T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2022/8952
Karar No : 2023/3937
TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVALI) : … Valiliği
VEKİLİ : Av. …
2-(DAVALI YANINDA MÜDAHİL): … Enerji İnşaat Turizm Ormancılık Nakliyat San. ve Tic. Ltd. Şti.
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACILAR) :
1- … Köyü Muhtarlığı
2- … Köyü Muhtarlığı
3- … Köyü Muhtarlığı
4- … Köyü Muhtarlığı
5- … Köyü Muhtarlığı
6- …
7- …
8- …
9- …
10- …
11- …
VEKİLLERİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Amasya İli, Taşova İlçesi, … Köyü sınırlarında davalı yanında müdahil tarafından yapılması planlanan "Rn:… (Er:… ) IV. Grup Demir-Bakır-Kurşun-Altın Ocağı İşletmesi, Kırma Eleme Yıkama Tesisi" projesiyle ilgili Amasya Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünce verilen … tarih ve E-… sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Gerekli Değildir" kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Temyize konu kararda; uyuşmazlığın çözümü amacıyla çevre mühendisi, jeoloji mühendisi, maden mühendisi, orman mühendisi ve ziraat mühendisinden oluşan bilirkişi heyetiyle yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda özetle; jeoloji mühendisliği yönünden, "ÇED Gerekli Değildir" kararı verilen bölgedeki orman sahası ve altındaki kireç taşının, kalker ve mermer oluşumlarının bulunduğu sahanın, akifer alanlardan yeraltı suyu beslenme ve su kaynaklarının bulunduğu sahalar içerisinde olduğu, burada yapılacak olan madencilik faaliyetlerinin, geri dönüşü olmayan yeraltı suyu ve su kaynakları kaybına sebep olabilecek bir bölge içerisinde kaldığı, ayrıca bu su kaynaklarının, civardaki köylerin içme ve kullanma suyu ihtiyaçlarının temininde kullanıldığından, kaynak kaptajları, içmesuyu isale hatları ve depoları dava konusu alan içerisinde ve yakın civarında yer aldığı, maden mühendisliği yönünden, davaya konu maden arama ruhsat sahasında 2000 hektarlık alanın 22,16 hektarlık faaliyet alanında, açık ocak faaliyetlerinde 42.000 ton/yıl, kapalı ocak faaliyetleri ile 12.000 ton/yıl olmak üzere toplam 54.000 ton yıl tüvenan malzemeden toplam 12.000 ton/yıl demir-bakır-kurşun-altın madeni üretimi yapılmasının planlandığı, proje tanıtım dosyasında (PTD) jeolojik yapı olarak tanımlanan Mermer-Kireçtaşı ve Kalker tipi kayaçların, sert formasyon özelliği gösteren kayaç gruplarından olduğu, bu tip kayaçların iş makinesi veya tünel açma makineleri ile kazılarak maden üretimi yapılmasının çok zor, neredeyse imkansız olduğu, bu tip kayaçların, patlayıcı madde kullanılarak parçalanıp, gevşetildikten sonra iş makineleri ile kazılmasının mümkün olduğu, PTD'de “Sahada üretim faaliyetleri, açık işletme yöntemlerinden basamaklarda ekskavatör ve ihtiyaç durumunda delici ile gevşetilerek gerçekleştirilecektir.” denilmekle birlikte, delici ile gevşetme usulü ile demir-bakır- kurşun-altın üretiminin yapıldığının madencilik literatüründe ve uygulamalarda görülmediği, PTD'de belirtilen üretim yönteminin yeniden değerlendirilmesi gerektiği, dava dosyası içerisinde demir-bakır-kurşun-altın madenlerinin tenör ve rezerv bilgileri, derinliği vb. konular hakkında herhangi bir bilginin bulunmadığı, bu nedenle, maden geliri hesaplanamayacağı için kamu yararının tespit edilmesinin mümkün olmadığı, çalışan sayısı bakımından PTD ile savunma dilekçesinin birbiri ile uyumlu olmadığı, PTD'de maden üretimi sırasında oluşacak pasa malzemesi, asit üreten atık olarak kabul edildiği, asit üretme potansiyeli olan pasa malzemesinin yeraltı sularına karışması tehlikesinin bulunduğu, asitli suların yeraltı sularına karışması durumunda deniz canlılarına, bitkilere ve diğer bütün canlıların sağlığı için tehlikeler arz ettiği, asitli suların yeraltı sularına karışmaması için hangi önlemlerin alınacağı, bu önlemlerden hangilerinin, nasıl uygulanacağının detaylarının PTD'de yer almadığı, ayrıca, gözlem noktaları belirlenerek bir izleme programının oluşturulmadığı, asit üretme potansiyeli olan pasa malzemesinin yeraltı sularına karışmaması için alınacak en önemli tedbirin, pasa malzemesinin stoklanacağı zeminin geçirimsiz (Kil + Jeomebran vb.) bir malzeme ile kaplanmasının olduğu, asit üretme potansiyeli olan pasa malzemesi bu geçirimsiz zemin üzerinde stoklanması gerektiği, projede bu önemli tedbirin alınmadığı, asit üretme potansiyeli olan pasa malzemesinin yeraltı sularına karışmaması için alınacak tedbirler yeterli görülmediği, maden işletme sahasında oluşacak yarmaların, kaya-çatlak sistemini kestiği için, yeraltı suyuna sızan suyun açığa çıkıp, buharlaşmasına ve kaybına veya çatlak sistemindeki akış yönünün değişmesine sebep olacağı, maden ocağı yarmalarının aynı zamanda toprağın suyunun da buharlaşmasına neden olacağı, maden işletme sahasında bitki örtüsü ve bitkisel toprağın kaldırılacak olması, derin yarmalar yapılması nedeniyle kaya çatlak sistemindeki kesintilerden yer altı suyu beslenmesinin kesintiye uğraması ile bu kısımlarda yağan yağmurun hızlı bir şekilde yüzey akışına geçecek olması birlikte değerlendirildiğinde, bu hususların … Deresinin debisini ne şekilde etkileyeceği, … Köyü sulaması için … Deresinden alınan 10 lt/sn debide azalma olması durumunda alınması gereken önlemlerin yeterli görülmediği, beslenme havzasındaki tahribatların, orman ve bitki örtüsünün kaldırılması, devamında zeminden malzeme alınmasıyla birlikte infiltrasyon ve beslenme havzası tahrip edilmiş olduğundan, yeraltı suyunun beslenmesinin de engellenmiş olacağı, bunun devamında bölgedeki su kaynaklarının debilerinin düşmeye ve zamanla tamamen yok olmaya başlayacağı, dolayısıyla akifer alanlardaki zemin tahribatının, gelecekte yeraltı sularının beslenmemesine ve devamında çok derinlere inmesine ya da tamamen yok olmasına sebebiyet verebileceği, faaliyet sahasındaki her türlü kazı çalışmalarının, hassas bölge üzerinde yüzbinlerce yılda oluşmuş doğal dengenin bir daha geri getirilemeyecek şekilde bozulmasına neden olacağı için anılan sahada işletme sonrası alınacak tedbirlerin yeterli olmadığı, kullanılacak araç ve teçhizatlar ve/veya patlatmalarla oluşabilecek titreşim hesaplarının öngörülerek yapılması ve PTD’de yer alması gerektiği, bununla ilgili hesapların yapılmadığı, proje sonrasına ötelendiği, planlanan projede yapılacak madencilik faaliyetinin iş akışı gereği özellikle, Bern Sözleşmesine göre kesin olarak koruma altına alınan fauna türleri için sıralanan maddelerin vuku bulabileceği, PTD'de proje sahasının hidrojeolojik-jeolojik verilerinin eksik olduğu, potansiyel akifer birimlerde yürütülecek faaliyetlerin su kaynaklarına etkilerini görebilmek için bir Hidrojeolojik Değerlendirme Raporunun hazırlanması gerektiği, maden üretimi sırasında oluşacak pasa malzemesinin en az yarısının dolgu malzemesi olarak kullanılmasının planlandığı, asit üretme potansiyeli olan pasa malzemesinin yeraltındaki üretim boşluklarında geri dolgu malzemesi olarak veya açık ocakların rehabilitasyonunda kullanılmasının uygun olmadığı, bu nedenle, proje ömrü boyunca oluşacak pasa malzemesinin tamamının düzenli depolama koşullarında depolanması gerekmekte olup pasa alanının kapasitesinin yeniden belirlenip dere yatakları dışında uygun bir pasa depolama alanı yerinin seçilmesi gerektiği, pasa malzemesi ve depolama alanının jeoteknik duraylılık (statik vepseudo-statik) hesapları yapılmasının ve sonuçlarının değerlendirilmesi gerektiği, PTD'de projenin arazi hazırlık ve işletme aşamasında, personelin içme suyu ihtiyacının özel firmalardan satın alınan damacanalar ile karşılanacağı, kullanma suyunun ise çevre kaynaklardan satın alınarak karşılanacağının ifade edildiği, proje kapsamında (inşaat ve işletme aşamalarında) kullanılacak suyun nereden temin edileceği, temin edileceği kaynaklardan alınacak su miktarı belirlenmesi ve su temini halinde diğer su kullanıcılarına olabilecek etkilerin tespit edilmesi gerektiği, çalışmalar esnasında, yükleme ve boşaltmada oluşacak tozlanmaya karşı önlem olarak; savurma yapılmadan yükleme ve boşaltma işlemlerinin yavaş yavaş yapılması önleminin yeterli olmayacağı, bu nedenle çalışma anında tozlanmayı azaltacak ilave tedbirler alınmasının uygun olacağı, atıkların yer altı ve yerüsütü sularına bulaşması olumsuzluk yaratabileceğinden depolama şekillerinden ve bertaraf yöntemlerinden söz edilmesi gerektiği, PTD'de belirtilen tehlikeli atıkların ne şekilde bertaraf edilecekleri ve ne şekilde depolanacakları hakkında bilgi ve taahhüdün verilmediği, özellikle pasa depolama alanlarının ve stok alanlarının PTD'de verilen koordinatlara mutlaka uyulması gerektiği, duraylılığın sağlanması için pasa depolama alanlarında gerekli önlemlerin titizlikle alınması ve sürekli kontrol altında tutulması gerektiği, aksi taktirde deprem ve heyelan oluşumunda yığınların, yerüstü sularına etki edebileceğinin, akış yönlerini değiştirebileceğinin muhtemel olduğu, ocak artığı malzemenin, pasa malzemesinin ve erozyonla oluşabilecek rüsubatın dere yataklarına ulaşmasını engelleme konusunda alınacak önlemlerin daha kapsamlı şekilde PTD’de belirtilmesi gerektiği, ayrıca olası aşırı yağışlarda saha içindeki derelerin artan akışı ile meydana gelebilecek taşkınlarla ilgili alınması planlanan önlemlerin de daha ayrıntılı şekilde belirtilmesi gerektiği" yönünde tespit ve değerlendirmede bulnulmuştur.
Uyuşmazlık konusu ÇED Olumlu kararına dayanak teşkil eden nihai ÇED raporunun, bilirkişi raporunun, rapora karşı davacı, davalı idare ve müdahil tarafından yapılan itirazların ve dava dosyasında yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinden; PTD'de üretim yöntemi olarak belirlenen delici ile gevşetme usulünün, alanın jeolojik yapısı da dikkate alındığında, kullanılabilir yöntem olmadığının bilirkişi raporunda yer verilmesi nedeniyle, üretim faaliyetinin gerçekleştirilme yönteminin ve bu yönteme göre yapılan çevresel etki değerlendirmesinin hatalı olduğu, maden üretimi sırasında oluşacak pasa malzemesinin yeraltı sularına karışmaması için hangi önlemlerin alınacağının, bu önlemlerden hangilerinin nasıl uygulanacağının detaylarının PTD'de yer almadığı ve bu kapsamda gözlem noktaları belirlenerek bir izleme programının oluşturulmadığı, maden işletme sahasında bitki örtüsü ve bitkisel toprağın kaldırılacak olması ve derin yarmalar yapılmasından kaynaklı oluşan kaya çatlak sistemindeki kesintiler nedeniyle … Deresinin debisinin ne şekilde etkileyeceğinin ve … Köyü sulaması için … Deresinden alınan 10 lt/sn debide azalma olması durumunda alınması gereken önlemlerin PTD'de ayrıntılı olarak ele alınmadığı, proje kapsamında gerçekleştirilecek faaliyetler nedeniyle zarara uğrayacak olan doğal dengenin işletme sonrasında geri kazanılmasına yönelik olarak yeterli çalışmalara yer verilmediği, kullanılacak araç ve teçhizatlar ve/veya patlatmalarla oluşabilecek titreşim hesaplarının yapılmadığı, maden üretimi sırasında oluşacak pasa malzemesinin bir kısmının dolgu malzemesi olarak kullanılmasının planlamasının çevresel etkileri açısından uygun bir yöntem olmadığı, proje kapsamında kullanılacak suyun nereden temin edileceğinin, temin edileceği kaynaklardan alınacak su miktarının ve su temini halinde diğer su kullanıcılarına olabilecek etkilerinin tespit edilmediği, çalışmalar esnasında, yükleme ve boşaltmada oluşacak tozlanmaya karşı alınacak önlemlerin yeterli olmadığı, PTD'de yer verilen tehlikeli atıkların ne şekilde bertaraf edilecekleri ve ne şekilde depolanacakları hakkında bilgi ve taahhüt verilmediği, ocak artığı malzemenin, pasa malzemesinin ve erozyonla oluşabilecek rüsubatın dere yataklarına ulaşmasını engelleme konusunda ve aşırı yağışlarda saha içindeki derelerin artan akışı ile meydana gelebilecek taşkınlarla ilgili alınması planlanan önlemler hususunda PTD'de ayrıntılı ve gerekli bilgilere yer verilmediği anlaşıldığından, dava konusu "ÇED Gerekli Değildir" kararının hukuka, mevzuata ve kamu yararına aykırı olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka aykırı bulunarak dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : 1- Davalı idare tarafından; bilirkişi heyetinin değerlendirilmesi gerekli ana konu başlıkları bakımından yeterli uzmanlığa sahip olması gerektiği, ancak Mahkemece bu hususa dikkat edilmediği, bilirkişi raporunda jeolojik ve hidrojeolojik yönden PTD'nin yeterli olmadığı yönündeki kanaate nasıl ulaşıldığına dair yeterli ve açık bir bilgiye yer verilmediği, ÇED kararının tek başına yeterli olmadığı, nitekim ilgili mevzuat bakımından projenin öngörülen alanda gerçekleştirilmesinin uygun olmayabileceği, dava konusu kararın hukuka uygun olduğu, Mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
2- Davalı yanında müdahil tarafından usule ilişkin olarak; davacılardan … , … , … , … , … ve … Köyleri ile ...'in dava açma ehliyetlerinin bulunmadığı, ayrıca davanın süresinde açılmadığı, esasa ilişkin olarak; bilirkişi raporunun mevzuata dayanmadığı, bilirkişilerce varsayımsal değerlendirme yapıldığı, ayrıca maden sahasında rezerv tespit çalışmalarının halen devam ettiği, bu işlemler için mutlaka güncel maden mevzuatı ve uygulamalarının kullanılması zorunluluğunun bulunmadığı, ÇED kararı olmadan sondaj faaliyetinin yapılamayacağı, dolayısıyla şu an maden sahasının cevherleşmesini tespit etmeye çalışıldığı, bu nedenle sondaj yapılmadıkça rezerv bilgilerinin tam olarak verilemediği, sondaj için de gerekli izinlerin alınması amacıyla başvuru yapıldığı, maden sahasını işletmek için gerekli olan çalışan sayısının işletme kapasitesine ve günün şartlarına göre belirleneceği, bilirkişi raporunun aksine PTD'de yasal mevzuata yer verildiği, üretim esnasında oluşacak pasa malzemesinin ruhsat sahasında bulunan doğal bir madde olduğu, ayrıca metalik madenleri yan kayaçlardan ayrıştırmak için siyanür veya bir başka kimyasal maddenin kullanılmayacağının taahhüt edildiği, bu nedenle asitli suyun yer altı suyuna karışmasının mümkün olmadığı, ayrıca pasa malzemenin asit üretme ihtimalini engellemek için her türlü tedbirin alınacağı, madencilik faaliyetlerinden dere yataklarının ve yer altı sularının etkilenmeyeceğini ortaya koymak amacıyla sonradan hidrojeolojik etüt raporunun hazırlatıldığı, atıkların ve pasa malzemenin depolanma şekillerine PTD'de yer verildiği, projenin muhtemel çevresel etkilere yönelik her türlü tedbirin alındığı, kararın hukuka uygun olduğu, Mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacılar tarafından, bölgenin mikro klima etkisine sahip bir alan olduğu, dolayısıyla bütüncü bir değerlendirme yapılması gerektiği, dolayısıyla bilirkişi raporunun hükme esas alınması ile verilen Mahkeme kararının hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ : Mahkeme kararının aşağıda yer verilen gerekçe ile onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY
Davalı yanında müdahil tarafından, Amasya İli, Taşova İlçesi, ... Köyü sınırlarında 2000 hektarlık alanın 22,16 hektarlık kısmında, açık ocak faaliyetlerinde 42.000 ton/yıl, kapalı ocak faaliyetlerinde 12.000 ton/yıl olmak üzere toplam 54.000 ton yıl tüvenan malzemeden, 12.000 ton/yıl demir-bakır-kurşun-altın madeni üretimi ile 54.000 ton/yıl kapasiteli kırma eleme yıkama tesisinin yapılmasının planlanması üzerine, hazırlanan PTD davalı idareye sunulmuştur.
İlgili kurumlardan alınan görüşler neticesinde söz konusu projeyle ilgili ...tarih ve E-... sayılı "ÇED Gerekli Değildir" kararı verilmiştir.
Bunun üzerine, anılan kararın iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2872 sayılı Çevre Kanununun 10. maddesinde; "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez..." hükmüne yer verilmiştir.
25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ve dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 4. maddesinde; g) Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı: Seçme Eleme Kriterlerine Tabi Projeler hakkında yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı, ğ) Çevresel etki değerlendirmesi gereklidir kararı: Seçme Eleme Kriterlerine Tabi Projelerin çevresel etkilerinin incelenerek, çevresel etkilerinin daha detaylı incelenmesi amacıyla Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hazırlanmasının gerektiğini belirten Bakanlık kararını, h) Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı: Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hakkında Komisyon tarafından yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı olarak tanımlanmış, 6. maddesinde; "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) (Değişik:RG-26/5/2017-30077) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Ancak bu durum söz konusu teşvik, onay, izin ve ruhsat süreçlerine başvurulmasına engel teşkil etmez. (4) Bu Yönetmelik hükümlerine göre karar tesis edilmeden önce, projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, aşamasına bakılmaksızın süreç sonlandırılır." kuralına, 7. maddesinde; "(1) Bu Yönetmeliğin; a) Ek-1 listesinde yer alan projelere, b) "ÇED Gereklidir" kararı verilen projelere, c) Kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi ek-1 listesinde belirtilen eşik değer veya üzerinde olan projelere, ÇED Raporu hazırlanması zorunludur." kuralına, 15. maddesinde; "(1) Bu Yönetmeliğin; a) Ek-2 listesinde yer alan projeler, b) Kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi ek-2 listesinde belirtilen projeler, seçme, eleme kriterlerine tabidir." kuralına yer verilmiştir.
Anılan Yönetmeliğe ekli EK-I Çevresel Etki Değerlendirmesi Uygulanacak Projeler Listesinin 27- Madencilik projeleri: a) (Değişik:RG-19/4/2019-30750) 25 hektar ve üzeri arazi yüzeyinde (Kazı ve döküm alanı dahil) planlanan açık işletmeler, b) 150 hektarı aşan (Kazı ve döküm alanı toplamı olarak) çalışma alanında açık işletme yöntemi ile kömür çıkarma, c) Biyolojik, kimyasal, elektrolitik ya da ısıl işlem yöntemleri uygulanan cevher zenginleştirme tesisleri ve/veya bu zenginleştirme tesislerine ilişkin atık tesisleri, ç) 400.000 ton/yıl ve üzeri kırma, eleme, yıkama ve cevher hazırlama işlemlerinden en az birini yapan tesisler olarak sayılmış iken, EK-II "Seçme - Eleme Kriterleri Uygulanacak Projeler Listesinin 49. maddesinde ise; a) (Değişik:RG-14/6/2018-30451) Madenlerin çıkarılması (Ek-1 listesinde yer almayanlar), b) Yıllık 5.000 m3 ve/veya 250.000 m2 ve üzeri kapasiteli mermer ve dekoratif taşların kesme, işleme ve sayalama tesisleri, c) 1.000.000 m3/yıl ve üzerinde metan gazının çıkartılması ve depolanması, ç) Karbondioksit, kaya gazı ve diğer gazların çıkartıldığı, depolandığı veya işlendiği tesisler, (Atölye tipi dolum tesisleri hariç), d) Kırma, eleme, yıkama ve cevher hazırlama işlemlerinden en az birini yapan tesisler, (Ek-1 listesinde yer almayanlar), e) Cevher zenginleştirme tesisleri ve/veya bu zenginleştirme tesislerine ilişkin atık tesisleri, (Ek-1 listesinde yer almayanlar) olarak sayılmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca; bir projenin ÇED Yönetmeliğinin EK-1 listesine mi yoksa Ek-2 listesine mi dahil olduğunun anlaşılabilmesi için, açık işletme yöntemiyle madenlerin çıkarılmasına yönelik projeler bakımından madenin çıkarılacağı alanın büyüklüğüne, projede ayrıca kırma, eleme, yıkama ve cevher hazırlama işlemlerinden en az birini yapan tesisin yapılmasının planlanması halinde, bu defa söz konusu tesisin kapasitesine bakılması gerektiği, dolayısıyla dava konusu proje için gerek alan büyüklüğü gerekse kapasite itibarıyla ÇED Yönetmeliğinin Ek-2 listesinde yer alan projelere özgü sürecin işletilmesi gerekmekle birlikte, bu tür projelerde çevresel etkilerin daha detaylı incelenmesi gerektiği sonucuna varılması durumunda da ÇED Yönetmeliğin Ek-1 listesine tabi projelere özgü sürecin işletilmesi gerekmektedir.
Uyuşmazlıkta; her ne kadar İdare Mahkemesince, bilirkişi raporu hükme esas alınarak, dava konusu ÇED Gerekli Değildir kararının dayanağı PTD'nin bazı yönlerden yeterli bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş ise de, Mahkeme kararının gerekçesinde yer alan tespitlerin yanı sıra, bilirkişi raporunda ayrıca proje alanındaki orman sahası ve altındaki kireç taşının, kalker ve mermer oluşumlarının bulunduğu sahanın, akifer alanlardan yeraltı suyu beslenme ve su kaynaklarının bulunduğu sahalar içerisinde olduğu, burada yapılacak olan madencilik faaliyetlerinin, geri dönüşü olmayan yeraltı suyu ve su kaynakları kaybına sebep olabilecek bir bölge içerisinde kaldığı, ayrıca bu su kaynaklarının, civardaki köylerin içme ve kullanma suyu ihtiyaçlarının temininde kullanıldığından, kaynak kaptajları, içmesuyu isale hatları ve depoları dava konusu alan içerisinde ve yakın civarında yer aldığı, proje sahasının, %53 (sarp) eğimde olan 22,16 ha saf kayın ormanı üzerinde açık ocak ve yer altı ocak işletmeciliği şeklinde planlandığı, projenin yamaç eğiminin yüksek olması nedeniyle heyelan, toprak kayması, erozyon ve sel sularının oluşabileceği hassas bir bölge üzerinde yapılacağı hususlarının vurgulandığı, ayrıca davacıların içme ve kullanma suyu kaynaklarının proje alanı civarında olması nedeniyle dava dilekçesinde özellikle projenin su kaynakları üzerinde olumsuz etkilerinin olacağı yönünde itirazlarının bulunduğu dikkate alındığında, her ne kadar dava konusu proje, (alan büyüklüğü ve proje kapasitesi itibarıyla) ÇED Yönetmeliğin Ek-2 listesinde yer alıyor olsa da, proje alanının ekolojik olarak hassas bir bölge olduğu anlaşılmış olup, başta su kaynakları ve ormanlık alana etkisi olmak üzere, projenin tüm çevresel etkilerinin ve alınacak önlemlerin Ek-1 listesinde yer alan projelerde olduğu gibi daha detaylı incelendiği ve hazırlık aşamasında halkın katılımı toplantısının yapılmak suretiyle halktan gelebilecek görüş ve önerilerin yansıtıldığı bir ÇED raporunun hazırlanması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin ve alınması gerekli önlemlerinin belirlenmesi amacıyla bir ÇED raporu hazırlanarak ÇED sürecinin işletilmesi gerektiğinden, PTD'nin yeterli bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu ÇED Gerekli Değildir kararının iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik bulunmamıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı ve davalı yanında müdahilin temyiz istemlerinin reddine,
2. Dava konusu işlemin iptali yolundaki ...İdare Mahkemesinin ...tarih ve E: ..., K: ... sayılı temyize konu kararında 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan Mahkeme kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA,
3. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, karar düzeltme yolunun kapalı olduğunun duyurulmasına, 13/04/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.