T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2022/6898
Karar No : 2023/5779
TEMYİZ EDEN TARAFLAR:
I- (DAVACI) …
VEKİLİ: Av. …
II- (DAVALILAR)
1- … Valiliği
VEKİLİ: Av. …
2- … Büyükşehir Belediye Başkanlığı
VEKİLİ: Av. …
KARŞI TARAF:
1- … Büyükşehir Belediye Başkanlığı
2- … Valiliği
3- …
İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Ankara İli, Çankaya İlçesi, … ada, … sayılı parsel, … ada, … ve … sayılı parseller ile … ada, … sayılı parselde kayıtlı taşınmazların hissedarı olan davacı tarafından, ... İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:… K:… sayılı kararı ile iptaline karar verilen Ankara Valiliği'nin … tarih ve … sayılı işleminin icrası sebebiyle uğramış olduğu maddi zararların karşılığı olarak şimdilik 10.000,00-TL tazminatın (miktar artırımı sonrası 486.133,91-TL) olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davanın kabulüne, kabul edilen 486.133,91-TL tazminatın ... İdare Mahkemesi'nde iptal davasının açıldığı tarihten (16.01.2017) itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idarelerce davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: Mahkeme kararına karşı davalı idareler tarafından yapılan istinaf başvurusu üzerine, İdari Dava Dairesince verilen kararda; uyuşmazlık konusu yapıların yıkımına ilişkin Ankara Valiliği'nin … tarih ve … sayılı işleminin, 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu kapsamında tesis edilmiş bulunduğu, dolayısıyla, anılan yapının 2981 sayılı Yasa kapsamında olup olmaması ve/veya 3194 sayılı Yasa'nın 21. ve devamı maddelerine aykırı olarak ruhsatsız yapılmış olmasının, uyuşmazlığın niteliği itibariyle önem arz etmediği, 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu kapsamında tesis edilen Ankara Valiliği'nin … tarih ve … sayılı yıkım işleminin hukuka aykırı olduğunun yargı kararı ile saptanması nedeniyle bu işlem nedeniyle uğranılan zararın davalı idarelerce tazmininin gerektiği, aksi durumun hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmayacağı, davacı tarafından, 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu kapsamında tesis edilen yıkım işleminin yargı kararı ile iptal edildiğinden bahisle maddi tazminat istenildiği, imar mevzuatı uyarınca İmar Kanunu kapsamındaki bütün yapılar için yapı ruhsatı alınmasının zorunlu olduğu, söz konusu ruhsatsız yapılar için yapı bedeli ödenmesine hukuken imkan bulunmamakta ise de; davacıya hakkaniyet gereği sadece enkaz bedeli, su kuyuları bedeli ve ağaç bedelinin ödenmesi gerektiği sonucuna varıldığı, dava konusu yıkım işleminin hukuka aykırı olduğunun yargı kararı ile sabit olması karşısında, Anayasa'nın 125. maddesinin son fıkrasında yer alan "İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür." hükmü uyarınca ve yukarıda metni verilen mevzuat hükümlerine göre davacıya bilirkişi raporu ile tespit edilen (397.350,63-TL yapı ve muhdesat bedeli x %10 =) 39.735,06-TL enkaz bedeli, 1.455,211,00-TL kuyu bedeli ve 91.974,00-TL ağaç bedeli olmak üzere toplam 1.586.920,06-TL'nin hissesine (1/4) düşen 396.730,02-TL tutarında tazminat ödenmesi gerektiği sonucuna varıldığı, İdare Mahkemesi kararının bu tutara ilişkin kısmında hukuka aykırılık, bu tutarı aşan kısmında ise hukuka uyarlık görülmediği sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca, 396.730,02-TL tutarındaki tazminatın davanın açıldığı tarih olan 09/08/2019 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarelerce davacıya ödenmesine ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olduğundan, bu kısma yönelik davalı idarelerin istinaf başvurusunun reddine; davalı idarelerin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile; 2577 sayılı Yasa'nın 45/4. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda İdare Mahkemesi kararının, 396.730,02-TL'yi aşan kısım yönünden davanın kabulüne ilişkin bölümünün kaldırılmasına, kaldırılan bu kısım yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI:
1-Davalı Ankara Valiliği tarafından; husumetin idareleri ile görülemeyeceği, kamu düzeni ve esenliğini sağlamak amacıyla hareket edildiği, ıslah edilen kısım yönünden faiz başlangıcının ıslah tarihi olarak belirlenmesi gerektiği, reddedilen kısım için lehlerine vekalet ücreti verilmesi gerektiği, harçtan muaf oldukları belirtilerek, temyize konu karardaki aleyhe kısımların bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
2-Davalı Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından; davaya konu tesis, müştemilat ve ağaçların ... Sendikası'na ait olduğu, işlemlerin hukuka ve kamu yararına uygun olduğu belirtilerek, temyize konu karardaki aleyhe kısımların bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
3-Davacı tarafından; tazminat bedelinin azaltılmaması gerektiği, faiz başlangıcının en azından (fiilen yıkım tarihi itibari ile başlatılmayacaksa) idari işlemin iptaline dair davanın açıldığı tarih olması gerektiği, belirtilerek, temyize konu karardaki aleyhe kısımların bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI:
1-Davalı Ankara Valiliği tarafından, davacının temyiz istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
2-Davalı Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından, savunma verilmemiştir.
3-Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacının hissedarı olduğu Ankara İli, Çankaya İlçesi, … Ada, … Parsel; … Ada, … ve … Parsel ile … Ada, … Parsel sayılı taşınmazlar üzerinde bulunan yapıların 1071 Malazgirt Bulvarı'nın tam ortasında kaldığı ve ulaşımı kesintiye uğrattığı, ayrıca bu noktada vatandaşların can ve mal kaybına yol açan birçok trafik kazası meydana geldiği belirtilerek Anayasa ile teminat altına alınan seyahat hürriyetinin sağlanabilmesi için Anayasanın 15. maddesinin ve mevzuatın Valiliğe vermiş olduğu yetkiler çerçevesinde işlem tesis edilmesi hususunun Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı Hukuk Müşavirliği'nin … tarih ve … sayılı yazısı ile Ankara Valiliği'nden talep edildiği, Ankara Valiliği İdare ve Denetim Müdürlüğü'nün … tarih ve … sayılı yazısı ile 17.11.2016 tarih ve 45929 sayılı Genelge doğrultusunda işlem yapılması gerektiğinin Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na bildirilmesi üzerine 29.11.2016-02.12.2016 tarihleri arasında Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı ekiplerince taşınmaz mahallinde yıkım işlemi gerçekleştirildiği, akabinde davacı tarafından Ankara Valiliği'nin … tarih ve … sayılı işleminin iptali istemiyle … İdare Mahkemesi'nin E:… esasına kayden dava açıldığı, ... İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, Ankara Valiliği'nin … tarih ve … sayılı işleminin iptaline karar verildiği, anılan kararın davalı idareler tarafından istinaf edilmesi üzerine … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla istinaf başvurusunun kesin olarak reddine karar verildiği, bunun üzerine davacı tarafından ... İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile iptaline karar verilen Ankara Valiliği'nin … tarih ve … sayılı işleminin icrası sebebiyle uğramış olduğu maddi zararların karşılığı olarak şimdilik 10.000,00-TL tazminatın (ıslah sonrası 486.133,91-TL) olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT ve HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 125. maddesinin 1. fıkrasında, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtilmiş, son fıkrasında ise, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlü olduğu hükmüne yer verilmiştir.
İdarenin hukuki sorumluluğunun kabulü için, kusursuz sorumluluğa ilişkin istisna halleri dışında, idarenin yürüttüğü kamu hizmetinin, kötü işlemesi, geç işlemesi yada hiç işlememesi sebeplerinden birisiyle kusurlandırılmış olması gerekmektedir. Hizmet kusuru, iradi bir işlem yada eylemden kaynaklanabileceği gibi, idarenin dikkatsizliğinden, tedbirsizliğinden ve ihmalinden de kaynaklanabilir. Yine zarar ile idari eylem veya işlem arasında uygun illiyet bağının da bulunması gerekmektedir.
Uyuşmazlıkta, davaya konu yapılar yönünden zararın gerçekleştiği tarih olan yıkım tarihi itibarıyla değer tespitinin yapılması gerektiği gibi, binanın maliyet bedeli tespit edilirken her yıl güncellenen Mimarlık ve Mühendislik Hizmet Bedellerinin Hesabında Kullanılacak Yapı Yaklaşık Birim Maliyetleri Hakkında Tebliğ hükümlerine göre hesaplama yapılması ve enkaz bedelinin de bu hesaplama üzerinden belirlenmesi gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden; davaya konu yapıların 29.11.2016 ve 02.12.2016 tarihleri arasında yıkıldığı, karara esas alınan bilirkişi raporunda ise tazminat bedeline ilişkin hesaplamaların 2019 dava tarihi itibarı ile yapıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, yapıların değer tespitinin yıkım tarihi olan 2016 yılı itibarıyla hesaplanması ve enkaz bedelinin de bu hesaplama üzerinden belirlenmesi ile maddi tazminata hükmedilmesi gerekirken, 2019 dava tarihi itibarıyla yapılan hesaplamaya dayalı olarak verilen temyize konu İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Öte yandan; bozmaya uyulması durumunda yeniden yapılacak yargılamada; faiz başlangıcı olarak, (dava dilekçesindeki ve ıslah dilekçesindeki bedeller ayrı ayrı tespit edildikten sonra, ıslah edilen kısım için faiz başlangıcının ıslah tarihi olması gerektiği de göz önüne alınarak) tespite esas alınan yılın faiz başlangıcı olarak kabul edilmesi gerekmekte ise de, davanın önceki aşamasında Mahkeme tarafından verilen ve faiz başlangıcının 16.01.2017 tarihi olarak belirlenmesine ilişkin karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmadığı hususu dikkate alındığında, Mahkemenin, bozma kararına uymak veya ilk kararında ısrar etmek olanağının bulunduğu, bozma kararına uyan Mahkemenin de ancak bozmada gösterilen esaslara uygun olarak işlem yapmak ve hüküm vermek mecburiyetinde olduğu; Mahkemece, bozma kararına uyulmakla taraflardan birisi lehine ve diğeri aleyhine olmak üzere, kesinleşen kısımları da aşacak şekilde karar verilemeyeceği, önceki aşamada verilen kabul kararındaki miktarın aşılmasının davalılar yönünden aleyhe bozma yasağı ilkesine aykırılık teşkil edeceği hususu da göz önüne alınarak karar verilmesi gerektiği gibi, yargılama giderleri hususunda da (yargılamanın önceki aşamaları da dikkate alınarak, tahsilde tekerrüre sebebiyet verilmeyecek şekilde) yeniden karar verileceği açıktır.
Diğer yandan; maddi tazminatın reddedilen kısmı bakımından, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/1 maddesi uyarınca, davalı idareler lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, davalı idareler lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine ilişkin verilen temyize konu kararda, belirtilen kısım yönünden de hukuki isabet bulunmamakta olup, bozmaya uyulması durumunda yeniden verilecek kararda bu hususun da dikkate alınması gerektiği açıktır.
Ayrıca, her ne kadar davalı idarelerden Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından davaya konu tesis, müştemilat ve ağaçların ... Sendikası'na ait olduğu iddia edilmiş ise de; dosya kapsamındaki konuya ilişkin adli yargı safhalarında alınan bilirkişi raporları da dahil olmak üzere, tüm raporlar incelendiğinde, dava konusu tesis, ağaç ve müştemilatın … Sendikası'na ve davacı murisine ait parseller üzerinde bulunmakla birlikte, söz konusu yapıların, su kuyularının, muhdesatların ve ağaçların davacının murisi …'e ait olduğu tespitlerine yer verildiği, bu hususta hiçbir kuşku bulunmadığı tespitleri dikkate alındığında, yazılı belgeye dayanmayan davalı idarenin bu iddiasına itibar edilmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kısmen kabulü, kısmen reddi ile anılan kararın 396.730,02-TL'yi aşan kısım yönünden davanın kabulüne ilişkin bölümünün kaldırılarak yukarıda özetlenen gerekçeyle kaldırılan bu kısım yönünden davanın reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
2. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 08/06/2023 tarihinde, kesin olarak, oybirliğiyle karar verildi.