T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2022/8820
Karar No : 2023/959
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- Kendi adına asaleten …, …,…'a velayeten …
2- …
VEKİLİ : Av. …
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı / …
VEKİLLERİ : Hukuk Müşaviri Av. …
Hukuk Müşaviri Av. …
TEMYİZ EDEN MÜDAHİL
(DAVALI YANINDA) : …
VEKİLLERİ :
Av. …
Av. …
DİĞER MÜDAHİL
(DAVALI YANINDA) : …
İSTEMİN_KONUSU : …Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının taraflarca ve davalı idare yanında müdahil … tarafından aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, yakınlarının 18/06/2018 tarihinde Çameli Devlet Hastanesinde yapılan tedavisi sırasında vefat etmesinde davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu iddiasıyla 600.000,00 TL manevi, 5.000,00 TL maddi tazminatın ölüm tarihi olan 18/06/2018 tarihinden itibaren işyeyecek kamu bankalarınca uygulanan en yüksek mevduat faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Davanın kısmen kabulü, kısmen reddi yolundaki Mahkemenin … tarih ve E:…, K:… sayılı ilk kararının kararının …Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih, E:…, K:… sayılı kararı ile kaldırılması üzerine, … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; olayla ilgili bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumunca düzenlenen bilirkişi raporu ile birlikte dava konusu olay ile ilgili olarak ... Cumhuriyet Başsavcılığının Soruşturma No:…, Karar No:… sayılı kararıyla ilgili kamu görevlileri hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği dikkate alındığında, uyuşmazlık konusu olayda, davacıların yakınında penisilin ilacının enjekte edilmesine bağlı olarak meydana gelen alerjik reaksiyonda davalı idarenin hizmet kusuru bulunmadığı gerekçesiyle maddi tazminat istemine yönelik olarak davanın reddine, enjeksiyon uygulamasından önce enjeksiyon risklerinin anlatılıp davacıdan yazılı onam alınmadığı, davacının aydınlatılarak onay verme hakkının elinden alındığı, bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi nedeniyle uğranılan manevi zararın, manevi tazminatın zenginleşme aracı olamayacağı ilkesi de gözetilerek, davacıların maruz kaldığı acı, elem ve üzüntünün hafifletilebilmesi amacıyla manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulü ile eş için 15.000,00 TL, çocuklardan (…, …, …) her biri için 10.000,00 TL, kardeş … için 7.000,00 TL manevi tazminatın başvurunun idare kayıtlarına girdiği tarihten itibaren yasal faiziyle birlikte ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: …Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu … İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu gerekçesiyle taraflar ve davalı idare yanında müdahil … tarafından yapılan istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI: Davacılar tarafından, hastane tarafından aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmediği, penisilin alerjisi testinin enjeksiyon öncesi yapılmadığı, komplikasyon sonrasında geç müdahale edildiği, sağlık organizasyonunun yetersiz kalması nedeniyle davalı idarenin hizmet kusurunun olduğu, davalı idare tarafından, hizmet kusuru ve uygun illiyet bağı şartlarının dava konusu olay bakımından gerçekleşmediği, davacıların tıbbi komplikasyona istinaden tazminat talep ettikleri, hükmedilen manevi tazminatın yüksek olduğu davalı idare yanında müdahil … tarafından, dava konusu olayda kusurunun bulunmadığı, müteveffanın bilgilendirildiği, yazılı onam şartının yokluğu sebebiyle aleyhe hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN_SAVUNMALARI: Davacılar tarafından, olayda hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek davalı idarenin temyiz isteminin reddi gerektiği davalı idare tarafından, olayda davalı idareye atfı kabil bir kusurun olmadığı ileri sürülerek davacıların temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur. Davalı idare yanında müdahiller tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacıların duruşma istemi yerinde görülmeyerek ve dosya tekemmül ettiğinden davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacılar yakını ...18/06/2018 tarihinde boğaz ağrısı şikayetiyle Çameli Devlet Hastanesi acil servisine başvurmuştur. Doktor tarafından tonsilit teşhisi konulması üzerine kendisine reçete edilen penisilin iğnesini aynı hastanenin acil servisinde yaptırmıştır. Enjeksiyon yapılmasının akabinde anaflaktik şoka girmiş ve acil serviste yapılan müdahaleler sonrasında aynı gün vefat etmiştir.
Bunun üzerine davacılar tarafından olayda hizmet kusurunun bulunduğu iddiasıyla maddi ve manevi zararlarının tazmini amacıyla bakılan dava açılmıştır.
Olayla ilgili olarak Adli Tıp Kurumu 8. Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan … tarih ve … sayılı bilirkişi raporunda; "1)Adli dosyada mevcut belgelerde hastanın şikayetlerine yönelik reçete yazıldığı, reçeteye göre uygulanan iğne tedavisinden sonra gelişen nefes alamama şikayeti ve gelişen diğer komplikasyonlar dikkate alındığında; şahsın ölümünün tedavisi için verilen Penisilin isimli antibiyotiğe karşı gelişen anaflaksi sonucu meydana gelmiş olduğu,
2) Adli dosyada mevcut belgelerde; acil servis çalışanlarınca ilaç ile reçetenin uyumlu olduğunun kontrol edildiği, hastaya penisiline karşı herhangi bir alerjisi olup olmadığının ve daha önce penisilin iğnesi yaptırıp yaptırmadığının sorulduğu, ilacın alerji yapabileceği iğne olduktan sonra en az yarım saat hastaneden ayrılmaması gerektiğinin söylendiği, isterse sedyede bekleyebileceğinin söylendiği, beklemek için dışarıya çıkan hastanın nefes alamıyorum diyerek tekrar içeri girdiği, alerji geliştiğinin düşünülüp hemen damar yolunun açıldığı, gerekli müdahalenin yapıldığı ifade edildiğine göre; hastanın şikayetine uygun olarak muayenesinin yapıldığı, tedavisinin düzenlendiği, iğne vurulmadan evvel penisiline karşı allerjisinin olup olmadığının sorgulandığı, penisiline karşı allerjisi olduğuna dair yanıt alınmadığı, penisilin allerjisinin önceden tahmin edilemeyen bir durum olduğu, gelişen allerjik reaksiyona karşı zamanında ve uygun olarak müdahalede bulunulduğu dikkate alındığında; yapılan işlemlerin genel tıp kurallarına uygun olduğu" tespitlerine yer verilmiştir.
İlk derece Mahkemesince, olay kapsamında düzenlenen bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle yukarıda aktarılan gerekçelerle maddi tazminat istemine yönelik olarak davanın reddine, manevi tazminat istemine yönelik olarak ise davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yargı aracılığıyla belirlenip hüküm altına alınmasını sağlamaktadır.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetimi yapılacağından, mahkemece, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
İdarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğünün bulunduğu tartışmasızdır.
Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.
Öte yandan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesiyle "bilirkişi" konusunda atıfta bulunulan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 450. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış ve aynı Kanun'un 447. maddesi, 2. fıkrası ile mevzuatta 1086 sayılı Kanun'a yapılan atıfların, 6100 sayılı Kanun'un bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılacağı hüküm altına alınmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266. maddesinde, hakimin, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği öngörülmüştür.
2659 sayılı Adli Tıp Kurumu Kanunu'nun 1. maddesinde, adalet işlerinde bilirkişilik görevi yapmak üzere Adalet Bakanlığına bağlı Adli Tıp Kurumu kurulduğu; 2. maddesinde, Adli Tıp Kurumunun, mahkemeler ile hakimlikler ve savcılıklar tarafından gönderilen adli tıp ile ilgili konularda bilimsel ve teknik görüşlerini bildirmekle yükümlü olduğu; 15. maddesinde, Adli Tıp Üst Kurullarının, adli tıp ihtisas kurulları ve ihtisas daireleri tarafından verilip de mahkemeler, hâkimlikler ve savcılıklarca kapsamı itibarıyla yeterince kanaat verici nitelikte bulunmadığı, sebebi de belirtilmek suretiyle bildirilen işleri, adli tıp ihtisas kurullarınca oybirliğiyle karara bağlanamamış olan işleri, adli tıp ihtisas kurullarının verdiği rapor ve görüşleri arasında ortaya çıkan çelişkileri, adli tıp ihtisas kurulları ile ihtisas dairelerinin rapor ve görüşleri arasında ortaya çıkan çelişkileri, adli tıp ihtisas kurulları ile Adli Tıp Kurumu dışındaki sağlık kuruluşlarının heyet hâlinde verdikleri rapor ve görüşler arasında ortaya çıkan çelişkileri konu ile ilgili uzman üyelerin katılımıyla inceleyeceği ve kesin karara bağlayacağı düzenlenmiş iken; 703 sayılı "Anayasada Yapılan Değişikliklere Uyum Sağlanması Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname" ile anılan hükümler yürürlükten kaldırılmış ise de, 15/07/2018 tarih ve 304794 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 4 No'lu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 2.,3. ve 16. maddelerinde yukarıda yer verilen hükümler aynı şekilde yeniden getirilmiştir.
Öte yandan; manevi zararın varlığı, sadece şeref, haysiyet ve onur kırıcı işlem ve eylemlere maruz kalmış ya da kişilerin vücut bütünlüğünün ihlal edilmiş olmasına, ölüm nedeniyle ağır bir elem, üzüntü duyulması şartına bağlı olmayıp; idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gereği gibi eksiksiz olarak sunamaması nedeniyle ilgililerin yeterli hizmet alamamalarından dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaları da manevi zararın varlığı ve manevi tazminatın hükmedilmesi için yeterli bulunmaktadır. Manevi tazminat, mal varlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, manevi tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın, zararın ve idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek şekilde makul ve hakkaniyete uygun bir miktar olarak belirlenmesi gerekmektedir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Kişilerin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının tıbbi ihmal nedeniyle ihlal edildiği iddiasıyla açılan tam yargı davalarında, hizmet kusurunun tespitine yönelik olarak ilk derece mahkemelerince yaptırılan bilirkişi incelemesinde, bilirkişinin somut tıbbi verileri kullanarak, sahip olduğu tıbbi bilgilerden hareketle her türlü şüpheden uzak, nesnel bir sonuca varması ve buna göre de somut gerekçelerle kanaat bildirmesi gerekmekte olup; bilirkişiye başvurulmasındaki amacın, hukuka uygun karar verebilmek için gerekli verilere ulaşmak olduğu göz önünde tutulduğunda, bilirkişilerin uyuşmazlık konusunda özel ve teknik bilgiye sahip olan kişiler arasından seçilmesi gerektiği kuşkusuzdur. Buna ek olarak, bilirkişi veya bilirkişilerce düzenlenen raporda, sorulara verilen cevapların şüpheye yer vermeyecek şekilde açık, rapor içeriğinin ise hükme esas alınabilecek nitelikte olması gerekmektedir.
İdare Mahkemesince hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu raporunda; ...hastaya penisiline karşı herhangi bir alerjisi olup olmadığının ve daha önce penisilin iğnesi yaptırıp yaptırmadığının sorulduğu, ilacın alerji yapabileceği, iğne olduktan sonra en az yarım saat hastaneden ayrılmaması gerektiğinin söylendiği, isterse sedyede bekleyebileceğinin söylendiği..., ...iğne vurulmadan evvel penisiline karşı allerjisinin olup olmadığının sorgulandığı, penisiline karşı allerjisi olduğuna dair yanıt alınmadığı, penisilin allerjisinin önceden tahmin edilemeyen bir durum olduğu..., belirtilmişse de boğaz ağrısı şikayetiyle hastanenin acil servisine başvuran ve yapılan ilk muayenesinin ardından akut tonsillit tanısı konulan hastaya reçete edilen penisilin tedavisinin, şikayet ve hastalık tanısı dikkate alındığında tıbben yerinde olup olmadığı, penisilin tedavisinin uygun dozda reçete edilip edilmediği, reçete edilen penisilinin tek seferde enjekte edilmesinin tıbben uygun olup olmadığı, reçete edilen penisilin tedavisinin ilaç anafilaksisi gibi çok ağır, ölümcül bir sonucun meydana gelmesine yol açabileceği ihtimali göz önüne alındığında, penisilin iğnesi uygulamasından önce davacılar yakınının penisiline alerjisinin olup olmadığının tespiti için bir teste gerek olup olmadığı, sadece şifahi olarak hastaya penisiline karşı alerjisinin olup olmadığının sorulmasının yeterli olup olmadığı, hastanın bu soruya net bir cevap verememesine rağmen penisilin tedavisinin uygulanmasının kusur arz edip etmediği hususlarında bir araştırma ve değerlendirme yapılmamıştır. Halbuki davacıların hizmet kusuruna ilişkin olarak ileri sürdükleri iddiaların da anılan hususlarda toplandığı görülmektedir.
Bu itibarla, dava konusu uyuşmazlığın çözümünde hükme esas alınan raporun yukarıda belirtilen hususları karşılamadığı açık olup, konuyla ilgili uzman hekimlerin katılımının sağlandığı Adli Tıp Üst Kurulundan tarafların iddialarının dikkate alındığı, yukarıda belirtilen hususların açık, anlaşılır şekilde cevaplandığı bir rapor alınarak davalı idarenin olayda bir hizmet kusurunun bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekmektedir.
Bu durumda; uyuşmazlığın çözümü için yeterli olmayan bilirkişi raporuna dayalı olarak eksik inceleme sonucu verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurularının reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların ve davalı idare yanında müdahil …'ın temyiz istemlerinin KABULÜNE,
2. Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin … İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak taraflarca ve davalı idare yanında müdahil … tarafından yapılan istinaf başvurularının reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 07/03/2023 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.