T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2022/7773
Karar No : 2023/6218
DAVACI : … Odası
VEKİLİ : Av. …
DAVALI : … Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri …
DAVALI YANINDA MÜDAHİL : … İletişim Hizmetleri A.Ş.
VEKİLİ : Av. …
DAVANIN KONUSU :
03.07.2017 tarihli, 30113 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinin 4. maddesinin 1.fıkrasının (d), (ü), (ğğ), (tt), (rrr), (vvv-1), (bbbb), (vvvv), (zzzz) bentlerinin, 5. maddesinin 5 ve 17. fıkralarının, 7. maddesinin 12. fıkrasının, 8. maddesinin 1 ve 6. fıkralarının, 9. maddesinin, 19. maddesinin 1.fıkrasının (c), (ç), (d), (e), (h) ve (ı) bentleri ile (f) bendinin 1 ve 2. alt bentlerinin, (ğ) bendinin 2 ve 4. alt bentlerinin, 20. maddesinin 1. fıkrasının, 24. maddesinin 1. fıkrasının (sehven 23.maddesinin 1.fıkrası yazılmış), 26. maddesinin 1. fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinin, 27. maddesinin 1.fıkrasının (c) bendinin, 28. maddesinin, 44. maddesinin, 47. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinin, 48. maddesinin 1 ve 5. fıkralarının, 51. maddesinin 1. fıkrasının, 54. maddesinin 7. fıkrasının, 57. maddesinin 18 ve 19. fıkralarının, 62. maddesinin 1, 2 ve 3. fıkralarının, 66. maddesinin 5. fıkrasının, 68. maddesinin 9. fıkrasının, 69. maddesinin 1, 6 ve 7. fıkralarının ve geçici 3. maddesinin iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI: Dava konusu düzenlemelerin, kararın içeriğinde ayrıntısına yer verilen iddialarla iptali gerektiği ileri sürülmüştür.
DAVALININ SAVUNMASI : Davanın, kararın içeriğinde ayrıntısına yer verilen açıklamalarla reddi gerektiği savunulmaktadır.
DAVALI İDARE YANINDA KATILAN: Yönetmeliğin 62.maddesi yönünden davanın reddedilmesi gerektiği belirtilmiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ … 'IN DÜŞÜNCESİ : 2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun 38. maddesinde, İdari Dava Daireleri Kurulunun, idari dava dairelerinden ilk derece mahkemesi olarak verilen kararları temyizen inceleyeceği, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 46. maddesinin 1. fıkrasında, Danıştay Dava Dairelerinin nihai kararlarının Danıştay’da temyiz edilebileceği, 49. maddesinin 4. fıkrasında ise Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50’nci madde hükümlerinin kıyasen uygulanacağı öngörülmüştür. 2577 sayılı Yasanın 49. maddesinin 4. fıkrasında yer alan düzenleme ile Danıştay Dava Dairelerine, ilk derecede bakılan davalarla ilgili bozma kararlarına karşı eski kararlarında ısrar edebilme yetkisi tanınmamıştır. Bu nedenle, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 03/11/2021 tarih, E:2019/2531, K:2021/2151 sayılı bozma kararına uyulmak suretiyle 03/07/2017 tarih ve 30113 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nin dava konusu 9. maddesinin 1. fıkrasının (b) ve (c) bentleri ve 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin 1. alt bendine ilişkin kısmı yönünden davanın reddine, 03/07/2017 tarih ve 30113 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nin 62. maddesinin 1 ve 2. fıkralarındaki "ruhsat alınmadan" ibareleri ile 3. fıkrasındaki "imar planı kararı aranmaksızın" ibarelerinin iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI … 'IN DÜŞÜNCESİ : 03/07/2017 günlü, 30113 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nin 4. maddesinin 1. fıkrasının (d), (ü), (ğğ), (tt), (rrr), (vvv-1), (bbbb), (vvvv-2), (zzzz) bentlerinin, 5. maddesinin 5 ve 17. fıkralarının, 7. maddesinin 12. fıkrasının, 8. maddesinin 1 ve 6. fıkralarının, 9. maddesinin, 19. maddesinin 1. fıkrasının (c), (ç), (d), (e), (h) ve (ı) bentleri ile (f) bendinin 1 ve 2. alt bentlerinin, (ğ) bendinin 2 ve 4. alt bentlerinin, 20. maddesinin 1. fıkrasının, 24. maddesinin 1. fıkrasının, 26. maddesinin 1. fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinin, 27. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin, 28. maddesinin, 44. maddesinin, 47. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinin, 48. maddesinin 1 ve 5. fıkralarının, 51. maddesinin 1. fıkrasının, 54. maddesinin 7. fıkrasının, 57. maddesinin 18 ve 19. fıkralarının, 62. maddesinin 1, 2 ve 3. fıkralarının, 66. maddesinin 5. fıkrasının, 68. maddesinin 9. fıkrasının, 69. maddesinin 1, 6 ve 7. fıkralarının ve geçici 3. maddesinin iptali istemiyle açılan davada, Danıştay Altıncı Dairesince verilen ve Yönetmeliğin 9.maddesinin 1.fıkrasının (a) bendinin, 19.maddesinin 1.fıkrasının (c) bendinin 1.bendinin, 2.alt bendindeki "ile oyun alanlarına en az 10 metre mesafede olmak ve etrafı çit ve benzeri ile kapatılmak koşuluyla trafo" kısmının ve 3.alt bendinin, 19.maddesinin 1.fıkrasının (ç) bendinin 2 ve 3.alt bentlerinin, 19.maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinin 1. alt bendinde yer alan "anaokulu ve kreş ile gelişme alanları hariç; Sağlık Bakanlığınca aranan şartlar sağlanmak kaydıyla günübirlik sağlık hizmeti sunulan aile sağlığı merkezi, ağız ve diş sağlığı merkezi, diyaliz merkezi, acil servis içermeyen tıp merkezi, psikoteknik değerlendirme merkezi, üremeye yardımcı tedavi merkezi, fizik tedavi müessesesi, genetik hastalıklar tanı merkezi, evde bakım merkezi, işitme cihazı merkezi, ısmarlama protez ve ortez merkezi gibi konut dışı hizmetler verilebilir." hükmü ile 2. alt bendinde yer alan " İlgili idare meclisince yol boyu ticaret olarak teşekkül ettiği karar altına alınan konut kullanımına ayrılan parsellerde ilgili kamu kurumunun belirlediği standartları sağlamak ve uygun görüşü alınmak ve ayrıca getirilecek kullanıma ilişkin otopark ihtiyacı karşılanmak kaydıyla müstakil olarak; yurt, anaokulu, aile sağlığı merkezi, kreş, ticari katlı otopark binaları ile gelişme alanları haricinde özel sağlık tesisi, özel eğitim tesisi ve yapılabilir." hükmünün, 19.maddesinin 1.fıkrasının (ğ) bendinin 2 ve 4. alt bentlerindeki "plan kararı gerekmeden" ibaresi ile "plan değişikliği gerektirmeksizin" ibarelerinin, 5.maddesinin 5.fıkrasının, 8.maddesinin 6.fıkrasının "serbest nizam" ibaresinin iptaline; yönetmeliğin 62.maddesinin 1.fıkrasındaki "ruhsat alınmadan (yapı ruhsatı)" ibaresinin, 2.fıkrasındaki "ruhsat alınmadan" ibaresi ile 3.fıkrasındaki "imar planı kararı aranmaksızın" ibareleri yönünden konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına; yönetmeliğin dava konusu diğer maddeleri yönünden ise davanın reddine ilişkin bulunan … günlü, E:… , K:… sayılı kararın taraflarca temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen 13/06/2022 günlü, E:2021/3624, K:2022/2139 sayılı kararla, anılan kararın bir kısmının onanmasına, bir kısmının gerekçeli onanmasına ve bir kısmının da bozulmasına karar verildiği anlaşıldığından, bozma kararı üzerine dosya incelendi:
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Danıştay Altıncı Dairesi kararının, dava konusu yönetmeliğin 9. maddesinin 1. fıkrasının (b) ve (c) bentleri; 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin 1. alt bendi; 62. maddesinin 1. ve 2. fıkralarındaki "ruhsat alınmadan" ibareleri ile 3. fıkrasındaki "imar planı kararı alınmaksızın" ibaresi yönünden bozulmasına karar verilmiştir.
Yönetmeliğin 9. maddesinin 1. fıkrasının (b) ve (c) bentleri yönünden; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Danıştay Altıncı Dairesi'nce anılan bent hükümlerinde imar mevzuatına aykırılık bulunmadığının belirtilmesine karşın, bu kısımla ilgili hüküm kurulmamış olması nedeniyle kararın bu bölümünün eksik hüküm nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir. Anılan hükümler yönünden dava dilekçesinde herhangi bir iddia ileri sürülmemiş olup, imar mevzuatına ve hukuka aykırılık bulunmayan bentler yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir.
19. maddenin 1. fıkrasının (c) bendinin 1. alt bendi yönünden; Bent hükmü ile park alanlarında, encümen kararıyla, açık havuz/süs havuzu, açık spor ve oyun alanı, genel tuvalet, pergola, kameriye yapılabileceği belirtilmiştir.
Bent hükmünde sayılan yapılar, tanımı gereği kentte yaşayanların dinlenme ihtiyaçları için ayrılan park alanlarının ayrılmaz bir parçası olduğundan, bunların, park tanımı içerisinde, park ile bütün olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda, kullanıcıların ihtiyaçlarının karşılanması açısından kamu yararına yönelik olarak tesis edildiği anlaşılan park alanları içerisinde açık havuz/süs havuzu, açık spor ve oyun alanı, genel tuvalet, pergola ve kameriye yapılmasına yönelik düzenlemede hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Mevzuat gereği park alanlarını oluşturmakla yükümlü olan idarelerin, park içinde bu kullanımlardan hangilerine, ne ölçülerde yer verileceğini, parkın büyüklüğü ve kullanıcıların ihtiyaçlarını gözeterek belirleyeceği de açıktır.
62. maddesinin 1. ve 2. fıkralarındaki "ruhsat alınmadan" ibareleri ile 3.fıkrasındaki "imar planı kararı alınmaksızın" ibaresi yönünden; Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunca, Danıştay Altıncı Dairesince yürütme aşamasında verilen ve işlemin yürürlüğünü askıya alan yürütmenin durdurulmasına ilişkin yargı kararının yerine getirilmesi amacıyla dava konusu yönetmelikte değişiklik yapıldığı ve dava konusu ibarelerin yürürlükten kaldırıldığı anlaşıldığından, açıkça hukuka aykırılığı tespit edilen dava konusu ibareler hakkında nihai aşamada da, işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekmekte olup, Dairece davanın konusuz kaldığından bahisle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinde hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle kararın bu bölümünün bozulmasına karar verilmiştir.
17/11/2020 günlü, 31307 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7256 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 26. maddesi ile 3194 sayılı İmar Kanununa Elektronik haberleşme altyapılarında yapı ruhsatı alınması başlıklı Ek Madde 9 eklenmiş ve maddede "Dördüncü fıkradaki kule ve direkler hariç, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler ile umumi hizmet alanları gibi kamu hizmetine tahsis edilmiş tüm alanlar ile kamu veya özel mülkiyete tabi arsa ve arazilerde yapılacak olan 5/11/2008 tarihli ve 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu kapsamında elektronik haberleşme istasyonlarının kurulumuna mahsus on beş metreden yüksek kule ve direkler ile bunlara ait zorunlu altyapı unsurları 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarında, alan fonksiyonu tahdidi olmaksızın ve herhangi bir bedel, ücret ve harç alınmaksızın gösterilir.
Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler ile umumi hizmet alanları gibi kamu hizmetine tahsis edilmiş tüm alanlar ile kamu veya özel mülkiyete tabi arsa ve arazilerde; 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarında gösterilen kule ve direkler ile bunlara ait zorunlu altyapı unsurları için ruhsat alınır. Ruhsat başvurularında yatay ve dikey görünüşü ihtiva eden kroki ile statik ve elektrik projeleri dışında herhangi bir proje veya belge istenemez. Ruhsat başvurusuna malik ya da tasarruf sahibi ile işletmeci arasında yapılan kiralamaya veya kullanıma ilişkin belge eklenir. Bu kule veya direkler ile kurulumu bunlarla birlikte yapılacak elektronik haberleşme cihazlarına ait bulunduğu konteyner, kabin, kabinet ve benzeri altyapı unsurları için tek ruhsat düzenlenir.
1/1000 ölçekli uygulama imar planlarında gösterilmeyen ve yüksekliği on beş metreden fazla olmayan elektronik haberleşme istasyonlarının Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler ile umumi hizmet alanları gibi kamu hizmetine tahsis edilmiş tüm alanlar ile kamu veya özel mülkiyete tabi arsa ve arazilerde kurulumuna mahsus kule ve direkler ile bunlara ait zorunlu altyapı unsurlarına, statik bakımından sakınca olmadığına dair inşaat mühendislerince hazırlanacak raporun sunulması, fennî mesuliyetin üstlenilmesi, malik ya da tasarruf sahibi ile işletmeci arasında yapılan kiralamaya veya kullanıma ilişkin belgenin sunulması ve Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun ilgili mevzuatında belirlenen gerekli ve yeterli koruma mesafesinin bırakılması ile yer seçim belgesinin alınmış olması kaydıyla başkaca bir şart aranmaksızın ilgili idarelerce izin verilir.
Yapı ve binalarda kule ve direkler ile bunlara ait zorunlu altyapı unsurlarına; yüksekliği on metreden az olmak, statik ve elektrik bakımından sakınca olmadığına dair inşaat ve elektrik/elektronik mühendislerince hazırlanacak rapor ile bu meslek mensuplarınca fennî mesuliyetin üstlenildiğine dair taahhütname verilmek ve malik ya da tasarruf sahibi ile işletmeci arasında yapılan kiralamaya veya kullanıma ilişkin belgenin sunulması kaydıyla başkaca bir şart aranmaksızın ilgili idarece izin verilir.
İkinci fıkra uyarınca yapılan ruhsat ve yapı kullanma izin belgesi başvurularında 26/5/1981 tarihli ve 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu uyarınca ruhsat harcı ve yapı kullanma izin harcı alınır. Üçüncü ve dördüncü fıkralar uyarınca yapılan izin başvurularında ruhsat harcı ve yapı kullanma izin harcı tutarı toplamı kadar izin belgesi bedeli alınır. Bu madde kapsamında, ruhsat harcı, yapı kullanma izni harcı ve izin bedeline esas olan haberleşme istasyonlarına mahsus kule ve direklerin alanı [taban alanı*(yükseklik/5)] şeklinde hesaplanır. Bunlar dışında herhangi bir harç, ücret ve bedel alınamaz.
Her tür elektronik haberleşme cihazları ile bu cihazların teknik donanım ve bileşenleri izin veya ruhsata tabi değildir. Ancak ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkra uyarınca kule ve direkler ile konteyner, kabin, kabinet için yapılan ilk izin veya ruhsat başvurusunda elektronik haberleşme cihazları ile teknik donanımları statik projelerde veya raporlarda gösterilir. Elektronik haberleşme cihazları ile teknik donanımlarında; teknoloji değişikliği, ilavesi veya revizyon yapılması durumunda bu hususlar için ayrıca proje veya rapor düzenlenmez.
Elektronik haberleşme istasyonları için kamu kurum veya kuruluşları tarafından yer kullandırılması hâlinde; sözleşme uyarınca tahsil edilecek yıllık yer kullanım bedeli, büyükşehir belediyelerinde Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının yer seçim belgesi için belirlediği ücretin beş katını, diğer yerlerde üç katını geçemez. Bu hükme aykırı yapılan sözleşmeler geçersizdir.
Elektronik haberleşme istasyonlarının kurulumuna mahsus kule, direk, konteyner, kabin, kabinet gibi altyapı unsurlarının imar planlarında gösterilmesi, bunların kurulumu için yapılacak ruhsat veya izin başvurularında sunulacak projeler, raporlar, bilgi ve belgeler, bunlara mahsus izin belgesi, yapı ruhsatı ve yapı kullanma izin belgesine ilişkin usul ve esaslar Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının uygun görüşü alınarak Bakanlıkça yönetmelikle düzenlenir" hükmüne yer verilmiştir.
Anılan hükümle, 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarında gösterilen elektronik haberleşme istasyonlarının kurulumuna mahsus on beş metreden yüksek kule ve direkler ile bunlara ait zorunlu altyapı unsurları için ruhsat alınması gerektiği, 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarında gösterilmeyen ve yüksekliği on beş metreden fazla olmayan elektronik haberleşme istasyonlarının Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler ile umumi hizmet alanları gibi kamu hizmetine tahsis edilmiş tüm alanlar ile kamu veya özel mülkiyete tabi arsa ve arazilerde kurulumuna mahsus kule ve direkler ile bunlara ait zorunlu altyapı unsurlarına; yapı ve binalarda kule ve direkler ile bunlara ait zorunlu altyapı unsurlarına (yüksekliği on metreden az olan) maddede belirtilen koşulların sağlanması halinde başkaca bir şart aranmaksızın izin verileceği, her tür elektronik haberleşme cihazları ile bu cihazların teknik donanım ve bileşenlerinin izin veya ruhsata tabi olmadığı kurala bağlanmıştır.
Diğer taraftan, 11/07/2021 günlü, 31538 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelikle dava konusu yönetmeliğin 62. maddesinin 1. fıkrası, 2. fıkrasının 1. ve 2. cümleleri ile 7. fıkrası yürürlükten kaldırılarak maddeye 4 yeni fıkra eklenmiştir.
Dava konusu yönetmelikte 11/07/2011 tarihinde yapılan değişiklikle, İmar Kanununun Ek 9. maddesi hükmü doğrultusunda elektronik haberleşme istasyonlarına yönelik olarak yeniden bir düzenleme yapıldığı anlaşılmakla, dava konusu ibareler yönünden davanın konusu kalmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu 03/07/2017 günlü, 30113 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nin 9. maddesinin 1. fıkrasının (b) ve (c) bentleri ile 19. maddenin 1. fıkrasının (c) bendinin 1. alt bendi yönünden davanın reddine, 62. maddesinin 1. ve 2. fıkralarındaki "ruhsat alınmadan" ibareleri ile 3.fıkrasındaki "imar planı kararı alınmaksızın" ibaresi yönünden ise konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, Danıştay Altıncı Dairesinin 03/02/2021 tarih ve E:2017/4783 K:2021/1096 sayılı kararı uyarınca, dava konusu işlemin kısmen iptali, davanın kısmen reddi, kısmen dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair kararının davanın süre aşımı yönünden reddine dair kısmının bozulması yolundaki 03/07/2017 tarih ve 30113 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nin dava konusu 9. maddesinin 1. fıkrasının (b) ve (c) bentleri, 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin 1. alt bendi ve 62. maddesinin 1 ve 2. fıkralarındaki "ruhsat alınmadan" ibareleri ile 3. fıkrasındaki "imar planı kararı aranmaksızın" ibaresine ilişkin kısmının bozulması yolundaki Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 13/06/2022 tarih ve E:2021/3624, K:2022/2139 sayılı kararına uyulmak suretiyle gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY: Davacı Oda tarafından, 03.07.2017 tarih ve 30113 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinin 4.maddesinin 1.fıkrasının (d), (ü), (ğğ), (tt), (rrr), (vvv-1), (bbbb), (vvvv), (zzzz) bentlerinin, 5.maddesinin 5 ve 17. fıkralarının, 7.maddesinin 12. fıkrasının, 8.maddesinin 1 ve 6. fıkralarının, 9. maddesinin, 19.maddesinin 1.fıkrasının (c), (ç), (d), (e), (h) ve (ı) bentleri ile (f) bendinin 1 ve 2. alt bentlerinin, (ğ) bendinin 2 ve 4. alt bentlerinin, 20. maddesinin 1. fıkrasının, 24.maddesinin 1.fıkrası (sehven 23. maddesinin 1. fıkrası yazılmış), 26. maddesinin 1. fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinin, 27. maddesinin 1.fıkrasının (c) bendinin, 28.maddesinin, 44. maddesinin, 47.maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinin, 48. maddesinin 1 ve 5. fıkralarının, 51. maddesinin 1. fıkrasının, 54. maddesinin 7. fıkrasının, 57. maddesinin 18 ve 19. fıkralarının, 62. maddesinin 1, 2 ve 3. fıkralarının, 66. maddesinin 5. fıkrasının, 68. maddesinin 9. fıkrasının, 69. maddesinin 1, 6 ve 7. fıkralarının ve geçici 3. maddesinin iptali istemiyle açılmıştır.
03/07/2017 tarih ve 30113 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nin dava konusu 9. maddesinin 1. fıkrasının (b) ve (c) bentleri, 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin 1. alt bendi ve 62. maddesinin 1 ve 2. fıkralarındaki "ruhsat alınmadan" ibareleri ile 3. fıkrasındaki "imar planı kararı aranmaksızın" ibaresi Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda anılan bozma kararı uyarınca yeniden incelendi.
İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Duruşmaların Açık ve Kararların Gerekçeli Olması" başlıklı 141. maddesinin 3. fıkrasında, bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılacağı kuralı yer almaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, idari işlemlerin; yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurları yönünden yargısal denetime tabi tutulacağı kurala bağlanmış; 24. maddesinde ise, kararda bulunacak hususlar sıralanmış ve (e) bendinde kararın dayandığı hukuki sebepler ile gerekçesinin ve hükmün belirtileceği vurgulanmıştır.
3194 sayılı İmar Kanunu'nun 1. maddesinde, bu Kanun'un, yerleşme yerleri ile bu yerlerdeki yapılaşmaların; plan, fen, sağlık ve çevre şartlarına uygun teşekkülünü sağlamak amacıyla düzenlendiği, 2. maddesinde; belediye ve mücavir alan sınırları içinde ve dışında kalan yerlerde yapılacak planlar ile inşa edilecek resmi ve özel bütün yapıların bu Kanun hükümlerine tabi olduğu; 3. maddesinde, herhangi bir sahanın, her ölçekteki plan esaslarına, bulunduğu bölgenin şartlarına ve yönetmelik hükümlerine aykırı maksatlar için kullanılmasının mümkün olmadığı; 5. maddesinin son fıkrasında ise, bu Kanun'da adı geçen diğer tanımların Bakanlıkça hazırlanacak yönetmelikte tarif edileceği öngörülmüştür.
Anılan Kanun'un "Yönetmelik" başlıklı 44. maddesinin (I) fıkrasının (f) bendinde, imar planı yapımı ve değişiklikleriyle ilgili kriterlerin tespiti ve imarla ilgili diğer hususların; (b) bendinde, imar planlarında okul, ibadet yeri, sağlık, spor, sosyal ve kültürel tesisler ile kamu kuruluşlarının yapıları için ayrılacak yerler ve bu konu ile ilgili diğer hususların ve (i) bendinde, yerleşme alanlarıyla ilgili genel esasların Bayındırlık ve İskan Bakanlığınca çıkarılacak Yönetmelikle belirleneceği kurala bağlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1-Dava konusu Yönetmeliğin 9. maddesinde, "(1)Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önceki mevcut uygulama imar planlarında kat adetleri veya bina yükseklikleri belirtilmemiş parsellerde;
a) Bina kat adetleri aşağıda gösterilen miktarları aşmamak üzere belirlenir:
Konut, ticaret ve
kombinasyonları Sanayi bölgelerinde
İmar Planına göre bölgelerinde kat adedi kat adedi
Yol genişliği (metre) (Bodrum kat hariç) (Bodrum kat hariç)
Yol ≤ 7.00 2 1
7.00 < Yol ≤ 10.00 3 2
10.00 < Yol ≤ 12.00 4 2
12.00 < Yol ≤ 15.00 5 2
15.00 < Yol ≤ 20.00 6 2
20.00 < Yol ≤ 25.00 8 3
25.00 < Yol ≤ 35.00 10 3
35.00 < Yol ≤ 50.00 14 4
50.00 ≤ Yol >14 4
b) Bu maddenin uygulanmasındaki yol genişlikleri, parselin ön cephesinde yer alan yolun planda belirtilen genişliği veya planda belirtilmemiş ise ön bahçe, yeşil alan, refüj, meydan, otopark, demiryolu, su kanalı gibi unsurları içermeyen yolun genişliği esas alınır.
c) Kat adetleri, binanın kot aldığı noktaya göre hesaplanır. Ancak artan kat yüksekliğinden faydalanılmak suretiyle binanın hiç bir cephesinde bodrum katlar hariç kat sayısı artırılamaz. İmar planlarında gösterilen bina yüksekliklerinin veya kat adetlerinin birbirlerine tahvillerinde veya neye tekabül ettiklerinin tespitinde bu esaslar ile binanın kot aldığı noktaya en fazla 1.2 metre eklenmek suretiyle belirlenen subasman kotu dikkate alınır." düzenlemelerine yer verilmiştir.
Davacı tarafından, 'imar planlarında kat yüksekliği belirtilmemiş' ifadesinin yasal dayanağının bulunmadığı, imar planında kat yüksekliği belirlenmemişse zaten İmar Kanunu ve Yönetmeliklere uygun yapılmamış olduğunun kabulü gerektiği, bu düzenleme ile yapı yoğunluğunun arttırılmakta olduğu, bu şekilde yol genişliklerine göre yükseklik belirlenmesinin 1950'li yıllarda yol istikamet planlarına dönülmesi anlamına geldiği ileri sürülmüştür.
Davalı idare tarafından, 12/08/1987 tarih ve 19542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan mülga 3030 sayılı Kanun Kapsamı Dışında Kalan Belediyeler Tip İmar Yönetmeliği (Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliği) başta olmak üzere, mülga Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliği'nin gerek 01/06/2013 tarihli ve gerekse 08/09/2013 tarihli tadilatında, planla kat adedinin belirlenmediği durumlarda yol genişliklerine göre bina kat adetlerini belirleyen hükümlere yer verildiği, iptal talebine konu Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nin 9/1 hükmünde yer alan düzenlemenin yalnızca Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önceki mevcut uygulama imar planlarında kat adetleri veya bina yükseklikleri belirtilmemiş parsellerde kat adedinin belirlenmesi amacıyla korunduğu, yeni hazırlanarak onaylanacak imar planlarının, değişiklikleri ve revizyonlarında Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği'ne uyulmasının zorunlu olduğu, anılan maddenin iptali halinde mevcut imar planlarında kat adetleri veya bina yükseklikleri belirtilmemiş parsellerde kat adedinin belirlenmesinin mümkün olmayacağı, yapılaşmaya ilişkin problemler yaşanacağı, bu nedenle plan değişikliği veya revizyonu yapılarak planlarla kat adedi belirleninceye kadar kat adetlerinin yol genişliklerine göre belirlenmesi gerektiği savunulmuştur.
Dairemizce yapılan değerlendirmede aşağıdaki sonuca ulaşılmıştır:
Yönetmeliğin 9. maddesinin 1. fıkrasının (b) ve (c) bentlerine ilişkin olarak, yol genişlikleri, parselin ön cephesinde yer alan yolun planda belirtilen genişliği veya planda belirtilmemiş ise ön bahçe, yeşil alan, refüj, meydan, otopark, demiryolu su kanalı gibi unsurları içermeyen yolun genişliğinin esas alınacağı, kat adetlerinin, binanın kot aldığı noktaya göre hesaplanacağı, ancak artan kat yüksekliğinden faydalanılmak suretiyle binanın hiç bir cephesinde bodrum katlar hariç kat sayısının artılamayacağı, imar planlarında gösterilen bina yüksekliklerinin veya kat adetlerinin birbirlerine tahvillerinde veya neye tekabül ettiklerinin tespitinde bu esaslar ile binanım kot aldığı noktaya en fazla 1.2 metre eklenmek suretiyle belirlenen subasman kotunun dikkate alınacağına dair düzenlenmelerde mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucunda ulaşılmıştır.
2- Yönetmeliğin 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde ise, "(1) Bu Yönetmelikte tanımlanan kullanım alanlarına ilişkin yapılaşma koşulları aşağıdaki gibidir:
...
c) Park alanları: Bu alanlarda encümen kararıyla;
1) Açık havuz/süs havuzu, açık spor ve oyun alanı, genel tuvalet, pergola, kameriye,
2) 1000 m2 ve üzeri parklarda ahşap veya hafif yapı malzemelerinden yapılmak, kat adedi 1’i, yüksekliği 4.50 metreyi ve açık alanları dâhil taban alanları toplamda %3’ü, her birinin alanı 15 m2’yi geçmemek kaydıyla çay bahçesi, büfe, muhtarlık, güvenlik kulübesi ile oyun alanlarına en az 10 metre mesafede olmak ve etrafı çit ve benzeri ile kapatılmak koşuluyla trafo,
3) Tabii veya tesviye edilmiş toprak zemin altında kalmak üzere, ağaçlandırma için TSE standartlarında öngörülen yeterli derinlikte toprak örtüsünün sağlanması kaydıyla kapalı otopark,
4) 10.000 m2 üzerindeki parklarda, açık alanları dâhil taban alanları, (2) numaralı alt bentte belirtilenler de dâhil toplamda %3’ü geçmemek üzere muvakkat yapı ölçülerini aşmayan mescit ile trafik güvenliği alınarak kamuya ait 112 acil ambulans istasyonu,
yapılabilir." düzenlemelerine yer verilmiştir.
Davacı tarafından, yeşil alanlar tanımında kalan parklar, piknik ve eğlence alanları, çocuk bahçeleri alanlarına yapılacak olan yapılaşmalarda, her bir yapı için yapılaşma koşullarına kısıtlama getirildiği, ancak alana bu yapılardan kaç adet yapılabileceği veya alanın toplamda ne kadarının bu yapılara ayrılabileceğine, ne kadarının aktif yeşil alan olacağına dair hükümlere yer verilmediği, bu hususun esnek bırakıldığı, yeşil alanların imar planı ile yerleri belirlenen alanlar olup bu alanların belirlenmesi veya alanda yapılacak değişikliklerin belediye encümeni kararı ile değil belediye meclisi onayı ile yapılması gerektiği, bu nedenle alanda yer alacak olan trafo, otopark, büfe vb. kullanımların imar planı yolu ile yapılması, ayrıca inşaat gerektiren kullanımların rekreasyon alanlarında çözülmesinin uygun olacağı ileri sürülmüştür.
Davalı idare tarafından, Yönetmelik hükümleri ile park alanlarında eğlenme, dinlenme, ibadet, oyun, piknik, güvenlik, olası sağlık sorunlarına karşı ambulans istasyonu gibi toplumun yeşil alanlarda vakit geçirirken gereksinim duyacağı fonksiyonların ve asgari konfor şartlarının sağlanması ve bunlardan yararlanması için yapılmasına izin verilen yapıların tamamının, belediye encümeni kararına ve asgari yapılaşma koşullarında (taban alanı, yükseklik, metrekare gibi değerlerin sınırlı tutulması, yeterli derinlik gibi koşullara bağlı tutulması) birtakım sınırlamalara uyulmak koşuluyla yapılabileceği, yeşil alanların ve parkların, mekânsal planlamaya karşılık gelen kullanım aralığında da yukarıda belirtilen asgari ve temel gereksinim ve konfor koşullarının bu mekânlarda da sağlanmasının gereği ve esası ele alındığından, belli koşullara dayandırılarak madde kapsamında yapılmasına müsaade edilen asgari ve temel kullanımlarla, bahse konu sosyal ve teknik altyapı fonksiyonlarının ilgili mekânsal planlama mevzuatı kapsamında taşıması gereken temel kullanımlarını ve gösterim tekniklerini ortadan kaldırmasının söz konusu olamayacağı,
İmar planında yeşil alan olarak ayrılan parsellerde halkın günlük ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik ve civarın karakterine göre bulunması gereken kullanımların yeşil alanın fonksiyonu ve ölçeği ile kullanıcı niteliğine göre farklılık arz edeceğinden izin verilen yapıların madde hükmünde belirtilen yapılaşma şartlarını sağlamak kaydıyla sayısının ve büyüklüğünün belirlenmesi hususunun idarenin takdirine bırakıldığı ve bu sayılan hususların belediye encümeni kararı alınması aşamasında halihazırda göz önüne alınması gerektiği, Yönetmeliğin 5. maddesinin 4. fıkrasında Yönetmeliğin alan kullanım tanımlarında belirtilen işlevlerin imar planlarında daraltılabileceği ancak genişletilemeyeceği ifade edildiğinden, yeşil alanlarda yer alacak kullanımlara ilişkin plan kararı alınmasının önünde bir engelin bulunmadığı belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
Dairemizce yapılan değerlendirmede aşağıdaki sonuca ulaşılmıştır:
Dava konusu Yönetmeliğin 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin 1. alt bendinde yer alan, park alanları içerisinde yapımı mümkün olan; açık havuz/süs havuzu, açık spor ve oyun alanı, genel tuvalet, pergola, kameriye gibi yapıların, tanımı gereği kentte yaşayanların dinlenme ihtiyaçları için ayrılan park alanlarının ayrılmaz bir parçası olduğundan, bunların, park tanımı içerisinde, park ile bütün olarak değerlendirilmesi gerekmektedir.
Bu kapsamda, kullanıcıların ihtiyaçlarının karşılanması açısından kamu yararına yönelik olarak tesis edildiği anlaşılan park alanları içerisinde açık havuz/süs havuzu, açık spor ve oyun alanı, genel tuvalet, pergola ve kameriye yapılmasına yönelik düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmış olup; mevzuat gereği park alanlarını oluşturmakla yükümlü olan idarelerin, park içinde bu kullanımlardan hangilerine, ne ölçülerde yer verileceğini, parkın büyüklüğü ve kullanıcıların ihtiyaçlarını gözeterek belirleyeceği de açıktır.
Bu itibarla, dava konusu Yönetmeliğin 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin 1. alt bendinde mevzuata aykırılık görülmemiştir.
3- Yönetmeliğin 62. maddesinin 1, 2 ve 3. fıkralarınında, "(1) Kamuya ait umumi hizmet alanları ile ilgili idarelerin tasarrufu altındaki yol, otopark, yaya bölgesi gibi yerlerde kamu hizmetinin yürütülebilmesi ve iletişimin sürdürülebilmesi için gerekli tedbirler ile Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun uygun görüşü alınmak suretiyle ruhsat alınmadan elektronik haberleşme istasyonu kurulabilir.
(2) Özel mülkiyete tabi arsa ve binalarda, fenni mesuliyet üstlenilmek ve Kanunun cezai hükümleri saklı kalmak, 634 sayılı Kanuna göre kat maliklerinin muvafakati alınmak, statik proje müellifince hazırlanacak rapor ilgili idaresine sunulmak, bina estetiğini, görünümünü ve silueti olumsuz etkilememek ve bina cephelerine 3.00 metreden fazla yaklaşmamak, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun uygun görüşü alınmak kaydıyla ruhsat alınmadan elektronik haberleşme istasyonu kurulabilir.
(3) Elektronik haberleşme istasyonları 5/11/2008 tarihli ve 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu, 26/9/2011 tarihli ve 655 sayılı Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ve ilgili diğer mevzuata göre kuruluş izni verilen alanda ve imar planı kararı aranmaksızın kurulur." hükümlerine yer verilmiş; 30/9/2017 tarihli, 30196 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Yönetmelik ile 62. maddenin 2. Fıkrası “(2) Özel mülkiyete tabi arsa ve binalarda, fenni mesuliyet üstlenilmek ve Kanunun cezai hükümleri saklı kalmak, kat maliklerinin üçte ikisi ve gerekmesi halinde uygulamadan etkilendiği ilgili idaresince belirlenen bağımsız bölüm maliklerinin muvafakati alınmak, statik açıdan sakınca bulunmadığına dair inşaat mühendislerince hazırlanacak rapor ilgili idaresine sunulmak, bina estetiğini, görünümünü ve silueti olumsuz etkilememek kaydıyla Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun uygun görüşü alınarak; ruhsat alınmadan elektronik haberleşme istasyonu kurulabilir. Bina cephelerinde bu fıkrada aranan şartlara ilave olarak, sadece anten ve anten aparatları monte edilmek, cepheye bitişik olmak, dış cephe kaplamasıyla benzer görünümde olmak ve anten boyları 1,55 metreyi geçmemek şartları da aranır. Fenni mesuliyet üstlenilmek ve Kanunun cezai hükümleri saklı kalmak kaydıyla, sabit elektronik haberleşme altyapısında kullanılan; saha dolabı, varlık noktası (PoP noktası), menhol, ankesörlü telefon ve bina içi anahtarlama ekipmanları, yapı ruhsatı ve yapı kullanma izni alınmadan kurulabilir.” şeklinde değiştirilmiştir.
Davacı tarafından, dava konusu bu düzenlemelerde, ruhsat alınmadan ve imar planı kararı aranmaksızın baz istasyonu kurulacağına dair ifadelere yer verildiği, söz konusu ifadeler ile imar planı kararı gerektirmeden her yere baz istasyonu yapılmasının önü açıldığı, ancak bu husus ile Yönetmeliğin 62. maddesinin 1. fıkrasındaki "Kamuya ait umumi hizmet alanları ile ilgili idarelerin tasarrufu altındaki yol, otopark, yaya bölgesi gibi yerlerde" ifadesi birlikte değerlendirildiğinde umumi hizmet alanı olarak tanımlanmış insanların toplu olarak uzun süreler geçirdikleri okullar, parklar, spor alanları, çocuk bahçeleri gibi alanlara baz istasyonu yerleştirileceği, halk sağlığı açısından endişe oluşturan baz istasyonlarının sadece kurum görüşü alınarak oluşturulmasının yetersiz kalacağı, koruma bandı mesafeleri ve alınacak tedbirlerin de ancak imar planı kararı ile uygulamaya geçirilmesi gerektiği ileri sürülmüştür.
Davalı idare tarafından, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun uygun görüşü ve kat maliklerinin muvafakati alınmak kaydıyla yapı ruhsatı alınarak elektronik haberleşme istasyonu kurulabileceği şeklindeki düzenlemenin, belirli şartlar altında söz konusu istasyonun ruhsat alınmadan kurulabileceği şeklinde değiştirilerek yeniden düzenlendiği, elektronik haberleşme istasyonlarının 05/11/2008 tarih ve 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu, 26/09/2011 tarih ve 655 sayılı Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ve ilgili diğer mevzuata göre kuruluş izni verilen alanda ve imar planı kararı aranmaksızın kurulacağı hükmü değiştirilmeden Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nde de korunduğu, imar planı kararı aranmaksızın, sadece kurum görüşü alınarak baz istasyonu kurulmasının önünün açıldığı iddiasının yerinde olmadığı, maddede belirtilen şartları sağlamak kaydıyla özel mülkiyete tabi arsa ve binalarda yapılacak baz istasyonları için ilgili idaresinden ruhsat alınması zorunluluğu kaldırılmış olmakla birlikte tesis edilmeleri için; statik açıdan sakınca bulunmadığına dair inşaat mühendislerince hazırlanacak rapor akabinde Yönetmeliğin 57. maddesinde belirtilen mimari, statik, mekanik ve elektrik tesisat projelerinden gerekli olanların hazırlanarak ilgili idaresince onaylanması ve imalatın bu projelere uygunluğu da her bir projenin gerektirdiği meslek mensubu tarafından (mimari proje için mimar fenni mesul, statik proje için inşaat mühendisi fenni mesul, mekanik tesisat projesi için makine mühendisi fenni mesul, elektrik tesisat projesi için elektrik mühendisi fenni mesul) ayrı ayrı üstlenilmesinin gerekli olduğu,
Elektronik haberleşme istasyonlarının kurulabilmesi için, elektronik haberleşme hizmetinin gerekleri dikkate alınarak yer seçim belgesinin düzenlenmiş olması, yatayda ve düşeyde gerekli ve yeterli koruma mesafesinin bırakılması, koruyucu tedbirler alınması, tasarımının kent ve yapı estetiği ile uyumlu olmasının zorunlu olduğu, maddede belirtilen şartları yerine getirmeyenlere cezai hükümlerin uygulanacağı,
Yönetmelik ile getirilen düzenlemede özel mülkiyete tabi arsa ve binalarda maddede belirtilen şartların sağlanması halinde elektronik haberleşme (baz) istasyonunun ruhsat alınmadan kurulabileceğinin kabul edildiği, bunun haricinde çelik profil ya da betonarme malzeme ile yapılan direk, kule, kulübe, konteynır, enerji nakil hattı gibi ayrı imalatların yapı ruhsatına tabi olarak yapılabileceği,
İlgili mevzuat uyarınca hesaplanan güvenlik mesafelerine ve kuruluş yerlerine ilişkin Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nde kurallar getirilmesinin ve bu hususların ancak imar planı kararı ile uygulamaya konulması gerekliliğinin yerinde bir tespit olmadığı, aksinin yetki tecavüzüne neden olacağı, imar hukukunda denetimsiz bir alan oluşturulmaması ve Devletin bu konudaki gözetim ve denetim görevini yerine getirmesi açısından, Yönetmeliğin 62. maddesinin 4. fıkrasında da hüküm altına alındığı üzere, ilgili kurumca belirlenen yatayda ve düşeyde gerekli ve yeterli koruma mesafesinin bırakılıp bırakılmadığının ve koruyucu tedbirler alınıp alınmadığının 5809 sayılı Kanun ve ilgili mevzuat doğrultusunda belirlenen güvenlik mesafesi hesaplarına göre değerlendirilmesi ve uygun projelendirme yapılıp yapılmadığının kontrol edilmesinin yeterli olduğu, bu haliyle düzenlemelerde hukuka aykırılık bulunmadığı savunulmuştur.
Dairemizce yapılan değerlendirmede aşağıdaki sonuca ulaşılmıştır:
Her ne kadar 11/11/2020 tarih ve 7256 sayılı yasanın 26. maddesiyle 3194 sayılı Kanunun Ek 9. maddesinde elektronik haberleşme altyapılarında yapı ruhsatı alınmasına yönelik yeni hükümler getirilmiş ise de, uyuşmazlık dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte (26.10.2018) yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerine göre incelenmiştir.
3194 İmar Kanununun 3. maddesinde "Herhangi bir saha, her ölçekteki plan esaslarına, bulunduğu bölgenin şartlarına ve yönetmelik hükümlerine aykırı maksatlar için kullanılamaz." hükmüne yer verilmiş, 5. maddesinde; "yapı: karada ve suda, daimi veya muvakkat, resmi ve hususi yeraltı ve yerüstü inşaatı ile bunların ilave, değişiklik ve tamirlerini içine alan sabit ve müteharrik tesisler" olarak tanımlanmış; "Yapı" başlıklı 20. Maddesinde ise, yapının imar planı, yönetmelik, ruhsat ve eklerine uygun olarak yapılabileceği kuralı getirilmiştir.
406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanununun 5189 sayılı Yasanın 5. maddesi ile eklenen ek 35. maddesinde; “Elektronik haberleşmeyle ilgili alt yapı oluşumunda kullanılan direk, kule, kulübe, konteynır, anten, dalga kılavuzu, enerji nakil hattı, alt yapı niteliğindeki tesisler gibi her türlü taşınır, taşınmaz mal ve teçhizat, kanun hükümlerine ve Kurum tarafından çıkarılan yönetmeliklere uygun olarak kurulmak ve Kurumdan gerekli izin, ruhsat veya sertifikaları almak şartıyla, 3194 sayılı İmar Kanunu ve İmar Kanununa dayanılarak çıkarılan yönetmeliklerde belirtilen yapı ruhsatiyesine ve yapı kullanma iznine tabi değildir.” hükmüne yer verilmiş, bununla birlikte anılan Yasa maddesi, Anayasa Mahkemesinin 01.10.2009 tarihli, E:2006/129, K:2009/121 sayılı kararı ile iptaline karar verilmiştir.
Bu durumda, yukarıda yer alan Yasa hükümleri ve Anayasa Mahkemesi kararının birlikte değerlendirilmesinden, baz istasyonlarının kural olarak İmar Kanununun 3. maddesindeki yapı tanımı içinde yer aldığından, yapı mahiyetinde ve teknik altyapı tesisi niteliğinde olan baz istasyonlarının imar planlarında kurulabileceği yerlerin gösterilmesi gerektiği ve bu yapılar için yapı ruhsatı alınması gerektiği açık olup, dava konusu Yönetmelik hükmünde her tür ve ölçekte "baz istasyonu" tesisinin imar planında gösterilmesi ve yapı ruhsatından muaf tutulacak şekilde düzenleme getirilmesinde anılan İmar Kanunu hükümlerine uygunluk görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 03/07/2017 tarih ve 30113 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nin dava konusu 9. maddesinin 1. fıkrasının (b) ve (c) bentlerinin, 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin 1. alt bendine ilişkin kısmı yönünden DAVANIN REDDİNE,
2. 03/07/2017 tarih ve 30113 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nin 62. maddesinin 1 ve 2. fıkralarındaki "ruhsat alınmadan" ibareleri ile 3. fıkrasındaki "imar planı kararı aranmaksızın" ibarelerinin İPTALİNE,
3. Uyuşmazlığın sonuç olarak dava konusu işlemin kısmen iptali, kısmen davanın reddi ile sonuçlanması, İdari Dava Daireleri Kurulu kararıyla bozulan Dairemizin 03/02/2021 tarihli, E:2017/4783, K:2021/1096 sayılı dava konusu işlemin kısmen iptali, davanın kısmen reddi, kısmen dava hakkında karar verilmesine yer olmadığı yolunda verilen kararda yargılama giderleri hakkında hüküm kurulması ve yeni verilen kararın sonucu değiştirmemesi nedeniyle bu konuda (taraflar lehine hükmedilen vekalet ücreti de dahil olmak üzere) yeniden hüküm kurulmamasına,
3. Temyiz aşamasında yapılan ve ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … -TL'nin (… -TL temyiz yargılama gideri ve … -TL posta gideri) yarısı olan … -TL'nin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, kalan … -TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına,
4. Davalı yanında müdahiller tarafından yapılan … TL posta giderinin müdahiller üzerinde bırakılmasına, kalan tutarın müdahillere iadesine,
5. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 19/06/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.