T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2022/8007
Karar No : 2023/2771
TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVALI): …Valiliği
VEKİLİ : Av. …
2- MÜDAHİL (DAVALI YANINDA): … Tarım Turizm İnşaat Yatırım San. ve Tic. Ltd. Şti.
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACILAR) :
1- …
2- …
3- …
4- …
5- …
6- …
7- …
8- …
9- …
10- …
11- …
12- …
13- …
14- …
15- …
16- …
17- …
VEKİLLERİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Rize İli, İkizdere İlçesi, … Köyünde, davalı yanında müdahil tarafından yapılması planlanan “RN:201801792 (ER:3377868) Numaralı Mermer (Bazalt) Ocağı ve Kırma-Eleme Tesisi (100.000 m3/yıl-24,91 ha)" projesi ile ilgili olarak Rize Valiliği Çevre ve Şehircilik Müdürlüğünce verilen … tarih ve … sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Gerekli Değildir" kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Davacılardan … ile … yönünden davanın ehliyet yönünden reddi, diğer davacılar yönünden ise dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararının Danıştay Altıncı Dairesinin 24/11/2020 tarih ve E:2020/10220, K:2020/11446 sayılı kararıyla temyiz edilen iptale ilişkin kısmının bozulması üzerine, bozma kararına uyularak verilen temyize konu kararda; uyuşmazlığın çözümü amacıyla çevre mühendisi, inşaat mühendisi (hidrolog), orman mühendisi, jeoloji mühendisi, maden mühendisi, ziraat mühendisi ve harita mühendisi bilirkişilerinden oluşan bilirkişi heyetiyle yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporu ve ek bilirkişi raporu ile dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde; dava konusu projeyle ilgili mermer (bazalt) ocağına ait bazalt cevheri için kaya mekaniği laboratuvar deneylerinin ve buna bağlı olarak jeomekanik etüt raporunun hazırlanmadığı, proje tanıtım dosyasında (PTD) su kaynakları açısından alanı temsil anlamında hidrojeolojik ve hidrolojik açıdan bir değerlendirmenin ve bilimsel çalışmanın yapılmadığı, PTD’de dava konusu proje faaliyetleri ile alanın akarsu morfolojisi açısından çevresel etkilerinin bir değerlendirmeye tabi tutulmadığı, yeraltı suları ile ilgili olarak genel hidrojeolojik özellikler dışında hidrolojik çevrim yönünden bilimsel değerlendirmelerin yer almadığı, PTD’de yer alan önlemlerin drenaj ve taşkının çevresel etkilerini değerlendirme açısından uygun olduğu, ancak alanın topoğrafik özellikleri dikkate alındığında yeterli olmadığı, ocağın işletilmesi sırasında su kaynaklarının görebileceği zararlar ve bu kaynakların korunmasına yönelik alan özelinde alınacak tedbirlere değinilmemesinin su kaynakları açısından PTD’nin bilimsel ve teknik anlamda önemli bir eksikliğinin olduğu, proje alanının eğim derecesi ve toprak yapısı itibarıyla toprak muhafaza karakteri taşıdığından alanın büyük kısmında erozyon riski tehlikesi bulunduğu halde detaylı bir arazi inceleme raporu hazırlanmak suretiyle erozyon riskinin önlenmesine yönelik projelere PTD'de yer verilmediği, sonuç olarak, dava konusu projenin çalışma alanı itibarıyla dahil olduğu Ek-2 seçme, eleme kriterleri uygulanacak projeler için öngörülen asgari yükümlülüklere uyulmadığı, bu durumun ise özellikle su kaynakları yönünden Anayasayla hüküm altına alınan çevrenin korunması ödevine aykırılık oluşturacağı, dolayısıyla proje alanında yürütülecek faaliyetin ve kurulacak kırma ve eleme tesisinin faaliyet süresi, işletme kapasitesi, kullanılacak teknik donanım ve yöntem gözetildiğinde, "RN:201801792 (ER:3377868) Numaralı Mermer (Bazalt) Ocağı ve Kırma-Eleme Tesisi (100.000 m3/yıl-24,91 ha)" projesi ile ilgili olarak verilen … tarih ve … sayılı "ÇED Gerekli Değildir" kararında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davalı idare ile davalı yanında müdahil tarafından, ek bilirkişi raporunda eksiklik olarak ifade edilen hidrojeolojik ve hidrolojik etüd raporunun bulunmaması hususunun, PTD'yi tek başına kusurlandırmayacağı, söz konusu raporun bulunmasını zorunlu kılan yasal bir düzenlemenin olmadığı, PTD'de yeraltı ve yerüstü su kaynaklarına yönelik taahhütlerin verilmesi ve bunlara uyulmasının yeterli olduğu, konuya ilişkin DSİ 22. Bölge Müdürlüğünün görüş yazısında belirtilen hususlara uyulduğu takdirde projenin yapılmasının kendi kurumları açısından sorun teşkil etmediğinin belirtildiği, aynı şekilde kaya mekaniği etüt raporu ve jeomekanik etüt raporu ile arazi inceleme raporunun alınmasını zorunlu kılan yasal düzenlemenin bulunmadığı, bilirkişi raporuna yapılan itirazlar sonrasında düzenlenen ek bilirkişi raporunda PTD'de yer alan taahhütlere uygun şekilde faaliyet gösterilmesi halinde dava konusu projenin çevresel etkilerinin kabul edilebilir sınırlar içerisinde kalacağının tespit edildiği, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ…'NUN DÜŞÜNCESİ : Davalı yanında müdahilin temyiz isteminin süre aşımı nedeniyle reddi, davalı idarenin temyiz isteminin ise kabulü ile Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davalı yanında müdahil tarafından, Rize İli, İkizdere İlçesi, … Köyü, RN:… (ER:…) numaralı sahada, yılda 100.000 m3 tüvenan mermer üretiminin planlanması üzerine, proje tanıtım dosyası hazırlanarak, davalı idareye sunulmuştur.
Davalı idare tarafından, proje tanıtım dosyası hakkında ilgili kurumların görüşlerinin alınması neticesinde, projeyle ilgili … tarih ve … sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı verilmiştir.
Bunun üzerine, anılan kararın iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 8. maddesinde; sürelerin tebliğ, yayın veya ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlayacağı; tatil günlerinin sürelere dahil olduğu, şu kadarki, sürenin son günü tatil gününe rastlarsa, sürenin tatil gününü izleyen çalışma gününün bitimine kadar uzayacağı; ivedi yargılama usulünü düzenleyen ve Çevre Kanunu uyarınca, idari yaptırım kararları hariç çevresel etki değerlendirmesi sonucu alınan kararlardan kaynaklı uyuşmazlıklarda da uygulanan 20/A maddesinin 2. fıkrasının (g) bendinde, verilen nihai kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde temyiz yoluna başvurulabileceği; 48/7. maddesinde, temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin ödenmemiş olduğu, dilekçenin 3. madde esaslarına göre düzenlenmediği ve temyizin kanuni süre geçtikten sonra yapıldığı hususlarının dosyanın gönderildiği Danıştayın ilgili dairesi ve kurulunca saptanması hallerinde de 2. ve 6. fıkralarda sözü edilen kararların daire ve kurulca verileceği hükmü yer almıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 31. maddesinde ise; "Bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda; hakimin davaya bakmaktan memnuiyeti ve reddi, ehliyet, üçüncü şahısların davaya katılması, davanın ihbarı, tarafların vekilleri, dosyanın taraflar ve ilgililerce incelenmesi, feragat ve kabul, teminat, mukabil dava, bilirkişi, keşif, delillerin tespiti, yargılama giderleri, adli yardım hallerinde ve duruşma sırasında tarafların mahkemenin sukünunu ve inzibatını bozacak hareketlerine karşı yapılacak işlemler, elektronik işlemler ile ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla duruşma icrasında Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümleri uygulanır. Ancak, davanın ihbarı Danıştay, mahkeme veya hakim tarafından re'sen yapılır. Bilirkişiler, bilirkişilik bölge kurulları tarafından hazırlanan listelerden seçilir ve bilirkişiler hakkında Bilirkişilik Kanunu ve 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun ilgili hükümleri uygulanır.'' hükmüne yer verilmiştir.
Atıf yapılan Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu yerine çıkarılan ve 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Bilirkişiye başvurulması gereken haller" başlıklı 266. maddesinin 1. fıkrasında; " Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir." hükmüne, "Bilirkişilerin görevlendirilmesi" başlıklı 268. maddesinin 3. fıkrasında; "Kanunların görüş bildirmekle yükümlü kıldığı kişi ve kuruluşlara görevlendirildikleri konularda bilirkişi olarak öncelikli başvurulur. Ancak kamu görevlilerine, bağlı bulundukları kurumlarla ilgili dava ve işlerde, bilirkişi olarak görev verilemez." hükmüne yer verilmiş, "Bilirkişiye yemin verdirilmesi" başlıklı 271. maddesinde ise, bilirkişilere bilirkişilik görevini sadakat ve özenle, bilim ve fenne uygun olarak, tarafsız ve objektif bir biçimde yerine getirileceğine yönelik yemin verdirileceği düzenlenmiştir.
6754 sayılı Bilirkişilik Kanununun 3. maddesinin 1. fıkrasında; "Bilirkişi, görevini dürüstlük kuralları çerçevesinde bağımsız, tarafsız ve objektif olarak yerine getirir." hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1- Davalı yanında müdahilin temyiz istemi yönünden;
Dosyanın incelenmesinden; temyize konu İdare Mahkemesi kararının davalı yanında müdahil vekiline 21/09/2022 tarihinde tebliğ edildiği, davanın konusunun, ivedi yargılama usulüne tabi olan çevresel etki değerlendirmesi sonucu alınan kararlardan kaynaklı uyuşmazlık olması nedeniyle bu karara karşı yukarıda belirtilen kanun hükmü uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içerisinde ve en son 06/10/2022 tarihinde temyiz isteminde bulunulması gerekirken, 10/10/2022 tarihinde kayda giren dilekçe ile temyiz isteminde bulunulduğu anlaşıldığından, davalı yanında müdahilin temyiz isteminin süre aşımı nedeniyle incelenmesine yasal olanak bulunmamaktadır.
2- Davalı idarenin temyiz istemine gelince;
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden; bilirkişinin görevini yerine getirirken tarafsız olması gerektiği vurgulanarak, bilirkişiye tarafsız davranacağına dair yemin ettirileceği hususunun yanı sıra kamu görevlilerinin görevli bulundukları kurumlar ile ilgili dava ve işlerde görev alamayacakları hususunun da düzenlendiği anlaşılmaktadır. Bütün bu düzenlemeler ile bilirkişilerin tarafsız, objektif ve her türlü etkiden uzak şekilde görevlerini ifa etmeleri ve bu şekilde uyuşmazlığın çözümüne katkı sağlayacak teknik ve uzmanlık görüşü içeren raporun hazırlanmasının sağlanması amaçlanmaktadır.
Uyuşmazlıkta, İdare Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunu hazırlayan bilirkişi heyetinin çevre mühendisi, inşaat mühendisi (hidrolog), orman mühendisi, jeoloji mühendisi, maden mühendisi, ziraat mühendisi ve harita mühendisinden oluştuğu hususu ile Dairemizin E:2022/1711 sayılı dosyasında 29/06/2022 tarihli ara kararı üzerine sunulan Trabzon Valiliğinin 10/08/2022 tarihli dilekçesi ile Trabzon ve Rize İlleri Yerel Yönetimleri Katı Atık Tesisleri Yapma ve İşletme Birliğinin 08/08/2022 tarihli dilekçesi dikkate alındığında, bilirkişilerden ziraat mühendisi …'nun 20/10/2004 tarihinden bu yana Maçka Kaymakamlığı İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünde, çevre mühendisi …'nin ise, 02/10/2006 tarihinden bu yana Trabzon ve Rize İlleri Yerel Yönetimleri Katı Atık Tesisleri Yapma ve İşletme Birliği'nde görev yaptığı, söz konusu İşletme Birliğinin, 27/10/1997 tarih ve 97/10183 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile kurulduğu, resmi web sitesinde yer alan bilgilere göre, Birlik Başkanlığı görevini ise halen Trabzon Valisinin yürüttüğü görülmektedir.
Bu durumda, uyuşmazlığın tereddüte mahal vermeyecek şekilde çözümlenebilmesi amacıyla, dava dilekçesindeki ve temyiz dilekçesindeki iddialar da dikkate alınarak, dava konusu projenin gerçekleştirilmesinin, kamu yararı ve çevre dengesi gözetilerek çevresel açıdan oluşturabileceği muhtemel zararlar ile bu zararların alınacak önlemlerle giderilebilmesinin mümkün olup olmadığının başta çevre mühendisi, maden mühendisi, hidrojeoloji/jeoloji mühendisi, orman mühendisi, ziraat mühendisi ve biyolog olmak üzere, gerekirse başka dallarda da uzmanlar seçilerek oluşturulacak yeni bir bilirkişi heyetiyle, mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılarak alınacak rapor ile dosyadaki bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesi suretiyle yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerine uygun şekilde teşekkül etmeyen bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen bilirkişi raporunun hükme esas alınması suretiyle dava konusu işlemin iptaline ilişkin temyize konu İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı yanında müdahilin temyiz isteminin süre aşımı nedeniyle reddine, davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne,
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, karar düzeltme yolunun kapalı olduğunun duyurulmasına, 15/03/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.