T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2022/6641
Karar No : 2023/2066
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN_KONUSU : Hazine adına kayıtlı iken Toplu Konut İdaresi Başkanlığına devredilen Muğla ili, Köyceğiz ilçesi, ... Mahallesinde bulunan ... ada,..., ..., ...ve ... parsel ile ..., ..., ...,..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... parsel sayılı taşınmazların 1164 sayılı Arsa Üretimi ve Değerlendirilmesi Hakkında Kanun'un Ek-4. maddesine göre "arsa üretim alanı" olarak belirlenmesine ilişkin 11/09/2018 tarih ve 391 sayılı Cumhurbaşkanı kararının iptali ve yürütmesinin durdurulması istenilmektedir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Bakılan uyuşmazlıkta, davanın yerel Mahkeme nezdinde açıldığı ve görev yönünden reddedilerek Danıştay'a gönderildiği, yerel Mahkeme tarafından savunmayla birlikte bir takım bilgi ve belgelerin istenildiği, davalı idarenin verdiği savunmanın çoğunlukla dava konusu işleme yönelik olmadığı, dava konusu olmayan imar planlarına ilişkin olduğu, dava konusu işleme dair bilgi ve belgeler ile davacının başvuruları ve verilen cevapların dosyaya ibraz edilmediği görülmektedir.
Bu durumda, davalı idarenin dava konusu işleme yönelik savunması ve gerekli belgeler tekrar istenilerek, davanın süresinde açılıp açılmadığı açıklığa kavuşturulduktan sonra, yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca hazırlanan Tetkik Hakiminin raporu ve sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra, davacının yürütmenin durdurulması istemi hakkında bir karar verilmeksizin dava dilekçesi 2577 sayılı Kanun'un 14. maddesinin 3. fıkrasının (c) bendi yönünden incelenerek gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, iptal davalarının idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılacağı; "Dilekçeler üzerine ilk inceleme" başlıklı 14. maddesinin 3. fıkrasının (c) bendinde, dava dilekçesinin, davacının dava açma ehliyeti olup olmadığı yönünden inceleneceği; "İlk inceleme üzerine verilecek karar" başlıklı 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, davacının, iptali istenen işlem yönünden dava açma ehliyetinin bulunmadığı anlaşıldığında davanın reddine karar verileceği hükümlerine yer verilmiştir.
İdarenin hukuka uygun davranmasını sağlayan en önemli denetim araçlarından olmakla birlikte, her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idari işlemlerde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin bu yüzden olumsuz etkilenmemesi için, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içerisinde menfaat ilişkisi bulunmasını öngören kanun koyucu, iptal davaları için menfaat ihlalini, subjektif ehliyet koşulu olarak getirmiştir.
İptal davasının içtihat ve doktrinde belirlenen hukuki nitelikleri göz önüne alındığında, idare hukuku alanında tek yanlı irade açıklamasıyla kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte tesis edilen işlemlerin; ancak bu idari işlemle doğrudan, meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilgisi kurulabilenler tarafından iptal davasına konu edilebileceğinin kabulü zorunludur. Aksi hâlde, her idari işlemle dolaylı da olsa bir menfaat ilgisi kurulmak suretiyle dava açılmasını kabul etmek, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içerisinde menfaat ilişkisi bulunması şartının ihlali sonucunu doğurmaktadır.
Dosyada bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, uyuşmazlık konusu taşınmazların mülkiyeti Maliye Hazinesine ait iken 1164 sayılı Kanun'un Ek-4. maddesine göre bedelsiz olarak Toplu Konut İdaresi Başkanlığına devredildiği, davacının bedelsiz devre konu taşınmazlardan 3633 sayılı parselin bir kısmının fuzuli şagili olduğu, taşınmazlara yönelik mülkiyet veya sınırlı ayni ya da şahsi bir hak sahibi olduğuna, kısaca hukuken korunmaya değer bir menfaati olduğuna ilişkin herhangi bir iddia, somut bilgi-belge bulunmadığı görülmektedir.
Bu durumda, mülkiyetleri Hazineye ait iken Toplu Konut İdaresi Başkanlığına devredilen ve davacının hukuk dışı yollarla işgal etmek dışında herhangi bir bağı bulunmayan uyuşmazlık konusu taşınmazlar yönünden davacının hukuken korunabilir bir menfaati bulunduğundan söz edilmesi mümkün değildir. Bu itibarla, davacının bakılan davayı açmakta subjektif ehliyeti olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesinin 3. fıkrasının (c) bendi ve 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca EHLİYET YÖNÜNDEN DAVANIN REDDİNE,
2- Aşağıda ayrıntısı gösterilen ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan ...TL yürütmenin durdurulması harcı ile artan posta ücretinin isteği halinde davacıya iadesine,
3- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4- Kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 (otuz) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 13/04/2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
(X)-KARŞI OY :
Dava, Hazine adına kayıtlı iken Toplu Konut İdaresi Başkanlığına devredilen Muğla İli, Köyceğiz İlçesi, ... Mahallesinde bulunan ... ada, ..., ..., ... ve ... parsel ile ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... , ... , ..., ... ve ... parsel sayılı taşınmazların 1164 sayılı Arsa Üretimi ve Değerlendirilmesi Hakkında Kanun'un Ek-4. maddesine göre "arsa üretim alanı" olarak belirlenmesine ilişkin 11/09/2018 tarih ve 391 sayılı Cumhurbaşkanı kararının iptali istemiyle açılmıştır.
İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, idari işlemler hakkında hukuka aykırı olduklarından dolayı menfaati ihlal edilenlerin iptal davası açabilecekleri hükme bağlanmıştır.
Bakılan dava, Köyceğiz ilçesinde yaşayan davacı tarafından, uyuşmazlık konusu taşınmazlardan 3633 sayılı parselin bir kısmını tarım yapmak suretiyle imar ve ihya ettiği, zeytinlik, narenciye bahçesi ve tarım arazisi olarak yıllardır kullandığı, arsa üretim alanı içerisinde kalan diğer parsellerde de imar ve ihyası yapılmış zeytinlik ve tarım alanlarının bulunduğu, yıllardır malik sıfatını haiz olma imkanı olduğu halde, fuzuli şagil sıfatıyla ecrimisil ödeme yükünü önemsemeden kamu yararı ve zeytin ağaçlarının korunması adına emek verdiği, kullandığı taşınmazın 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun'un 3. maddesinin koruması altında olduğu, zeytin bahçesi niteliğindeki tarım arazilerinin 3573 sayılı Kanun'a aykırı olarak arsaya dönüştürüldüğü, konut üretilmesi amacıyla devredilen taşınmazların açık ihale ile satılmasının 1164 sayılı Kanun'un amacına ve kamu yararına aykırı olduğu gibi, kullanıcısı olduğu taşınmazı satın alma hakkının önüne geçildiği, ayrıca, taşınmazların özel çevre koruma bölgesinde kaldığı, özel çevre koruma bölgesinde kalan taşınmazların Toplu Konut İdaresi Başkanlığına devredilmesinin mümkün olmadığı iddialarıyla açılmıştır.
Dolayısıyla, Köyceğiz ilçesinde ikamet eden davacının, dava konusu işlemden dolayı, devre konu bir taşınmazı imar ve ihya etmesi ve geçimini burdan sağlaması nedeniyle kişisel menfaatinin, aynı zamanda belde sakini ve bir vatandaş olarak zeytinlik alanların ve çevre koruma bölgesinin imara açılması nedeniyle kamu menfaatinin etkilendiğini ileri sürerek bakılan davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, dava konusu işlemden dolayı gerek kişisel, gerekse de belde sakini vatandaş olarak kamu yararı açısından menfaati etkilenen davacının anılan işleme karşı dava açma ehliyetinin bulunduğu sonucuna varılmaktadır.
Açıklanan nedenle, davanın esasının incelenmesi gerektiği oyuyla, Dairemizin ehliyet yönünden davanın reddine dair kararına katılmıyoruz.