T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/6617
Karar No : 2023/3279
DAVACI : ...Federasyonu
VEKİLİ : Av. ...
DAVALILAR : 1- ...Bakanlığı
2-...Bakanlığı
VEKİLİ : Av. ...
3- ...Bakanlığı
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU : 16.08.2022 tarihli 31925 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Karayolları Trafik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “ayrıca taksilerde en az 1 adet” ibaresinin iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Taksilerde dava konusu Yönetmelik değişikliğinin yürürlüğe girdiği 16.08.2022 tarihine kadar sadece Yönetmelikte belirtilen 150 santimetreden kısa ve 36 kilogramın altındaki çocukların bulunması halinde kullanılması düzenlenen ama buna dair bir zorunluluk getirilmeyen “Çocuk Bağlama Sisteminin” taksi içerisinde çocuk olmasa da bulundurulmasının zorunlu hale getirildiği, 16.08.2022 tarihinden itibaren artık taksici esnafına, yolcuları arasında çocuk olmasa bile yolcu ya da yolcuları taşıdığı esnada yapılacak kontrollerde araç içerisinde çocuk bağlama sistemi bulunmaması sebebiyle ceza yazılabileceği, taksilerde en az 1 adet bulunması öngörülen ve bu değişikliğe istinaden takside bulundurulan çocuk bağlama sisteminin taksiye yolcu olarak binen çocuğun ağırlığına uygun olmaması durumunda çocuk bağlama sisteminin kullanılamayacağı; diğer taraftan Yönetmelik hükmünün taksilerde devamlı birden fazla çocuk bağlama sisteminin bulundurulması gerektiği anlamına gelebileceği ve uygulamada denetim yapan kamu görevlilerince takside farklı ağırlıklara göre 4 ayrı çocuk bağlama sisteminin bulundurulması zorunluluğu şeklinde yorumlanabileceği, bu durumda ise bu bağlama sistemlerinin nerede ve nasıl taşınacağı sorununun ortaya çıkacağı, çocuk bağlama sisteminin araç içinde bulundurulması halinde, bu durumun, yolcular arasında çocuk yolcu olmadığı zaman taksinin kapasitesini düşüreceği, bagajda bulundurulması halinde ise araç bagajının yaklaşık yarısından fazlasını kaplayacağı, böylece çocuklu çocuksuz yolcuların korsan taşımacılık yapan farklı tür araçlara yöneleceği, taksilerin genel olarak durak sistemine göre çalıştığı, müşterilerin durağı arayıp yolcular arasında 150 santimetreden kısa ve 36 kilogram altında çocuk bulunduğunu belirtmeleri ya da taksici esnafının yolcular arasında böyle bir çocuk olduğunu görmesi halinde uygun çocuk koltuğunun araçta bulunan çocuk bağlama mekanizmasına yerleştirilip güvenli bir şekilde taşımacılık yapılabileceği, belirtilen nitelikte çocuğu bulunan müşterilerin de hijyen açısından aracın içerisinde taksici esnafı tarafından devamlı surette bulundurulan ve binlerce çocuk tarafından kullanılan çocuk koltuklarını kullanmak istemeyeceği, dava konusu düzenleme ile Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 150. maddesinin 5, 6, 7 ve 9. fıkralarının çeliştiği ileri sürülmektedir.
DAVALILARIN SAVUNMASI :
DAVALI ...BAKANLIĞI SAVUNMASI : Dava konusu düzenlemenin, 2021-2030 Karayolu Trafik Güvenliği Strateji Belgesi ve 2021-2023 Karayolu Trafik Güvenliği Eylem Planında yer alan performans göstergeleri nedeniyle yapıldığı, çocuk bağlama sistemlerinin taksilerde bulundurulması ile kullanımının farklı kavramlar olduğu, bu husus mevzuatta açıkça düzenlendiğinden trafik güvenliğinin sağlanmasına yönelik olarak önleyici bir tedbir niteliği taşıyan “çocuk bağlama sistemi bulundurma” zorunluluğuna uymayanlar hakkında işlem yapılması yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı, Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin 150. maddesinin 5, 6 ve 7. fıkralarına göre, üç yaşın altındaki çocukların mutlak suretle çocuk bağlama sistemleriyle taşınması, bunun dışındaki çocukların ise uygun bağlama sistemi bulunmaması halinde arka koltukta taşınmalarının mümkün olduğu, M1 sınıfına giren taksilerde birden fazla özelliğe sahip çocuk bağlama sistemi bulunması gerektiği yönünde bir düzenleme bulunmadığı, çocuk bağlama sisteminin bulundurulması yönündeki zorunluluğun taşınan çocukların güvenliğinin sağlanmasına yönelik olduğu, asıl amacı yolcu taşımak olan taksilerde taşınacak bagajların insanların can güvenliği ile kıyaslanmasının uygun olmadığı, ayrıca çocuklarıyla birlikte taksiyi kullanacak yolcuların talebi üzerine taksinin bağlı olduğu duraktan çocuk bağlama sistemini alacak olması durumunda da yolcuların eşyalarını koyacakları yer bakımından aynı sorunun ortaya çıkacağı; öte yandan, korsan taşımacılıkla ilgili olarak 2918 sayılı Kanunun Ek 2. maddesi uyarınca gerekli denetimlerin yapıldığı, taksiler genellikle aldıkları yolcuyu bıraktıktan sonra bağlı olduğu durağa geri gelmeksizin başka yolcular alabildiğinden duraktan çocuk bağlama sistemi alarak hareket edilebileceği yönündeki iddiaların bir karşılığı bulunmadığı, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 150. maddesi fıkraları arasında çelişki olmadığı savunulmaktadır.
DAVALI ... BAKANLIĞI SAVUNMASI : Usul yönünden, Bakanlığın hasım konumundan çıkarılması; esas yönünden ise haksız açılan davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
DAVALI ... BAKANLIĞI SAVUNMASI: Ticari taksilerde uygun niteliklerde tek bir çocuk koltuğu ile her boy ve kiloda çocuğun mevzuata uygun biçimde taşınabileceği, taksilerin bagaj alanları kullanılırken bulundurulması zorunlu ekipmanların yer kaplamasından bahsedilmesinin mümkün olmadığı, nitekim herhangi bir yolcunun bu düzenlemenin yürürlükte olmadığı dönemde dahi taksinin taşıma kapasitesini aşan bir bagaj bulundurması halinde bu kişilere taşıma imkanı sunulamayacağı; hijyen sorununun uygulamada alınan önlemlerle çözülebileceği, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince, dava dilekçesi ve ekleri 2577 sayılı Yasanın 14. maddesi uyarınca incelenerek işin gereği görüşüldü.
İNCELEME VE GEREKÇE :
İlgili Mevzuat:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1/a fıkrasında, idarî davaların idarî işlemler hakkında yetki, sebep, şekil, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılacağı belirtildikten sonra, ilk inceleme konularının belirlendiği 14. maddesinin 3/c bendinde dava dilekçesinin ehliyet yönünden de inceleneceği, 15. maddesinin 1/b bendinde ise, bu hususta kanuna aykırılık görülmesi hâlinde davanın reddedileceği kurala bağlanmıştır.
5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanunu'nun "Amaç" başlıklı 1. maddesinde; "Bu Kanunun amacı; esnaf ve sanatkarlar ile bunların yanlarında çalışanların mesleki ve teknik ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlerine uygun olarak gelişmelerini ve mesleki eğitimlerini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleriyle ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak, meslek disiplini ve ahlakını korumak ve bu maksatla kurulan tüzel kişiliğe sahip kamu kurumu niteliğindeki esnaf ve sanatkarlar odaları ile bu odaların üst kuruluşu olan birlik, federasyon ve Konfederasyonun çalışma usul ve esaslarını düzenlemektir.", "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinde; "Bu Kanunun uygulanmasında;
a) Esnaf ve sanatkar: İster gezici ister sabit bir mekanda bulunsun, Esnaf ve Sanatkar ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkar meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseleri,
...
d) Oda: Esnaf ve sanatkarların kuracakları ihtisas ve karma esnaf ve sanatkarlar odalarını,
e) İhtisas odası: Aynı meslekte faaliyette bulunan esnaf ve sanatkarların bir araya gelerek il merkezlerinde veya ilçelerde kurmuş oldukları esnaf ve sanatkarlar odalarını,
f) Karma oda: İhtisas odası kurabilecek sayıya ulaşamayan değişik mesleklerdeki esnaf ve sanatkarların bir araya gelerek kuracakları odaları,
g) Şube: Birlik tarafından oda kurulamayan ilçelerde açılacak ve buradaki esnaf ve sanatkarların işlemlerini yürütecek hizmet birimlerini,
...
ı) Birlik: Aynı ilde kurulan esnaf ve sanatkarlar odalarının, aralarındaki dayanışmayı temin etmek ve bu odaların il genelinde işbirliği ve ahenk içerisinde çalışmalarını ve gelişmelerini sağlamak ve o ilin esnaf ve sanatkarlarını temsil etmek amacıyla il merkezlerinde kuracakları esnaf ve sanatkarlar odaları birliklerini,
j) Federasyon: Aynı meslek dalında kurulan esnaf ve sanatkarlar odalarının, üyelerinin mesleki yönden ihtiyaçlarını karşılamak, çalışmalarını ve gelişmelerini ülke genelinde işbirliği ve ahenk içerisinde yapabilmelerini sağlamak amacıyla, kuracakları esnaf ve sanatkarlar federasyonlarını,
k) Konfederasyon: Esnaf ve sanatkarlar odaları, birlikleri ve federasyonları arasında birliği temin, gelişme ve ilerlemeyi sağlamak ve genel olarak esnaf ve sanatkarların çalışmalarını mesleki yönden ve kamu yararına uygun olacak şekilde düzenlemek ve bu hususta gerekli görülecek her türlü tedbiri almak ve teşebbüste bulunmak, mesleki eğitimlerini geliştirmek, esnaf ve sanatkarları yurt çapında ve uluslararası düzeyde temsil etmek, sorunlarının çözümü için ulusal ve uluslararası kurum ve kuruluşlar nezdinde gerekli girişimlerde bulunmak, ulusal ekonomideki gelişmelere paralel olarak lüzumlu görülecek mesleki tedbirleri almak ve Bakanlık tarafından esnaf ve sanatkarlarla ilgili verilecek görevleri yapmak üzere kurulan Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonunu,
l) Esnaf ve sanatkarlar meslek kuruluşları: Oda, birlik, federasyon ve Konfederasyonu, ifade eder.",
"Odaların kuruluşu" başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasında; "Odalar, oda kurulmak istenen yerde çalışmakta olan sanat, hizmet ve meslek sahipleri ile esnaftan en az beşyüz kişinin isteği ve Bakanlık izni ile kurulur.", "Odaya kayıt" başlıklı 6. maddesinin 2. fıkrasında; "Oda kuruluş yeter sayısına ulaşılamadığı için oda kurulması mümkün olmayan yerlerdeki esnaf ve sanatkarların kayıtları birlik marifetiyle tutulabilir. Esnaf ve sanatkarlara odalarca verilen hizmetler, ilçelerde şube açmak suretiyle birlik tarafından verilebilir.", "Oda yönetim kurulunun görev ve yetkileri" başlıklı 11. maddesinde; "Oda yönetim kurulunun görev ve yetkileri şunlardır: ... f) Oda üyelerinin çalışma konularına giren hususlarda haklarını korumak için resmi ve özel kuruluşlar nezdinde girişimlerde bulunmak, üyelerinin mesleki menfaatlerini ilgilendiren konularda, adli ve idari yargı mercileri önünde oda başkanı marifetiyle odayı temsil etmek...",
"Federasyonun kuruluşu" başlıklı 26. maddesinin 1. fıkrasında; "Federasyon kurulabilmesi için ülke genelinde aynı meslek dalında kurulmuş olan odaların %60'ının genel kurullarının federasyon kurulması yönünde karar almaları ve kurucu oda adedinin 40'dan az olmaması şarttır.", "Federasyon yönetim kurulunun görev ve yetkileri" başlıklı 30. maddesinde; "Federasyon yönetim kurulunun görev ve yetkileri şunlardır: ... f) Üyesi olan odalar ve mensuplarının mesleki bilgi ve eğitim çalışmalarını temin etmek, resmi ve özel merciler nezdinde gerekli girişim ve temaslarda bulunmak, mensuplarının genel mesleki menfaatlerini ilgilendiren konularda adli ve idari yargı mercileri önünde federasyon başkanı marifetiyle federasyonu temsil etmek..." hükümlerine yer verilmiştir.
Hukuki Değerlendirme:
İptal davasının subjektif ehliyet koşulu olan "menfaat ihlali", doktrin ve içtihatlarda dava konusu işlemle davacı arasında kurulan kişisel, meşru, güncel bir menfaat ilişkisi olarak tanımlanmaktadır. Sözü edilen menfaat ilişkisinin varlığı ve sınırları her olayda yargı yerince uyuşmazlığın niteliğine göre belirlenmektedir.
İptal davaları, idarenin hukuka uygun davranmasını sağlayan en önemli denetim araçlarından olmakla birlikte, her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idari işlemlerde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin bu yüzden olumsuz etkilenmemesi için, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunmasını öngören yasakoyucu, iptal davaları için "menfaat ihlali"ni, subjektif ehliyet koşulu olarak getirmiştir.
İptal davasının içtihat ve doktrinde belirlenen hukuki nitelikleri göz önüne alındığında, idare hukuku alanında tek yanlı irade açıklamasıyla kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte tesis edilen işlemlerin; ancak bu idari işlemle doğrudan meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilgisi kurulabilenler tarafından iptal davasına konu edilebileceğinin kabulü zorunludur. Aksi hâlde, her idari işlemle dolaylı da olsa bir menfaat ilgisi kurulmak suretiyle dava açılmasını kabul etmek, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunması şartının ihlali sonucunu doğuracaktır.
Dairemizin 19.01.2023 tarihli kararıyla, davacı Federasyonun 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanunu uyarınca kurulmuş bir meslek kuruluşu olduğu ve anılan Kanunun 30. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinde; "Üyesi olan odalar ve mensuplarının meslekî bilgi ve eğitim çalışmalarını temin etmek, resmî ve özel merciler nezdinde gerekli girişim ve temaslarda bulunmak, mensuplarının genel meslekî menfaatlerini ilgilendiren konularda adli ve idari yargı mercileri önünde federasyon başkanı marifetiyle federasyonu temsil etmek." hükmüne yer verildiği de göz önüne alınarak, sadece üyesi olan Odaları değil, ayrıca mensuplarının genel meslekî menfaatlerini ilgilendiren konularda da dava açmakta ehliyetli bulunduğu sonucuna varıldığından yürütmenin durdurulması isteminin esası incelenerek istemin reddine karar verilmiştir. Söz konusu karara davacı tarafından yapılan itiraz üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 04.05.2023 tarih ve YD İtiraz No: 2023/198 sayılı kararıyla; davacı Federasyonun dava konusu düzenlemenin iptalini istemekte menfaatinin, diğer bir ifadeyle dava açma ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle, verilen yürütmenin durdurulması isteminin reddine ilişkin Dairemiz kararında sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik görülmediği belirtilmiş olduğundan anılan kararda yer alan gerekçe doğrultusunda davanın 2577 sayılı Kanunun 14. maddesinin 6. fıkrası uyarınca ilk inceleme yönünden yeniden değerlendirilmesi gerekmiştir.
Tüzel kişiliğe sahip kamu kurumu niteliğindeki esnaf ve sanatkarlar odaları ile bu odaların üst kuruluşu olan birlik, federasyon ve konfederasyonların çalışma usul ve esaslarını düzenleyen 5362 sayılı Kanun hükümlerinden, anılan kuruluşlar kademelendirilerek organlarının görev ve yetkilerinin ayrı ayrı belirlendiği, odaların kurulabilmesi için, oda kurulmak istenen yerde çalışmakta olan sanat, hizmet ve meslek sahipleri ile esnaftan en az beş yüz kişinin isteğinin gerektiği, oda kuruluş yeter sayısına ulaşılamadığı için oda kurulması mümkün olmayan yerlerdeki esnaf ve sanatkarların kayıtlarının birlik marifetiyle tutulabileceği, esnaf ve sanatkarlara odalarca verilen hizmetlerin, ilçelerde şube açmak suretiyle birlik tarafından verilebileceği, odaların görev ve yetkilerinden birinin, üyelerinin mesleki menfaatlerini ilgilendiren konularda dava açmak olduğu, federasyonun kurulabilmesi için, ülke genelinde aynı meslek dalında kurulmuş olan odaların %60'ının genel kurullarının federasyon kurulması yönünde karar almaları ve kurucu oda adedinin 40'tan az olmamasının şart olduğu, federasyonun görev ve yetkilerinden birinin de, mensuplarının genel mesleki menfaatlerini ilgilendiren konularda dava açmak olduğu anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta, davacı Federasyonun, federasyon amaçlarına uygun olarak 5362 sayılı Kanun uyarınca kurulan odaların üyeliği ile kurulduğu, taksilerde çocuk bağlama sisteminin bulundurulması ve kullanılmasına ilişkin dava konusu düzenleme ile ilgili olarak, hakları ihlal edilmiş kişiler ile bu kişilerin üyesi olduğu odalar veya oda kurulması mümkün olmayan yerlerde kayıtları birlik marifetiyle tutulan kişiler bakımından, birlikler tarafından dava açılabileceğinde kuşku bulunmadığı, ancak, odaların bir araya gelerek oluşturduğu davacı Federasyonun, doğrudan kendi tüzel kişiliğine veya kendi üyesi tüm odalara uygulanma olanağı bulunmayan dava konusu düzenlemelerin iptalini istemekte bir menfaatinin bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, davanın ehliyet yönünden reddi gerekmektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15/1-b maddesi uyarınca DAVANIN EHLİYET YÖNÜNDEN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ...-TL vekalet ücretinin davacı tarafından davalı idarelere ödenmesine,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na temyiz yolu açık olmak üzere, 21/06/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.