T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/84
Karar No : 2023/1551
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : ... mirasçıları
1- ...
2- ... 'a velayeten ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 21/06/2021 tarih ve E:2017/7244, K:2021/2164 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali ile bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi ve 667 sayılı sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 3. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğundan bahisle iptali talebiyle Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 21/06/2021 tarih ve E:2017/7244, K:2021/2164 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları ile davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi görülmemiş,
"Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraatine karar verildiği ve bu kararın istinaf edilmeden 30/11/2018 tarihinde kesinleştiğinin görüldüğü,
Daireleri kararının "a) Davacı Hakkındaki Tanık Beyanı" başlığı altında yer verilen, davacının 2014 yılı HSK üye seçimlerinde örgütün sözde "bağımsız" adaylarına oy verdiğine yönelik tanık beyanının, "b) Yurt Dışı Dil Eğitimi" başlığı altında yer verilen, davacının FETÖ'nün Hakimler ve Savcılar Kurulunda etkin olduğu dönemde (2013 yılı içerisinde) yurt dışına gönderildiğine ilişkin tespitin, "c) Dijital Materyaller ve Ev Aramasında Ele Geçirilen Kitap" başlığı altında yer verilen, davacının ev aramasında ele geçirilen kitabın ve bir kısım dijital materyallerden elde edilen verilerin birlikte değerlendirilmesinden, davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesine yönelik isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Anayasa'ya aykırılık iddiasının neden ciddi görülmediğinin kararda belirtilmediği, 667 sayılı KHK'nın 3. maddesinde yer verilen "iltisak" ve "irtibat" kavramlarının muğlak olduğu, uyuşmazlıkta 6087 ve 2802 sayılı Kanun'ların uygulanması gerektiği, dava konusu meslekten çıkarma kararının disiplin cezası niteliğinde bir göreve son verme işlemi olduğu, disiplin soruşturması yapılmadan, hakkındaki bilgi ve belgeler tarafına ulaştırılmadan ve savunması alınmadan tesis edilen meslekten çıkarma kararının hukuka aykırı olduğu, hakkındaki ceza davasında beraat kararı verildiği, dava konusu meslekten çıkarma kararının tesis edildiği tarih itibarıyla hakkında herhangi bir delilin bulunmadığı, sonradan ortaya çıkan delillerin bu kararı hukuka uygun hale getirmeyeceği, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan tanık beyanlarının irtibat ve iltisak noktasında delil olarak değerlendirilmesinin hukuka aykırı olduğu, tanık ...'nun 2014 yılında yapılan HSK seçimlerinde sözde bağımsız adaylara oy verdiğine dair soyut beyanlarını kabul etmediği, aynı tanık ifadesinde FETÖ'cü olmadığına dair beyanın da yer aldığı, kanuni bir hak olan yurt dışı dil eğitimine gitmesinin aleyhine delil olarak kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğu, yurt dışı dil eğitimine herhangi bir referans vb. yollarla gitmediği, HSK'nın ilanı üzerine başvuru yaptığı, bu ilana KPDS'de 75 ve üzeri puan alanların başvuru yaptığı, kendisinin puanın da 85 olduğu, kontenjan sayısı olan ilk 30'a girmesi nedeniyle gönderildiği, kendisiyle birlikte gönderilenler arasında halen görevde olan kişilerin bulunduğu, ev aramasında ele geçirilen kitabın kendisine ait olmadığı, kimin olduğunu bilmediği, dijital materyallere ilişkin arama ve el koyma kararlarının usulüne uygun olmadığı, dijital materyallerini teslim ettiğinde bu verilerin olmadığı, söz konusu verilerin sonradan eklenmiş olabileceği, dijital veriler içinde yer alan "Matbaa kütüphane listesi" adlı klasörde yer alan kitapların Elbistan Cezaevi Kütüphanesinde yer alan kitapların listesi olduğu, eşinin bu cezaevinde öğretmen olarak görev yaptığı, kitapların listesini kitapçık şeklinde bastırıp mahkumlara dağıtmak için kaydettiği, bu listede 4.000 civarında kitabın yer aldığı, aralarında Fethullah Gülen'e ait kitapların da bulunduğu, bu hususun kendisiyle bir ilgisinin bulunmadığı, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal etmediği, Danıştay Beşinci Dairesinin tarafsızlığını yitirdiği, temyize konu Daire kararının hukuken yeterli olmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, davacıların Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Davacının ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraatine karar verildiği ve bu kararın istinaf edilmeden 30/11/2018 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.
667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlemler de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını "kavuşan, bitişen, birleşen", irtibatlı kavramını ise "bağlantılı" olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda, kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.
Bu itibarla, davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan beraatine karar verilmiş ise de, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçu yönünden delil olarak değerlendirilemeyecek bir kısım fiil ve davranışlar ile bunlara ilişkin bilgi ve belgeler, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecektir.
Bu çerçevede, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin işbu dava dosyasında yer verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığından bahisle verilen Danıştay Beşinci Dairesi kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının (mirasçıları tarafından davaya devam olunan) temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 21/06/2021 tarih ve E:2017/7244, K:2021/2164 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 04/07/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.