T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2022/7949
Karar No : 2023/3364
DAVACI : … Makine Sanayi Ticaret A.Ş.
VEKİLİ : Av. …
DAVALILAR : 1- …başkanlığı - …
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri …
2- … Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
DAVANIN KONUSU : Manisa İli, Yunusemre İlçesi, … ve … Mahalleleri sınırları içerisinde bulunan ekli listede bulunan taşınmazların “Manisa Organize Sanayi Bölgesi alanının ilave yatırımlara imkan sağlamak üzere genişletilmesi amacıyla Manisa Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 05/11/2020 tarih ve 31295 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 04/11/2020 tarih ve 3177 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının, … Mahallesi, … ada, … parsel (eski … parsel), … ada, … parsel (eski … parsel) ve … ada, … parsel (eski … parsel) sayılı taşınmazlar ile … Mahallesi … ve … parsel sayılı taşınmazlar yönünden iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : … Asliye Hukuk Mahkemesinin E:… değişik iş sayılı dosyasında taşınmaza acele el koyma kararı verildiğinin 22/09/2022 tarihinde öğrenildiği, dolayısıyla dava konusu işlemden 22/09/2022 tarihinde haberdar olunduğu, acele kamulaştırma kararı 04/11/2020 tarihli olmasına rağmen 19/10/2022 tarihi itibariyle 5 adet taşınmazdan sadece bir tanesi için hukuki süreç başlatılmış iken diğer taşınmazlar ile ilgili işlem yapılmadığı, aynı dava konusu işlem için verilmiş olan Danıştay Altıncı Dairesinin 23.02.2022 tarihli kararı ve Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun E:2022/1511, K:2022/2071 sayılı kararına göre adli yargıda görülen dosya ve diğer taşınmazlara ilişkin hiçbir işlemin yapılmamış olması sebebiyle Kamulaştırma Kanunu 27. maddesinin uygulanmasını gerektirecek bir acelelik halinin olmadığının sabit olduğu, tüm parseller için alınan acele kamulaştırma kararının üzerinden 2 yılı aşkın bir süre geçmesine rağmen hiçbir işlem yapılmamış olmasının iddialarını kanıtlar nitelikte olduğu, acele kamulaştırma prosedürünün uygulanması için gerekli olan olağanüstü durumların ve bu yönteme başvurulması ile amaçlanan kamu yararının somut olarak ortaya konulmadığı ileri sürülerek iptali istenilmektedir.
DAVALILARIN SAVUNMASI: 1- Davalılardan Cumhurbaşkanlığı tarafından, usul yönünden; davanın süresinde açılmadığı, esas yönünden ise; yatırımın gerçekleşmesiyle birlikte doğrudan yaratacağı katma değerin yanında pek çok sektör ve yönden bölge ve Ülke ekonomisine sosyal- ekonomik gelişme sağlayacağı, doğrudan yabancı sermayeli bir yatırımcının, ülkemizde gerçekleştireceği yatırımın yerini Manisa OSB olarak belirlediği, bu nedenle ilave alana duyulan ihtiyacın ivedilik kazandığı, yatırımın niteliği ve büyüklüğü sebebiyle doğrudan ve dolaylı yoğun istihdam artışı, bağlantılı sektörlerin gelişmesini sağlayacağı, yatırımın gerçekleşmesi için öngörülen sahanın kamulaştırma işlemlerinin uzaması ve yatırıma başlanmasının gecikmesi halinde yatırımcıların projelerini iptal etmelerinin söz konusu olacağı, ekonomik ilerleme ve istihdam artışının zarar göreceği ve dava konusu Cumhurbaşkanı Kararının hukuka uygun olduğu savunulmaktadır.
2- Davalılardan Manisa Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı tarafından, usul yönünden davacı tarafından taşınmazlarının acele kamulaştırma alanı içerisinde kalması nedeniyle Organize Sanayi Bölgeleri Uygulama Yönetmeliğinin 40/3 maddesi uyarınca taşınmazlarının kamulaştırılmadan imar uygulamasına dahil edilmesine dair 08/08/2022 tarihli dilekçenin verildiği, davanın süresinde açılmadığı, esas yönünden ise dava konusu işlemin Kanuna uygun olduğu savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK … DÜŞÜNCESİ: Davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI … DÜŞÜNCESİ : Dava; Manisa İli, Yunusemre İlçesi, … Mahallesi, …, …, … parsel ve … Mahallesi … ve … parsel sayılı taşınmazların, “Manisa Organize Sanayi Bölgesi alanının ilave yatırımlara imkan sağlamak üzere genişletilmesi amacıyla Manisa Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 05/11/2020 tarih ve 31295 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 04/11/2020 tarih ve 3177 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının iptali istemiyle açılmışır.
Davalı idarenin usule yönelik iddiasına itibar edilmemiştir.
Anayasanın 13. ve 35. maddeleri uyarınca mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla Anayasaya uygun olarak yasayla sınırlandırılması mümkündür. Bu hükümlerden hareketle bir taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının kamulaştırma yolu ile kaldırılması (mülkiyetin el değiştirmesi) ancak kamu yararının karşılanması zorunluluğunun özel mülkiyet hakkının korunmasından üstün tutulması şartına bağlıdır.
Anayasanın "Milletlerarası andlaşmaları uygun bulma" başlıklı 90. maddenin 1. fıkrasında: "Türkiye Cumhuriyeti adına yabancı devletlerle ve milletlerarası kuruluşlarla yapılacak andlaşmaların onaylanması, Türkiye Büyük Millet Meclisinin onaylamayı bir kanunla uygun bulmasına bağlıdır." son fıkrasında ise: "Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. (Ek cümle: 07.05.2004 günlü, 5170 sayılı Yasanın 7. maddesi) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır." kuralıyla usulüne göre yürürlüğe konulmuş uluslararası andlaşmaların iç hukuk sistemine yansıtılma yöntemi belirlenerek, bu andlaşmalardan temel hak ve özgürlüklere ilişkin olanlarla yasaların aynı konuda farklı hükümler içermesi durumunda uluslararası andlaşma kurallarının esas alınması anayasal gerekliliktir.
20.03.1952 günü kabul edilen İnsan Haklarının ve Temel Özgürlüklerinin Korunmasına İlişkin Sözleşmeye Ek 1 Nolu Protokol Türkiye tarafından 19.03.1954 tarihinde onaylanmıştır. Anılan Protokolun "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde ise: "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." kuralı yer almıştır.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun "Acele kamulaştırma" başlıklı 27. maddesinde ise; 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10. madde esasları dairesinde ve 15. madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10. maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabileceği, hükme bağlanmıştır.
4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunun 5. maddesinde; "OSB, müteşebbis heyetin veya genel kurulun vereceği karar üzerine yönetim kurulunun başvurusu üzerine Bakanlıkça verilen kamu yararı kararı ve sınırları belirlenmiş yetki çerçevesinde kamulaştırma işlemleri yaptırabilen bir özel hukuk tüzel kişiliğidir. OSB; kamulaştırma işlemlerini Valilik, İl Özel İdaresi, Belediye veya Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığına yaptırabilir. " kuralı yer almaktadır.
Uyuşmazlık konusu olayda ,dava konusu alanın İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000
Ölçekli Çevre Düzeni planında organize sanayi bölgesi alanı olarak belirlendiği ,Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın 04/11/2020 tarih ve 2029018 sayılı Olur'u ile kamu yararı kararı verildiği, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı ile Manisa Organize Sanayi Bölgesi VII. Kısım Tevsii ilave alanı içerisinde kalan ve mülkiyeti şahıslara ait Manisa İli, Yunusemre İlçesi, … ve … Mahallelerinde yer alan ve aralarında davacı şirkete ait taşınmazların da bulunduğu 517 adet taşınmazın, “Manisa Organize Sanayi Bölgesi alanının ilave yatırımlara imkan sağlamak üzere genişletilmesi amacıyla Manisa Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı tarafından acele kamulaştırılmasına 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca karar verildiği anlaşılmaktadır.
Manisa Organize Sanayi Bölgesi'nin dolululuk oranının % 99' a ulaşmış bulunması ,yatırımın gerçekleştirilebilmesi amacıyla ivedilikle genişleme ihtiyacının olması, yatırımın niteliği ve büyüklüğü sebebiyle gerek kısa gerek uzun vadede bölge ve ülkede doğrudan, dolaylı ve kalıcı olarak yoğun bir istihdam artışını, bağlantılı sektörlerin gelişmesini , söz konusu yan sektörlerdeki istihdam artışını, nitelikli sermaye, ürün ve hizmet dolaşımını sağlayacak olması, gerek ülke genelinde gerek yerel seviyede refahın ve kamu hizmetinin gözle görülür şekilde ilerlemesini sağlayacak olması, olağan kamulaştırmaya konu edilmesi halinde yatırımın gerçekleşmesinin önemli ölçüde gecikeceğinden bahisle dava konusu işlem tesis edilmiş ise de söz konusu gerekçelerin acele kamulaştırmanın gerekçesi olamayacağı sonucuna varıldığından dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle dava konusu işlemin davacı taşınmazları yönünden iptali gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Manisa Organize Sanayi Bölgesi'ne katma değeri yüksek, yeni istihdam ve ihracat artışı sağlayacak üretim konularında yatırım yapmak isteyen yerli ve uluslararası doğrudan yabancı yatırımcılar tarafından yoğun arsa tahsis talebi ve mevcut OSB doluluk oranının %100 oranına ulaşmasından dolayı ivedi olarak bölgede ve dolayısıyla ülke kapsamında istihdam yaratılması, üretim kapasitesinin artırılması ile ihracatın, yabancı sermayenin ve buna bağlı olarak toplumsal gelirin artacak olması sebepleri ile Manisa Organize Sanayi Bölgesi VII. Kısım Tevsii alanının acilen faaliyete geçirilmesi ihtiyacının doğduğundan bahisle Manisa Organize Sanayi Bölgesinin 21/03/2019 tarihli genel kurul toplantısında, doluluk oranı ve sanayileşmenin getirdiği ihtiyaca bağlı olarak bölgenin genişlemesi kararı alınmış ve konu ile ilgili olarak Yönetim Kuruluna yetki verilmiştir.
Manisa Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulunun … tarihli ve … sayılı kararıyla yer seçimi kesinleşen OSB alanı içerisinde kalan ve özel mülkiyette bulunan taşınmazlar için kamu yararı kararı verilmesi acele kamulaştırma kararı alınması için Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına başvuru yapılması kararı alınmıştır.
Davaya konu proje için, Tarım ve Orman Bakanlığının … tarih ve … sayılı oluruyla kamu yararı kararı ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Kullanımı Kanunun 13. maddesinin (d) bendi ve 14. maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendi kapsamında tarım dışı amaçlı kullanım izni verilmiştir.
Manisa OSB'nin … tarih ve … sayılı yazısıyla Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'ndan dava konusu taşınmazın da içerisinde bulunduğu alan hakkında kamu yararı kararı verilmesi ve acele kamulaştırma yapılabilmesi hususu talep edilmiştir
Dava konusu taşınmazların da içerisinde yer aldığı Manisa OSB VII. Kısım Tevsi Alanı olarak ifade edilen alan için, yer seçimi komisyonu oluşturulmuş ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Sanayi Bölgeleri Genel Müdürlüğü'nün 10/10/2020 tarih ve 620195 sayılı yazısıyla Organize Sanayi Bölgesi Yer Seçimi Yönetmeliği'nin 9. maddesi uyarınca, Manisa OSB 7. kısım ilave alan yeri olarak sınırlar kesinleştirilmiştir.
Davaya konu proje için Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının … tarih ve … sayılı Oluruyla kamu yararı kararı verilmiştir.
Dava konusu 04/11/2020 tarih ve 3177 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile, Manisa İli, Yunusemre İlçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel (eski … parsel), … ada, … parsel (eski … parsel) ve … ada, … parsel (eski 887 parsel) sayılı taşınmazlar ile … Mahallesi … ve … parsel sayılı taşınmazların “Manisa Organize Sanayi Bölgesi alanının ilave yatırımlara imkan sağlamak üzere genişletilmesi amacıyla Manisa Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına karar verilmiştir.
Davacı şirketin avukatı tarafından, Manisa Organize Sanayi Bölgesi'ne verilen 08/08/2022 tarihli dilekçe ile; 04/11/2020 tarih ve 3177 sayılı Cumhurbaşkanı kararıyla acele kamulaştırma kararı alındığı belirtilerek davaya konu taşınmazların acele kamulaştırma alanı içerisinde kalması nedeniyle, taşınmazların Bakanlıkça belirlenen şartları kabul ettiğine dair Yönetmelik ekinde yer alan taahhütnamenin dikkate alınarak Organize Sanayi Bölgeleri Uygulama Yönetmeliğinin 40/3 maddesi uyarınca taşınmazlarının kamulaştırılmadan imar uygulamasına dahil edilmesi ve imar uygulaması sonucu oluşacak sanayi parseli ya da parsellerinin davacı şirkete verilmesi talep edilmiş ve anılan dilekçe ekinde yer alan ve davacı şirket yetkilisi tarafından imzalanan Manisa 2. Noterliğinde düzenlenen … tarihli taahhütname ile, davaya konu taşınmazlara ilişkin Organize Sanayi Bölgesi Kanunu ve Uygulama Yönetmeliği hükümleri çerçevesinde bütün yükümlülüklerin yerine getirileceği taahhüt edilmiştir.
Manisa Organize Sanayi Bölgesi tarafından, Manisa 4. Noterliğinden çekilen … tarihli ihtarname ile; davacı şirketin başvurusu reddedilmiştir.
Davacı şirketin avukatı tarafından, Manisa Organize Sanayi Bölgesine İzmir 38. Noterliğinden çekilen … tarihli ihtarname ile, konuya ilişkin bölge yönetim kurulu kararının örneğinin gönderilmesi, yönetim kurulu kararı bulunmamakta ise taleplerinin değerlendirilerek katılımcı olarak kabul edilmeleri talep edilmiştir.
Manisa Organize Sanayi Bölgesi tarafından, Manisa 2. Noterliğinden çekilen … tarihli ihtarname ile; davacı şirketin ihtarname ile yaptığı başvuru reddedilmiştir.
Bakılan dava, dava konusu acele kamulaştırma kararının davacıya ait taşınmazlar yönünden iptali istemiyle açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 40. maddesinin ikinci fıkrasında, devletin işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorunda olduğu hükme bağlanmış; 125. maddesinin üçüncü fıkrasında ise, 40. maddedeki düzenlemeyle uyumlu olarak idari işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin yazılı bildirim tarihinden itibaren başlayacağı düzenlemesine yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun, "Dava açma süresi" başlıklı, 7. maddesinin birinci fıkrasında, dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay'da ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu; ikinci fıkrasında, bu sürenin, idari uyuşmazlıklarda yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden itibaren başlayacağı; dördüncü fıkrasında ise, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava açma süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı, 11. maddesinde, ilgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan idari dava açma süresi içinde istenebileceği; yapılan başvurunun, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durduracağı; otuz gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı, isteğin reddedilmiş veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresi yeniden işlemeye başlayacağı ve başvurma tarihine kadar geçmiş sürenin de hesaba katılacağı, "İvedi yargılama usulü" başıklı 20/A maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde acele kamulaştırma işlemlerinden doğan uyuşmazlıklar ivedi yargılama usulünün uygulanacağı uyuşmazlıklar arasında sayılmış, ikinci fıkrasının (a) bendinde ivedi yargılama usulünde dava açma süresinin otuz gün olduğu, (b) bendinde ise bu Kanunun 11 inci maddesi hükümlerinin uygulanmayacağı hükmü yer almıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda belirtilen Anayasa ve 2577 sayılı Yasa hükümleri karşısında; özel kanunlarında aksine bir hüküm bulunmadıkça, idari işlemlerde dava açma süresinin başlamasında yazılı bildirimin esas olduğu, dava açma süresi hesabında ilân tarihinin, ancak "ilanı gereken" düzenleyici nitelikteki işlemler açısından dikkate alınacağı, bireysel nitelikteki işlemlere karşı ilgililerin, bu işlemlerin kendilerine yazılı olarak bildirildiği tarihten itibaren dava açabilecekleri kuşkusuzdur. İdari işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin, yazılı bildirim tarihinden başlayacağı kuralı, idari işlemlerin idare tarafından ilgililere açık ve anlaşılır bir biçimde duyurulması ve bu işlemlere karşı dava yoluna başvurmalarına olanak sağlama amacını taşımaktadır.
İdari işlemlerin nitelikleri gereği özel yasalarında genel dava açma süreleri dışında ayrı dava açma sürelerinin öngörülmüş olması halinde, idare tarafından idari işlemlerin nitelikleri ve tabi oldukları dava açma süreleri gösterilmedikçe özel dava açma sürelerinin işletilmesine olanak bulunmadığından, Anayasa’nın 40. maddesi hükmü uyarınca, özel dava açma süresine tabi olmasına rağmen bu hususun idari işlemde açıklanmaması halinde, dava konusu idari işlemin tebliği tarihinden itibaren özel dava açma süresinin değil, altmış günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerekmektedir.
Acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanı kararlarının Resmi Gazete'de yayımlanması ilgililere tebliğ hükmünde olmadığından acele kamulaştırmaya ilişkin işlemlerin Anayasada yer alan bir temel hak ve özgürlük olan mülkiyet hakkını kısıtlayıcı nitelikte bireysel işlem olması karşısında otuz gün içinde dava açılacak idarenin gösterilmesi suretiyle ilgiliye tebliğ edilmesi, Anayasada güvence altına alınmış olan hak arama özgürlüğünün de gereğidir.
Bu çerçevede, muhatapları açısından subjektif ve kişisel nitelikte olan acele kamulaştırma kararlarının, usulüne uygun yazılı bildirimi üzerine otuz gün içinde veya öğrenme üzerine altmış günlük genel dava açma süresi içinde dava konusu edilebileceği açıktır.
Uyuşmazlıkta; dava konusu Cumhurbaşkanı kararı davacıya tebliğ edilmediğinden, bu işleme karşı öğrenme tarihinden itibaren 60 günlük dava açma süresi içerisinde dava açılabileceğinin kabulü gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden; davacı şirketin avukatı tarafından, Manisa Organize Sanayi Bölgesi'ne verilen 08/08/2022 tarihli dilekçede 04/11/2020 tarih ve 3177 sayılı Cumhurbaşkanı kararıyla davaya konu … parsel için acele kamulaştırma kararı alındığı hususunun belirtildiği ve anılan dilekçe ekinde yer alan davaya konu taşınmazlara ilişkin Organize Sanayi Bölgesi Kanunu ve Uygulama Yönetmeliği hükümleri çerçevesinde bütün yükümlülüklerin yerine getirileceğinin taahhüt edildiğine dair Manisa 2. Noterliğinde düzenlenen … tarihli taahhütnamenin davacı şirket yetkilisi tarafından imzalandığı, davacı vekili tarafından dava dilekçesinde …. Asliye Hukuk Mahkemesinin E:… değişik iş sayılı dosyasında taşınmaza acele el koyma kararı verildiğinin 22/09/2022 tarihinde öğrenildiği, dolayısıyla dava konusu işlemin 22/09/2022 tarihinde öğrenildiği ve öğrenme tarihi itibarıyla yasal süresi içinde davanın açıldığının belirtildiği görülmektedir.
Bu durumda; davacı şirketin avukatı tarafından, Manisa Organize Sanayi Bölgesi'ne verilen 08/08/2022 tarihli dilekçede 04/11/2020 tarih ve 3177 sayılı Cumhurbaşkanı kararıyla davaya konu … parsel için acele kamulaştırma kararı alındığı hususu belirtildiğinden, 2577 sayılı Kanunun 20/A maddesinin 2/b fıkrası uyarınca ivedi yargılama usulüne tabi davalarda aynı Kanunun 11. maddesinin uygulanamayacağı hususları da gözününe alındığında, 08/08/2022 tarihli dilekçe ve davacı şirket yetkilisi tarafından imzalanan 05/08/2022 tarihli taahhütname dikkate alındığında dava konusu acele kamulaştırma kararının, en geç 08/08/2022 tarihinde öğrenildiğinin kabulü gerektiğinden, bu tarihten itibaren 60 günlük genel dava açma süresi içerisinde, en son 07/10/2022 tarihinde dava açılması gerekirken, bu süre geçtikten sonra 19/10/2022 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesine olanak bulunmamaktadır.
Nitekim, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 07/07/2021 tarihli, E:2021/1158, K:2021/1419 ve 15/04/2021 tarihli, E:2021/396, K:2021/783 sayılı kararları da bu yöndedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN SÜRE AŞIMI NEDENİYLE REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … -TL yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca …-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak, davalı idarelere verilmesine,
4. Varsa posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine,
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2-(g) maddesi uyarınca, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 04/04/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.