gürültü ve dumana neden olan tesislerin, hususi mecra, lağım, çukur, kuyu, mağara ve bunların benzerlerinin umumun sağlık ve selametini ihlal edenlerini veya şehircilik, estetik veya trafik bakımından sakıncalı olanları kapsamakta olup; uyuşmazlığa konu olaydaki kantar binasının ömrünü tamamladığı ve kullanılmadığından ve şehircilik ve estetik açısından mahzurlu görüldüğünden bahisle kaldırılması hususunun, 40. maddede yapılan bu tanımlama ve mahzur tevlit eden unsurlar içerisinde yer almadığı sonucuna varılmaktadır.
Bu durumda; tespite konu yapıların ruhsatsız yapılması durumu söz konusu ise, yukarıda yer verilen 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 32. maddesi uyarınca aykırılıkların ölçüleri ile birlikte somut ve ayrıntılı olarak belirtilerek yapının o anki durumunun tespit edilmesi, ruhsatsız veya ruhsata aykırı inşaatın mühürlenerek durdurulması ve yapı tatil tutanağının yapı yerine asılmak suretiyle yapı sahibine tebliğ edilmesi, tebligatın bir nüshasının muhtara bırakılması, yapı sahibine ruhsat almak veya yapısını ruhsata uygun hale getirmek için bir ayı geçmemek koşulu ile süre verilmesi ve bu süre sonunda ruhsat alınmaması durumunda anılan Kanun'un 32. maddesi uyarınca yıkım kararı alınmak suretiyle işlem tesis edilmesi ya da yapının yıkılacak derecede tehlikeli olması durumu söz konusu ise, aynı Kanun'un 39. maddesi uygulanmak suretiyle, bunun teknik bir raporla tespiti, tehlikenin giderilmesi için yapı sahibine süre verilmesi, süresi içinde yapı sahibi tarafından tamir edilerek veya yıktırılarak tehlike ortadan kaldırılmazsa, bu işlerin idare tarafından yapılması gerekirken, yukarıda belirtilen prosedür uygulanmadan tesis edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.
Olayda, bozma kararına uyularak davanın reddi yolunda verilen temyize konu İdare Mahkemesi kararının 6.500,00-TL kantar binası bedeline ilişkin maddi tazminat istemine ilişkin kısmı hakkında; uyuşmazlık konusu olay özelinde bakıldığında, hukuka aykırı olarak yıkılan kantar binasının ruhsatsız olduğu, yani yıkılan yapının kendisinin de yasal bir yapı olmadığının anlaşıldığı, kantar binasının imar planında yolda kaldığı ve ruhsata bağlanma imkanı bulunmadığı, bununla birlikte enkazın davalı idare tarafından tasarruf edildiğine dair bir kanıtın da olmadığı anlaşıldığından davacının kantar binasına ilişkin tazminat isteminin de kabulüne olanak bulunmadığı gerekçesiyle anılan kısım yönünden da davanın reddine karar verildiği görülmekte ise de; … İdare Mahkemesinin … tarihli, E:… sayılı ara kararıyla, davacıdan ve davalı idareden, uyuşmazlık konusu kantar binasının yıkıldıktan sonra bina enkazının nasıl değerlendirildiği, davacı tarafından mı yoksa davalı idare tarafından mı tasarruf edildiği, enkaz bedelinin davacıya ödenip ödenmediği hususlarının sorulması üzerine; davacı tarafından verilen ve 07/02/2022 tarihinde İdare Mahkemesi kaydına giren dilekçede, kantar binası ve tesisin dilekçe ekinde sunulan "hasar tespit tutanağı ve ekleri"nden anlaşılacağı üzere Lüleburgaz Belediye Başkanlığınca yıkıldığı, buna karşın kantar binası için taraflarına herhangi bir bedel ödenmediğinin bildirildiği; davalı idare tarafından verilen ve 24/02/2022 tarihinde İdare Mahkemesi kaydına giren dilekçede ise, bina enkazının nasıl değerlendirildiği ve yıkım sonrasında davacı şirkete enkaz bedeli ödenip ödenmediği hususunda kurum kayıtlarında bilgi bulunmadığının bildirildiği; hal böyle iken, davalı idare tarafından yıkılan ve enkazı davacının uhdesinde kaldığı davalı idare tarafından ispatlanmayan kantar binasına ilişkin maddi tazminat istemi yönünden, söz konusu binanın enkaz bedeli araştırılarak, söz konusu binanın enkaz bedeline ilişkin kısım yönünden davanın kabulü gerekirken, söz konusu enkazın davalı idare tarafından tasarruf edildiğine dair kanıtın olmadığı gerekçesiyle belirtilen kısım yönünden davanın reddedilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin kısmen reddine, kısmen kabulüne,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ...-TL arsa bedeli ve ...-TL kantar tesisi bedelinin tazmini istemine ilişkin kısmının oybirliğiyle ONANMASINA, ...-TL kantar binası bedelinin tazmini istemine ilişkin kısmının ise oyçokluğuyla BOZULMASINA,
3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere 18/05/2023 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY (X):
Temyiz isteminin reddi ile bozma kararına uyularak davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararının tamamının onanması gerektiği görüşüyle, Dairemiz kararının temyize konu İdare Mahkemesi kararının 6.500,00-TL kantar binası bedelinin tazmini istemine ilişkin kısmının bozulmasına ilişkin kısmına katılmıyorum.