T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2022/7438
Karar No : 2023/4851
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Sanayi ve Ticaret A.Ş.
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı - …
VEKİLİ : …, Hukuk Müşaviri (E-Tebligat)
İSTEMİN KONUSU: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile, Denizli ili, Merkezefendi ilçesi, …Mahallesi, … Deresi Mevkiinde bulunan … pafta, … ve …parsel sayılı taşınmazlar 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu uyarınca I. derece arkeolojik sit alanı; … ve … parsel sayılı taşınmazlar ise, anılan Kanun uyarınca III. derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edilmiş ve bu kararın davacının maliki olduğu taşınmazlara ilişkin kısmına yapılan itiraz, Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile reddedilmiştir.
Bunun üzerine Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun anılan kararlarının davacının maliki olduğu taşınmazlara (… ve … parsel sayılı taşınmazlara) ilişkin kısımlarının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Dava konusu taşınmazlarının bulunduğu alanın I. ve III. derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edilmesine ilişkin işlem ile bu işleme yapılan itirazın reddedilmesine ilişkin işlemin, ilgili mevzuat hükümlerine ve bilimsel esaslara uygun olduğu, arkeolojik sitin derecesi ve sınırları itibarıyla herhangi bir aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararının, Danıştay Altıncı Dairesinin12/12/2019 tarih ve E:2019/7975, K:2019/14108 sayılı kararıyla; jeoloji mühendisi, arkeolog ve harita-kadastro mühendisi olmak üzere, alanın özelliğine göre konusunda uzman bilirkişilerden yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak mahallinde yeniden inceleme yaptırılması ve davacı tarafından Pamukkale Üniversitesi Mühendislik Fakültesi … Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. … tarafından hazırlanan 04/02/2014 tarihli "Alinda Tekstil Sahası GPS Yeraltı Görüntüleme Raporu"nda yer alan iddiaların da değerlendirilmesi suretiyle, düzenlenecek bilirkişi raporuna göre yeniden karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmasına üzerine, bozma kararına uyularak İdare Mahkemesince verilen temyize konu kararda; İdare Mahkemesince yeniden yaptırılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporu ile dosyada bulunan bilgi ve belgelerin değerlendirilmesinden; davacı tarafından uyuşmazlık konusu taşınmazda yer altı yapılarının tespiti amacıyla 23-30 Ocak 2014 tarihleri arasında yapılan çalışmalar sonucunda Pamukkale Üniversitesi Mühendislik Fakültesi …Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. … tarafından hazırlanan 04/02/2014 tarihli "Alinda Tekstil Sahası GPS Yeraltı Görüntüleme Raporu"nda "çalışmalar kapsamında gömülü herhangi bir yer altı yapısına rastlanmamıştır" ifadesi kullanılmakta ise de, İdare Mahkemesi tarafından yeniden yaptırılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda, arkeolojik kalıntıların teknik ölçüme gerek kalmadan net olarak görülebildiği, bu hususun keşif esnasında alınan ve rapor içerisinde yer alan görüntü kayıtlarından da açıkça anlaşılabildiği, bu durumun Doç Dr. … tarafından hazırlanan raporda elde edilen sonuçların doğru olmadığını gösterdiği, netice itibarıyla, dava konusu taşınmazların bulunduğu alanın I. ve III. derece arkeolojik sit alanı olarak belirlenmesine ilişkin dava konusu işlemlerin, ilgili mevzuat hükümlerine ve bilimsel esaslara uygun olduğu, arkeolojik sit alanlarının derecesi ve sınırları itibarıyla herhangi bir aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, … ve … parsel sayılı taşınmazların altında Hüseyince Tepe Höyüğü'nün bulunduğu görüşüne yer verildiği, bilirkişi raporunda GPR tekniği hakkında yapılan ve yüksek derinliklerde belirtilen yöntemin yetersiz olduğuna dair görüşün tüm parseller bakımından geçerli kabul edilemeyeceği, zira parsellerin bir kısmının yükseklik itibarı ile GPR tekniği ile değerlendirilmeye uygun olduğu; öte yandan hükme esas alınan bilirkişi raporunda Hüseyince Tepe Höyüğü ve … numaralı parseller haricinde diğer parsellerde (… numaralı parseller) ilgili kurumların izin, görevlendirme ve denetimleri doğrultusunda I. ve III. derece arkeolojik sit alanlarının statüsünün değiştirilmesi veya mevcut durumun korunması yönünde kesin veriler sağlanabileceği yönünde görüş bildirildiği, bu bağlamda taraflarınca görülmekte olan dava açılmadan önce 27/08/2013 tarihinde davalı idareye yapılan başvuruda da, masrafları şirketlerince karşılanmak üzere, bölgede sondaj ve jeoradar yöntemi ile çalışmalar yapılmasının talep edildiği, bu talebin reddi üzerine, aynı doğrultuda yeni bir başvuru daha yapıldığı ve bu talebe esas teşkil etmek üzere jeoradar yöntemi ile tespit ve değerlendirmeler içeren bir raporun taraflarınca hazırlatıldığı, ancak davalı idarenin eksik inceleme yaparak her parseli ayrı ayrı değerlendirmeksizin arkeolojik sit alanı ilan eden işlemini tesis ettiği, bu durumun bilirkişi raporu ile de açıklığa kavuştuğu; bu nedenle, davanın reddi yolunda verilen temyize konu İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davanın reddi yolunda verilen temyize konu İdare Mahkemesi kararının hukuk ve mevzuata uygun olduğu belirtilerek, davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ…'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kısmen reddi, kısmen kabulü ile; davanın reddi yolunda verilen temyize konu İdare Mahkemesi kararının, kısmen onanması, kısmen Dairemiz kararında belirtilen gerekçe doğrultusunda bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Denizli İli, Merkezefendi İlçesi, …Mahallesi, … Mevkii, …pafta, … ve … parsel sayılı taşınmazların I. derece arkeolojik sit alanı; ...ve ... parsel sayılı taşınmazların ise III. derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edilmesine ilişkin Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun … tarih ve …sayılı kararının tesis edildiği, 27/08/2013 tarihinde söz konusu kararın davacının maliki olduğu taşınmazlara ilişkin kısmına itiraz edilmesi üzerine, Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun … tarih ve …sayılı kararı ile ilgili Müze Müdürlüğü denetiminde Höyüğün yayılım alanının tespitine yönelik sondaj ve jeoradar çalışmalarının yapılabileceğine, yapılan çalışmalara ilişkin hazırlanacak teknik rapor ve fotoğrafların Kurula iletilmesinden sonra konunun değerlendirilmesine karar verildiği, davacı tarafından 22/01/2014 tarihinde Pamukkale Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanlığına dava konusu karar ile sit alanı içerisine kalan sahanın incelenmesinin talep edildiği, bunun üzerine Pamukkale Üniversitesi Mühendislik Fakültesi … Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. …tarafından hazırlanan 04/02/2014 tarihli "Alinda Tekstil Sahası GPS Yeraltı Görüntüleme Raporu"nda, uyuşmazlık konusu taşınmazda bulunan yeraltı yapılarının tespiti için 23-30 Ocak 2014 tarihleri arasında çalışmalar yapıldığı, GPR (Ground Penetration Radar) yönteminin sığ derinliklerde kullanılan bir yöntem olduğu, söz konusu yöntemde yer altına elektro-manyetik dalgalar gönderilmesi ve buradan gelen verilerin alıcı antenlere kaydedilmesi sonucunda yer altında tespit yapılabildiği, arkeolojik çalışmaların söz konusu yöntemin uygulama alanlarından birisini oluşturduğu yönünde bilgi verildiği; raporun arazi çalışmaları ve sonuç bölümünde ise, arazi çalışmaları kapsamında 25 adet profil kaydı yapıldığı, profil kayıtlarının toplam uzunluğunun 8.000 metre olduğu, kayıtların analiz edilerek değerlendirilmesi sonucunda çalışma kapsamında herhangi bir yeraltı yapısına rastlanmadığı yönünde görüş bildirildiği görülmektedir.
Uyuşmazlık konusu taşınmaz üzerinde Hüseyince Tepe Höyüğünün yayılımının tespitine yönelik yerinde inceleme yapılması yönünde tesis edilen Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı sonrasında, Denizli Müze Müdürlüğü uzmanlarınca hazırlanan 12/02/2014 tarihli rapor, Denizli İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı yazısı ile Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü uzmanlarınca hazırlanan 19/11/2014 tarihli raporun değerlendirilmesi sonucunda, Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının geçerli olduğuna ilişkin Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun … tarih ve …sayılı kararı tesis edilmiştir.
Bunun üzerine, Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının davacının maliki olduğu taşınmazlara ilişkin kısmı ile bu karara yapılan itirazın reddedilmesine ilişkin Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun … tarih ve …sayılı kararının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT ve HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdare Mahkemesi kararının Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun ...tarih ve ... sayılı kararının, davacının maliki olduğu taşınmazlardan Denizli İli, Merkezefendi İlçesi, …Mahallesi … Mevkii, … pafta, … parsel sayılı taşınmazların I. derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edilmesine ilişkin kısmı ile anılan karara yapılan itirazın reddedilmesine ilişkin Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun … tarih ve …sayılı kararının anılan parsellere ilişkin kısmı hakkında;
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyize konu İdare Mahkemesi kararının; Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının, davacının maliki olduğu taşınmazlardan Denizli İli, Merkezefendi İlçesi, … Mahallesi … Mevkii, … pafta, … ve … parsel sayılı taşınmazların I. derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edilmesine ilişkin kısmı ile anılan karara yapılan itirazın reddedilmesine ilişkin Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının anılan parsellere ilişkin kısmında; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmamaktadır.
İdare Mahkemesi kararının; Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun … tarih ve …sayılı kararının, davacının maliki olduğu taşınmazlardan Denizli İli, Merkezefendi İlçesi, … Mahallesi … Mevkii, … pafta, … ve … parsel sayılı taşınmazların I. derece arkeolojik sit alanı; … ve … parsel sayılı taşınmazların ise III. derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edilmesine ilişkin kısmı ile anılan karara yapılan itirazın reddedilmesine ilişkin Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun … tarih ve …sayılı kararının anılan parsellere ilişkin kısmına gelince;
2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarının Korunması Kanunu'nun "Tanımlar ve kısaltmalar" başlıklı 3. maddesinde sit, "tarih öncesinden günümüze kadar gelen çeşitli medeniyetlerin ürünü olup, yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik, mimari ve benzeri özelliklerini yansıtan kent ve kent kalıntıları, kültür varlıklarının yoğun olarak bulunduğu sosyal yaşama konu olmuş veya önemli tarihi hadiselerin cereyan ettiği yerler ve tespiti yapılmış tabiat özellikleri ile korunması gerekli alanlar" olarak tanımlanmış; 6. maddesinde korunması gerekli kültür ve tabiat varlıkları belirlenmiş; 8. maddesinde ise, tescil edilen korunması gerekli kültür ve tabiat varlıklarının korunma alanı ile ilgili karar alma yetkisinin Koruma Kurullarına ait olduğu düzenlenmiştir.
13/03/2012 tarih ve 28232 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlıklarının ve Sitlerin Tespit ve Tescili Hakkında Yönetmelik'in işlem tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan "Tespitlerde değerlendirme kıstasları" başlıklı 4. maddesinde “1) Birinci Derece Arkeolojik Sitlerde; tarih öncesinden günümüze kadar gelen çeşitli medeniyetlerin ürünü olup, yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik, mimari ve benzeri özelliklerini yansıtan kent kalıntıları ile yerleşim alanları ve sosyal yaşama konu olmuş; taşınmaz kültür varlıklarına ait kalıntılar ve buluntuların veya bunu destekleyen taşınır kültür varlığı buluntularının yoğun olarak yer aldığı alanlardan olması, 2) İkinci Derece Arkeolojik Sitlerde; tarih öncesinden günümüze kadar gelen çeşitli medeniyetlerin ürünü olup, yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik, mimari ve benzeri özelliklerini kısmen yansıtan yerleşim alanları ve sosyal yaşama konu olmuş alanlardan olması; ancak Birinci Derece Arkeolojik sitler kadar yoğun kültür varlığı kalıntı ve buluntusuna sahip olmayan veya kısmen modern yerleşme birimleri ile de doku bozulmaları görülen arkeolojik alanlardan olması, 3) Üçüncü Derece Arkeolojik Sitlerde; ender rastlanılan buluntulardan ve/veya bilimsel araştırmalar, çevresel gözlemler ile bilimsel varsayımlar sonucunda kültür varlığı veya kalıntısı bulunma olasılığı olan alanlardan olması veya Birinci ve İkinci Derece Arkeolojik Sitlerle etkileşim içinde ve bu alanların korunmasında uzun ya da kısa vadede kamu yararı olan alanlardan olması, hususları göz önünde bulundurulur." hükmüne, "Tescil işlemleri" başlıklı 8. maddesinin birinci fıkrasında “Yapılan tespitler sonucu hazırlanan belgelerin Koruma Bölge Kurulunca değerlendirilip uygun bulunması sonucunda alınan tescil kararının ilgili kuruluşlara dağıtımı, kararı alan koruma bölge kurulu müdürlüğünce yapılır. Tescil edilen korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı, belirlenen korunma alanları ve sitler il merkez ilçesi sınırları içerisinde ise valilikçe, ilçe sınırları içinde ise kaymakamlıkça, tescil kararının valiliğe veya kaymakamlığa tebliğ tarihinden itibaren en geç üç gün içinde ilan tahtalarına asmak, belediye hoparlörüyle duyurmak, köy muhtarlığına bildirmek ve internet sitesinde yayımlamak suretiyle ilân edilir. Bu ilana ait tutanak ilgili Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğüne iletilmek üzere Bakanlığın o ildeki temsilcisine teslim edilir.” kuralına yer verilmiştir.
Arkeolojik Sitler, Koruma ve Kullanma Koşullarını düzenleyen Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun … tarihli, … nolu İlke Kararında :
"Arkeolojik Sit: İnsanlığın varoluşundan günümüze kadar ulaşan eski uygarlıkların yer altında, yer üstünde ve su altındaki ürünlerini, yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik ve kültürel özelliklerini yansıtan her türlü kültür varlığının yer aldığı yerleşmeler ve alanlardır.
Arkeolojik Sitlerde Koruma ve Kullanma Koşulları: Bu bölümde yapılan derecelendirme arkeolojik sitlerin taşıdıkları önem ve özelliklerinin yanısıra, alanda uygulanacak koruma ve kullanma koşullarını kapsar.
1) I. Derece Arkeolojik Sit: Korumaya yönelik bilimsel çalışmalar dışında aynen korunacak sit alanlarıdır.
Bu alanlada, kesinlikle hiçbir yapılaşmaya izin verilmemesine, imar planlarında aynen korunacak sit alanı olarak belirlenmesine, bilimsel amaçlı kazıların dışında hiçbir kazı yapılamayacağına, ancak;
a) Resmi ve özel kuruluşlarca zorunlu durumlarda yapılacak alt yapı uygulamaları için müze müdürlüğünün ve varsa kazı başkanının görüşüyle konunun koruma kurulunda değerlendirilmesine,
b) Yeni tarımsal alanların açılmamasına, yalnızca sınırlı mevsimlik tarımsal faaliyetlerin devam edebileceğine, koruma kurullarınca uygun görülmesi halinde seracılığa devam edilebileceğine,
c) Höyük ve tümülüslerde toprağın sürülmesine dayanan tarımsal faaliyetlerin kesinlikle yasaklanmasına, ağaçlandırmaya gidilmemesine, yalnızca mevcut ağaçlardan ürün alınabileceğine,
ç) Taş, toprak, kum vb. alınmamasına, kireç, taş, tuğla, mermer, kum, maden vb. ocakların açılmamasına, toprak, curuf, çöp, sanayi atığı ve benzeri malzeme dökülmemesine,
d) Bu alanlar içerisinde yer alan ören yerlerinde gezi yolu düzenlemesi, meydan tanzimi, açık otopark, WC, bilet gişesi, bekçi kulübesi gibi ünitelerin koruma kurulundan izin alınarak yapılabileceğine,
e) Bu alanlar içerisinde bulunan ve günümüzde halen kullanılan umuma açık mezarlıklarda sadece defin işlemlerinin yapılabileceğine,
f) Taşınmaz kültür varlıklarının mahiyetine tesir etmeyecek şekilde ilgili koruma kurulundan izin almak koşuluyla birleştirme (tevhit) ve ayırma (ifraz) yapılabileceğine...
3) III. Derece Arkeolojik Sit: Koruma - kullanma kararları doğrultusunda yeni düzenlemelere izin verilebilecek arkeolojik alanlardır.
Bu alanlarda,
a) Geçiş dönemi yapılanma koşullarının belirlenmesine, Geçiş dönemi yapılanma koşullarının belirlenmesinde;
- Öneri yapı yoğunluğunun, mevcut imar planı ile belirlenmiş yoğunluğu aşmamasına,
- Alana gelecek işlevlerin uyumuna,
- Gerekli alt yapı uygulamalarına,
- Öneri yapı gabarilerine,
- Yapı tekniğine ve malzemesine, Mevcut ve olası arkeolojik varlıkların korunması ve değerlendirilmesini sağlayacak bir biçimde çözümler getirilmesine,
b) Varsa onaylı çevre düzeni ve nazım plan kararları ile yerleşime açılmış kesimlerinde arkeolojik değerlerin korunmasını gözeterek, koruma amaçlı imar planlarının yapılmasına,
c) Bu ilke kararının alınmasından önce Koruma Amaçlı İmar Planı yapılmış yerlerde planın öngördüğü koşulların geçerli olduğuna.
ç) Bu alanlarda, belediyesince veya valilikçe inşaat izni verilmeden önce, ilgili müze müdürlüğü uzmanları tarafından sondaj kazısı gerçekleştirilerek, sondaj sonuçlarının bu alanlarla ilgili, varsa kazı başkanının görüşleriyle birlikte müze müdürlüğünce koruma kuruluna iletilip kurul kararı alındıktan sonra uygulamaya geçilebileceğine,
d) III. Derece arkeolojik sit alanı olarak belirlenen arkeolojik sit alanlarında koruma kurullarının, sondaj kazısı yapılacak alanlara ilişkin genel sondaj kararı alabileceğine,
e) Taşınmaz kültür varlıklarının mahiyetine tesir etmeyecek şekilde ilgili koruma kurulundan izin almak koşuluyla birleştirme (tevhit) ve ayırma (ifraz) yapılabileceğine,
f) Bu alanlarda, taş, toprak, kum vb. alınmamasına, kireç, taş, tuğla, mermer, kum, maden vb. ocaklarının açılmamasına, toprak, curuf, çöp, sanayi atığı ve benzeri malzemenin dökülmemesine,
g) Ülke enerji üretimine getireceği katkı ve kamu yararı doğrultusunda bu alanlarda koruma kurulunca uygun görülmesi halinde rüzgar enerji santralları yapılabileceğine,
h) Sit alanlarındaki su ürünleri üretim ve yetiştirme tesislerine ilişkin yürürlüktesi ilke kararının geçerli olduğuna" düzenlemesi yer almaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin atıf yaptığı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu yerine çıkarılan ve 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Bilirkişi Raporuna İtiraz" başlıklı 281. maddesinde; (1) Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler. (2) Mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek suretiyle ek rapor alabileceği gibi, tayin edeceği duruşmada, sözlü olarak açıklamalarda bulunmasını da kendiliğinden isteyebilir." hükmüne yer verilmiştir.
Uyuşmazlığın çözümü için İdare Mahkemesince, Arkeolog Prof. Dr. …, Jeolog Doç. Dr. …, Harita Yüksek Mühendisi Öğr. Gör. …'dan oluşan bilirkişi heyetine mahallinde yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup; hazırlanan bilirkişi raporunda özetle;
Denizli ili, Merkezefendi ilçesi, … Mahallesi, … Mevkiinde bulunan davacı şirketin maliki olduğu ve karar eki sit paftasında belirlenen taşınmazların, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu uyarınca korunması gerekli kültür varlığı özelliği gösterdiğinden bahisle, Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun … tarih ve …sayılı kararı ile I. ve III. derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edildiği;
Dava konusu yerin davacı şirkete ait fabrika ve tarım arazisi şeklinde kullanılmakta olduğu, davacı şirkete ait araziler içerisinde adı daha sonra öğrenilen Hüseyince Tepe Höyüğünün bulunduğu;
Davacı tarafından 27/08/2013 tarihinde Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kuruluna hitaben verilen dilekçe ile masrafları taraflarınca karşılanmak üzere, bölgede sondaj ve jeo-radar çalışması yapılmasına ilişkin talebin, Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile reddedilmesi üzerine, davacı tarafından 04/12/2013 tarihinde tekrar başvuru yapılarak masrafları taraflarınca karşılanmak üzere, sondaj ve jeo-radar çalışması yapılarak çıkacak verilere göre kararın yeniden değerlendirilmesinin talep edildiği;
Davacı tarafından uyuşmazlık konusu taşınmazda yer altı yapılarının tespiti amacıyla 23-30 Ocak 2014 tarihleri arasında yapılan çalışmalar sonucunda Pamukkale Üniversitesi Mühendislik Fakültesi …Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. … tarafından hazırlanan 04/02/2014 tarihli "Alinda Tekstil Sahası GPS Yeraltı Görüntüleme Raporu"nun hazırlatıldığı;
Davacı tarafından 04/12/2013 tarihinde tekrar başvuru yapılarak masrafları taraflarınca karşılanmak üzere, sondaj ve jeo-radar çalışması yapılarak çıkacak verilere göre kararın yeniden değerlendirilmesinin talep edilmesi üzerine, Aydın Kültür Varlıkları Koruma Bölge Kurulunun dava konusu … tarih ve … sayılı kararı ile, Hüseyince Tepe Höyüğünün yayılımının tespitine yönelik aynı Kurul tarafından verilen … tarih ve … sayılı kararının geçerli olduğuna karar verildiği;
Öte yandan, Hüseyince Tepe Höyüğünün … ve … sayılı davacıya ait parsellere temas ettiği; buna karşın … ve … sayılı parsellere ise temas etmediğine (bilirkişi raporunun 2. sayfasında yer alan Şekil-1); yönelik bilgilere yer verildiği görülmektedir.
Anılan bilirkişi raporunun ilgili uzmanlık alanları açısından ayrı değerlendirmeler içeren kısımlarında ise özetle;
Uyuşmazlığın jeoloji mühendisiliği disiplini açısından değerlendirilmesi sonucunda;
Doç. Dr. …'a davacı şirket tarafından hazırlatılan GPR (Ground Penetration Radar) tekniği ile zemin taraması yapılarak yer altı taraması yaptırıldığının belirlendiği, anılan raporda, "GPR tekniğinin sığ derinliklerde yapıların görüntülenmesinde yaygın olarak kullanılan bir yöntem olduğuna, anılan yöntemin en yaygın uygulama alanlarından birinin de arkeolojik çalışmalar olduğu"na işaret edilmekte birlikte, söz konusu raporda yer alan şekillerde de görüleceği üzere, dava konusu alanın yüzeyden -3,5 metre derinliğe kadar olan kısmın değerlendirildiği, fakat Höyüğün zemin kotundan yüksekliğinin yaklaşık 7 metre olduğu; bu nedenle Hüseyince Tepe Höyüğü ve civarının jeolojik olarak kil, silt, kum ve çakıl karışımlarından oluşan zeminlerden oluştuğu, mostra veren yüzeylerde çeşitli kiremit parçalarının gözlemlendiği, Doç. Dr. …'a hazırlatılan raporda ise GPR tekniğinin sığ derinliklerdeki yapıların görüntülenmesinde yaygın olarak kullanılan bir yöntem olduğundan, dava konusu alanın yeterince aydınlatmadığı;
Uyuşmazlığın arkeoloji disiplini açısından değerlendirilmesi sonucunda;
Doç. Dr. …'a davacı şirket tarafından hazırlatılan GPR (Ground Penetration Radar) tekniğinin kullanılması sonrasında hazırlatılan raporda, "Çalışmalar kapsamında gömülü herhangi bir yeraltı yapısına rastlanılmadığı" ifadesi kullanılmış ise de; taraflarınca 29/04/2022 tarihinde yapılan keşif esnasında yapılan gözlemlerin anılan raporda elde edilen sonuçların doğru olmadığnı bariz biçimde gösterdiği; Hüseyince Tepe Höyüğü olarak bilinen arkeolojik sit alanının … ve … numaralı parseller içinde bulunduğu;
Yaklaşık 7 metre yükseklikte, … Mevkiinde, doğu-batı doğrultulu Hüseyince Tepe Höyüğü I. Derece Arkeolojik Sit Alanında yapılan inceleme ve gözlemlerde, tepenin en alt kottaki yürüme zemininden tepe noktasına kadar yerleşme olduğu, Kalkolitik Çağ (MÖ5-4 bin yıl), Eski Tunç ve Orta Tunç Çağı'na (MÖ 3-2 bin yıl) ait dere taşından ve konglomeradan yapılmış duvar kalıntılarına, killi topraktan yapılmış sıva, taban döşemesi ve kerpiç kalıntılara rastlandığı;
Tepenin çeşitli kısımlarında duvar kalıntıları, pithos ve benzeri kaplara konulmuş iskelet parçaları, çanak - çömlek parçaları, duvar, izalasyon, taban döşemelerine ait parçalar ile çeşitli seramik parçalara rastlandığı, bu durumun, Hüseyince Tepe Höyüğünün en az 4500 yıl boyunca yerleşim yeri olarak kullanıldığına işaret ettiği;
Tepenin batı yamacında, en alt seviyelerde kaçak kazı veya modern müdahale sonucu açığa çıkan kesitte, tepe etrafında bulunan tarlaların yürüme seviyesine dek eski Çağlara ait çeşitli seramik ve başka arkeolojik materyalin bulunduğu;
Bu bağlamda, Hüseyince Tepe Höyüğünün Kalkolitik, Eski ve Orta Tunç Çağlarındaki yayılım ve yerleşim sahasının hali hazırdaki durumda daha büyük olduğu, tepeyi doğrudan çevreleyen parsellere de uzandığının varsayılabileceği;
Hüseyince Tepe Höyüğünde Geç Hellenistik Döneme ait seramik parçalara rastlanmasının tepe etrafındaki arazide de arkeolojik bulguların varlığı ihtimalini arttırdığı;
Hali hazırda I. ve III. derece arkeolojik sit alanı olarak ilan edilen parsellerin keşif tarihi itibarı ile ekili tarım sahası olarak kullanıldığından, yüzeyin ayrıntılı incelemesine imkan tanımadığı;
I. derece arkeolojik sit alanı içinde kalan 670 numaralı parselin fabrika sahası, yol ve otopark olarak düzenlendiğinden, asıl arkeolojik dokunun bozulduğu, burada arkeolojik herhangi bir buluntu veya bulguya rastlanmadığı;
Sadece … ve … numaralı parsellerin gözlem ve tespite uygun olduğu ve anılan parsellerde farklı dönemlere ait seramik ve taban tuğlası gibi çeşitli arkeolojik buluntuların tespit edildiği;
Höyük bitişiğindeki … ve … numaralı parsellerdeki bazı arkeolojik çanak ve çömlek parçalarının Hüseyince Tepe Höyüğündeki tepenin batı yamacında yapılan izinsiz kazıdan buraya taşınması veya akıntı yoluyla gelmiş olmasının muhtemel olduğu;
Ancak … ve … numaralı parsellerin bir kısmının Hüseyince Tepe Höyüğünün uzantıları olduğu ve antik yerleşim sahasının devamı olduğunun tepenin fiziki durumu değerlendirilerek söylenebileceği;
Hüseyince Tepe Höyüğünün mevcut halinin tepeyi çevreleyen parsellerin tepeye yakın kısımlarının da aslen bu yerleşmenin burada devam ettiğine işaret ettiği; şayet varsa asıl arkeolojik tabakanın günümüz yürüme seviyesinin daha aşağısından başlaması gerektiği sonucunun çıktığı; tepeyi çevreleyen alandaki muhtemel yapı ve kalıntılların küçük boyutlu ve kısmen tahrip edilmiş olması ihtimali nedeniyle, Kalkolitik Çağ ve Tunç Çağına ilişkin tüm bulgu ve buluntuların jeofizik radar yöntemiyle tespit edilmesinin zor olduğu;
Sonuç olarak;
Jeolojik açıdan, Hüseyince Tepe Höyüğü ve civarının zemininin jeolojik olarak kil, silt, kum ve çakıl karışımlarından oluştuğu; Doç. Dr. …'a davacı şirket tarafından GPR (Ground Penetration Radar) tekniği ile zemin taraması yaptırılarak yer altı taraması yapıldığı belirtilerek raporun hazırlatıldığı, GPR tekniğinin sığ derinliklerdeki yapıların görüntülenmesinde yaygın olarak kullanılan bir yöntem olduğu, bu nedenle dava konusu alanı yeterince aydınlatmadığı;
Davacı şirket ait taşınmazlardan … pafta, … ve … numaralı parseller ile … numaralı parselin I. derece arkeolojik sit alanı içinde kaldığı; … ve …numaralı parsellerin ise III. derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edilen bölge içinde kaldığı;
Davacı şirkete ait … ve … numaralı parsellerin bir kısmının Hüseyince Tepe Höyüğünün uzantıları olduğu;
... numaralı parselin fabrika sahası olduğu, yol ve otopark alanı olarak düzenlendiği, beton zeminle kaplı olduğundan, belirtilen parselde orijinal dokunun bozulduğu;
Dava konusu parselde bilirkişi heyeti olarak yapılan inceleme, gözlem ve tespitlerin, Aydın Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından alınan … tarihli, … sayılı ve … tarihli, … sayılı kararları ile alınan I. ve III. derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edilip koruma altına alınması kararıyla uyuştuğu;
Arkeolojik kalıntıların teknik ölçüme gerek kalmadan net olarak görülebildiği önceki araştırma ve raporlarda da sabit olan Hüseyince Tepe Höyüğü ve … numaralı parsel dışındaki diğer parsellerde, ilgili kurumlardan izin, görevlendirme ve denetimler doğrultusunda parsel bazlı olarak münferiden en az bir sondaj kazısı yapılması durumunda, parsellerin I. ve III. derece arkeolojik sit alanlarının statüsünün değiştirilmesi veya mevcut kararın korunması yönünde kesin veriler sağlanabileceği yolunda görüş bildirildiği görülmektedir.
Dosyanın incelenmesinden; Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun … tarih ve …sayılı kararı ile, davacının maliki olduğu Denizli ili, Merkezefendi ilçesi, … Mahallesi, … Mevkii, … pafta, … ve … parsel sayılı taşınmazların I. derece arkeolojik sit alanı olarak; ... ve ... parsel sayılı taşınmazların ise III. derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edildiği görülmektedir. Davacı tarafından Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Başkanlığına hitaben yazılan 27/08/2013 tarihli dilekçe ile, Hüseyince Tepe Höyüğünün sadece … ve … sayılı parsellerde bulunduğu, bu parsellere komşu tüm parsellerin sit alanı olarak belirlenmesinin yerinde olmadığı, masrafları taraflarınca karşılanmak üzere bölgede sondaj ve gerekirse jeoradar çalışması yapılarak, yalnızca Höyüğün oluşturduğu alanın I. derece arkeolojik sit alanı tescil edilmesi, diğer alanlar üzerindeki I. derece arkeolojik sit alanı kararının kaldırılması istemiyle başvuruda bulunulması üzerine, Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile ilgili Müze Müdürlüğü denetiminde Höyüğün yayılım alanının tespitine yönelik sondaj ve jeoradar çalışmalarının yapılabileceğine, yapılan çalışmalara ilişkin hazırlanacak teknik rapor ve fotoğrafların Kurula iletilmesinden sonra konunun değerlendirilmesine karar verildiği, davacı tarafından 22/01/2014 tarihinde Pamukkale Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanlığına dava konusu karar ile sit alanı içerisine kalan sahanın incelenmesinin talep edildiği, bunun üzerine Pamukkale Üniversitesi Mühendislik Fakültesi … Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. … tarafından 04/02/2014 tarihli "Alinda Tekstil Sahası GPS Yeraltı Görüntüleme Raporu"nun hazırlandığı; Hüseyince Tepe Höyüğünün yayılımının tespitine yönelik yerinde inceleme yapılması yönünde tesis edilen Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı sonrasında, Denizli Müze Müdürlüğü uzmanlarınca hazırlanan 12/02/2014 tarihli rapor, Denizli İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünün … tarih ve …sayılı yazısı ile Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü uzmanlarınca hazırlanan 19/11/2014 tarihli raporun değerlendirilmesi sonucunda, Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının geçerli olduğuna ilişkin Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun … tarih ve …sayılı kararının tesis edildiği görülmektedir.
Uyuşmazlıkta; hükme esas alınan bilirkişi raporunun sonuç kısmında, dava konusu parsellerde bilirkişi heyeti olarak yapılan inceleme, gözlem ve tespitlerin, Aydın Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından alınan … tarihli, … sayılı ve … tarihli, … sayılı kararları ile alınan I. ve III. derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edilip koruma altına alınması kararıyla uyuştuğu yolunda görüş bildirilmekle birlikte, "arkeolojik kalıntıların teknik ölçüme gerek kalmadan net olarak görülebildiği önceki araştırma ve raporlarda da sabit olan Hüseyince Tepe Höyüğü ve … numaralı parsel dışındaki diğer parsellerde, ilgili kurumlardan izin, görevlendirme ve denetimler doğrultusunda parsel bazlı olarak münferiden en az bir sondaj kazısı yapılması durumunda, parsellerin I. ve III. derece arkeolojik sit alanlarının statüsünün değiştirilmesi veya mevcut kararın korunması yönünde kesin veriler sağlanabileceği"nin de belirtildiği; öte yandan söz konusu raporun 2. sayfasında "Hüseyince Tepe Höyüğünün … ve … numaralı parsellere temas ettiği, … ve … numaralı parsellere ise temas etmediğinin belirtildiği; bununla birlikte, Hüseyince Tepe Höyüğünün dava konusu işlemle I. derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edilen davacının maliki olduğu … parsel sayılı taşınmaza temas edip etmediğine yönelik tereddüte mahal bırakmayacak şekilde bir değerlendirmeye bilirkişi raporunda yer verilmediği, sadece anılan raporun 2. sayfasında yer alan Şekil.1'de … parsel sayılı taşınmazın Höyük dışında kaldığına yönelik bir işaretleme yapılmakla yetinildiği; ayrıca bilirkişi raporunun 16. sayfasında "1. derece arkeolojik sit alanı içinde kalan 670 numaralı parselin fabrika sahası, yol ve otopark olarak düzenlendiğinden, asıl arkeolojik dokusunun bozulduğu, burada arkeolojik herhangi bir buluntu ve bulguya rastlanılmadığı" yolunda görüş bildirildiği görülmektedir.
Bu durumda; bilirkişi raporunun sonuç kısmında, dava konusu parsellerde bilirkişi heyeti olarak yapılan inceleme, gözlem ve tespitlerin, Aydın Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından alınan … tarihli, … sayılı ve … tarihli, … sayılı kararları ile I. ve III. derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edilip koruma altına alınması kararıyla uyuştuğu yolunda görüş bildirilmesine karşın; anılan raporda, Hüseyince Tepe Höyüğü ve … numaralı parsel dışındaki diğer parsellerde, ilgili kurumlardan izin, görevlendirme ve denetimler doğrultusunda parsel bazlı olarak münferiden en az bir sondaj kazısı yapılması durumunda, parsellerin I. ve III. derece arkeolojik sit alanlarının statüsünün değiştirilmesi veya mevcut kararın korunması yönünde kesin veriler sağlanabileceği"nin belirtildiği ve Hüseyince Tepe Höyüğüne temas eden taşınmazların ise, … ve … numaralı parseller olarak sıralandığı hususu; öte yandan, davacı tarafından … tarihli, … sayılı Kurul kararına yapılan itiraz kapsamında davalı idareye verilen dilekçelerde ise, Hüseyince Tepe Höyüğüne komşu tüm parsellerin sit alanı olarak belirlenmesinin yerinde olmadığı, masrafları taraflarınca karşılanmak üzere bölgede sondaj ve gerekirse jeoradar çalışması yapılarak, yalnızca Höyüğün oluşturduğu alanın I. derece arkeolojik sit alanı tescil edilmesi, diğer alanlar üzerindeki I. derece arkeolojik sit alanı kararının kaldırılması istemiyle başvuruda bulunulduğu dikkate alındığında; Denizli İli, Merkezefendi İlçesi, … Mahallesi … Mevkii, … pafta, … ve … parsel sayılı taşınmazların I. derece arkeolojik sit alanı; … ve … parsel sayılı taşınmazların ise III. derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edilmesinin uygun olup olmadığının, bilirkişi raporunda belirtildiği üzere parsel bazlı olarak münferiden en az bir sondaj kazısı yapılması durumunda değiştirilmesi veya mevcut kararın korunması ihtimaline yönelik tereddüte mahal bırakmayacak biçimde bilirkişi heyetince değerlendirme yapılması gerektiği; bu bağlamda, şayet davacı iddiasında belirtildiği üzere, davalı idare denetiminde sondaj kazısı yapılması durumunda, dava konusu kararların yukarıda belirtilen parsellere ilişkin kısımlarının değişmesi ihtimali bulunmakta ise, dava konusu işlemlerden Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının, davacının bu yönde yaptığı başvurunun reddine ilişkin olduğu hususu da göz önüne alınarak İdare Mahkemesince bir değerlendirme yapılması gerektiği sonucuna varılmaktadır.
Öte yandan; Hüseyince Tepe Höyüğünün dava konusu işlemle I. derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edilen davacının maliki olduğu … parsel sayılı taşınmaza temas edip etmediğine ve ilgili kurumlardan izin, görevlendirme ve denetimler doğrultusunda anılan parsel yönünden de münferiden en az bir sondaj kazısı yapılması durumunda, parselin I. ve III. derece arkeolojik sit alanlarının statüsünün değiştirilmesi ihtimali bulunup bulunmadığına yönelik bilirkişi raporunda tereddüte mahal bırakmayacak biçimde tespit ve değerlendirmelere yer verilmediği göz önüne alındığında; yukarıda yer verilen açıklamalar da dikkate alınarak, anılan parsel yönünden de tereddüte mahal bırakmayacak biçimde tespit ve değerlendirmelere hükme esas alınan bilirkişi raporunda yer verilmesi gerekmektedir.
Bu durumda, bilirkişi raporunun Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının, davacının maliki olduğu taşınmazlardan Denizli İli, Merkezefendi İlçesi, … Mahallesi … Mevkii, … pafta, … ve … parsel sayılı taşınmazların I. derece arkeolojik sit alanı; … ve …parsel sayılı taşınmazların ise III. derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edilmesine ilişkin kısmı ile anılan karara yapılan itirazın reddedilmesine ilişkin Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının anılan parsellere ilişkin kısmının, bu haliyle hükme esas alınabilecek nitelik ve yeterlilikte olmadığı sonucuna varıldığından, uyuşmazlığın tereddüte mahal vermeyecek şekilde çözümlenebilmesi ve yukarıda yer verilen hususların açıklığa kavuşturulması amacıyla, (gerekirse yerinde yeniden keşif yaptırılmak suretiyle) ek bilirkişi raporu alınması ve buna göre uyuşmazlığın esası hakkında yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, davanın reddi yolundaki temyize konu İdare Mahkemesi kararının eksik incelemeye dayalı olarak verildiği anlaşılan yukarıda belirtilen taşınmazlara ilişkin kısmında hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine;
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının; Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının, davacının maliki olduğu taşınmazlardan Denizli İli, Merkezefendi İlçesi, …Mahallesi …Mevkii, … pafta, … ve … parsel sayılı taşınmazların I. derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edilmesine ilişkin kısmı ile anılan karara yapılan itirazın reddedilmesine ilişkin Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının anılan parsellere ilişkin kısmının ONANMASINA; Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının, davacının maliki olduğu taşınmazlardan Denizli İli, Merkezefendi İlçesi, … Mahallesi … Mevkii, … pafta, …ve … parsel sayılı taşınmazların I. derece arkeolojik sit alanı; … ve … parsel sayılı taşınmazların ise III. derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edilmesine ilişkin kısmı ile anılan karara yapılan itirazın reddedilmesine ilişkin Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının anılan parsellere ilişkin kısmının ise BOZULMASINA,
3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 18/05/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.