T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2022/803
Karar No : 2023/6463
TEMYİZ EDENLER: I- (DAVACILAR) 1- … 2- … 3- … 4- … 5- … 6- …
VEKİLLERİ : Av. …
II- (DAVALILAR)
1- … Büyükşehir Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
2- … Belediye Başkanlığı-…
VEKİLLERİ : Av. …, Av. …
KARŞI TARAF : I-(DAVALILAR)1-… Belediye Başkanlığı
2- … Büyükşehir Belediye Başkanlığı
II-(DAVACILAR) : 1- … 2- … 3- … 4- … 5- …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 03/03/2021 tarihli, E:2019/16719, K:2021/2864 sayılı bozma kararına uyularak, … İdare Mahkemesince verilen … tarihli, E:…, K:… sayılı kararının karşılıklı temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Diyarbakır ili, Kayapınar ilçesi, … Mahallesinde bulunan … Apartmanının, 04.02.2007 tarihinde çökmesi sonucu göçük altında kalan davacı …' nin yaralanması olayında davalı idarelerin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle kendisi için 100.000,00- TL maddi (ıslahla birlikte 393.022,11-TL), kendisi için 25.000,00-TL, anne … için 15.000,00.-TL ve kardeşler …, …, …, …'den her biri için 5.000,00-TL manevi olmak üzere toplam 160.000,00T-L tazminatın davalı idareye başvuru tarihinden (19/06/2007) itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Temyize konu kararda; İdare Mahkemesince, dava dosyasındaki bilgi ve belgeler ile benzer nitelikteki dava dosyalarının birlikte değerlendirilmesinden, davacının maddi tazminat isteminin iş gücü ve efor kaybı bakımından değerlendirilmesinden; davacının yaralanma olayında %47,0 oranında meslekte kazanma gücünü kaybettiği (Adli Tıp Kurumu Başkanlığı ... İhtisas Kurulu'nun … tarih ve … sayılı raporunda belirtildiği şekliyle), davacının yaralanması olayında davalı idarelerin hizmet kusuru olduğu, bilirkişi raporu ile belirlenen 393.022,11 TL sürekli iş göremezlik tazminatından (maddi) davalı idarelerin sorumluluk oranınca belirlenen (Kayapınar Belediye Başkanlığı için %20, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanlığı için %20) 78.604,42 TL'nin Kayapınar Belediye Başkanlığı tarafından, 78.604,42 TL'nin de Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından 19/06/2007 (davalı idarelere başvuru tarihi) tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacı …'e ödenmesine, maddi tazminatın 64 günlük tedavi sürecinde yapılan tüm harcama kalemleri (SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderleri, yol, refakatçi ve yemek ücretleri) yönünden değerlendirilmesinde ise, davacı tarafından iddia edilen zararların varlığı hususunda herhangi bir bilgi ve belgenin dosyaya sunulmadığı, varlığı tartışmalı olan zararlara ilişkin olarak takdiren bir miktar belirlenmesinin hukuken kabulüne olanak bulunmadığından anılan zarar kalemleri bakımından tazminat isteminin reddine, manevi tazminat istemi bakımından ise yaralanan davacı … için 25.000,00-TL, Anne … için 15.000,00-TL, kardeşler …, …, …, … için her birine 5.000,00 'er TL manevi, olmak üzere, toplam 60.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesi gerektiği, ancak manevi tazminattan da davalı idarelerin anılan kusur oranları gereğince sorumlu tutulabileceği dikkate alınarak toplam istenen 60.000,00 TL manevi tazminat tutarından Kayapınar Belediye Başkanlığının 12.000,00 TL'lik kısmından, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanlığının 12.000,00 TL'lik kısmından sorumlu olduğu, buna göre davacı … için talep edilen 25.000,00-TL manevi tazminatın 10.000,00 TL'lik kısmının, Anne … için talep edilen 15.000,00-TL manevi tazminatın 6.000,00 TL'lik kısmının, kardeşler …, …, …, … için talep edilen 5.000,00 'er TL manevi tazminat talebinin 2.000,00 TL'lik kısmının kabulüyle, toplam 24.000,00 TL manevi tazminatın 19/06/2007 (davalı idarelere başvuru tarihi) tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idareler tarafından 1/2 oranında (eşit oranda kusurlu oldukları dikkate alınarak) davacılara ödenmesine, diğer istemler bakımından davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
Davalı Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından; dava konusu olayla ilgili yürütülen adli soruşturmada binanının yapımından itibaren sorumluluklarının bulunmadığı, mülkiye müfettişleri tarafından hazırlanan raporda belediyelerine herhangi bir kusur atfedilmediği, sorumlu tutulmalarını gerektiren herhangi bir tespitin bulunmadığı, taraflarına kusur izafe eden rapoların hatalı olmasına rağmen hükme esas alındığı ileri sürülmektedir.
Davalı Kayapınar Belediye Başkanlığı tarafından; dava konusu taşınmaza yapı ruhsatının Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından verildiği, taşınmazın bulunduğu yerin olay tarihinden sonra idarelerinin yetki alanına girdiği, idarelerince bina yıkılmadan önce tahliyenin gerçekleştirildiği ve gerekli bütün önlemlerin alındığı, hazırlatılan teknik raporlar doğrultusunda binanın yıktırılması için 3194 sayılı İmar Kanununun 39. maddesindeki yasal sürecin başlatıldığı, bu amaçla binanın yıktırılması için yapı sahibine tebligat yapılırken bir yandan da yıkım işleminin geciktirilmeden yapılması için ihaleyle hizmet alımı yoluna gidildiği, davacı ...'nin tamamen boşaltılmış binaya girilmenin tehlikeli olacağının bilincinde olması gerektiği, kusurun davacı ... ve büyükşehir belediyesinde olduğu ileri sürülmektedir.
Davacı tarafından, uyuşmazlık konusu olayda kusur oranları belirlenirken davalı idarelerin yanında üçüncü kişilerinde kusur oranlarının belirlenmesinin davalı idarelerin müşterek ve müteselsil sorumluluğunu etkilemeyeceği, üçüncü kişisinin kusuru varsa davalı idareler tarafından adli yargıda rücu davası açılması gerektiği, davalı idarelerin olayda tam kusurlu olduğu, talep edilen manevi tazminat tutarının kusur oranları uyarınca bölünemeyeceği, yargılamanın 15 yıldır devam ettiği göz önünde bulundurularak manevi tazminat isteminin tamamının kabul edilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN SAVUNMALARI :
Kayapınar Belediye Başkanlığı tarafından, İdare Mahkemesi kararının davacılar tarafından temyiz edilen kısmında bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, usul ve kanuna uygun olan kararın bu kısmının onanması gerektiği savunulmaktadır.
Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından, savunma verilmemiştir.
Davacılar tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin manevi tazminata ilişkin kısmının kabulü ile mahkeme kararının anılan kısmının bozulması gerektiği, kalan kısım bakımından temyiz isteminin reddi ve mahkeme kararının anılan kısmının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Diyarbakır ili, Kayapınar ilçesi, Huzurevleri mevkiinde bulunan … Apartmanının yapı ruhsatı, mülga Diyarbakır Belediye Başkanlığı tarafından 18.05.1993 tarihinde düzenlenmiştir. Yapı ruhsatı 3 blok bodrum+zemin+4 katlı olarak düzenlenmiş, ruhsat ve projeye aykırı şekilde bodrum+zemin+8 kat olarak tek blok şeklinde bina yapılmış ve yapı kullanma izin belgesi alınmamıştır. Ruhsatın düzenlendiği tarihten sonra il idare kurulunun 16.06.1993 onay tarihli sınır tespiti kararıyla, binanın bulunduğu alanın Kayapınar Belediye Başkanlığının sorumluluğunda olduğuna karar verilmiştir. 02.09.1993 tarihinde Diyarbakır Belediye Başkanlığı, büyükşehir belediyesi olmuştur.
Yıkılan … Apartmanına 03.06.1998 tarihinde elektrik aboneliği verilmiş, elektrik aboneliğine ilişkin eklerde büyükşehir belediye başkanlığının 27.04.1998 tarihli yazısında binanın altyapı hizmetlerinden faydalandığı, yapı kullanma izin belgesine ilişkin kayıtlara rastlanmadığı belirtilmiş, binada bulanan 32 adet su aboneliği ise 21.06.2001 tarihinde Kayapınar Belediye Başkanlığı tarafından verilmiştir.
… Apartmanının kolonunun 07.11.2006 tarihinde patlaması sonucu binada ikamet eden bir vatandaş aynı gün binanın durumu hakkında idarelere bilgi vermiş, aynı gün davalı ilçe belediyesi ekiplerince gerekli incelemeler yapılarak binanın boşaltılması gerektiği bina sakinlerine bildirilmiş ve davalı ilçe belediyesinin … tarih ve … sayılı yazısı ile bina boşaltılmıştır. Kayapınar Belediye Başkanlığı tarafından 08.11.2006 tarihine Bayındırlık ve İskan Müdürlüğüne, İnşaat Mühensileri Odasına, Dicle Üniversitesi Rektörlüğüne, Büyükşehir Belediye Başkanlığına ve Diyarbakır Valiliği Emniyet Müdürlüğüne gerekli inceleme yapılıncaya kadar bina güvenliğinin sağlanması talebinde bulunulmuş, Diyarbakır Valiliği Emniyet Genel Müdürlüğünün 09.11.2006 tarihli Kayapınar Belediye Başkanlığına yazdığı yazıda, polisin görev kapsamı dışındaki konularla ilgili talepte bulunulduğu, polisin bina güvenliğini sağlama görevinin bulunmadığı, ancak buna rağmen … Apartmanı bölgesindeki ekiplerin duyarlı hale geleceği belirtilmiştir. Yine Diyarbakır Valiliği Emniyet Müdürlüğünün 13.11.2006 tarihli Kayapınar Belediye Başkanlığına yazdığı yazısında, yerel yönetimlerce bu tür görevlerde öncelikle zabıta güçleri tarafından gerekli önlemlerin alınması gerektiği, ancak herhangi bir olumsuzluk çıkarsa polisten yardım istemeleri gerektiği, çevredeki birimlerin duyarlı hale getirildiği belirtilmiştir.
Teknik raporlar alındıktan sonra Kayapınar Belediye Başkanlığının … tarihli, … sayılı yazı ile binanın mevcut haliyle tehlike arz ettiği ve tahliye işlemleri için gerekli önlemlerin alınması Diyarbakır Valiliğinden istenilmiş, … tarihli, … sayılı yazı ile ilgili kişi ve kurumlara tebligat yapılarak binanın tamamen tahliyesi sağlanmış, yapının maliki olarak gözüken ...'nın 16.11.2006 tarihli yazı ile kendisinin malik olmadığını bildirmesi üzerine … tarih ve … sayılı yazı ile bağımsız bölüm malikleri Diyarbakır Bölge Tapu Sicil Müdürlüğünden sorulmuş, 21.11.2006 tarihli yazılarla elektrik, su ve telefon bağlantılarının kesilmesi için ilgili idarelere bildirim yapılmış, 12.01.2007 tarihli yazı ile binanın yıkılması için tespit edilen yapı maliklerine bildirim yapılmış ve bu arada binanın yıktırılması amacıyla ihaleyle hizmet alımı için çalışmalara başlanmış, tüm bu süreç devam ederken 04.02.2007 tarihinde binanın çökmesi sonucu 6 kişi enkaz altından kalmış, 5 kişi vefat etmiş, (çocuk) ... de göçük altında kalarak yaralanmış, olayda davalı idarelerin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle maddi ve manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.
… tarihli, … sayılı İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişliği Ön İnceleme Raporunda; Kayapınar Belediye Başkanlığınca tahliye esnasında sağlanan tedbirlerin sonradan sürdürülmediği ve insanların yıkılma tehlikesi ile karşı karşıya bulunan binaya girmelerinin engellenmediği, idarenin ihmali nedeniyle ölüm ve yaralanma olaylarının gerçekleştiği, ayrıca söz konusu ön inceleme raporuna esas alınan ve binada çökme olayının gerçekleştiği 04.02.2007 tarihinden kısa süre önce emniyet müdürlüğü tarafından Aralık 2006 ve Ocak 2007 tarihleri arasındaki 35 ayrı tutanak düzenlendiği, bu tutanakların 31 inde ; boşaltılan apartmanın çevresine belediye tarafından şerit çekilmediği ve ikaz levhalarının bulunmadığı yolunda belirlemelerin yer aldığı tespit edilmiştir.
Ayrıca olayla ilgili olarak yürütülen adli soruşturma sonucunda davalı idarelerden Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanlığının binanın yapım tarihi ve bulunduğu yer itibariyle sorumluluğu görülmediğinden yetkili personeli hakkında dava açılmamış, davalı idarelerden Kayapınar Belediye Başkanlığının başkan ve ilgili birim amirleri hakkında İmar Kanununa aykırı olarak denetim ve gözetim sorumluluklarını yerine getirmeyerek görevlerini ihmal suçlamasıyla açılan ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında görülmekte olan davada yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen 15.02.2010 tarihli bilirkişi raporunda davalı idare ajanlarına kusur atfedilmediği ve anılan Mahkemenin … tarih ve … sayılı kararıyla; binanın güvenli olmadığının belediyece tespit edilmesini müteakip olayın gerçekleşmesinden önce binanın boşaltıldığı, bu suretle binanın insan yerleşiminden ve oturumundan arıtıldığı, dosyada mevcut CD incelendiğinde binanın etrafının bantla çevrildiği ve binaya yerleştirilen levha ile binaya girişin yasak olduğunun belirtildiği, binanın yıkılması için yapılması gereken işlemlerin yapıldığı, ancak binanın yıkılmasından önce uyarı içeren levha ve şeride rağmen binaya giren maktullerin binanın çökmesi sonucu öldüğü, sanıkların eylemleri ile ölüm arasında nedensellik bağının bulunmadığı, olayda sanıklara izafe edilecek bir kusurun bulunmadığı belirtildiğinden, sanıkların üzerlerine atılı suçu işlemedikleri gerekçesiyle beraatlerine karar verilmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT VE HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Anayasanın 125. maddesinin son fıkrasında, “İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.” hükmü düzenlenmiştir. Bu suretle idarenin sorumluluğu “Anayasa prensibi” olarak kabul edilmiştir. İdarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği ise doktrin ve yargı kararları ile açıklığa kavuşturulmuştur. Bugün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru, ister kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın, genel olarak idarenin tazmin borcunun doğabilmesi için bir zararın mevcudiyeti, zararla eylem arasında illiyet bağının bulunması zorunludur.
Belirtilen bu sorumluluk türlerinden idare hukuku öğretisinde “hizmet kusuru” olarak adlandırılan ve kusur esasına dayanan idari sorumluluk idari hizmetin kuruluş ve işleyişinden kaynaklanır. İdarenin yürütmekle yükümlü olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikte bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru, hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır.
Hizmet kusuru, idari bir işlem veya eylemden doğabileceği gibi, idarenin eksik işlemesinden, dikkatsizliğinden, tedbirsizliğinden, ihmalinden, yasal görevlerin beklendiği ya da gerektiği gibi yerine getirilmemiş olmasından da kaynaklanabilir.
Kamu idareleri, yapmakla yükümlü oldukları kamu hizmetlerini yürütürken hizmetin işleyişini sürekli olarak denetlemek ve hizmetin ifası esnasında gerekli önlemleri almakla yükümlüdürler. İdarenin bu yükümlülüğü yerine getirmeyerek hizmetin kötü veya geç işlemesi veyahut gereği gibi işlememesi ve bu yüzden zarara neden olunması halinin idareye bu zararın hizmet kusuru kriterlerine göre tazmini sorumluluğunu yükleyeceği, bireylerin uğradıkları özel nitelikteki zararların, idari faaliyet ile zarar arasında nedensellik bağının bulunması koşuluyla tazmin edilebileceği idare hukukunun genel ilkeleridir.
İdarenin yürütmekle yükümlü olduğu hizmetin eksik ya da kötü işlemesi nedeniyle meydana gelen zararın idare tarafından tazmini için varlığı gerekli ön koşullardan olan nedensellik bağının tespiti sırasında zarar gören kişilerin kusurlu olması durumunda idarenin kusur oranını azaltması mümkündür. Bu bağlamda zarar görenin kusuru sonucunda, kısmen sorumlu olan idarenin sorumluluğundaki azalma, zarar görenin kusuru oranındadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2/1-b maddesinde ise idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Temyize konu kararın maddi tazminata ilişkin kısmı ve manevi tazminatın kabule ilişkin kısmı yönünden;
İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenip bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1. fıkrasında yazılı nedenlerin bulunmasına bağlıdır.
İdare Mahkemesince verilen kararın temyize konu kısmının dayandığı gerekçe usul ve kanuna uygun olup, bozulmasını gerektiren bir neden bulunmamaktadır.
Temyize konu kararın manevi tazminatın reddine ilişkin kısmı yönünden;
Manevi tazminatın, kişinin mal varlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik bir tazmin aracı değil, manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelen ve yaşama sevinci ve zevki azalan kişinin manen tatminini sağlamaya yönelik bir tazmin aracı olduğu, başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu kıldığı, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlayan manevi tazminatın, zenginleşmeye yol açmayacak şekilde belirlenmesi ve tam yargı davalarının niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı bir miktarda olması gerekmektedir.
Manevi tazminat, kişinin mal varlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik bir tazmin aracı değil, manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelen ve yaşama sevinci ve zevki azalan kişinin manen tatminini sağlamaya yönelik bir tazmin aracıdır. Manevi zararın başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Manevi tazminat, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlamaktadır. Tam yargı davalarının ve manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın, zararın ve varsa idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri hak ihlallerinin bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli, idari faaliyetin niteliği ve idarenin sorumluluk sebebi gözetilerek hakkaniyetli ve makul bir tutarı aşmaması gerekmektedir.
Buna göre manevi tazminat takdir edilirken, davacı yönünden, manevi tatmin duygusunu sağlamaya yetecek, zarara yol açan idari faaliyet sonucu duyulan elem ve ızdırabın kişi üzerindeki etki ve ağırlığını karşılayacak düzeyde olmasına; davalı yönünden ise, hakkaniyet sınırlarını aşmayan, ölçülü, adil dengeyi sağlayacak ve aşırı mali külfet oluşturmayacak makul bir seviyede olmasına dikkat edilmesi gerektiği açıktır.
Dava konusu olayda, olayın gerçekleşme şekli ve zararın niteliği dikkate alındığında, Mahkemece takdir edilen manevi tazminat miktarının, uğranılan zarara göre orantısız ve düşük kaldığı, duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa giderecek düzeyde olmadığı ve manevi tazminat isteminin tamamına hükmedilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uyarınca davacıların temyiz isteminin manevi tazminatın kısmen reddine ilişkin kısmı bakımından kabulüne, diğer kısımlar bakımından ve davalıların temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen kabul kısmen reddine ilişkin temyize konu .. İdare Mahkemesince verilen … tarihli, E:…, K:… sayılı kararının manevi tazminatın kısmen reddine ilişkin kısmının BOZULMASINA, kalan kısmının ONANMASINA,
3. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanunun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere 05/07/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.