T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/8370
Karar No : 2023/6991
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Belediye Başkanlığı / …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …'ı temsilen … Sendikası
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi …. İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davalı idare bünyesinde memur olarak görev yapmakta iken 692 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair … tarih ve … sayılı işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı tüm özlük haklarının iadesine, parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında; … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarihli, E:…, K:.. sayılı kararıyla “terör örgütü propagandası yapmak” suçundan dolayı 10 ay hapis cezası ile cezalandırıldığı, anılan hapis cezası hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği, ... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarihli ek kararı ile de 5 yıllık denetim süresi içerisinde yeni bir suç işlememiş olduğu gerekçesiyle hükmün ortadan kaldırılmasına ve davanın düşürülmesine karar verildiği, anılan Mahkeme kararında, "... Olay Tutanağı, tespit tutanağı, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; 19.03.2006 tarihinde Mazıdağı ilçesi … mahallesi … caddesi eski müftülük karşısında bulunan alanda nevruz etkinlikleri düzenlendiği, nevruz etkinlikleri sırasında bir grup tarafından PKK terör örgütü ve elebaşı lehine 'biji serok apo, vb' şeklinde sloganların atıldığı, yasadışı hale gelen bu etkinliğe katılan sanıklar M.T., T.D., Ş.T., B.T., ..., ..., L.Y., E.K. Ve A.T.'in 'Biji Serok Apo' şeklinde slogan attıkları anlaşılmıştır. PKK(Partiya Karkaren Kürdistan-Kürdistan İşçi Partisi) Türkiye Cumhuriyeti Hâkimiyeti altında bulunan bir kısım toprakları, silahlı mücadele vererek Devletin egemenliğinden ayırarak ayrı bir Kürt devleti kurma amacını taşıyan ve bu amaçla çok sayıda öldürme, yaralama, gasp, tehdit, adam kaçırma, bombalama ve toplu öldürme gibi eylemlerde bulunan ve halen de yurt genelinde silahlı eylemlerini sürdürmeye devam eden 5237 sayılı TCK. nun 314. maddesi kapsamında silahlı bir örgüttür. Abdullah Öcalan ise yıllarca silahlı PKK terör örgütünün ele başılığını yapmış daha sonra da yargılanıp, mahkûm olmuş hükümlü bir kişidir.19.03.2006 günü terör örgütünün propagandasına dönüşen etkinliğe katılan sanıkların 'Biji Serok Apo' şeklinde slogan atmak suretiyle PKK terör örgütünün ve elebaşısının propagandasını yaptıkları anlaşılmakla eylemlerine uyan 3713 Sayılı TMK. nun 7/2 maddesi gereğince cezalandırılmaları cihetine gidilmiştir...." şeklinde tespitlerin yer aldığı belirtilmiş ve davacının eylemleri ve dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirilip davacının eylemlerinin yoğunluğu dikkate alındığında PKK/KCK terör örgütü ile iltisak ve irtibatı bulunduğu anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:…, K:… sayılı kararında; terör örgütleriyle irtibat veya iltisaklı bulunup bulunmadığının tespiti bakımından terör örgütleriyle kişiler arasındaki bağın, somut gerekçelere dayalı bir temele sahip bulunmasının ve kamu görevinden çıkarılmayı haklı kılacak ağırlığa sahip olan bağlantıların irtibat ve iltisak olarak değerlendirilmesinin Anayasa'nın 13.maddesinde yer alan "ölçülülük ilkesinin" bir gereği olduğu, buna göre, davacının 19/03/2006 tarihinde Mazıdağ ilçe merkezinde düzenlenen Nevruz kutlamalarına iştirak ettiği ve yasa dışı slogan attığı gerekçesiyle ... Ağır Ceza Mahkemesince 10 ay hapis cezası ile cezalandırıldığı görülmekle birlikte, söz konusu fiilin 2006 yılında, yani davacının memuriyete girdiği 2014 yılından çok öncesine ilişkin olduğu, ayrıca Ceza Mahkemesi kararında "hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına" karar verildiği ve aynı Mahkemenin … tarih ve E:…, K:… sayılı "Ek kararı" ile "... 5 yıllık denetim süresi içerisinde yeni bir suç işlenmediği..." gerekçesiyle hükmün ortadan kaldırılmasına ve kamu davasının düşürülmesine karar verildiği, dava konusu işlemde yer alan bilgilerin somut olarak ortaya konulabilmesi amacıyla gerek İdare Mahkemesince ve gerekse de Dairelerince yapılan ara kararları üzerine gönderilen bilgi ve belgelerde, davacının ceza davasına sebep olan 19/03/2006 tarihindeki fiili dışında, PKK/KCK terör örgütü ile irtibatlı olduğu yönünde hukuken kabul edilebilir herhangi bir bilgi, belge, tanık ifadesi, ihbar, şikayet ve emniyet tespitinin bulunmadığı, öte yandan UYAP Örgütlü Suçlar Bilgi Bankası üzerinden yapılan araştırmada da, davacının PKK/KCK terör örgütüyle irtibatını veya iltisakını gösterir herhangi bir bilgi, belge veya ifade bulunmadığı gibi bu kapsamda davacının başka bir soruşturması veya kovuşturmasının da bulunmadığı, dava konusu işlemin gerekçeleri arasında yer alan davacı hakkındaki istihbari bilgi ile Diyarbakır Valiliği İl Olağanüstü Hal Kurulunun 10/05/2017 tarih ve 929/06 sayılı kararının gerekçesini ortaya koyacak somut bilgi ve belge sunulamadığı da dikkate alındığında, davacının sadece memuriyete başlamadan çok önceki bir fiili nedeniyle PKK/KCK terör örgütüyle iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Öte yandan, dava konusu işlem hukuka uygun bulunmadığından ve 7075 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 10. maddesinin birinci fıkrasında, bu madde kapsamında göreve başlayanlara, kamu görevinden çıkarılma tarihlerini takip eden aybaşından göreve başladıkları tarihe kadar geçen süreye tekabül eden mali ve sosyal haklarının ödeneceğinin kurala bağlandığı da dikkate alınarak, davacının anılan işlemden dolayı yoksun kaldığı özlük ve parasal haklarının hak ediş tarihinden itibaren dönemsel olarak işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi talebinin de kabulü gerektiği belirtilmiştir. Açıklanan gerekçelerle, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, Mahkeme kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptali ile dava konusu işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine ve parasal haklarının hak ediş tarihinden itibaren dönemsel olarak işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından; dava konusu uyuşmazlığın doğmasına Diyarbakır Valiliği sebebiyet vermiş olduğundan, anılan Valiliğin davaya dahil edilmesi gerektiği, davanın süresi içerisinde açılmadığı, davacı hakkında terör örgütü propagandası yapmak suçundan hapis cezası verilerek hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, dava konusu işlemin idarelerince tesis edilmediği, öte yandan dava konusu işlemin kamu güvenliğinin korunması ve Devlete sadakat yükümlülüğünün sağlanması amacıyla tesis edildiği, bu açıdan işlemin ölçülü olduğu, davanın reddine karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından; temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu, davalı idarenin hasım konumunda olmasının doğru olduğu, davanın süresinde açıldığı, "hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB)" kararının temyiz edilemediği, temyiz merciinin denetiminden geçmeyerek kesinleşen ve yerel mahkeme kararının kesinleşme tarihi olan 14/06/2010 tarihinden sonra 5 yıl geçmekle, yani 14/06/2015 tarihinden itibaren herhangi bir hukuki hükmü ve etkisi kalmamış olan HAGB kararı nedeniyle davanın reddine karar verilmiş olmasının, Anayasa'ya, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (AİHS), Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Anayasa Mahkemesi, Danıştay ve Yargıtay içtihatları ile hukuka aykırı olduğu, 26/06/2018 tarihinde alınan Mahkeme kararıyla önceki Mahkeme kararının düşürülmesine karar verildiği, yerel mahkeme kararının kesinleşme tarihi olan 14/06/2010 tarihindeki HAGB kararının memuriyetini etkilemediği, memuriyetine devam ettiği, sabıkasının olmadığı, somut olarak ne ile suçlandığının belli olmadığı, hangi somut gerekçelerle kamu görevinden çıkarıldığına dair disiplin soruşturması yapılmadığı, çalışma ve mülkiyet haklarının ihlal edildiği, darbe girişimiyle ve darbe girişiminin arkasında olduğu belirtilen örgütle yakın ve uzak bir ilgisinin bulunmadığı, Devlet memuru olarak atanırken aranan görevin gerektirdiği niteliklerden hiçbirini kaybetmediği, bunun görmezden gelinerek kamu görevinden çıkarılmasının kazanılmış haklara saygı ilkesini ihlal ettiği, şahsının somut olarak hangi eylemi nedeniyle kamu görevinden çıkarıldığının belli olmadığı, memuriyete 2005 yılında başladığı, bir KHK ile kamu görevinden çıkarılmasının hukuki güvenlik ilkesini ihlal ettiği, dava konusu işlemin Anayasa'nın savunma hakkına ilişkin genel ilkesi ile 657 sayılı Kanun'un disiplin hükümlerinin tamamına aykırılık oluşturduğu, karar verilirken AİHS hükümleri ile AİHM'in içtihatlarının dikkate alınması gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ : İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.
Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.
MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır.
14/07/2017 tarih ve 30124 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 692 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (KHK) ''Kamu Personellerine İlişkin Tedbirler'' başlıklı 1. maddesinin 1. fıkrasında, ''Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan ve ekli (1) sayılı listede yer alan kişiler kamu görevinden başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarılmıştır. Bu kişilere ayrıca herhangi bir tebligat yapılmaz. Haklarında ayrıca özel kanun hükümlerine göre işlem tesis edilir." hükmüne yer verilmiştir.
Bağlar Belediye Başkanlığı bünyesinde 17/09/2014 tarihli olur ile göreve başlayan davacı, 14/07/2017 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 692 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listede isminin yer alması nedeniyle kamu görevinden çıkarılmış, kamu görevine iade edilmesi istemiyle yaptığı başvurusu Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonunun 14/08/2018 tarih ve 2018/29809 sayılı işlemiyle reddedilmiştir.
Bunun üzerine, anılan işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı tüm özlük haklarının iadesine, parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
Diğer yandan, davacının, ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında, "...Olay Tutanağı, bilirkişi raporu vetüm dosya kapsamına göre; 19/03/2006 tarihinde Mazıdağı ilçesi Poyraz mahallesi Emniyet caddesi eski müftülük karşısında bulunan alanda nevruz etkinlikleri düzenlendiği, nevruz etkinlikleri sırasında bir grup tarafından PKK terör örgütü ve elebaşı lehine 'biji serok apo, vb' şeklinde sloganların atıldığı, yasadışı hale gelen bu etkinliğe katılan sanıklar M.T., T.D., Ş.T., B.T., ..., ..., L.Y., E.K. ve A.T.'in 'Biji Serok Apo' şeklinde slogan attıkları anlaşılmıştır. PKK (Partiya Karkeren Kürdistan-Kürdistan İşçi Partisi) Türkiye Cumhuriyeti Hakimiyeti altında bulunan bir kısım toprakları, silahlı mücadele vererek Devletin egemenliğinden ayırarak ayrı bir Kürt devleti kurma amacını taşıyan ve bu amaçla çok sayıda öldürme, yaralama, gasp, tehdit, adam kaçırma, bombalama ve toplu adam öldürme gibi eylemlerde bulunan ve halen de yurt genelinde silahlı eylemlerini sürdürmeye devam eden 5237 sayılı TCK'nın 314. maddesi kapsamında silahlı bir örgüttür. Abdullah Öcalan ise yıllarca silahlı PKK terör örgütünün ele başlılığını yapmış daha sonra da yargılanıp, mahkum olmuş hükümlü bir kişidir.19/03/2006 günü terör örgütünün propagandasına dönüşen etkinliğe katılan sanıkların 'Biji Serok Apo' şeklinde slogan atmak suretiyle PKK terör örgütünün ve elebaşısının propagandasını yaptıkları..." tespitlerine yer verilerek “terör örgütü propagandası yapmak” suçundan dolayı 10 ay hapis cezası ile cezalandırıldığı, anılan hapis cezası hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği, ... Ağır Ceza Mahkemesinin 26/06/2018 tarihli ek kararı ile de 5 yıllık denetim süresi yeni bir suç işlememiş olduğu gerekçesiyle hükmün ortadan kaldırılmasına ve davanın düşürülmesine karar verildiği görülmüştür.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
692 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28).
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir.
Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.
Davacının terör örgütü propagandası yapmak suçundan yargılandığı … Ağır Ceza Mahkemesi kararında ve istikrar kazanmış Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere; PKK, Türkiye Cumhuriyeti Hâkimiyeti altında bulunan birkısım toprakları, şiddet ve silahlı eylemler yoluyla Devletin egemenliğinden ayırarak ayrı bir devlet kurma amacını taşıyan, bu amaçla öldürme, yaralama, gasp, tehdit, adam kaçırma, bombalama ve toplu öldürme gibi eylemlerde bulunan ve halen de yurt genelinde silahlı eylemlerini sürdürmeye devam eden Türk Ceza Kanunu kapsamında silahlı bir terör örgütü olup, Abdullah Öcalan da yıllarca söz konusu örgütün ele başılığını yapmış ve daha sonra yargılanıp mahkûm olmuş hükümlü bir kişidir.
Uyuşmazlıkta, davacı, PKK/KCK terör örgütü ile irtibat ve iltisakı bulunduğu gerekçesiyle KHK ile kamu görevinden çıkarılmış olup, dava dosyasındaki, UYAP kayıtlarındaki ve UYAP Örgütlü Suçlar Bilgi Bankası'ndaki bilgi ve belgeler davacının anılan örgütle bağlantısı yönünden incelendiğinde; davacı hakkında "terör örgütü propagandası yapmak" suçundan yargılandığı davada … Ağır Ceza Mahkemesinin yukarıda yer verilen kararının ve bu kararda yer verilen tespitlerin bulunduğu anlaşılmaktadır.
Buradan hareketle dava konusu uyuşmazlık incelendiğinde, her ne kadar temyize konu iptal kararının gerekçesinde; davacıya söz konusu ceza davası sonucunda anılan eylemden dolayı verilen 10 ay hapis cezasına ilişkin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve dava sonra da hükmün ortadan kaldırılmasına, kamu davasının düşürülmesine karar verilmiş olması hususuna da yer verilmiş ise de, yukarıda ayrıntılarıyla açıklandığı üzere, PKK/KCK silahlı terör örgütüne üyelik ve mensubiyet olmasa da terör örgütüyle iltisaklı veya irtibatlı olunması nedeniyle meslekten çıkarma yönündeki olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesinin mümkün olması, dolayısıyla bakılan bu davada ceza yargılamasından bağımsız olarak PKK/KCK silahlı terör örgütüyle irtibat ve iltisak yönünden değerlendirme yapılması nedeniyle, terör örgütü propagandası yapmak suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olması irtibat ve iltisak değerlendirmesi yönünden davacı lehine veya aleyhine bir sonuç doğurmayacağından ve ceza yargılamasından bağımsız olarak, ceza yargılaması sırasında elde edilen delillerin, davacının PKK/KCK silahlı terör örgütüyle irtibat ve iltisakının bulunup bulunmadığının belirlenmesi noktasında ayrıca değerlendirilmesi gerektiğinden, Bölge İdare Mahkemesi kararındaki anılan gerekçede isabet bulunmamaktadır.
Bu bağlamda, söz konusu Ceza Mahkemesi kararına konu tespitler incelendiğinde, Mardin ili, Mazıdağı ilçesi, … Mahallesi, … Caddesi, eski Müftülük karşısında bulunan alanda 19/03/2006 tarihinde düzenlenen Nevruz etkinlikleri sırasında bir grup tarafından PKK/KCK terör örgütü ve elebaşı lehine 'biji serok apo, vb' şeklinde sloganların atıldığı, yasa dışı hale gelen bu etkinliğe katılan ve 'biji serok apo' şeklinde slogan atan şahıslar arasında davacının da bulunduğu ve bu suretle davacının PKK/KCK terör örgütünün ve elebaşısının propagandasını yaptığı tespitlerine yer verildiği görülmüştür.
Anılan tespitler ile ilgili olarak her ne kadar temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında; davacının memuriyete başladığı 2014 yılından çok önce, 2006 yılında işlediği anılan eylemi nedeniyle PKK/KCK terör örgütüyle irtibat ve iltisakının olduğu gerekçesiyle tesis edilen dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu belirtilmiş ise de, FETÖ/PDY tarafından Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne karşı yapılan darbe teşebbüsü ve sonrasında yaşanan olağanüstü dönem ve koşullar gereğince alınan tedbirler kapsamında, yine Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne karşı silahlanmış bir terör örgütü olan PKK/KCK'ya yönelik olarak da tedbir alınmasının ve bu bağlamda kamu görevlilerinin Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na, kanunlarına, kurumlarına, dolayısıyla Devlete sadakat yükümlülüklerine riayeti konusundaki denetimin en hassas ve azami şekilde yapılmasının, yaşanan söz konusu olağanüstü dönemin doğal bir sonucu olarak değerlendirilmesi gerektiğinden, davacının memuriyete başladığı tarihten öncesine ait de olsa PKK/KCK terör örgütünün propagandasına dönüşen yasa dışı etkinliğe katılarak terör örgütü ve elebaşısı lehine 'biji serok apo' şeklinde slogan atmak suretiyle PKK/KCK terör örgütünün ve elebaşısının propagandasını yapmış olmasının, PKK/KCK terör örgütü ile irtibat ve iltisakının varlığına kanaat getirilmesine yeterli düzeyde bir tespit olduğu ve bu eylemi nedeniyle davacının kamu görevinden çıkarılmasının söz konusu olağanüstü durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir olduğu sonucuna varıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Bu durumda, davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılması ve dava konusu işlemin iptali, davacının özlük ve parasal hak talebinin kabulüne ilişkin temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne;
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 29/05/2023 tarihinde oyçokluğuyla, kesin olarak karar verildi.
(X)KARŞI OY :
Davalı idarenin temyiz isteminin reddi ile ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı davanın reddine ilişkin kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulü, İdare Mahkemesi kararının kaldırılması, dava konusu işlemin iptali ile özlük ve parasal hak talebinin kabulü yolundaki … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının onanması gerektiği oyuyla çoğunluk görüşüne katılmıyorum.