T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2022/6570
Karar No : 2023/1023
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı / …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : … San. ve Tic. A.Ş.
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN_KONUSU : Davacı tarafından, şirketin satın aldığı aracın çalıntı olduğundan bahisle el konulması nedeniyle meydana gelen 186.723,20 TL maddi zararının idarenin hizmet kusurundan kaynaklandığı ileri sürülerek araca el konulma tarihi olan 17/02/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan dava sonucunda, … İdare Mahkemesince; Mahkemelerinin daha önceki davanın reddine yönelik kararının Danıştay Onuncu Dairesinin 22/01/2019 tarih ve E:2014/1455, K:2019/790 sayılı kararı ile bozulması üzerine bozma kararına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kabulü yolunda verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararın temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davalı idare tarafından, ağır hizmet kusurunun olması halinde tazmin yükümlülüğünün doğabileceği, ithalat beyannamesinde aracın kullanılmamış olarak beyan edildiği ve izin belgesinin sunulmadığı, yükümlüsünce belge sunulmadığı sürece gümrük idaresince beyana göre işlemlerin tamamlanacağı, TSE'ye ait uygunluk belgesinde ve garanti belgesinde de aracın yeni olarak belirtildiği, aracın kullanılmamış olmadığına dair şüpheye düşülmeksizin beyana göre ithalatın tamamlanmasında idarenin kusuru bulunmadığı, ithalatçı firmanın aldatıcı eylemi sebebiyle illiyet bağının koptuğu, Borçlar Kanunu'na göre ithalatçı firmadan zararın tazminin istenebileceği, davacının aracı satın aldığı şirkete karşı başlattığı icra takibi hakkında araştırma yapılmadan tazmine karar verilmesinin mükerrer tahsilata neden olabileceği ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davacı tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının maddi tazminata işletilecek faiz başlangıç tarihi yönünden düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, hükmedilen maddi tazminat miktarına işletilecek yasal faizin başlangıç tarihi dışındaki kısımlar yönünden usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu yönlerden bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, temyiz incelemesi sonunda Danıştay'ın, kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayacağı hükme bağlanmıştır.
Aynı Kanun'un 13. maddesinde, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği kuralı yer almakta olup, anılan maddede, idari eylemler nedeniyle uğranılan zararın tazmini için idareye başvuruda bulunulmasının, dava ön şartı olarak öngörülmesi ve zararın idare tarafından en erken bu tarihte sulhen ödenebilecek olması nedeniyle yargı yerince hükmedilecek tazminat miktarına, ön karar için idareye yapılan başvuru tarihi, görevli olmayan adli yargıda dava açılması halinde adli yargıda dava açıldığı tarih itibarıyla yasal faiz uygulanması, Danıştay’ın içtihatlarıyla kabul edilmiştir.
Uyuşmazlıkta, davacı şirketin satın aldığı aracın çalıntı olduğunun anlaşılması üzerine 17/02/2011 tarihinde aracın muhafaza altına alındığı, … Asliye Ceza Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında 17/05/2012 tarihinde araç için zoralım ve tasfiye kararı verilmesinin ardından da idarenin kayıtlarına 16/08/2012 tarihinde intikal eden dilekçe ile davacı şirket tarafından uğranıldığı ileri sürülen zararın tazmini istemiyle idareye başvurulduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda hükmedilen maddi tazminat bakımından idareye başvurunun yapıldığı 16/08/2012 tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerektiğinden, davanın kabulüne ilişkin temyize konu … İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında yer alan ''186.723,20-TL'nin 17.02.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine,'' ibaresinin ''186.723,20-TL'nin davalı idareye başvuru tarihi olan 16.08.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine,'' şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE,
2. Davanın kabulü yolundaki … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararının yukarıda belirtildiği şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3. Temyiz yargılama giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 08/03/2023 tarihinde esas yönünden oy birliği, faiz başlangıç tarihi yönünden oy çokluğuyla karar verildi.
(X) - KARŞI OY :
Davacı şirket lehine hükmedilen maddi tazminat miktarına işletilecek yasal faizin başlangıç tarihinin, davalı idareye başvuru tarihi olması gerekirken aracın muhafaza altına alındığı tarihin esas alınması; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca kararın düzeltilerek onanmasını gerektiren, yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hata ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlık kapsamında bulunmayıp, anılan maddenin 2. fıkrasının (b) bendi uyarınca kararın bozulmasını gerektiren, hukuka aykırılık teşkil ettiğinden; İdare Mahkemesi kararının, bu hususta yeniden bir karar verilmek üzere bozulması gerektiği oyuyla Daire kararına bu yönden katılmıyorum.